+ Cevap Ver
5 sonuçtan 1 ile 5 arası

Mevlid kutlanması bidat değildir

 Dini Gün ve Gecelerimiz Katagorisinde ve  Mevlit Kandili Forumunda Bulunan  Mevlid kutlanması bidat değildir Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Mevlid kutlanması bidat değildir Soru: Bazı kimseler mevlid okutulmasının iyi ve sevap olduğunu, diğer bazı kimseler ise bid'at-ı seyyie olduğunu söylüyor. Şu andaki uygulanış şekli ile mevlidin durumu nedir? Nasıl uygulanırsa İslâm'a göre daha güzel ve faydalı olur? Cevab: Bismillahirrahmanirrahim. Önce "Mevlid" hakkında kısa bir bilgi verelim. Türkçe'ye Arapça'dan girmiş ...

  1. #1
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    13.483
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Mevlid kutlanması bidat değildir

    Mevlid kutlanması bidat değildir

    Soru: Bazı kimseler mevlid okutulmasının iyi ve sevap olduğunu, diğer bazı kimseler ise bid'at-ı seyyie olduğunu söylüyor. Şu andaki uygulanış şekli ile mevlidin durumu nedir? Nasıl uygulanırsa İslâm'a göre daha güzel ve faydalı olur?
    Cevab: Bismillahirrahmanirrahim.
    Önce "Mevlid" hakkında kısa bir bilgi verelim.
    Türkçe'ye Arapça'dan girmiş olan "Mevlid" kelimesi: "Doğum, doğum yeri ve doğum zamanı" gibi anlamlara gelir. "Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin doğum günü, bununla ilgili yapılan merasimler, yazılan eserler" anlamında da kullanılır. Bazen "Mevlîd-i Nebî" diye de ifade edilir.
    Mevlid: İslâm edebiyatında Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin doğum yıl dönümünde yapılan törenlere verilen isim; bu törenlerde makam ve usul ile okunmak üzere yazılmış eserlerin de ortak adıdır.
    Edebî bir terim olarak "Mevlîd", Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin doğumunu, hayatından kısa pasajları, mucizelerini anlatan mesnevi tarzındaki metinlerin tümüne verilen isim olmakla beraber, İslâm edebiyâtında bir edebî türdür. Günümüzde Türkiye'de bu türün en tanınan örneği, Süleyman Çelebi'nin 15. Yüzyıl tarihli "Vesîletün-Necât" yani "Kurtuluş Vesilesi" ismini taşıyan manzum, Türkçe eseridir. Bu nedenle "mevlîd" kelimesi ile kastedilen çoğunlukla Süleyman Çelebi'nin sözkonusu eseridir.
    Mevlid ile ilgili eserlerde genellikle Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin doğumu üzerinde durulmakta, ardından mi'racı ele alınmakta, çeşitli mucizeleri anlatılmakta, daha sonra vefatından bahsedilmektedir. Bu eserlerin hemen hepsi Ehl-i sünnet inancı doğrultusunda kaleme alınmış, yer yer âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerden iktibaslarla, telmihlerle desteklenmiş, birtakım iddiaların aksine çoğunda bid'at denebilecek fikirlere yer verilmemiştir. "Vesîletün-necât"ın ve diğer bazı mevlidlerin sonundaki "Hikâye-i Deve, Hikâye-i Geyik, Hikâye-i Güvercin" gibi Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimize nisbet edilen bazı mucizevî olaylara dair hikâyeler eserlere sonradan ilâve edilen destanî manzumelerdir ve bunların asıl mevlid metinleriyle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.
    Mevlidler umumiyetle tevhid, münâcât ve na't ile bazılarında ashâb-ı kirama, çehâr-ı yâr-ı güzîne methiye ile başlamakta, kâinatın zuhur kaynağı olan nûr-ı Muhammedi'den bahsedilerek Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin doğumuna geçilmekte, O'nun mi'racı ve diğer mucizelerinin anlatılmasının ardından vefatı konusuna yer verilmekte, en sonunda Resûlullah (S.A.V.) efendimiz ve ashabı başta olmak üzere eseri yazan, okuyan ve dinleyenler için bir dua ile sona ermektedir. Hemen her faslın bitiminde içinde Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimize salâtın da bulunduğu tekrar beyitleri yer almaktadır. Bu beyitler "Vesîletün-Necat"ta:
    "Ger dilersiz bulasız oddan necat
    Aşk ile derd ile eydin es-salât"
    Şemsuddin Sivâsî'nin mevlidinde:
    "Olmak istersen habîbe âşinâ
    Ver salâtı bul onunla rûşenâ" şeklindedir.
    Mevlid, Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimize duyulan muhabbet ve hürmetin bir tezahürü olarak zengin ve köklü mirasımızdan bugüne kadar ulaşan önemli bir merasim ve edebî türün de adı olmuştur. Mevlid, Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin sevgisinin dile gelmesidir.

