+ Cevap Ver
6 sonuçtan 1 ile 6 arası

Kur'an ve Şiddet

 Kuranı Kerim Katagorisinde ve  Kuranı Kerim Tefsiri Forumunda Bulunan  Kur'an ve Şiddet Konusunu Görüntülemektesiniz.=>"...Dinde baskı/zorlama/tiksindirme yoktur.. (Bakara-256)" "Ey Muhammad! Senden,Yüz çevirirlerse, biz seni onlar üstüne bekçi göndermemişiz. Sana düşen, tebliğden başka bir şey değildir. (Şura-48).." "..Eğer Rabbin dileseydi yeryüzündeki insanların tümü mutlaka iman ederdi. Hal böyle iken, mü'min olmaları için insanları sen mi zorlayacaksın. (Yunus- 99).." "..Ey Muhammed! Uyar! Düşündür! Çünkü sen bir ...

  1. #1
    Misafir
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    39
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Kur'an ve Şiddet

    "...Dinde baskı/zorlama/tiksindirme yoktur.. (Bakara-256)"

    "Ey Muhammad! Senden,Yüz çevirirlerse, biz seni onlar üstüne bekçi göndermemişiz. Sana düşen, tebliğden başka bir şey değildir. (Şura-48).."

    "..Eğer Rabbin dileseydi yeryüzündeki insanların tümü mutlaka iman ederdi. Hal böyle iken, mü'min olmaları için insanları sen mi zorlayacaksın. (Yunus- 99).."

    "..Ey Muhammed! Uyar! Düşündür! Çünkü sen bir uyarıcı/düşündürücüsün. Üzerlerine musallat bir despot değilsin!.. (Ğaşiye- 21-22)


    Kur'anda, zorlama ve baskı "İKRAH" diye anılır. İkrah, içten ve sevgiyle benimsenmeyen bir şeyi zor, hile ve baskıyla kabul ettirmek, yaptırmak demektir.

    İkrah, hayatın bir anlamda ta kendisi olan dinin içindekilere uygulanamayacağı gibi, dinin dışında olanlara da uygulanamaz. Bu öylesine tartışılmaz ve zedelenmez bir Kur'an ilkesidir ki, Kur'an'ı tebliğ eden son Peygamber'e bile, dini zola, baskıyla, şiddetle yayma hakkı verilmemiştir.. Kur'anın yukarıdaki bir çok ayetinde Peygamber. dini yayma konusunda uyarılmıştır...

    Bir takım Şii/ Sünni Alimler ise sunu savunur:

    Kimisi, Dinin dışında kalanlara ikrahın uygulanmamasını savunurken (hiç kimsenin islama girmesinde zora ve baskıya başavurulamaz derken,ama dinin mensubu olanlara, baskı ve zor kullanılır.)

    kimisi de baskı ve zorlama hem dinin içindekilere hemde dinin dışındakilere uygulanırı savunmuşlardır.

    Bugün, Suudi Arabistanda, ahlak polisleri vardır, namaz vakti herkes camiye girmek zorundadır, gitmeme cezası kırbaçtır... ramazan orucu yemenin, şeriata aykırı hareket etmenin cezası hapis, idam, veya kırbaç

    İran'da farklı değildir.. Dinden dönme'nin cezası İdamdır, İrana ayak bastığınızda, ister hıristiyan yada inanmayan olun, şeriata tabisiniz, eğer kadınsanız, hemen başınızı örtmek zorundasınız..

    Oysa Kur'an'a göre baskı ve zorlama, ister içten olsun, ister dıştan bizatihi dinsizliktir. Allah'a ve Kur'ana isyandır. hiç kimse bir dine girmeye zorlanamayacağı gibi, girdiği dinin içinde de baskı ve zorlamaya maruz bırakılamaz. Zorlama RİYAYI ( İKİ YÜZLÜLÜĞÜ) beraberinde getireceği için ve Kur'an'ın yüzlerce ayetinde Riyakarlık lanetmiş ve yasaklandığı için hem Riya İbadeti Yapan hemde yaptıran kimseye Büyük azap vardır.

