+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
6 sonuçtan 1 ile 6 arası

4:11,12 -Nisa suresi 11 ve 12.ayetler (İslamda çocuk ve miras)

 Çocuklara özel Katagorisinde ve  Kur'an-ı Kerim'de Çocuk Forumunda Bulunan  4:11,12 -Nisa suresi 11 ve 12.ayetler (İslamda çocuk ve miras) Konusunu Görüntülemektesiniz.=>4:11,12 -Nisa suresi 11 ve 12.ayetler (İslamda çocuk ve miras) Meâl-i Şerifi 11- Allah size evlatlarınızın miras taksimini şöyle emrediyor: Çocuklarınızda, erkeğe iki kadın payı kadar, eğer hepsi kadın olmak üzere ikiden de fazla iseler, bunlara mirasın üçte ikisi ve eğer bir tek kadın ise o zaman ona malın yarısı ...

  1. #1
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Yer
    Erzurum
    Mesajlar
    1.216
    Tecrübe Puanı
    12

    Standart 4:11,12 -Nisa suresi 11 ve 12.ayetler (İslamda çocuk ve miras)

    Meâl-i Şerifi
    11- Allah size evlatlarınızın miras taksimini şöyle emrediyor: Çocuklarınızda, erkeğe iki kadın payı kadar, eğer hepsi kadın olmak üzere ikiden de fazla iseler, bunlara mirasın üçte ikisi ve eğer bir tek kadın ise o zaman ona malın yarısı vardır. Eğer ölen, ana ve baba ile birlikte çocuklar da bırakmışsa ana babanın her birine ölenin terekesinden altıda bir; şâyet ölenin çocuğu yok da, mirasçı olarak ana ve babası kalmışsa, ananın payı üçte birdir. Eğer ölenin kardeşleri varsa terekenin altıda biri ananındır. Bu paylar, ölenin borçları ödenip, vasiyeti de yerine getirildikten sonra hak sahiplerine verilir. Baba ve çocuklardan, hangisinin size fayda bakımından daha yakın olduğunu, siz bilmezsiniz. Bütün bunlar Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz Allah alîmdir, hakîmdir.

    Meali :

    12- Eğer hanımlarınızın çocukları yoksa, bıraktıkları mirasın yarısı sizindir. Şâyet bir çocukları varsa o zaman mirasın dörtte biri sizindir. Bu paylar, ölenin vasiyeti yerine getirildikten ve varsa, borcu ödendikten sonra verilir. Eğer siz çocuk bırakmadan ölürseniz, geriye bıraktığınız mirasın dörtte biri hanımlarınızındır. Şâyet çocuklarınız varsa o zaman bıraktığınız mirasın sekizde biri hanımlarınızındır. Bu paylar, yaptığınız vasiyetler yerine getirilip ve varsa borcunuz ödendikten sonra verilir. Eğer ölen bir erkek veya kadının çocuğu ve babası bulunmadığı halde kelâle olarak (yan koldan) mirasına konuluyor ve kendisinin bir erkek veya kızkardeşi bulunuyorsa, bunlardan herbirinin miras payı terekenin altıda biridir. Eğer mevcut olan kardeşler bundan daha çok iseler, bu takdirde kardeşler mirasın üçte birini zarara uğratılmaksızın aralarında eşit olarak taksim ederler. Bu paylar ölenin vasiyeti yerine getirilip ve varsa borcu ödendikten sonra verilir. Bunlar, Allah tarafından bir emirdir. Allah her şeyi bilen ve yarattıklarına çok yumuşak davranandır.


  2. #2
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Yer
    Erzurum
    Mesajlar
    1.216
    Tecrübe Puanı
    12

    Standart

    Tefsiri : (Elmalılı Hamdi Yazır)

