+ Cevap Ver
5 sonuçtan 1 ile 5 arası
Like Tree5Beğeniler
  • 2 Post By BeRkCaN
  • 1 Post By Karani
  • 1 Post By Karani
  • 1 Post By Karani

Tevhid

 Kuranı Kerim Katagorisinde ve  Kuran Fihristi Forumunda Bulunan  Tevhid Konusunu Görüntülemektesiniz.=>''Tevhid' Kelimesi ile İlgili Ayetler Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla Yoksa siz, Yakub'un ölüm anında, orada şahidler miydiniz? O, oğullarına: "Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" dediğinde, onlar: "Senin İlahına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın İlahı olan tek bir İlaha ibadet edeceğiz; bizler O'na teslim olduk" demişlerdi. ( Bakara ...

  1. #1
    Gönüllü Paylaşımcı
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    1.359
    Tecrübe Puanı
    12

    Standart Tevhid

    ''Tevhid' Kelimesi ile İlgili Ayetler

    Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
    Yoksa siz, Yakub'un ölüm anında, orada şahidler miydiniz? O, oğullarına: "Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" dediğinde, onlar: "Senin İlahına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın İlahı olan tek bir İlaha ibadet edeceğiz; bizler O'na teslim olduk" demişlerdi. (Bakara Suresi, 133)
    Sizin İlahınız tek bir İlah'tır; O'ndan başka İlah yoktur; O, Rahman’dır, Rahim’dir (bağışlayan ve esirgeyendir). (Bakara Suresi, 163)
    Allah... O'ndan başka İlah yoktur. Diridir, Kaimdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun Katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek Yücedir, pek büyüktür. (Bakara Suresi, 255)
    Şüphesiz bu, gerçek bir olayın haberidir. Allah'tan başka İlah yoktur. Ve şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. (Ali İmran Suresi, 62)
    De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek (olan) bir kelimeye (tevhide) gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız (diğer) bir kısmımızı Rabler edinmeyelim." Eğer yine yüz çevirirlerse, deyin ki: "Şahid olun, biz gerçekten Müslümanlarız." (Ali İmran Suresi, 64)
    De ki: "Allah doğru söyledi. Öyleyse Allah'ı bir tanıyan (Hanif)ler olarak İbrahim'in dinine uyun. O, müşriklerden değildi." (Ali İmran Suresi, 95)
    Allah; O'ndan başka İlah yoktur. Kendisinde hiçbir şüphe olmayan kıyamet gününde sizleri muhakkak toplayacaktır. Allah'tan daha doğru sözlü kimdir? (Nisa Suresi, 87)
    İyilik yaparak kendini Allah'a teslim eden ve hanif (tevhidi) olan İbrahim'in dinine uyandan daha güzel din'li kimdir? Allah, İbrahim'i dost edinmiştir. (Nisa Suresi, 125)
    Ey Kitap Ehli, dininiz konusunda taşkınlık etmeyin, Allah'a karşı gerçek olandan başkasını söylemeyin. Meryem oğlu Mesih İsa, ancak Allah'ın elçisi ve kelimesidir. Onu (‘OL’ kelimesini) Meryem'e yöneltmiştir ve O'ndan bir ruhtur. Öyleyse Allah'a ve elçisine inanınız; "üçtür" demeyiniz. (Bundan) kaçının, sizin için hayırlıdır. Allah, ancak bir tek İlah'tır. O, çocuk sahibi olmaktan Yücedir. Göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur. Vekil olarak Allah yeter. (Nisa Suresi, 171)
    Andolsun, "Allah üçün üçüncüsüdür" diyenler küfre düşmüştür. Oysa tek bir İlah'tan başka İlah yoktur. Eğer söylemekte olduklarından vazgeçmezlerse, onlardan inkar edenlere mutlaka (acı) bir azap dokunacaktır. (Maide Suresi, 73)
    "Ben onlara bana emrettiklerinin dışında hiçbir şeyi söylemedim. (O da şuydu:) 'Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin.' Onların içinde kaldığım sürece, ben onların üzerinde bir şahidim. Benim (dünya) hayatıma son verdiğinde, üzerlerindeki gözetleyici Sendin. Sen herşeyin üzerine şahid olansın.” (Maide Suresi, 117)
    De ki: "Şahidlik bakımından hangi şey daha büyüktür?" De ki: "Allah benimle sizin aranızda şahiddir. Sizi -ve kime ulaşırsa- kendisiyle uyarmam için bana şu Kur'an vahyedildi. Gerçekten Allah'la beraber başka ilahların da bulunduğuna siz mi şahidlik ediyorsunuz?" De ki: "Ben şehadet etmem." De ki: "O, ancak bir tek olan İlah'tır ve gerçekten ben, sizin şirk koşmakta olduklarınızdan uzağım." (En'am Suresi, 19)
    Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratandır. O'nun nasıl bir çocuğu olabilir? O'nun bir eşi (zevcesi) yoktur. O, herşeyi yaratmıştır. O, herşeyi bilendir. (En'am Suresi, 101)
    İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'ndan başka İlah yoktur. Herşeyin Yaratıcısı'dır, öyleyse O'na kulluk edin. O, herşeyin üstünde bir vekildir. (En'am Suresi, 102)