  2. #2
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    825
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Mevlid kutlanması bidati seyyie değildir -3

    Mevlid kutlanması bidati seyyie değildir -3

    Bazı kimseler, Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin doğum yıldönümünün kutlanmasını kötü bir bid'at olarak görüyor ve bu kutlamayı yapanları kınıyor. Bu kötüleme ve kınamalar yersizdir. Çünkü Ebû Şâme el-Makdisî, İbn Abbâd en-Nefzîer-Rundî, Şemseddin İbnü'l-Cezerî, İbn Nâsırüddin ed-Dımaşkî, İbn Hacer el-Askalânî, İbn Hacer el-Heytemî, Şemseddin es-Sehâvî, Celâleddin es-Süyûtî, Şihâbüddin el-Kastalânî ve Muhammed b. Yûsuf eş-Şâmî gibi büyük din âlimleri ve daha nice ulema ve fukaha, bu kutlama ile ilgili, ilk devirlerde olmasa bile ALLAH Teâlâ'nın âlemlere rahmet olarak gönderdiği Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimizin dünyaya gelmesi sebebiyle sevinmenin, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin doğumunu kutlanmanın, doğum günü münasebetiyle fakir ve muhtaçlara yardımda bulunup ibadet etmenin, Kur'ân-ı Kerim ve Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimize olan sevgiyle ilgili şiirler okumanın, temiz ve güzel elbiseler giyerek sevinç gösterisinde bulunmanın güzel bir yenilik olarak, birer güzel amel olduğunu belirtmişler ve dolayısıyla mevlid kutlamalarının bid'at-ı hasene sayılması, halk arasında görülen ve dinen hoş karşılanmayan davranışların bundan ayrı düşünülerek önlenmesi gerektiğini belirtmişlerdir.

    Ayrıca Ebû Katade (R.A.)den rivayete göre, Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimize pazartesi günü oruç tutmanın fazileti sorulduğunda:

    "Bu, benim doğduğum ve ben peygamber olarak gönderildiğim gündür" (Müslim, Sıyâm: 197; Ebû Dâvûd, Savm: 54; Ahmed b. Hanbel, 5/29, 299) buyurarak bir bakıma bu güne önem atfetmiştir.

    Resûlullah (S.A.V.) efendimiz, Medine-i Münevvere'de yahudilerin Muharrem'in onuncu yani aşure gününde oruç tuttuğunu görünce sebebini sormuş, onların bunun Firavun'un boğulduğu ve Hz. Musa (A.S.)'ın kurtulduğu gün olduğunu söylemeleri üzerine kendisinin bunu yapmaya daha lâyık olduğunu belirterek oruç tutmuş ve ashaba da oruç tutmalarını tavsiye etmiştir. (Buhari, Savm: 69; Müslim, Sıyam: 127; Ebu Dâvud, Sıyam: 64; İbn-i Mâce, Sıyam: 41; Darimi, Savm: 46; A.b. Hanbel, 1/291, 310, 336, 340) Bu husus, belli bir günde bir nimete nail olma veya belâdan kurtulma sebebiyle o günü anma ve şükür nişanesi olarak sâlih amellerde bulunmanın iyi bir davranış olduğunu gösterir.

    Mevlid kutlamalarına olumlu bakan âlimler, kendisine Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin doğum haberini getiren Süveybe adlı cariyesini azat eden Ebû Leheb'in, ölümünden sonra ailesinden biri tarafından rüyada görülerek bu davranışı sebebiyle her pazartesi gecesi azabının hafifletildiğini ona söylediğine dair bir haberi4 ayrıca içinde Resûlullah (S.A.V.) efendimize vahiy indirildiğinden Kur'an-ı Kerim'de Kadir gecesine atfedilen önemin bütün insanlığa rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin dünyaya geldiği gün için öncelikle geçerli olacağı hususunu da görüşlerine dayanak olarak gösterirler.