    11-Bu iki âyetten birincisi doğum ilişkileri üzerinde durup ölüden itibaren yukarıdan aşağıya ve aşağıdan yukarıya doğru fürû ve usul denilen iki tarafı bulunan soy direği yakınlığına bağlıdır ki, çocuklar ve ebeveyn (ana ve baba) bu direğin ölüye vasıtasız bağlı olan başlangıçlarıdır. İkincisi, önce vasıtalı bağlantı ifade eden evlenme ilişkisine, ikinci olarak soyda, soy direğinin dışında olup onun etrafında bulunan ve ona göre zayıf olduğundan dolayı kelale (uzak akraba) denilen yakınlık yönü ile ilgilidir ki, ancak vasıtalı bağlantı ifade eder.
    Fahreddin Razî burada şöyle bir tarihî özet yapmıştır. Cahiliyye halkı iki şey ile birbirinden miras alıyorlardı: Biri neseb, diğeri anlaşma. Neseb yönünden ne çocukları ne de kadınları mirasçı yapmazlardı. Ancak akrabalardan at üzerinde savaşmaya ve düşmana vurmaya ve ganimet almaya gücü yeten erkekleri mirasçı kılarlardı. Antlaşmaya gelince: Bu iki şekilde olurdu ki, birincisi hilf (sözleşme) idi. Bir adam, diğerine: kanım senin kanın ve yıkılmam senin yıkılmandır. Sen bana mirasçı olursun, ben sana; sen benimle aranırsın ben de seninle der. Bu şekilde anlaşma yaptılar mı hangisi arkadaşından önce ölürse sağ kalanın, şart gereğince ölenin malında hakkı olurdu. İkincisi de evlat edinme idi. Bir adam başkasının oğlunu oğul edinir. Ondan sonra bu oğlanın nesebi babasına değil, bu adama nisbet edilir ve mirasçısı olurdu ki, bu evlat edinme de antlaşma çeşitlerinden bir çeşittir. Allah Teâlâ, Muhammed Mustafa (s.a.v.) hazretlerini peygamber olarak gönderdiği zaman her şeyden önce bunları cahiliyyedeki durum üzere bıraktı. Hatta bazı âlimler demişlerdir ki, hayır yalnız terk değil, onaylamıştır ki; "ana, baba ve akrabaların bıraktıkları her şey için bir mirasçı tayin ettik..." âyeti neseb ile mirasçı olmayı; "Yemin akdiyle (antlaşma ile) mirasçı kıldıklarınızın paylarını da verin." (Nisâ, 4/33) âyeti, antlaşma ile mirasçı olmayı onaylamaktır. Cahiliyede mirasçı olmanın sebepleri böyle idi. İslâm'daki mirasçı olma sebeplerine gelince, anlatıldığı üzere antlaşma ve evlat edinme onaylanmış ve bunlara iki şey daha eklenmiş idi ki; biri hicret, diğeri kardeşlik bağları idi. Hicret, bir Muhacirin diğer Muhacir'le fazla düşüp kalkması ve birbirine içten dostluk bağlantısı bulunduğu zaman akrabalığı olmasa bile mirasçılığı sabit oluyor. Ve Muhacir olmayan kimse, akrabasından dahi olsa o Muhacir'e mirasçı olamıyordu. Kardeşlik edinme, Hz. Peygamber (s.a.v.) bunlardan her iki kişi arasında bir kardeşlik akdi yaptırıyor, bu da karşılıklı varis olma sebebi oluyordu. Sonra Yüce Allah, "Akraba olanlar, Allah'ın kitabına göre birbirlerine daha yakındırlar..." (Enfal, 8/75) âyetinin hükmü ile bunların hepsini hükümsüz kıldı ve İslâm'da yerleşen miras sebepleri şu üçü oldu: Neseb, evlenme, ve velâ (köle azadı veya anlaşma ile meydana gelen varislik).
    Bu açıklamayı, miras âyetinin iniş sebebinde de Ata, şöyle rivâyet etmiştir: "Sâd b. Rabi' (r.a.) şehid olmuş, iki kızı, bir hanımı, bir de kardeşi kalmıştı. Kardeşi, malın hepsini alıverdi. Kadın da Hz. Peygambere gelip, "Ey Allah'ın Resulü! İşte Sâd'ın kızları, Sâd öldürüldü, bunların amcası da mallarını aldı." diye durumu arz etti. Peygamber (s.a.v.) de, "Haydi şimdilik git, umarım ki, Allah bu konuda hükmünü yakında verecektir." buyurmuştu. Bir süre sonra kadın yine geldi ve ağladı ve bunun üzerine bu âyet indi. Bundan dolayı Peygamberimiz kızın amcasını çağırdı, "Sâd'ın iki kızına üçte iki ve bunların annesine sekizde bir ver! Kalanı da senin." buyurdu. Ve işte bu âyet gereğince İslâm'da ilk paylaşılan miras bu oldu. Demek ki bu öbüründen önce sonuçlanmıştır. Demek ki âyetin iniş hikmetinin en önemli yönü, kadınların ve çocukların mirasçılığa hakkıyla katılması ve evlenmenin ister koca ve ister hanım için miras sebepleri içine konması büyük inkılabı ile nicelik ve niteliği mirasçılığın kesin bir şekilde belirlenmesi ve bundan önceki geleneklerin ve hükümlerin hükümsüz kılınması ve yürürlükten kaldırılmasıdır. "Haklı olmanız müstesna Allah'ın öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Allah aklınızı kullanasınız diye size bunları emretti." (En'am, 6/151) gibi âyetlerden anlaşıldığı üzere "Allah'ın vasiyeti" deyimi, "emr" kelimesinden daha kuvvetli kesin bir vaciblik ifade eder. Bu, öyle beliğ bir emirdir ki bunda, bir hakkın bildirilmesi ile infazının gerekli olduğunu ve infaz edilmemesi durumunda sorumluluğun ağırlığını ve bu ağır sorumluluğun büsbütün emredilen kimseye yüklenmiş bulunduğuna dikkati çekmiş ve aynı zamanda kendisine emredilene sevgi ve güveni bildirerek bir velilik ve vekilliğin verilişini kapsayan bir sözleşme ve iyilikle gönül alma vardır. Çünkü vasiyyet, ölümden sonrası ile ilgili olup değiştirilmesi caiz olmayan ve geri alınması ihtimali kalmayan, yapılması gerekli olan bir emrin yerine getirilmesi için güven ve itimad ile başkası yerine veli olmayı içeren bir açıklama ve antlaşmadır. Bundan dolayı şöyle demek olur: Allah Teâlâ vefatınızdan sonra çocuklarınızın haklarını güven altına almak için, hak sahiplerine ulaştırılması gerekli olan farz paylarını açıklayarak size şöyle emrediyor ve söz veriyor: Erkeğin hakkı, iki kadının payı kadar, bir erkeğin hakkı iki dişi hissesi kadardır. İşte önce erkek ve kadının yaratılışının mahiyetinde bulunan bir esas kural vardır ki, mirasla ilgili hükümlerin bir çoğu bu esas üzerine halledilir(çözümlenir). Belli hisselerin değerlendirilmesinde de bu kuralın bir tatbiki hissedilir. Bu kuralın anlatılmasında erkek ve kadın denilmeyip de zeker (erkek) ve ünsa (dişi) denilmesi küçük ve büyüklerin hak etmede eşit olduğunu ve bu konuda erginlik ve büyüklüğün hiç etkisi olmadığını şer'î delile dayandırmak ve cahiliyyede yapıldığı gibi çocukların mirastan mahrum edilmesine meydan vermemek içindir ki, yetimler âyetinden hemen sonra gelmesi de özellikle bu noktaya dikkat çekmiştir. Bu şekilde başlangıçta miras, çocuklar ile, çocuklar içinde erkek ile başlamış ve bununla velâyet ilişkisinin diğer ilişkilerden kuvvetli bulunduğu anlatılmıştır. Demek ki, en fazla payı çocuklar, çocuklar içinde de erkek çocuklar alacaktır.
    Burada şöyle bir soru pek tabii olarak hatıra gelebilir. Dişi, erkekten daha zayıf ve daha yufka yürekli daha muhtaç bir yaratılışta olduğuna göre mirastan hissesi erkekten daha fazla olması, hiç olmazsa eşit gözetilmesi gerekmez mi? Bundan dolayı erkeğin payının iki kat olmasında hikmet nedir? Zamanımızdaki insanların kafalarını meşgul eden bu soruyu müfesirler ve fakihler söz konusu ederek hikmetini açıklamışlardır. Şöyleki:
    İlk önce: Sûrenin başından beri de anlaşıldığı üzere genel olarak erkek ile dişinin aile hayatına girmeleri istenmektedir. Miras da buna göre düzenlenmiştir. Halbuki aile hayatında harcama sorumluluğu erkeğe yüklenmiştir. Erkek bir kendisi, bir de eşi olmak üzere en az iki kişiyi besleyecektir.Bundan dolayı erkeğin masrafı çok, kadının ki ondan az olacaktır, masrafın ise gelir ile orantılı olması gerekir. Masraf, erkeğe yüklenirken gelir dağıtımında kadına fazla veya eşit verilmesi hem iktisat kanununa, hem de adalet ve hakka aykırı bir zulüm olur. Ve aslında o zaman, hukuki eşitlik esası bozulmuş olur.
    Bundan dolayı mirastaki bu fazlalık, kadınların faydası ve ihtiyaçlarına eşit olarak nafakalardaki yükümlülük farkının denkleştiricisi olmak üzere böyle bir hukuki ve iktisadi dengeyi temin ederek adalet ve eşitlik kanunlarının ince bir tatbikatını kapsamaktadır. Ganimet, herkesin yaptığı hizmete uygun verilir. "Erkeğe iki kadının payı kadar miras düşer" kuralı emri ile bir hukuki denkliktir ki, bunu bozmak "haddini tecavüz eden, zıddına dönüşür" kuralı gereğince devamlı kadınların zararına sonuçlanarak mirastan tamamen mahrum edilmesine veya aile hayatında masrafa katılmak ile beraber mallarında dilediği gibi tasarruf (harcama) hakkının kısıtlanmasına ve elinden alınmasına sebeb olmuştur.
    İkinci olarak: Kadın, erkekte bulunmayan veya noksan olan bazı özelliklere sahip olduğu gibi, erkek de kadında bulunmayan veya noksan olan bazı özelliklere sahiptir. Bunun içindir ki dişi, erkeğin aynı veya benzeri değil, karşıtı, dengi ve eşidir. Öyle bir eş ki, yaratılış ve doğuştan olan vazifelerini yapmasında erkekten sonra gelir. Erkeğin verdiği sermaye (anapara) üzerinde çalışır, onu çoğaltır. İşte erkek ile dişi arasındaki doğuştan var olan bu farkın sonuçlarından biri de aralarında ki mali değer ve iktisadi güç farkı olmuştur. Özel şekilde kişiyi kişiye değil, genel bir şekilde dişi dişi, erkek erkek fıtratı üzere düşünülerek dişi türü erkek türü ile mukayese edildikleri zaman, dişinin kazanç ve malları idare etme hususundaki kuvvetinin, başka bir ifade ile mali yönden kuvvetinin, erkekten noksan olduğu kesin bir gerçek olarak görülür. Bu fark, İslâm hukukunda en azından üçte iki veya ikide bir olmak üzere tesbit edilmiştir. Denebilir ki, genel bir şekilde bir kadının gündeliği elli kuruş varsayılırsa erkeğin gündeliği en az yetmiş beş veya yüz kuruş olarak belirlenmesi gerekir. Bir erkeğin diyetinin (kan bedelinin) iki kadın diyetine eşit tutulması da bu hikmete dayanır. Çünkü can ödenmez, yok olan mali değer ödenebilir. Ve ne zaman mali bir itibar ve hak söz konusu olursa bu esas düşünülmelidir. Bundan ise burada şu iki sonuç ortaya çıkar: Birincisi genel iktisat kuralları açısından hayatın devam etmesinin dayanağı olan malların, iktisadi gücü fazla olan erkeklerin eliyle idare edilmesi, hem kadın ve hem erkek olmak üzere genel menfaat ve hakların gereğidir.
    Şu kadar var ki kadını tamamen iktisadi güçten mahrum sayarak hakkı olan mali itibardan tamamen düşürmek de umumun yararına aykırıdır. Çünkü yarım kuvvetin inkar edilmesi ve itibardan düşürülmesi hukuk ve iktisat açısından bir zarardır. Ve özellikle kadınlar için zarardır. Yarımın bir tama eklenmesi ile birbiriyle birleşen ve yardımlaşan bir şeyin imal edilmesi ise her iki taraf için faydanın ta kendisidir. Bundan dolayı esas sermayeyi meydana getiren mirasta erkek ve dişiden her birine iktisadi kuvvetlerine uygun mal taksim etmek, Allah'ın hakkı olan umumun (kamunun) menfaatleri ve haklarının gereklerindendir ki yukarıda âyetinde bu esasa bir işaret geçmişti. İkincisi de mali sorumluluğun kadınlardan daha fazla erkeğe yöneltilmesi ve ailenin sosyal hayatında harcama vazifelerinin özellikle erkeklere yüklenmesi gereğidir ki, hem bir insaflılık, hem de kadınların menfaatleri ve hakları ile beraber kamu menfaatının gereğindendir. Çünkü yükümlülüğün güç ve kuvvet ile orantılı olması gerekir. Kadın ise erkekten fazla muhtaç olmakla beraber mali ehliyeti aynı seviyede ortaklık etmeye dayanamaz. Bunun için kadının malı kendine kalmalı, erkek Allah'ın kendisine bağışladığı kuvvet üstünlüğünden harcama vazifesini almalıdır. Çünkü vergi, ganimet ile orantılıdır.