    Rabbinden sana vahyedilene uy. O'ndan başka İlah yoktur. Ve müşriklerden yüz çevir. (En'am Suresi, 106)
    Medyen (toplumuna da) kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik. Şuayb onlara:) Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka İlahınız yoktur. Size Rabbinizden apaçık bir belge (mucize) gelmiştir. Ölçüyü ve tartıyı tam tutun, insanların (hakları olan mallarını) eşyasını değerinden düşürüp-eksiltmeyin ve düzene (ıslaha) konulmasından sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesad) çıkarmayın. Bu sizin için daha hayırlıdır, eğer inanıyorsanız." (Araf Suresi, 85)
    Onlar, Allah'ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini rablar (ilahlar) edindiler ve Meryem oğlu Mesih'i de. Oysa onlar, tek olan bir İlah'a ibadet etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. O'ndan başka İlah yoktur. O, bunların şirk koştukları şeylerden Yücedir. (Tevbe Suresi, 31)
    Eğer onlar yüz çevirirlerse, de ki: "Bana Allah yeter. O'ndan başka İlah yoktur. Ben O'na tevekkül ettim ve büyük arşın Rabbi O'dur." (Tevbe Suresi, 129)
    Eğer buna rağmen size cevab vermezlerse, artık biliniz ki, o, gerçekten Allah'ın ilmiyle indirilmiştir ve O'ndan başka İlah yoktur. Öyleyse artık, siz Müslüman mısınız? (Hud Suresi, 14)
    Semud (halkına da) kardeşleri Salih'i (gönderdik). Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a ibadet edin, sizin O'ndan başka İlahınız yoktur. O sizi yerden (topraktan) yarattı ve onda ömür geçirenler kıldı. Öyleyse O'ndan bağışlanma dileyin, sonra O'na tevbe edin. Şüphesiz benim Rabbim, yakın olandır, (duaları) kabul edendir." (Hud Suresi, 61)
    Medyen (halkına da) kardeşleri Şuayb'ı (gönderdik). Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a ibadet edin, O'ndan başka İlahınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik tutmayın; gerçekten sizi bir 'bolluk ve refah (hayır)' içinde görüyorum. Doğrusu sizi çepeçevre kuşatacak olan bir günün azabından korkuyorum." (Hud Suresi, 84)
    "Ey zindan arkadaşlarım, birbirinden ayrı (bir sürü) Rabler mi daha hayırlıdır, yoksa kahhar (kahredici) olan bir tek Allah mı?" (Yusuf Suresi, 39)
    De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?" De ki: "Allah'tır." De ki: "Öyleyse, O'nu bırakıp kendilerine bile yarar da, zarar da sağlamaya güç yetiremeyen birtakım veliler mi (tanrılar) edindiniz?" De ki: "Hiç görmeyen (a'ma) ile gören (basiret sahibi) eşit olabilir mi? Veya karanlıklarla nur eşit olabilir mi?" Yoksa Allah'a, O'nun yaratması gibi yaratan ortaklar buldular da, bu yaratma, kendilerince birbirine mi benzeşti? De ki: "Allah, herşeyin Yaratıcısı'dır ve O, tektir, kahredici olandır." (Ra'd Suresi, 16)
    Böylece Biz seni, kendisinden önce nice ümmetler gelip-geçmiş olan bir ümmete (elçi olarak) gönderdik; sana vahyettiklerimizi onlara okuyasın diye. Oysa onlar Rahman'a nankörlük ediyorlar. De ki: "O, benim Rabbimdir, O'ndan başka İlah yoktur. Ben O'na tevekkül ettim ve son dönüş O'nadır." (Ra'd Suresi, 30)
    Yerin başka bir yere, göklerin de (başka göklere) dönüştürüldüğü gün, onlar tek olan, kahhar olan Allah'ın huzuruna çıka(rıla)caklardır. (İbrahim Suresi, 48)
    İşte bu (Kur'an) uyarılıp korkutulsunlar, gerçekten O'nun yalnızca bir tek İlah olduğunu bilsinler ve temiz akıl sahipleri iyice öğüt alıp düşünsünler diye bir bildirip-duyurma (bir belağ)dır. (İbrahim Suresi, 52)
    Sizin İlahınız tek bir İlah'tır. Ahirete inanmayanların kalpleri ise inkarcıdır ve onlar müstekbir (büyüklenmekte) olanlardır. (Nahl Suresi, 22)
    Allah dedi ki: "İki İlah edinmeyin: O, ancak tek bir İlah'tır. Öyleyse Benden, yalnızca Benden korkun." (Nahl Suresi, 51)
    Ve onların kalpleri üzerine, onu kavrayıp anlamalarını engelleyen kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Sen Kur'an'da sadece Rabbini "bir ve tek" (İlah olarak) andığın zaman, 'nefretle kaçar vaziyette' gerisin geriye giderler. (İsra Suresi, 46)
    Ve de ki: "Övgü (hamd), çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan ve düşkünlükten dolayı yardımcıya da (ihtiyacı) bulunmayan Allah'adır." Ve O'nu tekbir edebildikçe tekbir et. (İsra Suresi, 111)
    Ve bunu (bu tevhid inancını) belki (insanlar Allah'a) dönerler diye ardında (kendi soyunda) kalıcı bir kelime olarak kıldı-bıraktı. (Zuhruf Suresi, 28)
    Dediler ki: "Sen, bizi ilahlarımızdan çevirmek için mi bize geldin? Şu halde eğer doğru söylüyorsan, tehdit ettiğin şeyi, bize getir." (Ahkaf Suresi, 22)


