Doğru yoldan ayrılmamak lazım

Dünya tarihi gösteriyor ki, hangi millette böyle sapıklar, ahlakî değerlerden mahrum olanlar türediyse o milletin ahlakı ve birliği bozulmuş, kuvveti ve direnci kırılmış ve sonunda da yok olup gitmiştir.
Sonuç olarak, dinsizlik ve ahlaksızlık akımı, bütün beşeriyet için bir falâket ve en büyük beladır. Bu zararlı akımın önü alınmadıkça, insanlık alemi için kurtuluş ümidi yoktur.
İnsan güzel inanca ve güzel ahlaka sahip olmalıdır ki, hem dünyada hem de ahirette felaha ve kurtuluşa erişebilsin. Bu da kuru laf ile değil, dinin talimatı gereğince ciddi bir şekilde çalışmakla elde edilir. Bir zat ne güzel demiştir:
"Kurtulmak istiyorsun. Ama kurtuluş yolundan gitmiyorsun. Gemi kuru yerde yüzmez bilmiyor musun?"
Gerekeni yapmak ve doğru yolu takip etmek lazımdır. Dolayısıyla selamet ve saadet sahiline kavuşmak isteyenler, hak dine, üstün ahlaka sarılmalı ve bunların gösterdiği yoldan ayrılmamalıdır.
Sonuç olarak, insanın kurtuluşa ermesi için arınması lazımdır. Ancak sadece bu yeterli olmayıp bedeni ibadetlere de ihtiyaç vardır. İşte:
"Ve Rabbinin ismini zikredip de namaz kılmıştır" (Âlâ Sûresi:15) ayet-i kerimesi bunu ifade etmektedir.
Hiç şüphesiz zikrullah çok büyük bir yücelik taşımaktadır. Zikrullah, kalbin cilası, ruhun gıdasıdır. İnsan Cenâb-ı Hakk'ı sürekli zikretmelidir.
Gafilce yaşamak insana yakışmaz. ALLAH ALLAH demek, Kur'an-ı Kerîm'i okumak, kelime-i tevhide devam etmek zikirdir. ALLAH Teâlâ'nın kudretinin eserlerini ve büyüklüğünü düşünmek, hatta bayram sabahı camiye giderken ve bayram namazını kılarken alınan tekbirler dahi zikirdir.
Namazın dahi yüce bir ibadet olduğu bilinmektedir "Ve Rabbinin ismini zikredip de namaz kılmıştır" ayet-i kerimesindeki "namaz kılmıştır" fiili genel olarak zikredildiğinden bu; hem farz namazları, hem de vacip olan bayram namazlarını içerir.
Namaz, ALLAH Teâlâ'yı yüceltmek, anmak ve O'na karşı ibadet borcunu ödemek O'ndan rahmet ve hidayet dilemektir. Namaz, ibadetin en olgun şeklidir. Zira insanı ruh temizliğine götürecek bu ibadetten önce beden ve elbise temizliği farz kılınmıştır. "ALLAHu ekber=ALLAH en büyüktür" sözüyle, ALLAH Teâlâ'dan başka düşünceler atılır, gönül yalnız ALLAH Teâlâ'yı anmaya yöneltilir. "ALLAHu ekber" sözüne tahrime denir ki ALLAH Teâlâ'dan başka şeylerle uğraşmayı haram kılmak demektir. Rükünden rükne geçildikçe bu tekbir tekrar edilir. ALLAH Teâlâ'nın huzuruna duran Mü'min her rek'atte Fatiha'yı okuyarak övgü ve ibadetin yalnız ALLAH Teâlâ'ya yapılacağını, hidayet ve rahmetin yalnız O'ndan bekleneceğini söyler, rüku ve sücûdunda ALLAH Teâlâ'yı tesbih eder. Namaz, iman ve takvanın bir gereğidir. Namazı huşu içerisinde ve vaktinde kılmak lazımdır. Namazın ahlâkî ve sosyal faydaları da bulunmaktadır.
Hiç kuşkusuz iman ve kalb huzuru ile kılınan namaz, insanı kötü düşüncelerden, korku ve ıstıraptan kurtarır. O insan dünya için üzülmez, ALLAH Teâlâ'dan başka yarar ve zarar veren görmez. Herşeyi ALLAH Teâlâ'dan bilir, yalan ve nifaktan utanır. Her an kendisini ALLAH Teâlâ'nın huzuruna durmaya hazırlar.


Mehmet Talü

araştırmacı yazar