Karaman Hocanın Var'ları ve Yokları10 Gelelim zina eden evli cariyelerin cezasının, evli hür kadınlara verilen cezanın yarısı olması meselesine. Bir önceki yazıda da değindiğim gibi iddia şudur: Kur'an'da evlendikten sonra fuhuş yapan cariyelerin, hür kadınların cezasının yarısıyla cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır.1 Yine Kur'an'ın bir diğer ayetinde zina eden erkek ve kadının her birine 100'er sopa vurulması emir buyurulmuştur.2 Dolayısıyla evliyken zina eden cariyenin cezası 50 sopa olacaktır. Zira evli hür kadınların zina fiilinin cezasının recm olduğu söylendiğinde, 4/en-Nisâ, 25. ayetinde zikredilen "yarım ceza"yı tesbit ve tatbik etmek mümkün olmayacaktır.

Burada şu hususlara dikkat etmek durumundayız:

A) 4/en-Nisâ suresinin 25. ayetinde, zina eden evli cariyelerin cezasının "hür kadınların cezasının yarısı" olduğu belirtilmiştir. Buradaki "hür kadınlar" ifadesi umumîdir; bekâr hür kadınları da, evli hür kadınları da kapsar.

B) 24/en-Nûr, 2. ayetinde de benzer bir durum vardır. Orada geçen "zâniye" ve "zâni" kelimeleri de umum ifade eder; hem evli hem de bekâr -kadın-erkek- zanileri kapsar. Dolayısıyla burada da bir umum-husus var mıdır diye bakmak durumundayız.

Bu noktada hemen bir parantez açalım:

"Burada niçin bir "umum-husus ilişkisi" aramalıyız?" diye sorulacak olursa şöyle deriz: Bu ayetteki cariyelerin "evli cariyeler" olarak tasrih ve hükmün onlara tahsis edilmiş olması, bu meselede bir "umum-husus ilişkisi" aramamız gerektiğini gösteren önemli bir noktadır. Eğer herhangi bir tahsis edici delil yoksa buradaki umumluk olduğu gibi kalacak, tahsis edici delil varsa, o delilin ifade ettiği kısım bu umumî hükmün kapsamını daraltacaktır.

Parantezi kapatıp devam edelim:

C) Zina eden evli cariyelerin cezası 4/en-Nisâ suresinin 25. ayetinde "hür kadınların cezasının yarısı" olarak ifade buyurulmuştur. Peki "hür kadınların cezası"nın ne olduğunu nasıl tesbit edeceğiz?

Fahruddîn er-Râzî merhumun da belirttiği gibi, zina fiili, Kur'an'ın üzerinde alabildiğine geniş bir şekilde durduğu temalardan birisidir. (er-Razî bu hususta 110 madde sayar.)

Dolayısıyla birisi çıkıp da, "Evli hür kadınların cezası evlerinde müebbet hapistir" diyecek olursa ne diyebiliriz? Zira 4/en-Nisâ, 15. ayetinde "Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı aranızdan dört şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye yahut Allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde hapsedin" buyurulmaktadır" diyecek olsa nasıl mukabele edebiliriz?

Burada bahse konu kadınların cezası "müebbet hapis" olarak tasrih buyurulmuştur ve bu cezanın bölünebilmesi de söz konusu değildir. Recme, "bölünmesi düşünülemez" diye itiraz edenler bu noktayı niçin hiç gündeme getirmemektedir?

Bu söylediğimize, "Bu ayetteki hüküm, 24/en-Nûr, 2. ayetiyle nesh edilmiştir" diye itiraz edilecek olursa, biz de deriz ki, 24/en-Nûr, 2. ayetinin getirdiği "celde" hükmü de mütevatir sünnetle bekârlara tahsis edilmiştir. Yani mesele Usul zeminine geldiğinde itirazcıların elinhde makul herhangi bir gerekçe kalmamaktadır.

Yazarları arasında Karaman hocanın da bulunduğu Kur'an Yolu isimli tefsirde bu konuda rastladığımız ifadeler gerçekten üzerinde durulmaya değerdir.

Bir sonraki yazıda oradaki ifadeleri de aktararak değerlendirmelerimize devam edelim.

Devam edecek

1 4/en-Nisâ, 25.

2 24/en-Nûr, 2.


Ebubekir Sifil