Camilerimiz mübarek yerlerimizdir
Mescid kelimesi, Kur'an-ı Kerim'de 28 yerde geçiyor. Mescid, cami manasında bir kelimedir. Osmanlılar, mescid kelimesi yerine cami kelimesini kullanmışlardır. Dilimize de bu cami kelimesi yerleşmiştir. Her iki kelime de Arapça olup; toplayan, buluşturan ve birleştiren manalarına gelir.
Cami, dünyanın en üstün ilim, edeb, fazilet ve kendini tanıma bilgisinin verildiği; aynı zamanda da gösterildiği yerlerdir. Osmanlılar en şanlı zamanlarında yalnız cami kültürüyle yetişmişti. O zamanlar camiler hem ibadet mahali hem de muhit ve memleket meselelerinin görüşüldüğü yerlerdi. Hükümetin tebliğleri camilerde özellikle sabah ve yatsı namazlarından sonra halka duyurulurdu. Hükümetin bir ayağı camide idi. O zaman laiklik yok, kardeşlik vardı. Dünyanın efendisi idik, şimdi herkesin rezili olduk. Sebep, camiden uzak bir hayatın tercih edilmesidir. Anarşinin sebebi de budur.
Camileri kapatanlar, "Ben laikim!" deyip, camiyi hor görenler bu memlekette anarşinin mimarlarıdır. Bu zalimleri tanıyacak müslümanlara camileri dolduran gerçek cemaatlere her zamankinden daha çok bugünlerde ihtiyacımız var. Cemaat bu seviyeye geldiği gün eskiden olduğu gibi camilerimiz yeniden hem ibadet mahali, hem de muhit ve memleket meselelerinin görüşüldüğü yerler olacaktır.
Dünyanın hiçbir üniversitesi halka camideki kadar malumat veremez. Onun içindir ki, camilerimiz, sakalımız, hanımlarımızın örtüsü kadar kutsaldır. Türkiye'de huzurlu bir ortam isteniyorsa, camilerin canlanması, eski konumuna kavuşturulması şarttır. Eğitim sistemi camiyi telkin etmiyorsa, caminin kapısının açık olması hiçbir fayda sağlamaz.
Bu memlekette, "Camiye gidersem; makam mevkii elde edemem, rütbe yükselemem." korkusu insanların kalbine yerleştirilse o memlekette anarşinin önüne geçilemez. Hiçbir zaman böyle bir ortamda milletin yüzü gülmez. Türkiye'deki olumsuzlukların sebebi de budur. İdarecilerimiz yanlış yapıyorlar. Bu anlayıştan vaz geçmedikçe bu havayı meydana getirenleri tarih ihanet damgasıyla nesillere tanıtacaktır.
Niye bakanları, milletvekillerini, rektörleri, sektör ağalarını, belediye başkanlarını, bulunduğumuz bölgenin mülki amirlerini camilerde cemaat arasında, aramızda göremiyoruz. Bunlar hangi müslümanların idarecileri. Demek ki, müslümanlar idarecilerini seçerken cahillik yapıyorlar. Siyasi cahiller.
Niye camilerimizde General rütbeli askerlerimizi aramızda göremiyoruz. Göremiyoruz, çünkü rütbe endişesi, korkusu yüreklere yerleştirilmiş.
Oysa İstanbul'da 23 semte adını veren paşa var. Bunların 17 tanesinin kendi adlarıyla anılan camileri var:
Kasım Paşa Camii,
Rüstem Paşa Camii,
Kılıç Ali Paşa Camii,
Mahmut Paşa Camii,.. vesaire..
Bu gidişle kimsenin yüzünü güldüremezsiniz Ey İdareciler!
Bu böyle devam ettikçe vallahi billahi birgün bile huzurlu olamazsınız.
Cami kültürü, hakikat ve hayatın kendisinin kültürüdür. Camiden istifade eden millet ve devlet yükselir.
Peygamber (SAV) Efendimizin Kur'an-ı Kerim'den başka bir tezi ve camiden başka bir okulu yoktu. Bu okulda; insan faziletlerinin tamamını bünyesinde toplayan emsalsiz bir topluluk, bu kültür, bu ruhî temizlik hiçbir kimse tarafından batıl gelmeyen Kur'an-ı Kerim sayesinde meydana gelmiştir.
Bugün bizlerin de böyle bir üniversiteye şiddetle ihtiyacımız vardır. Rahmetin indiği, nurun parladığı bir kürsîye ihtiyacımız vardır. Kalblerimizin Kur'an-ı Kerim'e bağlanmasına ihtiyacımız vardır. Kur'an'ı sahabelerin anladığı gibi anlamaya ihtiyacamız vardır.
Esefle ifade ediyorum ki, bugün camisi kullanılmayıp camiin tuvaleti kullanılan camiler çoktur. Eğer tuvalet ihtiyacı kadar camilerin de ihtiyaç halinde olduğu şuuru uyanmazsa, camiler kapatılıp tuvaletler çalışacak bunun için de hiçbir zaman yüzümüz gülmeyecektir.
Cami yaptıranlar, camilerin etrafına cemaat yetiştirecek külliyeleri yapmayı ihmal etmemelidirler. O zaman camiler fonksiyonlarını icra edebilir.
Hutbemizi bir ayet ve bir hadis mealiyle bitirelim:
Cenab-ı Hakk buyuruyor ki: "Allah'ın mescidlerini, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazını kılan, zekatını veren ve Allah'tan başka kimseden korkmayan insanlar onarırlar." (1)
Peygamberimiz de buyuruyor ki:
"Her kim Allah rızası için (büyük-küçük) bir mescid yaparsa, Allah ona cennette onun gibi bir ev bina eder." (2)
1) Tevbe Suresi, ayet: 18
2) Buhari, Salat: 65; Müslim, Mesacid: 24; Tirmizi, Salat: 120; Tecrid-i Sarih Tercemesi, C/2, Sf. 393. Hadis No: 280
Mevlüt Özcan
araştırmacı yazar