Haset haramdır ve günahtır

Dinimizi yaşamanın en kestirme yolu, Peygamberimiz Efendimizi çok iyi tanımak, sözlerini çok iyi anlamaktır. Bakın bir hadiste ne buyuruluyor:

"Müslümanlar birbirinizle hasetleşmeyiniz... Birbirinize kin ve nefret beslemeyiniz. Birbirinize darılıp yüz çevirmeyiniz...

Ey Allah'ın kulları! Kardeş olunuz... Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulüm ve haksızlık yapmaz. Yardımını kesmez. Onu hakir görmez. Müslümanın kardeşini hor ve hakir görmesi, bir kimseye şer olarak yeter. Her Müslümanın kanı, malı ve ırzı başka Müslümana haramdır..." (Müslim, Birr: 32. Buhari. Edeb: 57)

Peygamber Efendimiz iyi Müslüman olmayı, din kardeşliğini ve dostluğu, birlikteliği engelleyen davranışlardan, kötü hasletlerden bazılarını bu hadislerinde beyan buyurmuştur.

Haset başkasının sahip olduğu bir nimeti, mevki ve makamı, üstün sayılan bir vasfı çekemeyerek, onun din kardeşinden alınmasını ve yok olmasını istemektir. Biz, haseti dilimizde kıskanmak ve çekememek diye tarif ederiz.

Haset, İslâm ahlâk ve adabında kötü ve çirkin huyların başında gelir. Hasedin zıddı gıbta ve imrenmektir. Gıbta, kişinin bir başkasının sahip olduğu iyilik ve güzelliklere, nimet ve faziletlere kendisinin de sahip olmasını arzu etmesidir.

Haset etmeyiniz. Bu, dinimizde haram kılınmış bir davranıştır. Kur'ân'da ve Sünnette bu hususa işaret eden bir çok nas vardır. Hasedin haram olmasının sebebi, hasetcinin itirazının ve muhalefetinin gerçekte Allah'a karşı olmasındandır. Çünkü her hayrı insanlara veren Allah'tır. O hâlde, bir insanın sahip olduğu nimetlere karşı kıskançlık etmek, Allah'ın iradesine müdahale anlamına gelir. Bunun zararı da tamamen hasetciyedir. Efendimiz Aleyhisselâm, imanla hasetin kulun kalbinde bir arada bulunmayacağını bildirmiştir. (Nesai, Cihad: 8) Buna göre haset gerçek mü'minlerin vasfı olamaz..

Haset hastalığı hayırlı amellerin sevabını da noksanlaştırır. Peygamberimiz bildirir ki:

"Şüphesiz, ateşin odunu yediği gibi haset de iyilikleri yer bitirir." (Ebu Dâvûd, Edeb: 44.)

Muhterem cemaat!

Günümüzde ticari ahlâk son derece bozulmuştur. Hilekârlık aldı başını gidiyor. Aldatan, kazandığını zannediyor. Peygamberimiz:

"Hile yapan cehennemdedir." (Buhârî. Büyu: 60) buyurmuştur.

Bir başka hadiste:

"Aldatan bizden değildir." Buyurur. (Müslim, İman: 164)

Müslümanlarda aldatma olamaz. Müslüman toplumda aldatma yaygın ise, bu toplumun imansızlık çukuruna yuvarlanmak gibi bir tehlike içinde olduğunun alâmeti olur.

Müslümanlar herkesten daha fazla ticarette de uyulması gereken temel ahlâk kurallarına uymak mecburiyetindedirler.

Müslümanlar arasında kardeşlik ve dostluğa engel olan, bulunması arzu edilmeyen kötü davranışlardan uzak duralım. İtimadı ve güveni kaybeden bir toplum, iş düzenini de kaybeder. İşsizlik ve bereketsizlik bir belâ hâline gelir. Kişiliksiz, helâl-haram tanımayan, aldatan, inciten, güveni sarsan kimseler kâfir sıfatıyla yaşayanlardır. Bundan dolayı Peygamberimiz: "Aldatan bizden değildir" buyurmuştur.

Allah ve Rasûlünün koyduğu prensiplere uyalım. Müslüman kardeşlerimizle el ele verelim. Kimseyi aldatmayalım. Asla hasetçi olmayalım. Aldatıcı olmayalım. Çünkü, aldatan netice itibariyle kendisini aldatmış olur. Kendimiz için istediğimizi din kardeşimiz için de isteyelim. Kendimiz için istemediğimizi din kardeşimiz için de istemeyelim. Çünkü, bu hasletler Müslüman olmamızın gerekleridir.

Mevlüt Özcan

araştırmacı yazar