    Üçüncü olarak: Rivâyet ediliyor ki Cafer-i Sadık hazretlerinden bu konu sorulduğu zaman, "Havva yasaklanmış ağaçtan bir avuç buğday aldı yedi, bir avuç daha aldı sakladı, sonra bir avuç daha aldı Âdem'e verdi. O kendi payını erkeğin iki katı yapmaya kalkıştığı için Allah Teâlâ bunu değiştirdi, kadının payını erkeğin yarısı kadar yaptı." diye bir cevap vermiştir ki, anlayabilenler için işaret ve örnek şeklinde pek derin gerçekleri içermektedir. Bu açıklama tefsirlerin ve bunlardan biri olan Fahr-i Razî'nin açıklamasından alınmıştır. Ancak onların ilmî dilleri, bazı tasarruflarla (değişikliklerle) tarafımızdan açıklanmıştır. Bundan özellikle şu sonuca geliriz ki: "Erkeğe iki kadının payı kadar miras düşer." gerçeği ileride erkekleri harcama zahmetinden kurtarmak için erkekle dişi arasında miras eşitliğini hazırlamaya yönelik bir inkılabın başlangıcı olmak üzere değil, ortada yaratılış hikmetine aykırı olarak bulunan bir hukuki ve sosyal ihtilafı ortadan kaldırmakla adalet ve hak dengesini tesbit eden ve anlatan ezelî bir hak kanununun ifadesi olmak üzere indirilmiştir. "Zaman, Yüce Allah'ın yeri ve gökleri yarattığı gündeki şekliyle dönüp dolaşmaktadır." Düsturu gereğince oğlan çocuk, yanında başka bir mirasçı bulunmazsa mirasın hepsini alabilecektir. Bir derecede akrabalık yön ve kuvvetleri aynı olan mirasçılarda da bu kural geçerli olacaktır. Fakat çocuklar, yalnız kadın veya kadınlar olduğu takdirde eğer çocuklar ikiden fazla dişiler iseler hepsinin hakkı mirasın üçte ikisidir. Ve eğer bir kız ise ona mirasın yarısı düşer. Acaba iki kız olursa ne olacak? Bu açıkça anlatılmamış görünüyorsa da bunun da üçte iki olduğu sözün mânâsından değişik yönlerle anlaşılıyor. Kuralının bir ile iki mukayesesindeki anlatma şekli, aynı şekilde bu iki şart cümlesinin tam karşılığı gibi anlatım ipuçları ile birinci şart cümlesi iki ve daha fazla dişiler iseler, demek olduğunu değişik yönler ile isbat etmişlerdir. Ancak burada İbnü Abbas hazretleri yalnız başına muhalif olarak kalmış iki dişinin payı da mirasın yarısı olmalıdır demiştir. Çocuk erkek olursa anne ve babasının herbirine altıda bir miras düşer. Geriye kalan mirasın tamamını erkek çocuk alır. Geride kalanlar erkek ve dişi karışık olursa "erkekler iki dişinin payı kadar alırlar." İki veya daha fazla kız iseler kalan miras üçte ikiye denk olduğundan tamamını alırlar. Bir kız ise mirasın yarısını alacağından altıda bir pay geri kalır ki o da yine babaya ait alacaktır. Çünkü ileride göreceğiz ki baba hisselerden artan mirası alabilen asabelerdendir. Çocuğu bulunmadığı ve anne ve babası kaldığı takdirde hem baba ve hem annenin mirasçı oldukları zaman annenin hakkı üçte birdir. Bundan dolayı kalan kısmın babaya ait olduğu zaruri olarak bellidir. Ayrıca açıklamaya gerek yoktur. Şu halde baba yalnız kalacak olursa bütün malı alabilecektir. Ne zaman hisselerden artan bulunursa onu da alacaktır. Görülüyor ki, babaya karşı anneye üçte birinin belirlenmesi de kuralının bir uygulaması demektir. Çocuklar, bulunmayınca anne ile baba çocuklardan bir oğlan ile bir kız karşılığında bulunmuş oluyorlar. Buradan çocuklar bulunduğu zaman baba ile anne-babanın eşit olarak neden birer altıda bir aldıklarını çıkarabiliriz. Bilindiği gibi iki altıda bir üçte bire eşittir. Bir üçte bir ise babaya karşı bir annenin payıdır. Demek oluyor ki çocukların yakınlık derecesine göre çocuklar karşısında anne-baba, baba karşısında bir anne hükmünde tutulmuş ve ona göre üçte bire eşit olmak üzere eşit olarak birer altıda bir verilmiş ve artık babanın anneye karşı erkekliği nazar-ı itibara alınmıştır. Ve bu nokta kıyâs-ı celiye (açık kıyasa) aykırı görünürse de kıyâs-ı hafiye (kapalı kıyasa) uygundur ki, erkeklik hakkının çocuklar tarafından bulunmasının gerekli bir sonucudur. Ve ikisine ortak olarak bir üçte bir takdir edilmeyip de birer altıda bir diye tahsis edilmesi de bu hikmetle ilgili olsa gerektir. Bunun için çocuk, bir kız olduğu taktirde çocuklar tarafındaki erkeklik hakkını tamamlayamadığından bunu baba tamamlar da, iki altıda birle bir yarımdan kalan kısmı yine baba doğrudan doğruya bir erkek olarak alır ki, buna asebelik ile birlikte hisse alma denilir. Bu şekil üzere koca ve karı kelale (akrabalığı uzaktan olma) miraslarında da kuralının uygulanması bellidir.
    Ve eğer ölen kimsenin çocuğu bulunmadığı halde iki veya daha fazla kardeşleri bulunursa, işter anne baba bir veya baba bir veya anneleri bir nasıl kardeş olursa olsunlar bu durumda annenin hakkı altıda birdir. Kardeşler, annenin payını üçte birden altıda bire düşürürler. Gerçi kardeşlerin akrabalığı anneden uzaktır. Fakat iki veya daha fazla oldukları zaman erkeklikleri dolayısıyla anneye karşı bir çocuk etkisini yaparlar. Üçte bir, anne payının yarısını kendilerine çekmek için annenin payını altıda bire indirirler. Gerçi baba varsa bunları mirastan düşürüp ellerinden alacaksa da anneye de engel olmuş olurlar. Bir kardeş ise bunu yapamaz.
    Bütün bu mirasla ilgili haklar, İslâm'a göre yapabileceği, yani yapması geçerli ve uygun olan bir vasiyetten veya borçtan sonra sabit olur. Terikeye miras hakkının etkisi derece itibarıyla vasiyetten veya borçtan sonradır. Mirasın vasiyetten sonra olması, borcun da vasiyetten sonra zikredilmesi, gösterir ki, öncelik sırasına göre başlayan tertip; önce borç, ikinci olarak vasiyyet, üçüncü olarak mirastır. Sıralamada mirasçı vasiyyeti, vasiyet de şâyet bulunursa borcu takip edecektir. Bunu hatırlatmak için Hz. Ali, "Allah, vasiyyeti önce zikretti. Fakat Allah'ın elçisi ilk önce borcun ödenmesine hükmetti." demiştir. Bazı tefsirler bu tertibin Kur'ân'dan anlaşılmadığı zannında bulunarak bu konuda bir çok deliller ileri sürmüşlerse de hiçbirine lüzum yoktur. Çünkü kelimesinin mânâsına göre zikredilen şeyin tertibi sonuncudan başta bulunana doğru tabiî olarak cereyan ettiği düşünüldüğü zaman, sözde sonda bulunan kelimenin mânâ açısından önde geleceği apaçıktır. denilseydi o zaman vasiyyetin, borçtan önce olması lazım gelirdi. Tereddüdü her terikede borç veya vasiyetin birleşmesi zaruri olmadığından ileri gelir. Bir de görülüyor ki, vasiyet "vasiyyet ettiği" diye kayıtlı, borç kayıtsızdır. Demek ki, her vasiyyet, mirastan önce değildir.
    Vasiyet edebileceği geçerli bir vasiyyet veya İbnü Kesir, İbnü Âmir, Ebu Bekr kırâetlerinde ın üstün harekesi ile okunduğuna göre tavsiye olunur mendub bir vasiyyet önceliklidir. Bu ise kısa olduğundan Hz. Peygamberin açıklaması ile üçte bir olmak ve varislerinden birine olmamak üzere tefsir edilmiştir. Bundan başka kaydı, vasiyyetin mirastan önce gerçekleştirilme gereğini bildirdiği gibi, kaydı meşru bir vasiyyet yapmaya teşvik mânâsını da ifade eder. (Bakara sûresindeki, "Sizden birinize ölüm alâmetleri belirdiği zaman, eğer geriye mal bırakacaksa, babasına, anasına ve akrabasına malının üçte birinden çok olmayacak şekilde vasiyyet etmek farz kılındı." (2/180 âyetine bkz.). Fakat borç, kayıtsız olduğundan ikrar etmekle veya şahit ile sabit olan herhangi bir borç bütün terekeyi kapsasa bile, yine miras ve vasiyetten önce verilmesi lazım gelir. Bununla beraber ikinci âyetinde bunun da bir kaydını göreceğiz.
    Babalarınız ve oğullarınız, bunların hangisi fayda açısından size daha yakındır, bunu bilmezsiniz. Bu bölüm, bir taraftan yapılan vasiyyetin yerine getirilmesinin gerekli olduğunu, bir taraftan da varislerin bir kısmını üstün tutma ve tercih etme ve bir kısmını, kısmen veya tamamen mahrum edecek bir vasiyyet yapılmamasını hatırlatır ve aynı zamanda çocuklara göre anne ve babaya az pay verilmesinin, şanlarının noksanlığından meydana gelmediği ve bundan dolayı onlara saygı göstermede kusur edilmemesini tavsiye etmekle anne ve babayı taltiftir(ödüllendirmektir). İlk önce vasiyyetin yerine getirilmesini hatırlatır. Yani vefat eden anne ve babanız olsun, zürriyetiniz olsun, vasiyyet yapmayıp size fazla mal bırakanı mı, yoksa vasiyyet yapıp malı azaltmakla beraber sevaba sebep olanı mı? Hangisi hakkınızda size daha faydalıdır? Bunu siz belirleyemezsiniz, onu Allah bilir ve bildiği için vasiyyet yapanın faydasının, daha yakın olduğunu anlatıyor ve yerine getirilmesini tavsiye ediyor. İkinci olarak miras bırakanlara vasiyyet yapmalarını hatırlatmaktır. Yani ölüme aday olup miras bırakacak olanlar! Size varis olacak atalar ve çocuklarınızın hangisinin dünya ve ahirette size daha faydalı olacağını bilemezsiniz. Onun için varislerinizin bazısını tercih ve bazısını mahrum etmek için varise vasiyyet fikrinde bulunmayınız da Allah Teâlâ'nın tavsiye ettiği şekil üzere bırakınız. Ne bilirsiniz mahrum etmek istediğiniz kimse belki sonunda sizin için daha faydalı olacaktır. Bu mânâ "Varise vasiyyet yoktur." hadis-i şerifi ile açıklanmıştır ki, ikinci âyette ile gösterilecektir. Bütün bunlar Allah tarafından fariza olarak takdir ve tavsiye olunmuştur. Bu kayıt da başta fiiline bağlı olarak aradaki açıklamaların hepsini kapsar. Bununla farz oluşu bir defa daha pekiştirilmiştir. Miras taksimi ilmi, işte bu farizaların ilmidir. Şüphe yok ki bu farizaları belirleyen ve size tavsiye eden Allah, ta ezelden beri âlim ve hakimdir. Bundan dolayı bunların hepsini, Allah Teâlâ'nın, ilim ve hikmeti ile farz ve takdir buyurmuş olduğunda dünya ve ahiret fayda ve menfaatinize uygun bulunduğunda hiç şüphe etmeyiniz. Bu paylaşmanın doğru olduğunu, noksan aklınız kavramaz da "kadınlara hiç verilmeseydi veya eşit verilseydi, yahut şu yönü şöyle olsaydı" gibi düşüncelere saplanacak olursa, onu Allah'ın ilmine havale ediniz ve gereği ile amel ediniz.