  2. #2
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    12.914
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Cevap: Tevhid

    Tevhid nedir
    Tevhid sözlükte bir şeyin tek olduğuna hükmetmek demektir. Ehli hakkın

    ıstılahatında ise tevhid, Allah’ın zatını fehimlerde tasavvur edilen, evham ve zihinlerden tahayyül edilen her şeyden tecrid etmektir. (el-Curcan-i, Tarifat) Tevhid, İslam’a girme anahtarıdır. Tevhid, Müslümanların sigortasıdır. Tevhid, Mü’minlerin garanti belgesidir. Tevhid üç aşamayla gerçekleşir. Rububiyet ile marifetu’llah… Tevhid ile ikrar… Eş ve ortakları cümleten nefyetmek...

    Tevhid inancına mutaallık ayetlere özelikle de Mekke’de inen surelerde sıkça rastlamak mümkündür.

    “Muhakkak ki ben kendim Allah’ım. Benden başka ilah yoktur. Öyle ise bana kulluk et: Beni anmak için namaz kıl.” (Taha, 20/14)

    “Dini yalnız ona has kılarak ve Hanifler olarak Allah’a kulluk etmeleri, namaz kılmaları, zekat vermeleri için ancak onlara Müslüman olmaları emrolundu. İşte sağlam din odur.” (Beyine, 98/5)

    “Allah kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah’tır. O, Hayy ve Kayyumdur. Kendisine ne uyku ne de uyuklama vardır. Semavat ve arzda bulunanların hepsi O’nundur.” (Bakara, 2/255)

