Başı Kapalı CHP liler

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün vereceği Cumhuriyet resepsiyonu, tartışılacak konu hususunda oldukça velut olan ülkemizin yeni tartışma mevzularından birisi.

CHP grup başkanvekillerinden birisinin, sözkonusu resepsiyonla alakalı oldukça iddialı çıkışı, ülkede yaşayan milyonlarca insanı kaale almadan siyaset yapanların gelebildiği seviyeyi göstermesi açısından ilgi çekici.

Bu ülke kadınlarının yüzde 70'inin başörtüsü kullandığı gerçeğinden bal gibi haberdar olsalar da; başörtüsü kullananların kendilerini ikinci, hatta üçüncü sınıf addetmeleri gerektiği gibisinden, çağdışı ve son derece sakat bir anlayışa sahip olanlar var halen bu ülkede. Bu sebeple olsa gerek, başörtülü hanımların Cumhurbaşkanı tarafından verilecek cumhuriyet resepsiyonuna katılacak olmalarını protesto ihtiyacı duyuyorlar...

Malum partinin yetkililerinden birisi tarafından yapılan bu açıklamanın, o partiye oy verenler tarafından da normal karşılanıyor olması ihtimali, İşin asıl tuhaf tarafı. Çünkü başörtüsü kullanmayı tercih eden yüzde 70 hanım nüfusun, herhalde hatırı sayılır bir bölümü de CHP'ye oy veriyor olmalı.

İlk bakışta ciddi şekilde tuhaf gözüken bu durumun psikolojik ve sosyolojik açıklamaları vardır muhakkak. Ancak kendisi de başörtüsü kullanmayı tercih eden hanımların, oy verdikleri partinin yetkililerinden birisinin, izahı kesinlikle mümkün olmayan tavrı karşısında neler hissettikleri ve ne yapmayı düşündükleri, önemli...

Tabii partilerine oy veren başörtülü hanımlar olduğunu bile bile, başörtülü hanımları rahatsız edecek türden açıklamalar yapmayı itiyat edinenlerin durumu da önemli...

Alakası yok gibi gözükse de; konu aslında anayasa değişiklikleri ile ilgili referandumda verilen hayır oyları ile bir benzerlik arz ediyor.

Detayları bir tarafa, referandumda insanımıza sorulan soru, 'sizlere ait olması gerekirken, çeşitli usüllerle atanmışlara devredilen egemenliğinizin bir bölümünü tekrar size vermek istiyoruz; evet mi hayır mı?' şeklindeydi.

Parti asabiyetini önceleyerek bu soruya hayır cevabı veren yüzde 42'lik kesim ve başörtüsü kullandığı halde, aynı örtüyü kullanan hemcinslerine yönelik yakışıksız tavırlar sergileyenlerle dolu bir partiye oy vermekte bir beis görmeyenler arasında, sizce de ciddi bir benzerlik yok mu?..

İsimlerinin önünde ciddi akademik titrler bulunan bilim insanlarının bile serbestliği emreden açık kanun hükmüne rağmen başörtüsü yasağını savunabildiği bir ülkede, insanların, egemenliğinizin bir bölümünü tekrar size vermek istiyoruz teklifine 'hayır' demeleri ve kendileri gibi olan diğer insanlara birtakım kapıların kapatılmalarına seyirci kalabilmeleri, ümit kırıcı bir şey!..

Günlük hayatta sürekli olarak bir ve beraber oldukları halde aralarında en ufak bir problem yaşanmayan insanların, kendilerini diğer insanlardan çok yukarılarda gören birileri tarafından; yaşadıkları gerçeğin tam aksine, bir ve beraber oldukları insanlarla aralarında problem olduğuna inandırılabiliyor olmaları, garip bir durum.

Oysa gittikçe yükselen eğitim seviyesi sebebiyle, insanımızın bu türden dolmaları yutmaması gereken bir vasata, çoktan gelmiş olmamız gerekirdi.

Cumhurun başkanı olan Cumhurbaşkanı'nın, ülkenin hemen her kesimini temsilen davet ettiği insanların çeşitli açılardan farklılığını, bir zenginlik göstergesi kabul etmek gerekirken, başörtülülerin katılacak olmalarını davete katılmama ve protesto sebebi olarak gördüğünü beyan eden zihniyet; insanların birarada barış içerisinde yaşamalarını değil, sürekli olarak tartışmalarını ve didişmelerini istemektedir anlaşılan.

Siyasetçiler ve akademisyenlerin bazıları, Milletimizin seviyesine ne zaman çıkabilecekler acaba?..

Ekrem Kızıltaş

araştırmacı yazar