    12- "Sizin terekenizden o kadınlara sekizde bir hisse vardır..." Kocası vefat eden kadınlara bu şekilde terekeden miras ayırmakla Bakara sûresindeki "İçinizden ölüp de geride eşler bırakan erkekler, kadınlarının, evlerinden çıkarılmayarak, bir yıla kadar bakılmasını vasiyet etsinler... " (Bakara 2/240) âyetindeki iddet nafakasının hükmü kaldırılmıştır. (Bu âyetin tefsirine bkz.)
    Eğer ölen bir erkek veya kadının usul ve furuû olmayıp, kendisine zayıf bir derece ile Kelale olarak varis olunuyor da kendisinin bir erkek veya kızkardeşi bulunuyorsa, bunlardan her birinin miras payı terekenin altıda biridir. Eğer mevcut olan kardeşler bundan daha çok iseler, bu durumda kardeşler mirasın üçte birini aralarında eşit olarak taksim ederler "erkeğe iki kadın payı kadar" değil, çünkü buradaki erkek ve kız kardeşten maksat, âlimlerin ittifakı ile anne bir kardeşlerdir. Bunun için vasıflarında erkeklik hükmü yoktur. En yüksek paylarının üçte bir olması da anne yerini tuttuklarını gösterir. Diğer kardeşlerle ilgili hükümler, sûrenin sonunda gelecektir. (Oraya bakınız)
    KELÂLE: Baba, anne ve çocuk yönlerinden başka olan, yani ata ve çocuk zincirini oluşturan soy direğinin dışında bulunan akrabalık demektir. Bu kelime, aslında yorulup kuvvetten düşmek veya etraftan kuşatılmak mânâlarına bir masdar olup birincisinde kelal (zayıflık), ikincide iklil (taç) ile aralarında ilişki vardır. Bu yakınlık baba ve çocuk yakınlığına oranla zayıf veya onun başını yahut etrafını sarmış bulunduğundan bu isim ile adlandırılmıştır. Karabet, yakınlık sahibi mânâsına geldiği gibi, kelale de kelale sahibi mânâsına olarak ne çocuk ne de baba ve anne bırakmamış olan mûrise (kendisine varis olunan kimseye); bir de ne çocuk, ne baba ve ne de anne olmayarak kalan mirasçıya da (kelale) denilir. Mesela: Kardeşlik bir kelale, usul ve fürûdan bir şey bırakmadan ölen kardeş bir kelale, onun arkasında kalan kardeş, amca, hala ve diğerleri de hep kelaledir. Bu âyetteki de birinci mânâ ile temyiz, kelâle sahibi mânâsına göre de hal veya nin haberi olur. Birincisinde miras yönünü, ikincide ise varis veya miras bırakanın durumunu gösterir ki, netice olarak hüküm birdir. Kelalenin tefsirinde sahabenin söylediği sözler ve münakaşaları çoktur. Hz. Ebu Bekir es-Sıddık (r.a.)'ın benimsediği görüşe göre kelale, anne ve baba ve çocuklardan başkasıdır. En seçkin ve sahih söz de budur. Hz. Ömer (r.a.) "Kelale, çocuklardan başkasıdır." dermiş. Ve sorulduğu zaman: "Ben kelale, çocukları olmayandır görüşünde bulunuyorum, bu konuda Ebu Bekir'e karşı gelmekten utanıyorum. Kelale baba ve çocuklardan başkasıdır." dediği de rivayet edilmiştir. Kelale, mirası bir burada, bir de sûrenin sonunda vardır. Hz. Ömer, oradaki "onun çocuğu yoktur" kaydını kelalenin tanımlamasına bir işaret gibi düşünürmüş.
    Hem vasiyyetin ve hem borcun kaydıdır. Yani vasiyyet veya borç ki varislere zarar vermeye kalkışılmayarak yapılmış olsun. Bu bakımdan önce varislerden hiçbirine vasiyyet geçerli olmaz, zararlı olur. Bunun diğerlerine zarar olduğu ve hak ettikleri miras payını bozacağı açıktır. Demek ki bu kayıt ile bu miras âyetleri âyetindeki vasiyet hükmünü, kaldırmıştır. "Dikkat ediniz, hiçbir varise vasiyyet yoktur." hadis-i şerifi de bu hükmün kaldırıldığını açıklamıştır. Aynı şekilde yabancıya veya varis olmayan akrabalara da malın üçte birinden fazla vasiyyet geçerli olmaz, varislerin müsadelerine bağlı olur. Çünkü peygamber tarafından yapılmış olan vasiyyet, malın üçte biri olarak açıklanmıştır. Fazlası, varislere zarar vermektir. Vasiyyet, ne kadar olmalıdır? Sorusuna karşı Hz. Peygamber (s.a.v.) bir meşhur hadiste: "Üçte bir, üçte bir de çoktur. Varislerini zengin olarak bırakman, onları fakirlik ve ihtiyaç içinde bırakmandan hayırlıdır." Bundan dolayı malı az olanların üçte birini vasiyyet etmeleri bile hoş karşılanmıyor. Vasiyyetin böyle malın üçte birinden geçerli olması da, ölüm hastalığındaki bir kimsenin varislerine karşı hukuki durumunun, miras açısından bir erkeğe karşı bir kadının durumuna benzediğini anlatır. kuralı hüküm açısından bunda da geçerlidir. Terekenin üçte bire ölü için vasiyyet hakkı, üçte ikisi varislere miras hakkı oluyor. Borcun varislere zarar verme kasdı ile olmasına gelince, bu da ölüm hastalığında yalan yere borç ikrar etmesi ile olur. Bunun için, ölüm yatağında yalnız ikrar ile sabit olan borç, mirastan önce ödenmez, varisin iznine bağlı olur. İşte bu zarar verme kaydının burada zikredilmesi, kelale varislerine zarar vermesi kasdı çoğunlukla mümkün olmasından ileri gelir.
    Allah Teâlâ bunları, kendi tarafından bir vasiyyet olarak emir ve tavsiye ediyor. Bu da öbür âyetteki gibidir. Ve bununla hem mânâ bakımından iki durumun farklı olmasına uygun birer pekiştirme yapılmış, hem de bu âyetin sonundan, önceki âyetin başına bir "son tarafı baş tarafa geri çevirmek" güzel edebî sanatı gösterilmiştir. Allah her şeyi bilendir. Zarar verme kasdında bulunanları bilir, fakat hâlim (sabırlı) olduğundan ceza vermede acele etmez. Bundan dolayı bu hilme (yumuşak muameleye) aldanıp zarar vermeye kalkışmamalı, yapılacak olan vasiyyeti Allah rızası için yapmalı, Allah'ın vasiyyetlerine uygun hareket etmelidir.