    Yine unutmayalım ki ister ibadetleri yapma isterse şerri Hükümlere tabi olmada aykırıklar olsun daha da ilerisi Dinden çıkma (İRİDAT) halinde, Dinden çıkanın cezası (mürtedin) Allah tarafından ölüm sonrasında verilecektir...( Bakara-217)


    İslam öz olarak, Teslim-i Rıza üzerine kurulur.. yani kimse kendi rızası olmadan islam yapılmaz.Sevgi ve hoşgörü.. temel ilkedir.. "72 millete bir nazarla bakmayan", insanlığa kin ve nefret saçan bizden değildir.. korkutan, şiddeti, aşağılamayı, benimseyen, ve islamı bu şekilde yaymaya çalışan İslam anlayışların Kur'ani olduğu kabul etmez...

    saygı ve Sevgilerimle..

  2. #2
    Misafir
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    39
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart İslam barış demektir

    İslam Dini kelime olarak barış esenlik anlamına gelir.. Söylenebilir ki Bu anlamda, İslam demek sevgi demektir… Merhamet demektir…. aşk demektir.. işte dine ilk giriş bu sevgi ile olur.. kalpten, kini… nefreti.. düşmanlığı adaveti atmak ile olur….

    Besmele ile işe başlamanın sırrı esrarı budur… Bu bağlamda ; Bismillahirrahmanirrahim “Sevgi ve Merhameti Sonsuz Allah’ın adı ile…” Türkçeye çevrilebilir…

    Kişi Şeriat makamında kendini bilir.. kendini bilen nefsini bilir.. nefsini bilen Hakkı özünde bulur.. Şeriat tasvvufi anlamda tamda bu demektir.. karşılığı budur…. Yoksa sünni yada şii anlatımıyla bir takım şekilsel ritueller değildir…

    Bu nedenle, şeriat kelimesinin özünde korkutmadan, Tiksindirmeden çok.. bu sevgi ve aşkı gönüllere sokmak anlaşılmalıdır…

    “Besmele” Arapça b- ismi-llah (Allah’ın ismi ile) demek“Bismillahirrahmanirrahim” yani “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adı ile” Türkçeye çevrilebilir..

    Peki “Rahmân ve Rahîm” ne demek?

    Rahmet sözlükte “sevgi, merhamet, şefkat, saygı, bağışlama, saf iyilik, güzellik saçıcılık” manasına gelmektedir…

    Rahmet kelimesi. Zannedildiği gibi Arapça dışında, Asurca, Aramice, Keldanice, İbranice, Arapça gibi tüm Sami kökenli Ortadoğu dillerinde de vardır.. Ve “RHM” kökünden gelir… hemen hemen bütün bu dillerdeki karşılığı da yine sevgi ve merhametle ilgilidir…

    Sevginin ve merhametin babası anlamına gelen Eb-Raham'ın bütün Sami dillerinde ve hatta Hindçe’de bile kullanıldığını görmekteyiz. Buralardan evirilerek Arapça’ya İbrahim olarak geldiği anlaşılıyor.

    Bunların hepsi Arapça’daki rahmet, rahman, rahîm kelimeleri ile aynı anlam iklimindendirler. Terim olarak Allah'ın öz varlığında mündemiç (içkin) bulunana Rahmân (çok seven, sevgi ile dopdolu), bunun mahlûkat üzerindeki tezahürüne de Rahîm (sevgisi taşıp yayılan, varlık üzerinde merhamete dönüşen) deniyor.


    Rahmet kökü Türkçe’de içinde sevgi, saygı, şefkat ve merhamet kelimelerinin yattığı “yârlığamak” kelimesiyle özdeştir... “Rabbim rahmeti ile yârlığasın”, “Rahmetinle yârlığa ya Rabbi”, “Rahmetinle yârlığa kıl ya gâni” deyişlerinde geçtiği gibi yârlamak veya yârlayıcı esasında yâr muamelesi yapmak demektir ki sevgi ve merhametin neticesidir. “Allah yâr ve yardımcımız olsun” derken de bu kastedilir Esasında..

    Kur’an-ı Kerim ise, Rahmân’ı “Vedud” (Çok seven) olarak tefsir eder.:

    “Şüphesiz benim Rabbim Vedud ve Rahîm’dir." (Hud; 11/90).