    Bid'at, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz zamanında olmayan "dinî" mahiyetli bir hususun sonradan dine sokuşturulması, dinden sayılması olarak tarif edilir. Mevlid okuma ve okutmanın bid'at olarak nitelendirilebilmesi için ona, "İslâm'da olmayan, ölünün kırkıncı, elli ikinci gecelerinde veya sene-i devriyesinde mevlid okutmak gereklidir" demek gibi dinî bir gereklilik veya ibadet şeklinde bir muhteva yüklenmesi gerekir. Bir de merasimlerde, mübarek ay ve gecelerde mevlid okunmasının vazgeçilmez bir âdet haline getirilmemesi, netice olarak insan kelâmı bir şiir olan bu metinlerin, okunması ve dinlenilmesi ibadet olan Kur'an-ı Kerim ile eşdeğerde görülmemesi ve değerlendirilmemesi gerekir.

    Mevlid okumanın gerekli, vâcip veya mendup olduğu iddia edilmediğine, en fazla bunun hoş ve güzel bir gelenek olduğu bilinip kabul edildiğine göre; bunun bid'at olarak değerlendirilip, insanların kafasına kuşku sokmak son derece yanlıştır.

  3. #3
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    825
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Mevlid kutlanması, bid'ati seyyie değildir - 5

    Mevlid kutlanması, bid'ati seyyie değildir - 5

    Mevlidin konusu, İslâm akaidinin temel direği olan tevhîd inancı ile Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimize duyulan muhabbet ve hürmetin bir tezahürü, O'nun mucizeleri ve üstün ahlâkıdır.

    Mevlid, Müslümanların kalplerindeki Resûlullah (S.A.V.) efendimize duyulan sevgi, muhabbet ve hürmetin canlı tutulması ve O'na olan muhabbetin artırılması için büyük bir fırsattır. Resûlullah (S.A.V.) efendimizi sevmek, imanın temel kıstaslarından biridir. Enes b. Malik (R.A.) den rivayet edilen şu hadisi şerif bunun en açık delilidir. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz bakın ne buyurmuş:

    "Sizden birinize ben ana-babasından, aile ve çocuklarından ve diğer bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça, o kişi bana ve tebliğ ettiğim İslâm dini'ne tam anlamıyla iman etmemiştir." (Buhârî, İman: 8; Müslim, İman: 69, 70, Nesei, İman: 19) buyurmuştur. Abdullah b. Hişâm (R.A.) şöyle demiştir: Biz Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin beraberinde bulunuyorduk. Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, Hz. Ömer (R.A.)'nun elinden tutmuş hâldeydi. Hz.Ömer (R.A.), Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize:

    - Yâ Resûlellah! Sen bana muhakkak ki, canımdan, hayatımdan başka herşeyden daha sevimlisin! dedi. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz de O'na:

    "Hayır, öyle söyleme! Canım kudret elinde bulunan ALLAH Teâlâ'ya yemîn ederim ki, ben sana canından, hayatından daha sevimli olmadıkça, îmânın kemâle ermez." buyurdu. Bunun üzerine Hz. Ömer (R.A.) de, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize:

    - Şu anda ALLAH Teâlâ'ya yemîn ederim ki, Sen bana muhakkak canımdan, hayatımdan da daha sevimlisin, dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

    - Ya Ömer! İşte şimdi oldu, cevabını verdi. (Buhari; Eyman: 2; No: 6257; 6/2445)

    Türk halkı, mevlid dinleyerek inancının vecdini bu günlere taşıyabilmiştir. Denilebilir ki: "Süleyman Çelebi, bu millete başlı başına bir dinî hayat armağan etmiştir." Çünkü mevlidin, dinî kültürümüze sağladığı faydayı başka hiçbir eser sağlayabilmiş değildir. Buna bid'at diyen, bindiği dalı kesmiş olur. Mevlidin sözleri ve âdabına uygun şekilde okunması bid'at değildir.

