Haramlardan kaçınmak

Namaz; haramlardan, kötülüklerden, çirkin işlerden meneder. Sabırsızlıktan, huysuzluktan sakındırır, yüksek ahlâk ile bezendirir. İnsanı daima ALLAH Teâlâ duygusunun kontrolu altında tutar ve bu kontrol altında hayat yoluna devam eden insan da her an önüne çıkması muhtemel olan haram engellere ayağını taktırmadan ve günah çamuruna bulanmadan emniyet içinde yürüyebilir. Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin bir evin önünden akan pırıl pırıl temiz bir suya benzettiği (Bak. Buhari, Mevakîtu's-Salah: 5) namaza devam edelim ki, o, bizim büyük günahlardan korunmamıza ve arada vaki olacak küçük günahlarımızdan da af olunmamıza sebep olur.
Kısacası, tertemiz kalabilmek için dinen yapılması caiz olmayan şeyleri yapmamak, dinen yenilmesi-içilmesi haram olan şeyleri yememek-içmemek, dinen giyilmesi, kullanılması caiz olmayan şeyleri giymemek, kullanmamak, alınması-verilmesi haram olan şeyleri almamak-vermemek gibi hususlara, kısacası ALLAH Teâlâ'nın emir ve yasaklarına riayet etmek gerekir.
Muhterem Okuyucu!
Ramazan-ı Şerif ayında kazanılan güzellikler, yapılan ibadetler bir kenera atılmamalıdır. Çünkü yukarıdan beri izah etmeye çalıştığıımız tezekki yani arınmak ve Ramazan ayında ıslah edilen ruhlarımızın hastalıksız devam etmesi, Ramazan ayından sonra da bizim kulluk yolunda bulunmamıza bağlıdır. Biz ibadet etmeye devam ettikçe ruhlarımız hastalık yüzü görmez. Bu ne gibidir bilir misiniz? Hastanın birisi bir hekime başvurur, hekim muayene eder ve der ki: Sen şunu yer, bunu yemezsen, şöyle yatar böyle kalkarsan, şu ilaçlara da devam edersen hastalık geçer, rahat edersin. Fakat ne vakit bunları bırakırsan, hastalık yine gelir. Şimdi, doktordan bu nasihati dinleyen adamın hastalığı geçer geçmez, bu ilacı bırakması, perhizi bozması uygun mudur? Bunu aklı başında olan bir kimse yapar mı? İşte Ramazan ayında ibadetle nefsini ıslah eden bir kimse de böyledir. Cenâb-ı Hakk'ın Kur'an-ı Kerîm'de buyurduğu gibi onun kendisine ölüm gelinceye kadar ibadet etmesi lazımdır. Cenâb-ı Hakk'a belirli bir zaman için itaat etmek kafi değildir.
Muhterem Okuyucu!
Bir ay boyunca, ALLAH Teâlâ'nın emir ve yasaklarına uyarak, olanca gücümüzle ibadet ve taatte bulunmaya çalıştık. Tabir caiz ise, akülerimizi şarj ettik, iyice doldurduk. Şimdi bize düşen, akülerimizin deşarz olmaması yani boşalmaması için vazifelerimizi, ibadetlerimizi muntazaman yapmaya, çalışmaya devam etmektir. Tıpkı bir araba gibi. Çalıştığı sürece aküsü deşarz olmaz, yani boşalmaz. Amma çalışmaz, bir kenarda durursa, günün birinde mutlaka boşalır.
Bu bakımdan şu hususu iyice tesbit etmemiz ve bilmemiz şarttır: Gerçek Müslümanın hali, işi, gücü, ibadeti, taati, nefsi ile olan mücadelesi Ramazan ayı içinde ne ise; Ramazan ayının dışında da bunlar yine aynıdır. Ramazan ayı, ibadet mevsimidir de, diğer aylar isyan mevsimi mi? Bu sebeple Ramazan ayından sonra bunları terk etme veya ihmal etme diye bir şey yoktur. Bunun için, Ramazan ayındaki ibadet ve taata devam edişimizde bir eksilme olmasın. Her zaman ALLAH Teâlâ'nın emirlerini yerine getirmek lazımdır. Çünkü Müslümanlık, mevsimlik bir elbise değildir ki, belli bir ay gelince giyilsin, o ay çıkınca da çıkarılsın. Müslüman, yaşadığı sürece dinin emir ve yasaklarına uymak mecburiyetindedir. Bu hususta Cenâb-ı Hakk:
"Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et" (Hicr Sûresi:99) buyurmaktadır.
Mehmet Talü

araştırmacı yazar