    Besmeledeki Rahmân yerine burada “Vedud” kullanıldığına dikkat ediniz…

    Bunun böyle olduğunu şu ayetlerden de anlıyoruz:

    1- “Sor: “Göklerde ve yerde ne varsa kimindir?” Cevap ver: “Sevgi ve merhameti (rahmet) kendine farz kılmış olan Allah'ındır.” (En'am; 6/12).

    2- “Rabbin isteseydi bütün insanlığı bir tek ümmet yapardı. Bu yüzden birbirlerine karşı çıkıp duracaklardır. Ancak Rabbinin sevgi ve merhameti (rahmet) ile bağışladığı kimse hariç; zaten onları da bunun (rahmet) için yarattı..” (Hud; 11/119).

    3- “Biz seni tüm insanlığa (alemlere) yalnızca sevgi ve merhamet (rahmet) için gönderdik.” (Enbiya; 21/107).

    Bu ayetlerin birincisi Yaratanın neyi temel amaç edindiğini, ikincisi insanoğlunun ne amaçla yaratıldığını, üçüncüsü de peygamberlerin ne amaçla gönderildiğini açıklıyor…

    Bu bağlamda Alevi-bektaşi İslam anlayışının sevgi teorisi üzerine kurulu din anlayışının ne kadar Kur’ansal olduğu netlik kazanmaktadır.. Kur’an hemen hemen her ayette hatta rahmet kelimesi kök olarak Kur’an’da 341 kez kullanılır.

    Allah insanı işte bu taşan tutkulu sevgiden, ilgiden, alakadan yarattığını söylüyor. Öyle ya bütün tutkulu sevgilerden yeni bir yaratılış çıkmıyor mu? Erkeğin dişiye; dişinin erkeğe tutkusu, toprağın tohuma; tohumun toprağa tutkusu, meyvenin ağaca; ağacın meyveye tutkusu/ilgisi/alakası…

    Demek ki her yeni oluş ve yaratılış yeni bir ilgi ve alakanın eseri…

    “…Sevgidir Bizim Dinimiz başka dine İnanmayız…”

    Saygı ve Sevgilerimle

  3. #3
    Misafir
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    39
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Nisa Suresi Ayet 34 ve kadına şiddet Kur'an da var mı

    Degerli Canlar,


    Sünni/Şii Ulema, Nisa Suresi'nin 34 ayetini yanlış tercüme ve tefsir ederek, Erkeklerin kadınlardan daha üstün olduğunu hatta sözlerini dinlemediklerinde dövülebileceklerini bile ileri sürerler...


    Şimdi Nisa Suresi'nin Sünni/Şii çevirisini ve Yorumunu sunlım..


    ".....Allah'ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarından sarf etmelerinden dolayı, erkekler, kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden boyun eğenler ve Allah'ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır.Serkeşlik etmelerinde endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa onların aleyhine yol aramayın. Doğrusu Allah Yüce'dir, Büyük'tür....." (Nisa/34)


    1- Öncelikle Ayetin sünni çevirisinde geçen üstünlük ifadesi, erkeklerin despot bir hakimiyetini, kadınlar üzerine mutlak hükümranlığını ifade etmez...

    2- Ayetin Arapça metninde geçen, "ق وام : KAVVAM" Tabiri, üstünlüğü ve mutlak hükümranlığı değil, koruyucu, gözetici; bakan, yiyecek ve ihtiyaçlarını gideren... anlamlarına gelmektedir... Dolayısıyla yüce Allah, Erkeklerin kadınların tüm istek ve ihtiyaçlarını karşılamalarını yerine getirmelerini farz kılmıştır...

    3- Yine sünni/şii çevirideki "....İyi kadınlar, gönülden boyun eğenler..." şeklindeki ifadeninde Kur'ani olmadığını belirmek gerekir...

    ص الحات (salihat) : dürüst, erdemli

    قانت ات (kanitat) : itaatkar, itaatli...


    Öncelikle "..dürüst ve erdemli kadınlar, itiatkar kadınlar..." ifadesindeki İtaat kadının erkeğe mutlak itaatı ve boyun eğmesi değil.. kadının Yüce Allah'a taat ve boyun eğmesi anlamındadır..

