Riya ibadetleri kemiren bir kurt gibidir


Kulun ibadetine arız olacak en tehlikeli hastalık riya, yani gösteriş hastalığıdır. Riya, ibadetleri kemiren bir kurt gibidir. İnsan ondan şiddetle kaçınmalıdır. Şeytan insanı ibadetini terke muvaffak olamazsa, bu defa ona başka bir cihetten yaklaşarak onu gösterişe sevk eder.
ALLAH korusun, bir insan gösteriş için namaz kılabilir, gösteriş için zekat verebilir, gösteriş için hacca gidebilir. Yani bu ibadetleri eda ederken bunların içerisine riya karışabilir. Bunu dışarıdan tesbit etmek mümkün değildir. Bunu ancak ALLAH bilir. Fakat oruç ibadetine riyanın karışması mümkün değildir. Yani bir kimse gerçekten oruç tutuyorsa, Ramazan ayında şartlarına uygun olarak bu ibadeti eda ediyorsa bunu gerçekten ALLAH için yapıyordur. Bunda riya, gösteriş yoktur. Çünkü oruç ibadetinde samimi olmayan yani bu ibadeti gösteriş için yapan kimse, başkalarının görmediği yerde yer içer ve insanlara karşı da oruçluymuş gibi görünebilir. Bu imkan elindedir.
Ama bu imkana rağmen böyle yapmıyor da şartlarına uygun olarak orucu tutuyorsa işte bu kişinin yaptığı ibadet gerçekten ALLAH içindir. Ve tahmin ediyoruz ki ALLAH Teâlâ işte bu sebeple "Oruç benim içindir. Onun mükafatlandıracak da benim." buyurmaktadır. Buradan anlaşılıyor ki, ALLAH Teâlâ bu ibadete karşılık bizim aklımızın alamayacağı ölçüde sevap verecektir.
ALLAH'a kulluğun, ve kulluktaki samimiyetin en önemli ifadesi olan oruç ibadeti, kulun hayatında çok büyük değişiklikler yapan onu ruhen ve bedenen terbiye eden ve yenileyen bir ibadettir. Bu hasbi ve samimi ibadetin şartlarına uygun olarak eda edilmesi halinde sonunda kula ne kazandıracağını Ebu Hureyre (R.A.)den rivayete göre şöyle müjdeleyen Resûlullah (S.A.V.)Efendimiz:
"Kim, iman ederek ve mükâfatını sadece ALLAH Teâlâ'dan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, onun geçmiş günahları mağfiret olunur" buyurmuşlardır. (Buhari, İman: 28, Leyletu'l-Kadr: l, Savm: 6, Müslim, Sıyam: 3, 20, Müsafirin:175, Ebu Davud, Ramazan: l, Savm: 57, Tirmizi, Savm l, Cennet: 4, Nesai, Sıyam: 39, İbn-i Mace, İkame:173; Sıyam:2, 33, Darimi, Savm:44, A.b.Hanbel, 2/232)
Ebu Hureyre (R.A.)'den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:
"Her kim Ramazan gecelerinde, ALLAH'a inanarak ve ecrini ALLAH'tan bekleyerek ibadet için kalkarsa, daha önceki günahları af olur." (Buhari, İman: 25-27, Savm: 6, Leyletu'l-Kadir; 1, Müslim, Müsafirin: 173-176, Ebu Davud, Ramazan: 1, Tirmizi, Savm: 83) buyurdu.
Yani her kim Ramazan gecelerini teravih namazı kılmak suretiyle yahut bunun dışında zikir, istiğfar ve Kur'an-ı Kerim okumak gibi ibadetlerle ihya ederse, bunu da ALLAH Teâlâ'nın vaad ettiği mükâfata inanarak, ecrini ALLAH'tan bekleyerek yaparsa, başkasından bir şey beklemezse ve bu ibadetleri halisane yapıp ALLAH'ı başkalarına bu ibadette ortak kılmazsa mağfiret olunur.
Kullarına lütufkar olan, acıyan, merhamet eden ALLAH Teâlâ'nın, ne büyük imkanıdır bu!... Bu büyük imkandan istifade edememek de ne büyük bahtsızlıktır. Bütün gücümüzle bu imkandan istifade etmeye çalışmalı onu asla kaçırmamalıyız.
Yalnız burada bir yanlış anlamaya mahal vermemek için bir hususa dikkat çekmek lazımdır ki o da şudur: Hadis-i şerifte " onun geçmiş günahları mağfiret olunur." buyuruluyor. Burada her türlü günahın affedildiği anlaşılmasın. Çünkü kul hakları bu gibi umumi ifadelerin dışında tutulmuş, istisna edilmiştir. Yani siz birisinin hakkını üzerinize geçirmişseniz, Ramazanda oruç ibadetini eda etmekle o hakkı ödemiş olmuyorsunuz. Birisine kötülük yapmış, zülmetmiş, haksızlıkta bulunmuşsanız, Ramazan orucu sizin bu günahlarınızı affettirmiyor. Bu gibi günahların affedilme yolu hak sahiplerinin haklarını helal etmelerine bağlıdır. Bunu da unutmamak lazımdır. Bu vesile ile şunu da hatırlatalım ki: Orucu ALLAH için tutuyoruz. Ramazan'ı bahane ederek işlerimizi aksatmayalım. İşverenler haklarını helal etmezlerse borçlu kalırız, hak yemiş oluruz.


Mehmet Talü

araştırmacı yazar