Emanet ve ihanet

Alın size kafiyeli iki kelime! Ve bu kafiyeli iki kelimeyi tamamlayan müthiş bir tavsiye:
Emaneti ehline verin!
Bu tavsiyeye uyulmazsa ne olur?
Ne olacak emanete ihanet edilmiş olur!
Ya da ehil olmayan ellerde emanet çar-çur olup gider!
Açık konuşmak gerekirse, son yıllarda emanetin hep ihanete uğradığına tanık oluyoruz!
Emanete ihanet etmeyeceklerini sandığımız ve düşündüğümüz nice kişinin kendilerine emanet edilenlere ihanet ettiklerini görüyoruz!
Oysa bizlerin bir vasfımızın da "Emin" olması gerekmiyor mu?
Evet, gerekiyor ama maalesef çoğumuz "Emin" vasfına bir türlü layık olamadılar, olamıyorlar!
Bugün "Emin" gibi görünen insanların yarın "Emin olmaktan çok uzak kişiler" haline geldiklerini gözlemliyoruz!
Peki, kabahat kimde?
Biz mi adam seçmeyi bilmiyoruz yoksa onlar mı çok iyi göz boyuyor?
Sahi adam seçmede kriterimiz ne olmalıdır?
Nasıl yaparsak emin olanları seçer ve emin olmayanları elimizin tersi ile itebiliriz?
Adam seçmek kolay bir iş olmasa gerek!
Kavun değil ki bu, dibini koklayıp iyi mi kötü mü anlayalım!
Malzeme insan olunca seçim de zorlaşıyor!
Bu sadece bizim camiamıza has bir sorun da değil!
Çevremizdeki bütün camialarda bu sorunla ilgili sıkıntılar yaşandığını biliyoruz, görüyoruz!
Yani nerede insan varsa, orada bu sorun var!
Aynen emanetin söz konusu olduğu her yerde ihanetin olması gibi!
Belki emanet ve ihanet insanoğlunun en önemli iki sınav konusunu oluşturuyor!
Bu sınavdan başarı ile geçenlere ne mutlu!
Zira iyi bir insan olmanın da iyi bir Müslüman olmanın da yolu bu sınavı başarı ile geçmekten geçiyor!
Mutlaka bu sınavdan başarı ile geçenler de vardır ama sapır sapır dökülenler o kadar çok ki!
"Emin" zannedilerek kendilerine bir şey emanet edilenlerin önce hayat standartlarında önemli değişiklikler olduğuna tanık olunuyor!
Varoşlardan lüks semtlere göç ettikleri görülüyor! Evler, arabalar yenileniyor! Hayat tarzı olarak lüks bir yaşam biçimi seçiliyor!
Ve böylesine kaybedilecek şeyler sahiplenilince de emanete ihanet kaçınılmazlaşıyor!
Başka camialar bizi fazla ilgilendirmiyor ama inandık-iman ettik diyenlerin yani bizlerin emanet konusunda çok hassas olmamız gerektiğine inanıyoruz! Emin vasfına mutlaka layık olmaya çalışmamız gerektiğini düşünüyoruz! Siz ne dersiniz, haksız mıyız?

Zeki Ceyhan

araştırmacı yazar