    ص الحات (salihat);... قانت ات (kanitat) : İfadeleri Kur'an-ı Kerim'in ,birçok yerde geçiyor (3:17, 33:35, 39:9, 2:117) ve her zaman Allah’a itaat için kullanılmış.... Bu İfadeleri Kadınların erekeğe itaati olarak yorumlayanlar. erkek egemen cahiliye arabı geleneğinden kaynaklanmaktadır.. kesinlikle Kur'ani değil.. geleneksel. ve arap/Fars kültürüdür....

    Nitekim Nisa Suresi'nin... devam eden ayeti.. Bu itaatin ve saygının Erkeğe değil.. bizzat Allah'a olduğunu ortaya koyar..

    “....Allah'ın kendilerini koruduğu gibi, gizliliği gereken şeyi korurlar...” bu saygının Allah’a olduğunun açık bir kanıtıdır....


    ".....Sadakatsizlik (NÜŞHÜZ kökü NEŞEZE *2) ve iffetsizliklerinden korktuğunuz
    kadınlara önce öğüt verin, sonra onları yataklarında yalnız bırakın ve nihayet onları evden
    çıkarın/dövün (DaRaBe *3)! Bunun üzerine size saygılı davranırlarsa artık onlar aleyhine
    başka bir yol aramayın. Allah çok yücedir, sınırsızca büyüktür..... Sünni/şii Kur'an çevirisi"


    1- Öncelikle Ayetin orjinal halinde dövün kelimesi bulunmaz... Ayet açıkça.. kadınlar tarafından terk edilen erkeklerin, sadakatsizlikle suçlanan kadınlara nelerin yapılabileceğinden bahseder..

    Ayetin orjinalinde geçen..".NÜŞHÜZ,NEŞEZE." ifadeleri terkedilmeyi ifade eder... Vurma Dövme olarak tercüme edilen

    ضرب (DRB): kelimesi ise....vurmak anlamı dışında...iyileştirmek, örnek olarak göstermek, gitmek, seyehate çıkmak, kurtulmak, vazgeçmek, örtmek, karşılaştırmak, yola çıkmak, ayrılmak...

    Anlamlarına da gelmesine karşın Sünni ve şiiler kelimeyi dövme olarak çevirirler...


    Oysaki Yüce Allah bir çok Ayetinde kızgınlığı öfkeyi, yasaklar Gerçek inanların böyle olamacağını söyler...

    03:134 O takva sahipleri, bollukta ve darlıkta nafaka verenler, kızdıklarında öfkelerini
    yutanlar ve insanların kusurlarını bağışlayanlardır. Allah, iyilik edenleri sever.

    30:21 Yine sizin için nefislerinizden kendilerine ısınırsınız diye eşler yaratması ve aranızda
    bir SEVGİ ve bir ESİRGEME yapması da O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz ki bunda
    düşünecek bir kavim için ibretler vardır....


    Bu açıklamalar doğrultusunda Nisa suresi Ayet 34'ün Doğru çevirisi şu şekilde olmalıdır..


    Ayetin doğru çevirisi:


    04.34 ".....Erkekler; kadınları gözetip kollayıcıdırlar (KAVVAM *1). Şundan ki, Allah, insanların
    bazılarını bazılarından üstün kılmıştır ve erkekler mallarından bol bol harcamışlardır.
    ERDEMLİ KADINLAR (ALLAH’A) İTAATKARDIR; Allah'ın kendilerini koruduğu gibi,
    gizliliği gereken şeyi korurlar. TERKEDİŞİNDEN (NÜŞHÜZ kökü NEŞEZE *2) korktuğunuz
    kadınlara önce öğüt verin, sonra onları yataklarında yalnız bırakın ve nihayet ONLARDAN
    AYRILIN / ONLARI BIRAKIN (DaRaBa *3)! Size uyarlarsa artık onlar aleyhine başka bir yol
    aramayın. Allah çok yücedir, sınırsızca büyüktür


    Erkekler kadınları gözetleyip kollayıcı
    Erkekler daha güçlü, hem iradeli kılındı.