  3. #3
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    1
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Varsayalim ki, bir adam öldü ve geride üç kiz evlat, bir ana, bir baba ve eşini birakti.. Yukaridaki ayetlere göre miras paylaşimi şöyle olacaktir: Üç kiz evlata mirasin 2/3'ü, ana ve babanin her birine 1/6, karisina 1/8 kalacaktir. Bu durumda, matematik yapalim: (2/3)+(1/6)+(1/6)+(1/8 )= 27/24 = 1,125 bulunur! (1,0 olmasi gerekirdi!..) Yani adam öldüğünde 120 tlyi geride kalan üç kız evladına, annesine, babasına ve eşine bıraktı. Bu durumda 120 nin 2/3 ü yani 80 lirası kız çocuklarına 1/6 sı yani 20 lirası annesine ve yine 1/6 sı yani yine 20 lirası babasına kalmıştır. Bunları toplarsak toplamda 120 lira ettiğini görüyoruz. Yani adamın eşine 0 lira kalmıştır. Eğer adamın eşine de mirastan pay verilecek olursa 1/8 olan pay yani 15 lira nereden bulunacak.


    Arkadaşlar bilen bir arkadaş bu soruyu cevaplasın. Ateist düşünceye sahip birileri bunun videosunu nette dolaştırıyor. Ve matematiksel olarak kuranın yani Allahın yanınldığını düşünüyorlar. Lütfen acil bir cevaaaaaaaaaaaaa....