    Tevhidi korumak maksadıyla gerek kelamcılar, gerekse diğer ilim erbapları yoğunlukla zaman harcamışlardır. Allah kendiliğinden vardır ve varlığı ezelidir. Herhangi birisinin “vardır ve birdir” demesiyle varlığı ve birliği oluşmamıştır. Ehli hakkın dediği gibi "Vahidü’l-Ahad olan Allah başkası tarafından birliği gerçekleşmemiştir. Dolayısıyla birilerinin birlemesiyle o bir olmuştur, diyen inkarcıdır.” Allah birdir, O’dan başka ilah yoktur. O hiçbir şeye muhtaç değildir: her şey O’na muhtaçtır. O, ortağı olmaktan münezzehtir. Allah yalnız yaratıcı değil, aynı zamanda Rahimdir, rızk verendir, koruyandır, hidayet edendir ve tüm yarattıklarının rabbidir. Allah dünyayı ve içindekileri kendi varlık ve birliğini ispatlamak için yaratmıştır. “Ben cinleri ve insanları bana kulluk etsinler diye yaratım.’’(Zariyat, 51/56) buyurmuştur. Allah hiçbir kimseye zülmetmez ve zalimi de sevmez. Allah kulun hak etiği azabı verirken dahi zevk duymaz. Allah hep affı sever, yeter ki kul affı isteyip hak etsin. Allah birdir demek yetmiyor, ancak birliğini hayatın tüm safhalarında hissedip ona göre davranmakla gerçekleşir. İbadet yaparken, dua ederken, ihsanda bulunurken ve yardım isterken hiçbir zatı ve otoriteyi ortak kılmadan olacak ki “tevhid” inancı gerçekleşsin.

    Tüm peygamberler tarih boyunca insanların ruhlarına “tevhid” inancını yerleştirmeye, kavimlerini ona davet etmeye ve Allah’ın varlığını değil birliğini ispatlamaya çalıştıkları bir gerçektir.

    “Ey kavmimiz! Allah’a ibadet/kulluk edin. Sizin ondan başka ilahınız yoktur.” (A’raf,7/59,65,73-Hud, 11/61)

    “Şunu iyi bilin ki Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur.” (Muhammed,47/19)

    “Allah’a ibadet/kulluk edin, azgın zorba tağutlardan kaçının.” (Nahl,16/36)

    Allah’a düşmanlığını ilan edip cephe tutanlar dahi çaresiz kalıp dara düştüklerinde gayri ihtiyari Allah’a sığınır ve O’na yalvardıkları gözlenmektedir.

    Tevhid inancının başlıca boyutlar

    Tevhid inancı, kulları, kullara kul olmaktan kurtarıp Allah’a kul olma yolunda mücadele vermekle, Allah’ı zatında, sıfatında ve fiilinde bilmekle ve birlemekle, mutlak yaratma, rızk verme, görme ve işitme yetkisini Allah’a has kılmakla gerçekleşir. Tevhid inancı, araya aracı koymaksızın direk Allah’a yönelip ona bağlanmakla, dini tek ve yalnız Allah’a has kılıp ondan korkmakla, yapılan mali ve bedeni ibadetleri Allah için ve Allah’a göre yapmakla, menhiyat ve münkerlerde Allah yasakladığı için sakınmakla gerçekleşir. Tevhid inancı, dini bid’at ve hurafeden arındırmakla, İslam dinine baba, dede ve bazı meşreplerin gelenek ve adaplarını karıştırmamakla gerçekleşir. Tevhid inancı itikad ve ibadetlerde kimsenin hatırını gözetmeden yalnızca Allah rızasını gözeterek amel etmekle, herhangi bir otoriteyi Allah’ın hakimiyetine ortak etmemekle gerçekleşir.


  3. #3
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    12.914
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Cevap: Tevhid

