Müslümanları hayata hazırlayan merkezler

Geçenlerde halka açık bir toplantıda laf câmi-cemaat konusuna geldi. Orada "Câmide uyumak bile sevaptır. Orada uyuyan hiç olmazsa günah işlemekten kendini korumuş olur" demiştim. Programdan sonra üç genç gelip "Biz camide konuşmanın bile günah olduğunu biliyoruz. Uyumak nasıl sevap oluyor?" diye itirazvari bir soru sordular. Kendilerine "dışarıda konuşulması caiz olmayan konuların câmilerde de konuşulmasının yasak olduğunu" ifade ettim. Bir de ilâveten "kayıp ilânının yapılamıyacağını" söyledim. Söylediklerimi açtım, izahatını yaptıktan sonra genç kardeşlerimiz tatmin oldular. Söylediklerimiz kafalarına yatınca memnuniyetle izahatımızı tasdik ettiler.
Camiye giden her mü'min sevap kazanır. Niyet camiye gitmek/girmek olunca bakın ne sevaplar kazanılıyor:
1- İbâdet sevabı,
2- Ders dinleme sevabı.
3- Öğrenmek sevabı.
4- Fenalıktan uzak olmak sevabı.
5- Bildiğini öğretmek sevabı.
6. Cemaate katılma sevabı.
Bunlar camiye gitmenin sevaplarıdır. Böyle meseleler Müslümanlara çeşitli imkânlar oluşturularak öğretiliyordu. Eskiden camilerimizin iki desteği vardı:
1- Medreseler.
2- Tasavvuf tekkeleri.
Camilerimiz bunlardan mahrum kalınca mânen harap oldular. Maddi süsler/çiniler 2-3 şerefeli minareler, fabrikasyon halılar maddeten de bir fayda getirmedi, getirmezdi de zaten.
Camilerde külliye fikri unutulmamalı. İhmalkârlık camiyi desteksiz bırakır. Nitekim bıraktı da. Külliyesiz camiler cemaatsiz gibidir.
Tebliğin bir yönden hedefi rehberliktir. Mütekâmil bir rehberlik servisini de camilerin külliyesine yerleştirmek lâzım. O zaman câmi fonksiyonu icra edebilir.
Külliye deyince akla medrese, dergah, sosyal yardımlaşma kuruluşu, kütüphane gibi ekler geliyor. Çünkü tarihimizin parlak günlerinde böyle olagelmiştir. Bunlar olmadığı için camilerimiz "namaz câmileri" konumuna düşmüştür. Cami sadece namaz kılmak için yapılmış değildir. Camiler mü'minleri hayata hazırlayan merkezlerdir. Cami kültürü farklı bir boyuttur. Camiden istifade eden millet ve devlet izzet bulur. Siyasetçiler ve bürokratları câmiye düşman kesilen bir toplum izzetini, ismetini kaybetmiş bir toplumdur. Böyle toplumların iki yakası bir araya gelmez, parası para etmez, itibarsızlaşır.
Dikkatinizi çekiyorum: Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v.), Mekke'den Medine-i Münevvere'ye hicret edince sırasıyla üç şeyi yaptı:
1- Mescid yaptı.
2- Kardeşlik anlaşması yaptı.
3- Müslümanlara pazaryeri tayin etti.
Bunlar bir toplumu toplum yapan temel taşlardır. Bu taşları çeker alırsanız yıkılırsınız, itibarsızlaşırsınız. Egemen güçlerin oyuncağı olmaya mahkum olursunuz.
Câmilerimiz böylesine önemli merkezlerimizdir.Döner dolaşır merkezimizde karar kılarız. Bizim için "Allah'ın evi"nden daha huzurlu yer olabilir mi? Elbette olmaz... Öyle ise kopmayalım oralardan...


Mevlüt Özcan

araştırmacı yazar