  4. #4
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    1
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart 1.125

    bak kardeş ayeti iyi oku o rakamlar toplanmayacak onlar ayrı ayrı alınmış.eğer hepsi kadınsa çocukların mirasın 3te 2 gerisi belli değil.ve tek kadınsa malın yarısı veriliyor. diyelim 2 kız ve bir erkek var kızlara çeyrek erkeğe yarım mal düşüyo. sonra: Eğer ölen, ana ve baba ile birlikte çocuklar da bırakmışsa ana babanın her birine ölenin terekesinden altıda bir. mantıklı bir şekilde bak ne diyo kalan malın 6da 1 anne ye ve 6da1 babaya gerisi çocuklar arasında erkeğe 2 kıza 1 hisse olacak şekilde olur ilk maddede ki gibi. yani kısaca madde madde incelemek lazım öyle görmek lazım


  5. #5
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Mesajlar
    1
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Matematiksel iftiralar cevap

    Nisa suresi miras ayetleri:Bismillah

    11 - Allah size evlatlarınızın miras taksimini şöyle emrediyor: çocuklarınızda, erkeğe iki kadın payı kadar, eğer hepsi kadın olmak üzere ikiden de fazla iseler, bunlara mirasın üçte ikisi ve eğer bir tek kadın ise o zaman ona malın yarısı vardır. eğer ölen, ana ve baba ile birlikte çocuklar da bırakmışsa ana babanın her birine ölenin terekesinden altıda bir; şâyet ölenin çocuğu yok da, mirasçı olarak ana ve babası kalmışsa, ananın payı üçte birdir. eğer ölenin kardeşleri varsa terekenin altıda biri ananındır. bu paylar, ölenin borçları ödenip, vasiyeti de yerine getirildikten sonra hak sahiplerine verilir. baba ve çocuklardan, hangisinin size fayda bakımından daha yakın olduğunu, siz bilmezsiniz. bütün bunlar allah tarafından farz kılınmıştır. şüphesiz allah alîmdir, hakîmdir.

    12 - Eğer hanımlarınızın çocukları yoksa, bıraktıkları mirasın yarısı sizindir. şâyet bir çocukları varsa o zaman mirasın dörtte biri sizindir. bu paylar, ölenin vasiyeti yerine getirildikten ve varsa, borcu ödendikten sonra verilir. eğer siz çocuk bırakmadan ölürseniz, geriye bıraktığınız mirasın dörtte biri hanımlarınızındır. şâyet çocuklarınız varsa o zaman bıraktığınız mirasın sekizde biri hanımlarınızındır. bu paylar, yaptığınız vasiyetler yerine getirilip ve varsa borcunuz ödendikten sonra verilir. eğer ölen bir erkek veya kadının çocuğu ve babası bulunmadığı halde kelâle olarak (yan koldan) mirasına konuluyor ve kendisinin bir erkek veya kızkardeşi bulunuyorsa, bunlardan herbirinin miras payı terekenin altıda biridir. eğer mevcut olan kardeşler bundan daha çok iseler, bu takdirde kardeşler mirasın üçte birini zarara uğratılmaksızın aralarında eşit olarak taksim ederler. bu paylar ölenin vasiyeti yerine getirilip ve varsa borcu ödendikten sonra verilir. bunlar, allah tarafından bir emirdir. allah her şeyi bilen ve yarattıklarına çok yumuşak davranandır.