    Birlik, birlemek.
    Allah'ın varlığını, birliğini, tüm yetkin nitelikleri kendisinde toplandığını, eşi ve benzeri bulunmadığını bilmek ve buna inanmak. Bu bilgi ve inanç en özlü biçimde "Lâ İlâhe İllallah' (Allah'tan başka ilah yoktur) cümlesiyle ifade edilir. Bu nedenle bu cümleye tevhid kelimesi (kelime-i tevhid) denir. Tevhid kelimesini söyleyen ve buna inanan kişi mümin ve muvahhid adını alır. Tevhid konularını inceleyen ilme ve tevhid ilmi (ilm-i tevhid) adı verilir.
    Tevhid kelimesi Kur'an'da geçmez. Buna karşılık tevhid inancı çeşitli yönleriyle sayısız ayette dile getirilir.
    Özellikle Mekke'de inen ayetler, tam olarak kavranması amacıyla tevhid inancı üzerinde yoğunlaşır. Usulü'd-din denilen, dinin üç temel ilkesinden ilkini oluşturan tevhid inancı İslam bilginleri, kelamcılar ve mutasavvıflar tarafından derinlemesine incelenerek çeşitli yorumlara tabi tutulmuştur.
    Kur'an, tevhid inancını Allah'ın zatı, tekliği, sıfatları, evren ve insanla ilişkileri açılarından çeşitli boyutlarıyla ortaya koyar. Bütün bunlar şöyle özetlenebilir.
    Allah birdir, O'ndan başka ilâh yoktur. O hiçbir şeye muhtaç değildir; her şey O'na muhtaçtır. O'na benzer bir şey yoktur. O, bir ortağı olmaktan münezzehtir. Eğer O'nun yanısıra başka tanrılar olmuş olsaydı, onlardan kimileri diğerleri üzerinde egemenlik kurmak isterlerdi. O birdir, ama Hristiyanların sandığı gibi üç içinde bir değildir. O'na oğulları, kızları isnad edenler, İsa (a.s)'in O'nun oğlu ya da kendisi olduğunu söyleyenler Allah'a iftira etmiş olurlar. O'nun ne oğulları, ne de kızları vardır. O, doğurulmamıştır, doğurmamıştır. Ancak kafirler, hiçbir şey yaratmayan ve kendisi için yaratılmış olan şeyleri O'na ortak koşarlar. O sözde tanrılar ki, ne kötülük, ne de iyilik yapmaya güç yetirebilir; ne ölümü, ne hayatı, ne de yeniden dirilmeyi kontrol edebilirler. Bu nedenle, Allah'la ilişkili olabilecek bir tanrı yoktur. İnsanların uydurduğu tanrılar, zanna dayalı isimlerden ve onların nefislerinin hevasından başka bir şey değildir.
    Allah, mutlak güç sahibidir. Her şeyin dönüşü, O'nadır. O, yaratıcıdır, yaratma sürecini başlatan ve dilediği gibi yaratandır. Başlangıçta gökleri ve yeri yarattı, onları duman ya da nebülöz halindeki bir cevher gibi bir araya getirdi ve daha sonra birbirinden ayırdı. Gökler ve yer, üzerindeki tüm varlıklarla birlikte O'nun emri kesindir, kimse onu değiştiremez. Yarattığı güneş, ay ve yaldızların tümü O'nun kanunlarıyla ve O'nun buyruğuyla hareket ederler. Gökte ve yerde bulunan her yaratık O'nun emirlerine gönüllü olarak boyun eğer. O, her şeyi yaratan, vareden ve onlara şekil verendir.
    Allah âlemlerin rabbidir, gizlilerin de rabbidir. O'nun gücü her şeye yeter; göklerin ve yerin tüm güçleri O'na aittir. O, kerim olan Arş'ın, yüce Arş'ın rabbidir. Tüm yükselme derecelerinin sahibidir. Bir beşik gibi arzı uzatır, gökte, uygun ölçülerde su indirir. O, bütün varlıkları çiftler halinde yarattı. Gökkubbeye düzen ve mükemmellik verdi. Göklerin, yerin ve ikisi arasındaki her şeyin hakimiyeti Allah'ındır. Doğu ve batı O'nundur. Ne yana dönerseniz dönün, O oradadır. Çünkü her şeyi kuşatmıştır. Kürsüsü gökleri ve yeri kaplar. Yarattıklarını koruyup gözetir ve bunda hiçbir güçlükle karşılaşmaz. O, azizdir, hikmet sahibidir.
