Başörtüsüne özgürlük verilsin


Türkiye'de hakim paradigma ve hakim paradigmanın borazanı olan medya, temel hak ve hürriyetler, din ve vicdan hürriyeti, eğitim özgürlüğü bağlamında değerlendirilmesi gereken başörtüsü meselesinin çözümünü katiyetle istemezler. İstemedikleri için, yayın politikalarını kendilerine göre belirledikleri laiklik ekseninde toplumu dönüştürmek, toplumun algılarını farklı yönlere kaydırmak ve kendi arzuladıkları bir dünya görüşünü topluma dayatmak için entrika ve tuzak dolu haberlerle, manşetlerle insanların karşısına çıkarlar.
Örneğin, başörtüsüne özgürlük getirecek olan kanun tasarısının oylanmasından sonra 411 el kaosa kalktı manşetinin temelinde, siyasete biçim ve siyaseti kontrol altına alma arzusu yatmaktadır. "Hastanede Tesettür Faciası" manşetli haberin temelinde ise toplumu laiklik histerisiyle biçimleme, korku ve sindirme imparatorluğu kurarak özgürlüklerin temeline dinamit koyma isteği yatmaktadır.
Bugünlerde başörtüsüyle ilgili tartışmalar yeniden alevlendi. Sözde YÖK türbanla ilgili üniversitelerde "Dersten çıkarılamazlar" şeklinde bir genelge yayınlamış. Malum medya, olayı hemen kendi meşrebince yorumlayıp, başörtüsüne özgürlük getirilmemesi yönünde bir tartışma ortamının içine atmaya çalıştı. Neyin ne olduğu aslında pek belli değil.... YÖK Başkanı başka telden çalıyor, birileri başka telden çalıyor....
Siyaset ise bambaşka bir telden çalıyor....
Referandum mitingleri dolayısıyla meydanlarda milletin gazını almak için "Başörtüsüne özgürlüğü biz getiririz" diye ünleyen CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise bugünlerde bu vaadlerini unutmuş bambaşka bir telden çalıyor. CHP'nin lideri Kemal Kılıçdaroğlu, özgürlük teraneleriyle bol keseden vaatler atarken, CHP'nin içindeki katı laikçi geçinen milletvekilleri ise televizyon ekranlarında başka telden çalıyor.
Başörtüsü meselesinin toptan çözümü için vakit gelmedi mi?
Türkiye'nin yıllardır kanayan bu yarasına çözüm zamanı gelmedi mi?
Nice başörtülü kızımız, eğitimini başörtülü şekilde tamamlamak arzusunda olduğu için üniversitelerden kayıtlarını almak zorunda kaldı. En temel üniversite eğitimlerini alabilmek için gurbet gurbet dolaşmak, Avrupa'nın daha özgürlükçü ülkelerinde eğitim görmek zorunda kaldı. İnsan Hak ve Hürriyetleri Evrensel Beyannamesinde, bir bireyin eğitim hakkının kesinlikle engellenemeyeceğine, bu hakkın ertelenemeyeceğine, hatta kişisel iradeye bağlı olarak vazgeçilemeyeceğine dair hüküm vardır. Yani, bir birey, "Ben eğitim almak istemiyorum. Ben cahil kalmak istiyorum" şeklinde bir görüş beyan edemez. Devlet, her ne şekilde olursa olsun, bu bireye eğitim ve öğretim hakkını vermek zorundadır.
Türkiye'de ise, başörtüsüyle eğitim görmek isteyenlerin önüne, kanunlarda bulunmayan yasaklar, laiklik histerisiyle korku imparatorluğu ve aklı başında hiç kimsenin savunamayacağı endişeler konulmak istenmekte, bu korkular ve endişeler en temel insan haklarını bertaraf etmektedir. Başörtüsüyle eğitim görmek isteyenlerin önüne engel koyanlar, kendi ihdas ettikleri yasakları savunanlar, medya uzantıları vasıtasıyla derin devletin çomağını sallamaya çalışanlar bilsinler ki, bu yasaklar elbet bir gün kalkacak.
Ve, yasakların kalktığı gün, yıllarca genç kızlarımıza işkence eden, üzen, onlara olmadık baskılar yapanlar, kendi ürettikleri korkuların duvarlarına vuracak, derin utanç çukurlarına düşecekler.
Gerçi onlarda utanacak yüz yok ya!


Nedim Odabaş

araştırmacı yazar