    "Bu şekilde başlangıçta miras, çocuklar ile, çocuklar içinde erkek ile başlamış ve bununla velâyet ilişkisinin diğer ilişkilerden kuvvetli bulunduğu anlatılmıştır. demek ki, en fazla payı çocuklar, çocuklar içinde de erkek çocuklar alacaktır."

    Yani oğlan çocuk, yanında başka bir mirasçı bulunmazsa mirasın hepsini alabilecektir. Ancak tek kız çocuk varsa yarısını alabilir.(BAKINIZ BURADA TEK KIZ ÇOCUK YARISINI ALIYOR.DİĞER YARISI NE OLUYOR DERSENİZ AYETLERDE GÖREMEDİĞİMİZ YERLERİ PEYGAMBER (SAV) E SÜNNETTE YOKSA ALİMLERİN İCTİHADLARINA BAKARIZ.NİTEKİM ÇEŞİTLİ İCTİHADLAR VAR.ŞİMDİ BURDA HESAP HATASI MI VAR ELBETTE HAYIR SADECE AYETİ BÜTÜN DÜŞÜNMEK GEREKİYOR KİMİSİ KALAN BABA TARAFINDAN AKRABAYA VERİLİR DEMİŞ KİMİSİ HAZİNEYE KALIR DEMİŞ KİMİSİ KİMSE YOKSA KALAN YARISINI DA O ALIR DEMİŞ VS.

    İkiden fazla iseler 2/3 ünü alabilirler ki YUKARIDA KULLANILAN ORANLARDAN BIRISI. (DIKKAT EDELIM BURADAKI 2/3 ORANINDAN BAHSEDILIRKEN SADECE KIZ ÇOCUKLARININ OLDUĞU ERKEK ÇOCUĞUN OLMADIĞI VE MİRASÇILARIN SADECE BUNLAR OLDUĞU ŞARTIYLA VERİLMİŞ ORANDIR Kİ NİTEKİM ANNE BABA BİLE DAHA SONRADAN BAHSE GİRMİŞTİR) yani anne-baba yoksa kalan 1/3 ne olucak o zaman diye sormuyor musunuz? Yukarıda söylediklerimizin aynısını söylemeyelim. Burada ya sadece iki kız varsa sorusu akla gelebilir daha doğrusu yukarıdaki entry kafasında düşünen insanların aklına gelecektir. Ancak ifade "eğer bir tek kadın ise o zaman ona malın yarısı vardır" şeklinde tamamlandığı için ilk kısmının iki veya daha fazla olursa şartı için açıklandığını anlamak kolaylaşıyor. Bu kısım sadece mirasçı çocukların bulunması durumuyla ilgili olduğunu görebiliriz.

    "eğer ölen, ana ve baba ile birlikte çocuklar bırakmışsa" ifadesiyle diğer durumun anlatılmaya başlandığını görüyoruz. Yani hem çocuklar hem ana ve/veya baba mevcut. O zaman önce anne ve babaya 1/6 şar pay verilir sonra kalan çocuklar arasında yukarıdaki pay dağıtma işlemi uygulanır. Yani mesela 1/6 anaya, 1/6 babaya verildi. Geriye kalan miktar, geride 1 erkek çocuk var hepsini alır. Hem erkek hem kız çocuk var erkek çocuklar kız çocukların iki katını alacak şekilde dağıtılır. 2 veya daha fazla kız çocuk kalmışsa zaten geriye 2/3 kaldığından tamamını alırlar.(TEKRAR DİKKAT EDELİM 2/3 ORANININ YUKARIDA ANNE BABA BAHSİNE GİRİLMEDİĞİ İÇİN SADECE ONUN İÇİN DÜŞÜNÜLMESİ GEREKTİĞİNİ BELİRTTİK, BURADA ANNE VE BABA VARKEN DE BU ORANIN GEÇERLİ OLDUĞUNU GÖREBİLİYORUZ NİTEKİM AZ ÖNCE SÖYLEDİĞİMİZ GİBİ KIZ EVLATLARA 2/3 KALDIĞINI BELİRTTİK . Fakat 1 soru daha anne veya babadan sadece biri varsa, diğer 1/6 ne olcak görüldüğü gibi böyle sorular iman edenlerin imanınını inkar edenlerin inkarını artırır Allah muhafaza Allah imanımızı sabit kılsın.Tekrar yukarıda ilk yaptığım açıklamayı yapmayayım devam edelim). 1 kız çocuğu kalmışsa yarısını yani 3/6 sını alır ana baba da 1/6 şar alırsa 1/6 artıyor gördüğünüz gibi tekrar tekrar aynı bahse giriyoruz tekrar edelim ayette anlayamadıklarımızı Peygamber SAV e onda da bulamazsak sahabelerine ve ictihadlara bakarak uygularız dikkatinizi çekmek isterim uygulamak için bu ihtiyaç içine giriyoruz. Matematik ispatlar mantığıyla bakmak Kuran ı Kerimin çok soru soranlar hakkındaki kıssalarından bihaber olmakla açıklanabilir. Nasıl olsun , şöyle olursa ne olur ,böyle olsaydı nası yapmamız gerekirdi, ya böyle olursa. gibi bir insanın bir şeyi yapmak ihtiyacıyla doğan sorular değil yapmamak için yol aramasıdır. Herneyse konuya dönelim. Onu da baba alır diyor elmalılı aşağıdaki çocuğu olmayan mirasçı örneğinden erkeklik hakkına dayanarak tabi BUNU AVLIYE VE REDDİYE İLE PAYLAŞTIRMA DA BİR İCTİHAD sahabelerin böyle yaptığını anlatıyorlar bazı fıkıh yazılarında , VEYA HAZİNEYE KALIR FİKRİ DE BİR İCTİHADDIR.

