Ehli sünnet velcemaat yolunun inanç esasları -2


Hadis-i şeriflerde geçen cemaat kelimesi ile Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin ve sahabelerinin yolunda olup bid'at ve yanlış itikaddan uzak duran grup kastedilmiştir ki, bu gruba ehl-i sünnet vel-cemaat deriz ki şu hadis-i şerif bunu ifade etmektedir:
Abdullah b. Amr b. As (R.A.)'den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:
"Beni İsrail üzerine gelen şeyler, tıpatıp aynısıyla benim ümmetimin üzerine de gelecektir. Öyle ki onlardan aleni olarak annesine gelen olmuşsa, ümmetimden de bu çirkin işi mutlaka yapan olacaktır. Nitekim beni İsrail yetmiş iki millete yani dine, fırkaya bölünmüştü. Benim ümmetim de yetmiş üç millete bölünecektir. Bunlardan bir tanesi hariç hepsi ateştedir.
- Bu fırka hangisidir? diye soruldu.
"Benim ve ashabımın üzerinde bulunduğu şeyden ayrılmayanlardır." buyurdular.8
Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin buyurdukları aynen tahakkuk etmiş ve maalesef Müslümanlar bir sürü fırkaya ayrılmışlardır. Biri müstesna, hepsi derece derece bozuk ve dalâlettedir. Bu müstesna yol, bu kurtulacak olan fırka: "Ehl-i sünnnet vel-cemaat" mezhebidir.
Bu sebeple bütün Müslümanların Ehl-i Sünnet mezhebinde birleşmeleri gerekir. İtikad konusunda Ehl-i Sünnetin iki ekolü vardır: Eş'arîlik ve Mâturidîlik. Ehl-i Sünnet'in fıkıhta şu anda uygulanan dört mezhebi ve imamı vardır: Hanefîlik, Malikîlik, Şafiîlik ve Hanbelîlik. İmamı Ebû Hanife hazretleri, itikat konusunda da imam sayılır.
Ehl-i Sünnet vel-Cemaat dışı birtakım bağımsız fırkalar, mezhepler ve cemaatler vardır. Bazıları çok eskiden beri vardır, bazıları az çok yenidir. Birkaçını sayayım: Haricîlik, Şia, Mutezile mezhebi, Vehhabîlik, Selefîlik, Cemalüddin Afganî'yi imam (din önderi)kabul eden Afganî mezhebi, Mezhepsizlik mezhebi, Kur'ân-ı Kerim'i, Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizi, İslam'ı inkar eden kafirleri ehl-i necat ve ehl-i Cennet kabul eden Dinler arası Diyalog mezhebi, Telfik-i mezahib mezhebi, Sünneti inkar eden Kur'aniyyûn mezhebi... vs... vs...
Bu Ehl-i Sünnet dışı mezheplerin hepsi, Sünnîlikle ihtilaf halinde bulunduğu konularda kendisini haklı, Ehl-i Sünnet'i haksız ve yanlış bulur.
Halbuki gerçek şu ki: Yukarıda saydığım ve saymadığım Ehl-i Sünnet dışı mezhep ve fırkalarla Ehl-i Sünnet mezhebi arasında ne kadar esasa, temele, usûle ait ihtilâf varsa, bunların hepsinde, bütün ihtilaflarda Ehl-i Sünnet haklıdır, doğrudur, isabet etmiştir. Ben bir Müslüman olarak böyle olduğunu kabul eder ve buna inanırım.
Bir Vehhabî kendi inançlarına uymayan inançları inkar eder, meselâ tasavvuf ve tarikat mensubu Müslümanlara kafir ve müşrik der, tarikat evliyasını "Evliyâuşşeytan" olarak görür. Bendeniz ise bir Ehl-i Sünnet Müslümanı olarak bu evliyayı "Evliyaurrahman" olarak görürüm.
Ehl-i Sünnet mensubu Müslümanlar temel itikat ve fıkıh konularında müttefik ve birdirler. Üzerinde ittifak edilmiş temel konulara müttefekun aleyh hükümler denir.
Bir de teferruata yani ayrıntılara ait bazı konular vardır ki, bunlara muhtelefün fih hükümler denir. Bu ihtilâflar Ehl-i Sünnet mensupları arasında bir rahmet ve zenginliktir.


Mehmet Talü

araştırmacı yazar