    Bazı yönlerde Tanrı erkeği üstün kıldı
    Bazı yönlerde ise, kadını üstün kıldı.

    İnsanların gerçekten en büyük üstünlüğü
    Paylaşmak isteğidir. Bütün sahip olacağı

    İyiliksever kadınlar mütevazi olurlar
    Tanrı buyruğuyla, sınırlarını korurlar.

    Size karşı isyanla Terk etmelerini
    Eğer istemezseniz gazap etmelerini

    Usulünce, güzel konuşun onlar ile
    Yatağa zorlamayın, rahat bırakın böyle

    İstemedikleri an uzak duracaksınız
    Siz kendi hallerine onları bırakınız

    Eğer size uymazlar ise onlara zulm etmeyin
    Kullanıp sömürmeye asla yol aramayın

    Kuşkusuz Tanrı ALİ, hem de KEBİR'dir. bilin
    O, Yüceler yücesi, vasfa hiç gelmez bilin......"


    Allah Eyvallah..

    Yararlanılan kaynak: İbrahim Yılmaz, Büyük Kandırmaca ve Gerçek İslam

  4. #4
    Misafir
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    39
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Kur'anda Kısas ve Bakara Suresi 178-221 Ayeti Kerime'ler

    Ey İman eden kullar öldürülen hakkında
    Dikkat edin...Hakikati bulun sözlemize bakın da

    Kıssas'ı farz eyledim. haklar geçmesin dedim.
    Hür olanlar hür ile köle köleyle dedim

    Bir kadına karşılık bir kadın kısas gerek,
    Söylenilen işte bu apaaçık gerçek.

    Kardeşi tarafından kimler affa uğrarsa,
    Diğeri de güzelce karşılık versin ona.

    Hem de siz geleneğe uyunuz diyet için
    Bu da tamam olarak ödenmelidir kesin.

    İşte bu Rabb'izden ufak bir hafifletme
    Bu sizlere rahmettir. Tut bunu ihmal etme

    Sizlere Rabb'nizden bu affetme. Bu diyet
    Tutarsanız doğru iz hem kolaylık hem rahmet

    Kim bundan sonra yapsa azgınlık hesap vardır.
    Haddin aşan kişiye azaplar vardır.
    Bakara suresi 178. ayet..

    Degerli canlar...

    Bu Ayet-i Kerim'e... Toplum içerisinde işlenen suç ve bunun karşığılığının nasıl olacağı ile ilgilidir...

    Hiçbir suçun cezasız kalmaması... İnsanları suç işlemekten vaz geçirmek maksadıyla.. Kısas ( her suça karşılık bir ceza verilmesi ) Farz kılınmıştır... Eger böyle olmasaydı.. işlenen suç karşılık bulmasaydı.. Toplum içerisinde azgınlık... Fitne artacak... masup ve mazlum insanların hakları korunamayacak olurdu... Hiç kuşkusuz adalet... masum ve mazlumun hak ve hukukunun korunması farz-ı evveldir...

    İslam anlayışında en büyük günah...hiçbir günahı.. olmayan masum ve mazlum birini öldürmek.. yani Cinayettir... Bu nedenle... dinimizce masum bir insanı öldürmek.. bütün insanlığı öldürmekle eş sayılmıştır... benzer şekilde.. günümüzde birçok gelişmiş ülkede ve yakın zamana kadar ülkemizdede bi kısım suçların cezası idam olarak uygulanmıştır...

    *** Masum bir insanı sebesiz yere öldürürenin cezası Kur'an hükümlerince idamdır... Yanlız Kur'an bunu en son çare olarak görür.. asıl olanın Affetmek olduğunu emreder... Bunun yanında ölen kişinin yakınları.. mağdur olmaları sebebiyle.. belli bir ücret ve/veya mal karşılığında bu cezayı istemeye bilir (Diyet) ... Yani Böyle bir suç karşılığında ceza islam anlayışına göre

    1- Affetme...

    2- Diyet..

    3- İdamdır..