    Hicrî üçüncü asrın başlarından itibaren, bazı gruplar, bu geceyi cemaat halinde kutlamaya başladılar. Halk arasında yaygın bir âdet haline gelen bu kutlamaları, daha sonra devletler de sahiplendi. İlk olarak Mısır Fatımî devleti, mevlid kandilini, resmî bayram ilan etti ve muhteşem törenlerle kutlamaya başladı. Fâtımîler, hem Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin, hem de kızı Hz. Fatıma (R.Anha)nın doğum gününü, resmî bayram ilân etmişlerdi. Bu kutlu doğum törenleri için, İslâm dünyasının her tarafından büyük âlimler, meşhur hafızlar davet edilir, sarayda ve camilerde Kur'ân-ı Kerim okunur ve ilim meclisleri kurulurdu. Hatipler, şehir meydanlarında, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz ve Ehl-i Beyt'le ilgili menkıbeler anlatırlardı. Güzel sesli hafızlar, Kur'ân-ı Kerim, ilâhî ve kasîde okurlardı. Kazanlar dolusu pilav pişirilir, halka ikram edilirdi ve bu etkinlikler mevlid ayı boyunca sürerdi.

    Ancak zamanla işler çığırından çıktı. Kur'ân-ı Kerim tilâveti, irşâd, zikir ve ibadet faaliyetleri ihmal edilir oldu. Onların yerini, oyun ve eğlence âlemleri aldı. Bazı günah ve hayâsızlığın işlendiği bir karnavala dönüştü.

    Bu sebeble birçok fukaha, Mevlidin Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz devrinde ve O'na son derece bağlı olan ashap ve tabiîn zamanında kutlanmadığını, dolayısıyla bid'at olduğunu söyleyerek mevcut uygulamalara şiddetle karşı çıktılar. Mevlide karşı olan âlimlerin bu yaklaşımlarında kendi zamanlarındaki kutlamalarda görülen olumsuz davranışların büyük rolü vardır. Meselâ kutlamalar sırasında kıraat, zikir ve ibadet yanında çalgı çalınıp şarkı söylenmesinin, kadın ve erkeklerin bir arada bulunmasının da dinin yasakladığı hususlar olduğunu ve mevlidin harama vesile kılındığını belirttiler. Mevlidlerde görülen çirkin uygulamaları eleştirdiler ve bu konuda sessiz kalan ulemayı da kınadılar. Bu mübarek günün böyle olumsuzluklara âlet edilmesine şiddetle karşı çıktılar. Bid'at ve günah olduğuna dair fetvalar verdiler. Çok ağır yazılar yazdılar. Nihayet devlet eliyle yasaklattırdılar.

  4. #4
    Üst Düzey Yönetici MuHaMMeD - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    3.556
    Tecrübe Puanı
    13

    Standart Mevlid kutlanması, bid'ati seyyie değildir - 6

    Mevlid kutlanması, bid'ati seyyie değildir - 6

    Bununla birlikte mevlid kutlamasının bizzat kendisine değil bu vesileyle işlenen kötülüklere karşı olduklarını belirttiler ve bu uygulamalardan kurtuluş yollarını gösterdiler. Mesela Kur'ân-ı Kerim tilâvetiyle, zikir, dua, hayır ve hasenatla ihya edenlere bir şey demediler. Zaten yasağın hedefi bunlar değildi. Rezilce hareket edenlerdi. Günümüzde, o tarihte yazılmış kitapları okuyan bazı kimseler, mevlid kutlamalarının bid'at ve günah olduğuna dair verilmiş o eski fetvaları görüyorlar. İşin içyüzünü bilmedikleri için, ibadetle yapılan ihya şekline de karşı çıkıyorlar. "Mevlid kandili bid'attır. Bak işte, filan âlim asırlar önce bunu yazmış" diyorlar. Ancak bilmiyorlar ki, o âlimler, işlenen günahları gözleriyle gördükleri için günah demişlerdi. Yoksa okunan Kur'ân-ı Kerim'e, getirilen salât ü selâm'a, yapılan hayır ve hasenata, çekilen zikir ve tesbihâta günah deme cesaretleri göstermeleri mümkün değildi.

    Mesela günümüzde Ramazan ayında ve teravih namazı gibi ibadetler sırasında dinen haram veya mekruh olan bazı davranışların bulunması bu ibadetlerin haram sayılmasına yol açmadığı gibi, mevlid kutlamaları esnasında halk arasında görülen ve dinen hoş karşılanmayan davranışlar da aynı olup önlenmesi gerekir.