    "şayet ölenin çocuğu yok da mirasçı olarak ana ve babası kalmışsa" kısmında ana 1/3 pay alır. Burada babanın ne alacağı söylenmiyor ÇÜNKÜ 2 MİRASÇI VAR VE BIRI BELİRTİLMİŞSE DİĞERİ BULUNABİLİR. (tekrar araya giriyorum bakınız annenin aldığı pay değişti demek 1/6 hesabına uyarsak yanlışlığa düşmüş oluruz zira oranların değişmesi ile durumlara açıklık getiriliyor)O da 2/3 yani annenin aldığı payın 2 katıdır .Bir önceki kısımda arta kalanın neden baba tarafından alındığını buradan gitmiş bazı alimler. Bu konunun hikmetine şöyle açıklık getirilmiş tefsirde. Anne ve babaya 1/6 şar pay verilmesi yani toplamda 2/6=1/3 pay verilmesi ,çocukların yanında ana babanın beraber durumu; erkek evlat karşısında kız evladın durumu gibi değerlendirilmesidir yani bu durumda NASIL ERKEK EVLADA 2 KIZA 1 PAY DÜŞÜYORSA;; ÇOCUKLARA TOPLAM 2 ANNE-BABAYA DA 1 PAY DÜŞÜYOR YANİ TOPLAM 1/3 VE ERKEKLİK HAKKINI ÇOCUKLAR KULLANDIĞINDAN çocuklar erkeklik hakkını ve vasfını üzerinde bulundurduklarından anne ve baba arasında erkeklik bahsinden kaynaklanan 2 ye 1 pay düşmesi durumu gerçekleşmeyip ikisine de 1/6 şar pay düşüyor. Ancak erkek çocuk bulunmaz ise erkeklik hakkını baba gerçekleştireceği için kız çocukların haklarını almalarından sonra kalan miktar babaya kalır diyor böylece.

    "eğer ölenin kardeşleri varsa" annenin 1/3 lük payı yarıya düşüyor ve 1/6 oluyor.Düşen 1/6 lık kısmı kardeşlere kalıyor.

    "12. ayette kadın vefat ederse eşinin mirasının yarısını alabileceğini çocukları varsa 1/4 ünü alabileceğini ;erkek vefat ederse de 1/4 ü hanımlarının ama çocuklar varsa 1/8 inin hanımlarının olduğunu anlıyoruz.

    BURADA BAHSİMİZE DÖNEBİLİRİZ. ENTRY DE SÖYLENDİĞİ GİBİ ADAM ÖLMESİN DE HANIM VEFAT ETSİN DİYELİM. ÜÇ KIZLA, ANA VE BABASI VARİS OLSUN. OZAMAN DA 2/3+1/6+1/6+1/4 OLACAK NASIL ENTRY DE 1/8 LİK 0.125 LİK KISIM FAZLA GÖZÜKÜYORSA BURADA DA 1/4 LÜK 0.250 LİK KISIM FAZLA GİBİ GÖZÜKECEK YANİ 1,250 OLACAK. ALLAH ALLAH HESABA BAKAR MISIN EY DİN KARDEŞİM. YÜCE KURANA İFTİRA ATACAK BİR YOL ARAMAKTAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL DE NEDİR BU.

    AMA İZAN SAHİBİ İNSAN 2/3+1/6+1/6 LIK KISMIN 3 KIZ ÇOCUĞU BİR ANA VE BİR BABA İÇİN VERİLEN HESAP OLDUĞUNU
    HANIMIN ALACAĞI 1/4 YADA ÇOCUKLAR VARSA 1/8 LİK YADA HANIM VEFAT EDERSE KOCANIN ALACAĞI 1/2 ÇOCUKLAR VARSA 1/4 LÜK KISIMLARDAN BAHSEDİLİRKEN AYETTE LÜTFEN DİKKAT ANADAN VE BABADAN BAHSEDİLMEDİĞİNİ İYİ FARKEDELİM. ZATEN 11. AYETTE 2/3+1/6+1/6 DİKKAT EDERSEK 1 E EŞİT ÇIKMAKTADIR. ALLAHU TEALA BU AYETTE YANİ İLK AYETTE TAKSİM ŞARTLARINI AÇIKLARKEN ŞÖYLE ŞÖYLE OLURSA DİYEREK ORANLARDA DEĞİŞMEYE GİTMİŞTİR LÜTFEN DİKKAT EDİNİZ. ŞİMDİ 3 KIZ BİR ANA BİR BABA ÖRNEĞİNİ HİÇ ERKEK YADA HANIM EŞ BAHSİ VE ŞARTI GİRMEDEN 2/3+1/6+1/6 ŞEKLİNDE BÖLÜŞTÜREN YÜCE YARADAN ELBETTE EVLİLİKTEN KAYNAKLANAN MİRAS HAKKININ DA BULUNDUĞUNU VE UYGULAMAMIZ GEREKTİĞİNİ AÇIKLARKEN ŞUNU ANLAMAMIZI İRAD EDİYOR "kız çocuklar ana ve baba için bu taksimat yapıldı ve bütün miras ona göre dağıtıldı ancak eğer mirası bırakan evli ise o zaman bu taksimatı uygulayamazsın zira evlendiği kişinin de hakkı var haklarının oranları da belirtiliyor. BÖYLECE BU ORANLARIN YADA İÇLERİNDEKİ HERHANGİ BİR ORANIN DEĞİŞECEĞİNİ DE BELİRTMİŞ OLUYOR (lütfen dikkat örnek olarak sadece anne ve baba varken annenin aldığı 1/3 lük oran kardeşler şartı dahil olursa yarıya yani 1/6 ya düştüğünü verebiliriz bu bir anlatım tarzıdır matematiği kuvvetli insanların edebiyatı ve mantığı kuvvetli olacak diye bir kaide yok elbette. ) ANCAK ANLAYANA VE ONU ANLAMAK VE YAŞAMAK İÇİN OKUYANLARA. ALLAH FERASETİMİZİ ARTIRSIN

    Onda ne bir eksik ne bir fazla vardır. Biraz matematik öğrenenler bir ayetten bir kesri diğer ayetten başka bir kesri alıyor topluyor aradaki kelimeleri formüle yerleştiremiyor ya onun işi rakam toplamak ve neden bire eşit olmuyor bu matematiksel olarak HAŞA yanlış diyebiliyor. Bu nasih mensuh olaylarını bilmeyenlere da çok yapılıyor. Halbuki Allah u teala bazı ayetin hükümlerini bazı ayetlerle kaldırmış veya değiştirmiştir.

    İnşallah açıklarken aşırılıklara kaçmamışızdır. Allah cümlemizi affetsin. Yukarıdaki entry ye de iftira başlığı eklerse hepimiz için daha hayırlı olur sanırım. Yanlışlıklar varsa lütfen düzeltiniz. Vesselam

    not: Elmalılı tefsirinden , fıkhi makalelerden faydalanılmıştır


  6. #6
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    12.917
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Cevap: 4:11,12 -Nisa suresi 11 ve 12.ayetler (İslamda çocuk ve miras)


+ Cevap Ver

LinkBacks (?)

  1. Yandex
    Refback Bu Konu
    08-21-2017, 12:39 AM
  2. Yandex
    Refback Bu Konu
    04-10-2017, 04:22 PM
  3. Yandex
    Refback Bu Konu
    08-08-2015, 05:11 PM
  4. Yandex
    Refback Bu Konu
    01-08-2015, 11:03 PM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349