    Ayet bu yönüyle modern hukuk sistemiylede uyum içerisinde olduğu söylenebilir. (aksi iddalar olmasına karşın modern hukukta da benzer cezalar verildiği görülmektedir)... böyle bir şuç karşısında.. davalı davasından vaz gecebilmekte... (affedebilmekte...)

    maddi ve manevi tazminata mahkum edilebilmekte (genellikle hata nedeniyle trafik kazası gibi) yada bir çok masumu öldüren kimselere idam cezası verilebilmektedir.. ( ABD de örneklerini sıkça gördüğümüz gibi... teröristlere yada seri katillere vb)


    ***Peygamber... büyük günahlar konusunda affedici olunmasını.... bu olunmazsa diyeti evvela önermiş vede uygulamıştır.. peygamber.. adam öldürme nedeniyle kabileler arasında yaşanan kan davalarını önlemiş.. bir çok kabiliyeyi.. karşığı kendince verilmek suretiyle kısasasa kıssas anlayından vazgeçirmiştir...fakat gerçekten toplum içinde azgınlık.... yapan can ve mal güvenliğini sürekli tehdit eden insanlara karşlık bu ceza uygulanmıştır..
    Konu Bilinmezlik tarafından (03-28-2010 Saat 02:10 PM ) değiştirilmiştir.

  5. #5
    Misafir
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    39
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Maide suresi 51-52 ve alevi-batın yorumu

    Degerli canlar.. Hakk nazarında her kul birdir.. bütün insanlara bir nazarla bakılır.. insanları ayıran.. düşmanlık besleyen bizden değildir..

    Düşmanlık ancak düşüncelere .. yanlış fikirlere beslenebilir ve mücade yapılır.. Doğrudan insana inancı.. düşüncesi nedeniyle farklı muamele yapılamaz...


    ** Çünkü asıl suçlu o insan değil.. o insanı buhale getiren düşünce sistemidir...BU nedenle Ayeti Kerime'yi ve açıklamasını tekrar sunmakta fayda var...

    Evvel olan Ahir Olan, Esirgeyen ve Bağışlayan Allah'ın adıyla...

    Ey inanan kimseler siz toplumca Yahudi
    Hem Hıristiyanlara vermeyin önderliği


    Degerli Can.. Birinci ayet, Müslüman kimselerin , inananların yönetimi, kendilerini idaresini kendilerinin yapmasını önerir. Allaha şirk koşan... başka dinden kimselerin boyunduruğuna girmemeyi söyler...

    Onların bazıları bazısının lideri
    Birbirini destekler onlar birbirine bağlı


    Degerli Canlar.... Hıristiyan ya da başka inanışta olanların size sizin gibi candan içten olamıyacağını, sizin bir parçanız gibi olamıyacağını vurgular... (yada sizin kendi milletinizden olmayanların)

    yabancı dinden olanlarla din konusunda yada menfaat çatışmasında kendi yandaşlarını bırakıpta sizin yanınıza mı geleceklerini sanıyorsunuz?... Bunu Avrupa Birliği ve ABD' devlet yöneticilerinin, Dünya politikalarındaki çifte standarda bakarak görebilirsiniz..



    Eğer sizden birisi onlara tabi olsa
    Ezilenlere karşı onlara destek olsa


    Burada ise, Tüm yahudi ve hıristiyanlar değil, bunlardan liderlik ve yöneticilik konumunda zalim yöneticiler kastedilir... ne kadar da günümüze uyuyor değil mi? ABD 'nin ve ingiltere'nin ıraka somaliye ... bosna herseğe yaptıklarına... ve

    Tüm hıristiyan aleminin liderlerinin bunlara seyirci kalmasına bir bakın... Niye israile kimse sesini çıkarmıyor... Ve bizler Abd'ye boyun eğiyoruz... zalimliklerine ortak oluyoruuz... Degerli Can... Kur'an zamanlar ötesidir... Ayetleri günümüze uyarlarsan her derdin çaresi vardır... ve öğüt verir sana


    O zaman kuşkusuz ki o da onlardan biri
    Onlara eşit olur desteklerse zalimi


    ...Ve bu zalim hıristiyan ve Yahudi liderlerine destek vermese içlerimizden birileri buraya gelebilirler mi? bizleri darmadağan edebilirler mi?