    Allah yalnız yaratıcı değil, aynı zamanda rahimdir, rızk verendir, koruyandır, yardımcıdır, hidayet verendir ve tüm yaratıkların darda kalmışlarına yardım ulaştırandır. Allah dünyayı oyun ve eğlence olsun diye yaratmamıştır. Dünya, belirlenmiş bir süreye göre, bir amaçla ve bir plan doğrultusunda yaratılmıştır. O kanunlar çıkarır, rehberlik eder, her şeyi bir ölçü ve takdire göre düzenler, yaratır, yol gösterir. O, her şeyi bilendir. Her şeyi görendir.
    Allah, hüküm verenlerin en iyisidir. Hiç kimseye asla zulmetmez. İnsana adaletsiz davranan O değil, kendi nefsine zulmeden insandır. Hüküm gününde adalet tartıları kurulacak, en küçük bir amel bile hesaplanacaktır. O çabuk ceza verendir ve acı azapla cezalandırır. İnsanlara adil olmalarını buyurur ve adil olanları sever. Günahtan sakınıp sevap işleyenlere büyük ödüller verir. İnsanların iyi amelleri, en güzel şekilde ödüllendirilmek için yazılır. Allah, tüm iyilikleri kendisinde toplamıştır, tüm iyiliklerin kaynağıdır. Her türlü kötülükten de uzaktır.
    Allah, insanın ruhunu, hiçbir şey değilken var etti, bu tek nefisten tüm insanlığı yarattı. İlk insanla eşini yaratıp ikisinden birçok erkek ve kadınlar üremesini sağladı. İnsana kulak, göz akıl ve duygu verdi; yeryüzünde Allah'ın halifesi olmasını takdir etti; bir gün ölmesini kararlaştırıldı; sonra, kıyamet günü dirileceği kaderine yazıldı. Bütün insanlık tek bir ailedirler. Çünkü tek bir ana-babadan gelirler. insan, yaratılmışların en üstünüdür. Çünkü Allah onu en yüce bir suretle yaratmıştır. O, Allah'ın ruhundan üflenen soluğu içine çekerek doğar. Bu nedenle insanın mükemmelliği Allah'ın boyasına boyanmaktan, ilahî isimlerin en mükemmel gerçekleşimi ve özümlenişi olmasından gelir. Allah da nurunun mükemmelleşmesinden, yani insanlarda bu sıfatların mükemmelleşmesinden başka bir şey istemez. İnsanın tek amacı, tüm ilahi nitelikleri, tüm fıtri değerleri ilerleterek kendisinde gerçekleştirmektir. Allah insanlığı kuşatmıştır ve onu yüceltir. O, insanın daima yanındadır, ona şahdamarından bile daha yakındır.
    Kur'an'da ortaya konulan tevhid anlayışı, kelamcılarca çeşitli biçimlerde sistematize edilmiştir. Buna göre Allah'ın birliği yaratıcının birliği ile tapılacak varlığın (mabud) birliğini de içine alır. Yaratıcının birlenmesine (tevhid-i uluhiyet), iradı birleme (tevhid-i iradı) ve amelî birleme (tevhid-i amelî) denir. Tüm peygamberler bu tevhid anlayışına çağırılmışlardır. Hz. Muhammed de bu iki tevhidi öğretmek ve gerçekleşmesini sağlamak üzere gönderilmiştir. İlmi birleme, Allah'ta bulunması zorunlu nitelikleri kabul etmek, tenzihi zorunlu olan eksik nitelikleri de reddetmektedir. Böylece ilmi tevhid Allah'ın sıfatlarını kabul etmeyen tatil anlayışından ve Allah'ı yaratılmış varlıklara benzeme (teşbih) anlayışından kurtarır. İlm tevhid, Allah'ı bilgi ve söz düzeyinde tevhid etmektir.
    İradı ya da amelî tevhid, ortağı olmayan tek Allah'a ibadeti, sevgi, ihlas, tevekkül ve bağlanmayı, yalnız O'ndan ummayı ve korkmayı, hiçbir konuda O'na eş tutmamayı gerektirir. iradı tevhid, Allah'ı niyet, irade ve amel bağlamında birlemektir. İlmî tevhidde tasdik tekzib; iradî tevhidde teşvik veya men vardır. İlmî tevhidin iki karşıtı vardır. Bunlar tatil (sıfatları iptal) ve teşbihtir (Allah'ı yaratılmış varlıklara benzetme). Amelî tevhidin de iki karşıtı vardır. Bunlar da Allah'a sevgi, bağlılık, tevekkül ve güvenden yüz çevirmek ile hu konularda başka varlıkları Allah'a ortak koşmaktır (şirk).
