Mukemmel hac ibadeti
Bir ibadet düşünün ki, dünyanın çeşitli coğrafyalarında yaşayan büyük bir dinin mensuplarını bir mekanda toplayabilsin. İşte o ibadet hacdır. Irk, renk, dil ve coğrafi bölge farklıklarını bir tarafa bırakarak, aynı Allah'a, aynı Din'e, aynı Peygamber'e inanmış insanlar bir araya toplanıyor. Allah'ın evi olarak adlandırılan Kabe'yi birlikte ziyaret ediyor, Arafat meydanında mahşer provası yapıyorlar. İnanmış gönüller bir araya geliyor, son hak dine mensup olmanın coşkusunu birlikte yaşıyorlar. Hz. Muhammed'e (s.a.v) ümmet olmanın şuuruna varılıyor. Milyonlarca insan her şeyin sahibi ve hakimi olan Allahü Teala'ya aynı mekanda beraberce ibadet ediyorlar. Bu ne muhteşem bir ibadettir! Başka dinlere mensup olan nice insan, kendi dinlerinde böyle bir ibadetin olmayışını büyük bir eksiklik olarak görüyorlar.
Mekke, şehirlerin anası ve Tevhid akidesinin merkezidir. "Beytullah" -Allah'ın evi- denilen Mescid-i Haram'ın (Kabe) bulunduğu mübarek bir şehirdir. Orada peygamberlerin hatıraları vardır. Adem'den (a.s) beri var olan Kabe'nin bugünkü haliyle yapılması Hz. İbrahim (a.s) ve oğlu İsmail (a.s) tarafından gerçekleşmiştir. Kabe'nin yapımı tamamladıktan sonra Yüce Rabbimiz İbrahim'e (a.s) şöyle emretti: "İnsanları hacca çağır, gerek yürüyerek, gerekse uzak yollardan bineklerle gelsinler." (Hac, 27)
Hac, İslam'ın beş temel esasından biridir. Allah'ın evi olan Kabe'yi ömründe bir kere ziyaret etmek gücü yeten her müslümana farzdır. Mutlaka yapılması istenen bir ibadettir. Rabbimizin iman şerefiyle şereflendirdiği Müslümanlar üzerindeki hakkıdır: "Yoluna gücü yetenlerin Kabe'yi ziyaret etmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır." Ali İmran, 97)
Hacda sayısız hikmet ve faydalar vardır. İslam toplumunun ferdi, fikri, sosyal, ticari, siyasi ve sağlık bakımından gelişmesini sağlar. İslam'ın büyüklüğü ve hayatı kuşatan yapısı yaşanarak görülür. Son hak dine mensup olmanın ne anlama geldiğinin şuuruna varılır. Müslümanların bir vücut gibi tek kalp, tek yürek olduklarına şahit olunur. Beyazlara bürünmüş insanların hiçbir makam, mevki, statü farkı gözetilmeden Allah katında tarak dişleri gibi birbirine eşit olduğu inancı pekişir.
Milyonlarca müslümanın aynı gün Arafat Meydanı'nda toplanması ne muhteşem bir manzaradır! Allah-ü Teala'nın af, şefkat, merhamet ve büyüklüğü yaşanarak anlaşılır. Arafat vakfesi bize göstermektedir ki, Allah-ü Teala insanı cennet için yaratmıştır. Bu sebeple pek çok imkan ve fırsat hazırlamıştır. İnsanlığın atası Hz. Adem (a.s) ve eşi Havva validemiz yaratıldıktan hemen sonra cennete konuldular. Allah-ü Teala onlara, oradaki yasak meyve hariç cennet nimetlerinden diledikleri kadar istifade etmelerini istedi. Cennette yaşamaya devam ederken, şeytan onlara musallat oldu. Yasak meyveden yedirdi. Rabbimiz de emre uymamanın cezası olarak onları cennetten çıkardı. Her ikisini de ayrı yerlere gönderdi. Çok pişman oldular. Allah'a yalvardılar. Hatta, en son gelecek peygamber olan Hz. Muhammed'i (s.a.v) vesile yaparak da dua ettiler. En sonunda Allah onları Arafat Meydanı'ndaki Cebel-i Rahme'de buluşturdu ve onları affetti. İşte Arafat af mekanıdır. İnsanlığın atası, Kurban Bayramı arafesinde, orada affa uğramıştır, aynı gün orada bulunan bütün müslümanlar da, Arafat Meydanı'nda affa uğramaktadırlar. Hem de annelerinden yeni doğmuş gibi. Bu yüzden Allah Rasülü (s.a.v) "Hac Arafat'tır" buyururlar.
Cennete konulan Adem ve Havva'nın yasak meyveden yemeleri onların suç ve günahı değildir. Rabbimiz onların şahsında bir olayı örneklendirmek istemiştir. Sakın ola ki, şeytanın tuzaklarına düşmeyin, benim emirlerime uyun, tevbe edin, sizi affedeyim, mesajını vermektedir: Allah'ın emirlerine uymak insanı cennete götürür, şeytanın tuzağına düşmek ise cehenneme...
Hacca giden müminler Allah'ın misafirleridir. Allah'ın evine kabul edilebilmek ne büyük şereftir! Tevhid akidesinin ve yeryüzünün merkezi olan Mekke'de bulunmak, İslam'ın doğduğu ve yayıldığı mekanları görmek ve o günleri yeniden yaşamak Allah'ın insana ne büyük ihsanıdır!
Haccı anlatmak için kütüphaneler dolusu kitaplar yazılmıştır. Fakat o muhteşem manzarayı mutlaka görmek gerekmektedir. Hani hacca gidenler derler ya: Hac anlatılmaz yaşanır.
Yazımızı hayat önderimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v) hac yapan müminlere verdiği şu müjdelerle bitirelim: "Bir kimse hacca gider, kötü söz etmez, kötülük işlemezse, anasından doğduğu günkü gibi günahlarından arınmış olarak döner.", "Kabul edilmiş haccın karşılığı cennettir."
Mukemmel hac ibadeti islamseli.net islami forum,dini forum Arşivi Mukemmel hac ibadeti