Ramazan ayı hep yeni aydır, her yıl da tazedirdir

Ramazan ayı gelirken ve gelince insanlar arasında "Ah o eski Ramazanlar" muhabbeti bir numaralı konu olur. Herkes "eski Ramazan ayları"nın daha tatlı, daha keyifli olduğunu konuşur durur. Tâbirimi mâzur görün lütfen; ağzı olanlar eskiden insanların daha muhabbetli, insanca hareketlerin daha samimi olduğunu, iftar sofralarının, sahur yemeklerinin, teravih namazlarının hülâsa Ramazan aylarının tadının damaklarda bıraktığı tat ile gittiğini konuşur dururlar.
Şu bir kaç sorunun cevabını birlikte bulabilirsek böylesi muhabbetlerin nedenlerini ve niçinlerini de çözmüş oluruz. Düşünelim bakalım:
-Neden "eski Ramazan ayları" daha tatlı?
-Neden "eski"den insanlar daha muhabbetliydi?
-Sahurları, iftarları ve teravihleri neden daha güzeldi?
Çünkü günümüzdeki mü'minler Ramazan ayını önceden gelen mü'minler gibi samimi yaşamıyorlar. Yaşayamıyoruz. Ramazan ayını Ramazan ayı gibi yaşamadığımız için de eş-dost sohbetlerinde halimize kılıf uydurmak için "Ah o eski Rramazanlar" diye gevezelik ediyoruz.
Ramazan ayı aynı ay, orucu aynı oruç. Orucu farz kılan Allah-u Teâlâ bütün Ramazan aylarını aynı bereketle donatmıştır.Allah (CC) her Ramazan ayında rahmetini aynı oranda inzal eder.
Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi (Kadir Sûresi, Âyet: 3) geçmiş Ramazan aylarında olduğu gibi günümüzde teşrif eden Ramazan aylarında da keremen yine var. Bundan sonra da kıyamet sabahına kadar yine var olmaya devam edecek.
Peki öyle ise biz neden o öncekilerin aldığı lezzeti alamıyoruz?
Alamıyoruz! Çünkü ağzımızın tadı bozuldu. Önünüze konan yemek sizin çok sevdiğiniz bir yemek de olsa ağzınızın tadı yoksa o yemekten lezzet alamazsınız. Rahmetiyle, bereketiyle, lezzetiyle gelen Ramazan ayından lezzet alamayışımız bir anlamda iman lezzetinden mahrum yaşayışımızdandır.
Bilir misiniz? İnsanoğlu, önem vermediği şeyin tadını alamaz, kıymetini de bilemez. Ramazan ayına önem vermek, onu gündemimizin ilk sırasına almak gerekir. Ramazan ayına önem vermek demek bütün imkânları, fırsatları ve değerleri onun yolunda seferber etmek olur. Böylece "eski Ramazan ayları"nın tadını, lezzetini ve hazzını aynı oranda alabiliriz. Bu bir hayal değil, gerçeğin ta kendisidir.
Ramazan hep yeni, hep tarutazedir. Onun eskisi olur mu hiç? Ama bizler eskiyebiliriz. Ramazan ayı bizi tazelemek için geliyor. Her Ramazan ayı yenilenebilmemiz için bir fırsattır.İyi değerlendirmemiz lazım.
Çok iyi hatırlıyorum, çocukluğumda büyüklerimiz iki ay öncesinden yani Recep ayından itibaren Ramazan ayı hazırlıklarına başlarlardı. Evlerde tatlı ve huzur verici bir "Ramazan ayı telâşı" başlardı. Bu "telâş" sadece yemek-içmek için hazırlık değildi; aynı zamanda bir gönül ve ufuk hazırlığıydı. Recep ve Şaban aylarında:
* Ara ara oruçlar tutulurdu.
* Sadakalar ve diğer hayırlar artırılırdı.
* Kur'ân-ı Kerîm'den okunan sahifeler fazlalaştırılırdı.
* Fakir fukaranın ihtiyaçları giderilirdi.
* Tebrikleşmeler eksik edilmezdi.
Bu önemli vasıflar dolayısıyla dini hassasiyeti az olanlar bile bu sayede Ramazan ayının hazzına ulaşmış olurlardı.
Öyle ise Ramazan ayını bu yıl öyle yaşayalımki, "eski Ramazan ayları" muhabbeti yapmaya ihtiyaç duymayalım. Bu Ramazan ayında bunu başarabilecek miyiz bakalım! İnşaallah başaracağız...