    İlmî tevhid ile amelî tevhid birbirinin zorunlu tamamlayıcısıdır. İki tevhid birleştirilmeden İslam'ın öngördüğü tevhid anlayışı gerçekleşmez. Sözgelimi, "Allah, tek yaratıcıdır" diyen kişi "la ilahe illallah" demiş sayılmaz. Tevhid kelimesinin özü, gerçek Allah'a, tapınmaya layık olan, ortağı bulunmayan tek Allah'a kulluk, ibadettir. Bu nedenle Allah'ın her şeyin yaratıcısı, rabbi olduğunu, yaratıcılık ve rablıkta ortağı, benzeri bulunmadığını söylemek yeterli değildir. Bunu söylemenin yanısıra, O'ndan başka ibadet edilecek bir mabud olmadığını da söylemek gerekir.
    Allah'ın kulların fiillerinin yaratıcısı olması, tüm evreni idare etmesi ve âlemlerin rabbi olması gibi gerçekler ilmî tevhidin konularını oluşturur. Bu gibi gerçeklere kevnî gerçekler denir. Allah'ın emrettiği şeylerin sevilmesi, haram kıldığı şeylerin sevilmemesi, O'nun sevdiğine sevgi gösterilmesi, sevmediğinden yüz çevrilmesi, din hükümlerinin O'nun tarafından teşri edilmesi gibi gerçekler de ameli tevhidin öğelerini oluşturur. Bu tür gerçeklere de dini ya da şer'i gerçekler adı verilir. Kevnî gerçeklerle yetinerek dini gerçeklere boyun eğmeyen, peygamberlere uymuş sayılmaz, muvahhid olarak kabul edilmez.
    Allah'ın birliğinden sözetmek 0'nun zatında, sıfatlarında ve fiillerinde bir olduğunu söylemektedir. Zatının bir olduğunu söylemek, O'nun kısmının, parçasının, bölümünün olmadığını söylemektir. Çünkü birleşik olmaması Allah'ın zorunlu niteliklerindendir. Sıfatlarının bir olduğunu söylemek, eşinin, benzerinin olmadığını kabul etmektir. Çünkü yaratılmış varlıklara benzemek de, O'nun temel nitelikleri arasındadır. Fiillerinde bir olduğunu söylemek de, ortağı bulunmadığını söylemektir. Çünkü ortalık aczi gerektirir.
    Mutasavvıflar da tevhidi çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır. Bunlardan en yaygın olanına göre tevhid, kusudî ve şuhudî olarak ikiye ayrılır. Kusudî tevhit, sadece Allah'ı kasd ve irade etmek; daha doğrusu, Allah'ın kasd ve irade ettiği şeyi irade etmektir. Bu tevhidde kul ile Allah'ın iradeleri aynı noktada birleşir; aynı şeyi diler ve isterler. Bu tevhid anlayışı ifadesini "la maksude illallah" cümlesinde bulunur.
    Şuhudî tevhid, mutasavvıfın manevi tecrübesinden kaynaklanır. Vecde gelerek kendinden geçen mutasavvıf sadece Allah'ı görür, O'nun dışındaki varlıkları görmez. Vicdanî tevhid ya da zevki tevhid de denilen bu tevhid, "la meşhude illallah" cümlesiyle özetlenir. Şuhudî tevhidin üç mertebesi vardır. Birinci mertebede Allah, mutasavvıfa fiilleriyle tecelli eder, o da bütün fiilleri Allah'tan görür. Bu mertebeye özgü tevhid, "la faile illallah" (Allah'tan başka fail yoktur) cümlesiyle dile getirilir. ikinci mertebede Allah mutasavvıfa sıfatlarıyla tecelli eder. Bu durumda mutasavvıf varlıkları değil, sadece Allah'ı ve sıfatlarını görür. Üçüncü mertebede Allah zatıyla tecelli eder. Bu durumda mutasavvıf tüm varlıkta yalnız Allah'ı görür. Müşahedeye dayanan bu teshid, "la mevcude illallah" (Allah'tan başka varlık yoktur) cümlesiyle ifade edilir. Tevhidin bu son şekli, vahdet-i vücudcu mutasavvıfların anlayışını oluşturur.
    Allah'a ibadet, belirli amellerle sınırlı değildir. Allah'a ibadet etmek, insanın her adınında, her hareketinde, her sözünde O'nun koyduğu kurallara uymak, O'nun hükümlerini yerine getirmek, resullerinin gösterdiği yoldan yürümek demektir. Yalnızca O'ndan yardım dilemek, korkmak, O'na güvenmek, dayanmak, tevekkül etmek, sığınmak, O'ndan başkasını veli edinmemek, sorunların çözümünü O'na havale etmek, O'ndan başka koruyucu, kollayıcı kabul etmemek de tevhid inancının gerektirdiği tek Allah'a ibadetin boyutlarını oluşturur.
    Ahmet ÖZALP


