Bizim zaafımız nedir

Şeytan, sürekli insanlarla uğraşır. Kendisine itaat ettirebildiklerine akılalmaz işler yaptırır. Bazılarını telâfisi mümkün olmayan maceralara sürükler.
Şeytanın kullandığı zaaflarımızdan biri de hırs ve tamahkâr yönümüzdür. Hırs, günahlarımızın üç kaynağından biridir.
Hırs, ilk defa Hz. Âdem Aleyhisselâm'da görüldü. Allah (c.c.) O'nu Cennetine koymuş, bir tanesi müstesna, oradaki bütün meyvelerden de yiyebileceğini söylemişti. Ancak, Cennette ebedi kalma ve hiç ölmeme hırsına kapılan Âdem Aleyhisselâm, Allah'ın yasak ettiği o bir meyveyi yemiş, bu yüzden de Cennet'ten çıkarılmıştır.
Aşırı isteklerimiz hırsımızdır. Bu da kanaatsizlikten, hamd ve şükürden uzak olmamızdan kaynaklanır. Hırs hastalığına yakalanmış isek hiçbir konuda sağlıklı düşünemeyiz. Çünkü hırsımız bedenimizi yediği gibi düşüncelerimizi de dumura (çalışmaz hâle getirir) uğratır. Tamahkarlık da budur işte.
İnsanda mevcut bulunan duyguların belki de en zararlılarından biri hırs (tamahkarlık)'tır. Allah (c.c.) korusun, buna yakalanan bir insan (daha önce hırsın bir hastalık çeşidi olduğuna işaret etmiştik), hem bu dünyada hem de öbür âlemde zararını görür. Hatta, hemen ifade edelim, hırs yüzünden dünyada zarar görenler, öyle ki, bedelin hayatıyla ödeyenler az değildir. Meselâ, para kazanmak konusundaki hırs, insanı yanlış istikametlere yönlendirip haram kazanç yollarına sevk eder. Bunca rüşvet, hırsızlık, arsızlık, hortumculuk, soygunculuk gibi melanetler hırs hastalığının neticesidir. Hırs olmasa devlet soyulur mu? Milletin hakkına, hukukuna tecavüz edilebilinir mi? Ar, namus atılabilir mi? Bedenler satılabilir mi? Makam için karısını satanlar var. Niçin kendilerine ait olması gerekeni makamı için satıyorlar? Makam hırsı gözlerini boyamış, duygularını esir almış da onun için bunu yapıyorlar. Kumar hırsına kapılan, bu yolla çok zengin olacağını zannediyor; kumara mübtelâ oluyor.
Trafikte hırs, kuralları çiğnemeye sebep oluyor. Bu da sür'at demektir ki, aşırı sür'at felâkettir ve neticesi de hepimizce mâlumdur.
Konuyla ilgili olarak Kur'ân-ı Kerim'de ve Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v.)'in hadislerinde ikaz ediliyoruz. Teenni (acele etmeden) ile hareket etmemiz emrediliyor.
Bu emre uyanlar gelecek zarardan kurtulmuş olurlar. Buna rağmen çeşitli sebeplerden dolayı zarar görülse bile en azından kişisel sorumluluk ortadan kalkar.
Bir şeyi, ölçüleri aşarak, ne pahasına olursa olsun elde etmek isteyenler, başka birçok şeyden mahrum kalırlar. Çünkü böyleleri şeytana yakalarını kaptırmışlardır. İnsan hiçbir zaman Bakara suresinin 216. ve Nisa suresinin 19. âyetlerini hafızasından uzak tutmamalıdır. Bu âyetler işaret etmeğe çalıştığımız hırs hastalığına mübtelâ olmamamız hususunda bizi teyakkuza sevkeder.
Şu hususu da bilmemizde zaruret var: Bu dünya, insanın bütün isteklerini ve arzularını tatmin etmek için yaratılmış değildir; zaten buna bir ömür de yetmez. Bu yüzden insanın, esas istek ve arzularının tamamını, yüzde yüz tatmin olabileceği ve tam olarak her isteğine kavuşabileceği yer Cennet'tir. Ancak buna hazırlanmak ve hırsların bizi tüketmesine izin vermemek lâzım...


Mevlüt Özcan

araştırmacı yazar