Kasımiye Medresesi Moda podyumu halinemi gelecekti

Yaşadığımız şu yüzyılda Müslümanların zihinlerinin çarpıklığını, dumura uğramışlığını gördükçe insan daha bir kahroluyor. Müslümanlar diyorum, buna entelektüeller de dahildir. Şu kahrolası ortamda insanların alabildiğine bir değişkenliğe girdiği, kendi kendini yadsıdığı bir zaman.
Ey İslâmi gelenekten gelenlerin sekularizmi, başıboşluğu, iktidar hırslılığı, dünya tamahı bu senin eserin. Eskiden hep İnönü'ye kızılırdı. Camileri depo, ahır, dükkân yaptılar diye. İktidar partisinin valisi ve belediye başkanı bir İpekçi ailesi dönmesi ve bilmem nesi ile işbirliği yaparak kültür tarihimizin önemli bir merkezini Müslümanların gözlerinin içine baka baka podyum yaptılar.
Dışarıdan bakılınca malum medya çarpıtması da göz önüne alınınca, Mardin'deki Kasımiye Medresesi sıradan bir medreseymiş gibi. Zaten sorun da burada.
Bundan birkaç yıl önce Milli Gazete adına bir Anadolu turu yapmıştık. O sırada gazete "Yol Yazıları" başlığı altında bir dizi yazdım. Bunların içinde beni en çok mutlu eden, içimi titreten, belki de daha uzun ve ayrıntılı yazmayı düşlemiştim.
Kasımiye Medresesi sıradan bir yapı değil. Mardin ovasına bakan bu medrese cumhuriyet döneminin gadrine uğramış içe kapanmış bir kurum. Bu kurum zamanla kapılarını açmış sadece turistik gezilerin uğrak bir yeri olarak kabul edilmiş.
Kapıdan içeri girdiğimizde bizim ruh dünyamızın aslını oluşturan bir yapı olduğuna tanık oldum. Bu yapı sıradan bir yapı değil. İslâm medeniyetinin bilim alanlarını oluşturan hücreler sırayla dizili. Günümüz tanımıyla; tıp, hadis, edebiyat, hukuk, eczacılık ve daha nice talebe hücreleri bulunmakta. Bütün bu hücreler büyük bir avluya bakmakta. Mezheplere hitap eden iki ayrı mescit. Hücrelerin kapısı basık, bir talebe içeri girmek istese ikiye katlanmak zorunda. Orada ancak mum ışığında çalışılabilir. Bir öğrencinin dış dünya ile bağlantısı kesilir.
Avluda benim dikkatimi çeken en önemli şey, insan ve dünya hayatını simgeleyen suyun çıkışı ve yol alışıydı. İnsan nasıl bir ceninden meydana geliyor, bir su gibi dışa vuruyor sonra da yol alıyorsa, buradaki simge de böyle bir durumu imliyor. Su, bir kaynaktan çıkıyor, ince dar ve uzun bir yolda yer alıyor. Küçük bir göletten sonra büyük havuza boşalıyor. Büyük havuz, isterseniz siz buna büyük okyanus deyin. Hayatın en son aşaması ve öte dünya.
Yeni bir dünyada bulunuyoruz.
Mardin ve Kasımiye medresesinin seçilmiş olması bize çok anlamlı geliyor. Birilerinin bir hesabı olmalı. Neden Mardin ve neden Kasımiye medresesi.
Üstelik muhafazakâr bir iktidarın valisi ve kaymakamı tarafından destekleniyor olması da ayrı bir sorun.
Müslümanlar şu yenilgi psikolojisinden kurtulamıyorlar bir türlü. Kendilerini ne denli güçlü görürlerse görsünler batı karşısında yelkenleri iniyor hemen.
Batı ruhunun gücü belleklerine iyice yer etmiş durumda. Ondan kurtulamıyorlar.
Mardin'de yaşayan gayrımüslimler sorunu değil. Sorun, bu merkezin yeni bir işgal ile simglenemesi.
Kimi İslamcı yazarlar, kalem sahipleri bir saflıkla Osmanlı dönemini örnek veriyorlar. Onlar kiliselerinde havralarında ibadetlerini yapsınlar diye. Buna kimsenin itirazı yok. Yalnız şunu unutuyorlar: Şu anki Türkiye modern, laik ve sekuler bir ruhu temsil ediyor. Halkını İslâm'dan uzak tutmak, İslâm dışı kültürlere kapıları açık tutmak... Böyle bir paradoks. Hele şu son zamanlardaki hamleleri gördükçe insan irkilmiyor değil. Biz Osmanlı dönemini yaşamıyoruz. Yönetim erki böyle bir ruhun elinde değil. Yöneticiler batıcı ve batı kölesi konumunda. Alabildiğine yenilgiyi içselleştirmiş insanlardan oluşmuş.
Adım adım bir kuşatma altında bulunuyoruz. Müslümanlar "mahalle baskısı" adı altında sindiriliyorlar ve azınlık konumundadırlar. Siz bakmayın referandum sonuçlarına, evetlerine ve hayırlarına. Gidilen süreçte Müslümanlar tamamen savunmasız olacaklar. Bu bir paranoya değil. Akdamar kilisesi, Sümela manastırı, ardından Ayasofya'da ayin girişimi. Hele şu AB sorunsalı onların arzuladığı bir şekilde yön alırsa, yirmi bin kişi "Biz Ayasofya'da ayın yapmaya geliyoruz" derse siz durdurun durdurabilirseniz. Zaten buna hazır bir ruh içeride mevcut.
Biz Kasımiye medresesi olayını basit bir olay olarak görmüyoruz. Yıllar önce Makedonya'da bir caminin müzeye çevrilmesi, orada bir podyum alanının oluşturulması ve nü resimlerden oluşan bir sergiyi gözlerimizle görmüştük. İçimiz yanmıştı. Ne yazık ki bu artık Türkiye'de yapılıyor.
Kasımiye medresesinde Modayı düzenleyenler belli bir zihniyetin temsilcisi. Materyalist dünyanın, tüketen, insanı sömüren ve insanı giderek azgınlaştıran bir ruhun yansıması. Moda, kapitalist ruhun dış dünya yansıması. Ve tabii muhafazakâr iktidara yaranan meşhur bir ailenin dönme bir bireyi modacı. Üstelik kişisel yaşamında sapkın ve en uç noktada biri. Bunu kendileri açıkça ifşa ediyorlar.
Modayı düzenleyen ve burayı özellikle tercih eden kişi ve kurumlar milletimizin ruhuna yabancı.
Kasımiye medresesi ve bir sapkınlığın yaşandığı yer. Halkı sindirilmiş ve susturulmuş olan Mardin.
Mardin bekle gör daha neler gelecek başına?