  4. #4
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    12.914
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Cevap: Tevhid

    Tevhid
    “ALLAH KENDİSİNDEN BAŞKA İLAH OLMADIĞINA ŞAHİTLİK ETTİ. MELEKLER VE İLİM SAHİPLERİ DE O’NDAN BAŞKA İLAH OLMADIĞINA ADALETLE ŞAHİTLİK ETTİLER. O, AZİZDİR, HAKİMDİR.” (Al-i İmran-18)
    TEVHİD, en yüce hakikattir.
    Allah’ın, meleklerin ve ilim sahiplerinin şahitlik ettiği yüce hakikat.
    Allah her topluma bu hakikate davet için bir peygamber göndermiş ve insanlık tarihi boyunca görevlendirilen bütün nebiler, insanları ilk önce bu gerçeğe çağırmıştır.
    “ ANDOLSUN BİZ, HER ÜMMET İÇİNDE: ‘ ALLAH’A KULLUK EDİN,TAĞUTTAN KAÇININ’ DİYE BİR ELÇİ GÖNDERDİK...” (Nahl-36)
    Ve son nebi, Hz. Muhammed (as) insanlara şöyle sesleniyordu
    “ LAİLAHE İLLALLAH DEYİNİZ, KURTULUNUZ ! ”
    İşte, -insanlık tarihi boyunca- insanlık onurunu taşıyanlar için bir kurtuluş muştusu olan bu davet; büyüklenen, rabblik taslayan, insanları kendi hükmüne boyun eğdirerek zulmeden ve kendi saltanatını böylece sürdüren firavunlar, nemrutlar, azgın tağutlar için en büyük tehdit olagelmiştir.
    Zira tevhid, insanlar için, kullara kul olma zilletinden kurtulup Alemlerin Rabbine kul olma şerefine yükselme çağrısıdır.
    LAİLAHE İLLALLAH !
    Bütün dünyevi bağlardan azad olarak, tüm mevcudatı hakimiyyeti altında tutan yüce güç sahibine, Allah’a teslim olmak.
    Başkasını değil, en çok Allah’ı sevmek...
    Başka güçlerden değil, ancak Allah’tan korkmak...
    Mutlak itaat ile, tek O’na boyun eğmek...
    Kulluk fiilleriyle bir tek O’na yönelmek... Sadece O’nun için, kurban kesmek, namaz kılmak, secdelere kapanmak ve rükuya eğilmek....
    Ancak O’na el açıp, O’ndan medet dilemek...
    Bir başkasına değil, ancak O’na güvenmek...
    Zira, LAİLAHE ! : Bütün bunlara layık başka bir ilah yoktur !
    İLLALLAH ! Ancak ALLAH !
    Hamd O’na,... Mülk O’nun,... hüküm O’nundur !
    Yaratmak ve emretmek ancak O’na aittir !
    Kulluk ve teslimiyet ancak O’nun içindir !
    LAİLAHE İLLALLAH !
    İslam’ın eşiği olan büyük hakikat !
    Bu gerçek, düşünülmeden kabullenilecek basit bir gerçek değildir!
    Ne oluyor insanlara?!.. Ne oluyor ki; LAİLAHE İLLALLAH dedikten sonra, Allah’tan başkasına kul oluyorlar ?!...
    O’ndan başka şeylere gönül bağlıyor, O’ndan başkasına ram oluyorlar.
    O’ndan başka güçlerden Allah’tan korkar gibi, korkup-çekiniyorlar.
    O’ndan başka varlıklara, el açıp medet diliyorlar.
    O’ndan başkasının önünde ta’zimle kıyamda duruyorlar.
    Rububiyyetten bir pay olan mutlak teşri hakkını, Allah'ın yarattığı kullara veriyorlar.
    O’ndan başkasının kurallarına boyun eğiyor, O’ndan başkasının hükmüne razı oluyorlar.
    O’nun dininin hükümlerini pervasızca terk edip, başka nizamların gölgesinde hoşnutlukla yaşıyorlar.
    Ne oluyor insanlara !?...
    Bütün bu yapılanların, Allah’a şirk koşmak olduğundan habersizler mi yoksa?!...
    Bütün bu eylemlerin, dilleriyle söyledikleri LAİLAHE İLLALLAH kelimesine şehadetlerini nakzettiğinden gafletteler mi acaba?!..
    Yoksa bu insanlar, kabullendiklerini söyledikleri o yüce sözün, LAİLAHE İLLALLAH kelimesinin insana ne gibi sorumluluklar yüklediğini bilmiyorlar mı ?!..
    Yoksa,....
    Yoksa bu insanlar LAİLAHE İLLALLAH kelimesinin ne anlama geldiğini dahi bilmiyorlar mı?!...
    Fakat;
    İnsan, manasını dahi bilmediği bir hakikate nasıl iman etmiş olabilir ki !?...


  5. #5
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2012
    Yaş
    35
    Mesajlar
    111
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart Cevap: Tevhid

    teşekkürler


+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349