    Kuşkusuz Yüce Tanrı zalim olan topluma
    Asla hidayet etmez zalime hem dostuna


    Ve Allah büyüktür.... Onlarla işbirliği yapanlar yenilecektir...
    (Maide Suresi : 51.)


    Kur'an yorumuna göre burada kast edilen hıristiyan ve yahudiler... zalim olan halka zulm eden lerdir... sade kendi halinde olan hıristiyan ve yahudiler değil.

  6. #6
    Misafir
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    39
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Maide Suresi 48 Alevi-batıni Yorum ve Hangi Şeriat?

    " İslam demek dinden bizim analadığımız demektir. O halde bizim ak dediğimize kara,iyi dediğimize kötü diyenler otomatik olarak islam dışıdır. karşı çıkış gerekçeleri, kanıtları ne olursa olsun, fark etmez. Biz allah'ın askerleri, temsilcileriyiz. (Hizbullah) Allah'ın temsilcilerine din ve Allah adına kanıt gösterilemez. Müzlümanlık belgesi, bizim defterimize kayıtlı olmanın ta kendisidir. öteki yollar, İslam'a ve cennete değil, patates dinine çıkar."

    ".. Müslüman vardır ve o biziz; kafir vardır ve o da bize karşı olanlardır. Ve biz, bize karşı olanlara her şeyi yapma hakkına sahibiz.."


    Ve Kur'an Şeriat hakkında ne Diyor?.. Allah ne Emrediyor?..

    "..Sizlerden her biriniz için, ayrı bir yol ve bir yöntem/şeriat belirledik Allah dileseydi sizleri elbette bir tek ümmet yapardı. Ama size vermiş olduklarıyla sizi imtihan etsin diye böyle yapmamıştır.. " (MAİDE Suresi: 48)



    Maide Suresi incelendiğinde, Tanrı kelamı Yüce Kur'an, Şeriatı izafilikleri olan beşeri (Kullara ve zamana göre değişebilen) bir kurum ve kavram olarak belirlemiştir..

    Ayetten açıkça anlaşılan şudur: şeriat insandan insana, toplumdan topluma değişen tavırları, tarzları, yöntemleri, kabulleri ifade etmektedir. Her peygamber'in şeriatı ayrıdır... Bu bağlamda, hz. Muhammed'in de izlediği bir şeriatı vardır. Bir dinin içindeki değişik birey ve guruplarında birer şeriatı olacaktır. olabilir, Örneğin, her mezhebin dinden anladığı, o mezhep için ayrı bir şeriattır.. ama bu anlayış şekilleri yada yorumlamalar bizatihi dinin kendisi değildir..Yani "Şeriat= islam "değildir.. Şeriat her hangi bir mezhebin islami yorumudur. Bu nedenle, Afganistandaki talibanın şeriatı ayrı.. Arabistandaki vahabinin şeriatı ayrı, İran şiisinin ayrı, Alevi-bektaşinin Şeriatı ayrıdır..

    Yüce Allah Kur'an da Maide Suresinde şeriatın, her birimize göre değişen, bir din anlayışını ifade ettiğini açıkça bildirmektedir ki, Hiç kimse dinden anladığını kendi yorumunu İslamın yani Dinin bizzat kendisi ilan etmesin..

    Sonuç olarak Şeriat, Beşerin yani kulların nazarında subjektiftir, Allah katında ise değişmez yol ve gerçeklerdir..




+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. Ailede şiddet
    By Berzah_Alemi in forum İslam da Aile Hayatı
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02-22-2013, 08:38 PM
  2. Şiddet ve merhametsizliğin kökenleri
    By Karani in forum Serbest Bölüm
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05-07-2011, 11:12 PM
  3. Şiddet ve merhametsizliğin temelleri nelerdir
    By Karani in forum Serbest Bölüm
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-12-2011, 03:46 PM
  4. Akran Çocuklar Arasındaki Şiddet
    By Karani in forum Çocuk psikolojisi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12-16-2009, 12:32 AM
  5. Eğitim Ve Şiddet
    By LeBBeyK in forum Okul Öncesi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-09-2009, 07:55 PM

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379