Ticaret ve helal kazanc nasıl olmalıdır Muhterem Müslümanlar!.. Rızkımızı kazanma yollarından biri de ticarettir. Rızkı temin için gayret sarfetmek farz-ı ayndır. Bu helal ve haram hudutları için olursa ibadete dönüşür. Mü'minler ticaretle meşgul olmalıdırlar. Aziz cemaat!... Peygamber (s.a.s.) Efendimiz: "Rızkın onda dokuzunun ticarette "(1) olduğunu beyan buyurmuşlardır. Bir başka hadislerinde: "Doğru sözlü ticaret erbabı ahirette peygamberler, sıddıklar ve şehitlerle beraber olacaktır" (2) buyurmuştur. Demek oluyor ki, kazanç yollarının en karlı olanı ticarettir. Ticarete atılacak kimse İslam'a göre alış-veriş usûlünü öğrenmesi farz-ı ayndır. Bunu öğrenmez ise ticaretine haram karışır. Haram ateştir. Müslümanın amelinin sevabını yakar. Haram ile beslenen vücut fesat makinası olur, şerre çalışır. Rasûlullah (s.a.s.) Efendimiz "İnsanların yedikleri yiyecekler, amellerin tohumudur" buyurmuştur. Helal rızık helal kazancın ürünüdür. Ticaret bir vurgunculuk mesleği olarak düşünülmemelidir. Ticaret, normal kazançlarla halka hizmet etmek meziyeti ve Allah'ın rızasını kazanma gayesi olarak yapılmalıdır. Aksi halde nice kimselere zulüm edilmiş hakları gasbedilmiş olunur. Muhterem mü'minler!.. Bakara suresinin 19'uncu ayetinde ticaret medh edilmiştir. Ticarette yalan, entrika yolunun hakiki kar yolu olmadığı ayette tenbih edilmiştir. Bunun için karlı ve helal kazanç ancak dinin esaslarına tabi olmaya bağlıdır. Ticarette yemin doğru için bile olsa yasaktır. Peygamberimiz bir hadisinde mealen şöyle buyurur: "Sizler alış-verişte çok yemin etmekten sakının. Çünkü yemin etmek mala revac sağlar ama sonra da onu mahveder." (3) Birisi çarşıda satış sırasında: "Bu malın bedeline müşterinin vermediği bir bedel verildiğini..." yemini-billah ile müslüman bir müşteriyi iknaya çalışmıştı. Bu vak'a üzerine Al-i İmran sûresi 77'inci ayeti nazil oldu. Ayetin meali şudur: "Allah'ın kitaplarındaki peygamberlere iman sözünü ve kendi yeminlerini az bir menfaate değişenlerin ahirette hiçbir nasibi yoktur. Allah, kıyamet günü onlarla konuşmaz. Onları temize çıkarmaz. Onlar için elim bir azab vardır." Ölçü ve tartıda doğruluk ticaret erbabının başta gelen görevleri içindedir. Rasûlullah (s.a.s.) Efendimiz ölçen tartanlara şöyle buyurdu: "Siz iki önemli iş başına getirildiniz. Sizden önceki milletler bu husustaki ilahi emirlere riayet etmediklerinden helak oldular." Zamanımızda insanlığı hêlake götüren sebeplerin içinde ölçü ve tartıdaki ihanetler de vardır. Mü'minler, her ne şekilde olursa olsun kazanmayı değil, helal ve haram hudutlarına riayet etmeyi esas alırlar. Çünkü helal ve haram hudutları dinin temelini teşkil eder. Enes bin Malik (r.a.) Rasûlullah (s.a.s.) Efendimize bir defasında şöyle sordu: "Ya Rasûlulah!.. Ben duaların kabulünü isterim. Bunun yolları nelerdir?" Efendimiz şu cevabı verdi: "Ya Enes!.. Helal kazan duan kabul olur. Kim ağzına haram bir lokma sokarsa, kırk gün duası kabul olmaz." (4) Muhterem Cemaat!... Hz. Ömer (r.a.) ticaret yapacakları şeriatı bilip bilmedikleri hakkında imtihan eder, şeriatı bilenlere ticaret yapmaları için müsaade ederdi. Ve derdi ki: "Bir kimse kendine lazım olan bilgilere sahip değilse çarşılarımıza gelip ticaret yapmasın.." Pazarlarda malın iyisini tezgahının önüne koyup arkasından çürükleri dolduran pazarcılar halkı aldatmanın hesabını nasıl vereceklerdir. Kazandıkları haramın kendileri saran cehennem ateşi olduğunu bilmelidirler. Çarşılarda pazarlarda mal satmak için bağırıp çağırmak dinimize göre haramdır. Böyle yapanlar günah işliyorlar. Peygamberimiz bir hadisinde: "İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, kişi, kazancının helalden mi haramdan mı olduğuna aldırış etmeyecektir." buyurmuştur. Geçmişte ticaret erbabı, yanlarında mutlaka bir din alimi bulundururlardı. Yapılacak alış-verişlerin dinimize uygun olup olmadığını o alimlerden öğrenmeden iş yapmazlardı. Şimdiki ticaret erbabı ise dini müşavir değil de mali müşavir bulunduruyorlar. Ticarette ziyan etmek, laik kanunlara göre cezalandırılmamak için muhasebeci, mali müşavir, hukuk müşavirine başvurmayı ihmal etmeyenler İslam'a aykırı kazançlarının ceza durumlarını nasıl savacaklar? Bunlar, Allah'ın cezasına çarpılma korkusunu niçin hesaba katmazlar? Muhterem Cemaat! Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: "Tüccarda şu dört haslet bulunursa kazancı hayırlı olur: 1- Malı alırken onu yermemek. 2- Satarken, malı medhetmemek. 3- Alış verişte hile yapmamak 4- Yalan yere yemin etmemek." Mevlüt Özcan