    Sonuç olarak: Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize sevgi ve bağlılığın bir göstergesi olması yanında çeşitli ibadet ve hayırlara vesile olması bakımından da mevlit kutlamalarının dinî yönden meşru bir davranış olduğu söylenmelidir. Bununla birlikte kutlamalar sırasında gayrimeşru tutum ve davranışların tasvip edilemeyeceği, bu tür uygulamalara sebep olan kutlamalardan uzak durulması gerektiği de açıktır. Kısacası: Bid'at olan, bu mübarek günü, günaha ve çeşitli rezaletlere âlet etmektir.

    Mevlid okunacağına hatim okunsa, Kur'an-ı Kerim'den bir bölüm okunsa daha sevap ve daha faziletli olmaz mı? şeklindeki bir itiraz da yersizdir. Kur'an-ı Kerim okumak, namaz kılmak daha sevap ve faziletli bir davranıştır ama burada mesele sadece sevap meselesi değildir. Mevlid, toplumsal bir coşkunun, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin sevgisinin ve ona bağlılığın üst düzeyde edebî ve estetik olarak hissedilmesi, yaşanması ve dışa vurulması demektir. Kur'an-ı Kerim okumakla mevlid okumayı birbiriyle mukayese etmek veya birini diğerine alternatif göstermek yerine ikisini ayrı ayrı ve her birini kendi yeri ve amacı doğrultusunda değerlendirmek ve yaşatmak daha doğru olur.

    Burada hatırlanması ve hatırlatılması gereken önemli bir husus vardır; o da, mevlid gibi dinî eğitim ve coşkuyu içeren sosyal ve geleneksel törelerin aslî ibadetlerin yerine geçmediği, bu tür sosyal ödevlerin kişileri, üzerlerine bizzat gerekli olan namaz, oruç, Kur'an okuma, infak ve yardım gibi dinî yükümlülüklerden muaf tutmadığı hususudur. Ancak günümüzde, özellikle de toplumumuzun dinî konularda sağlıklı ve doğru şekilde bilgilendirilmemiş kesimlerinde mevlid, türbe ziyareti, Kur'an-ı Kerim okutma, mübarek gün ve gecelerde dinî törenlere katılma gibi daha çok şekille ilgili dindarlığın hayli rağbet gördüğü ve bunun giderek dinî vecîbelerin yerini aldığı da üzülerek müşahede edilen bir gerçektir. Hâlbuki bütün bunlar, özde yakalanan ve yaşatılan dindarlığı ve gerçek dinî vecîbeleri güzelleştiren ve kolaylaştıran tâli ve şeklî katkılar olarak tanınmalı ve bilinmelidir.

    Ancak bu gibi kutlamalarda, İslâm'ın ruhuna ve Şeriat-ı Ahmediyyeye aykırı haller ve şeyler olmamalıdır. Meselâ:

    1- Kadın erkek karışık olarak Mevlid kutlaması yapılmamalıdır.

    2- Mahrem-namahremliğe dikkat edilmeli, kadınlar namahrem erkeklere süslü-püslü ve kokulu halde gözükmemelidir.

    3- Lüks-israf ve benzeri haramlardan kaçınılmalıdır.

    4- Mevlit toplantısı çeşit çeşit börek, çörek, pasta ve ev eşyaları ile bir gösteriş halini almamalı, böylece fakirlerin gıpta damarlarını kabartıp onları hasetliğe zorlamayacak sadelikte olmalıdır.

    5- Sırf Resûlullah (S.A.V.) Efendimizi övme, tanıtma, mevlidin içerdiği öğütleri başkalarına duyurma, güzel okuma ile gönülleri yumuşatma, onlara Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin sevgisini aşılama, İslâma ısındırma maksadıyla yapılmalıdır.

    6- Bu vesile ile bir araya toplanıp gelenlere vaaz ü nasihat yapılıp mümkün mertebe dînî bilgiler de aktarılmalıdır.

    7- Kur'ân-ı Kerim kıraati ve Mevlid kasideleri bu işi meslek haline getirmiş birtakım cerrarlar ve ücretle okuyan profesyonel artistler tarafından tarifeye bağlı şekilde ücretle okunmamalıdır. Okuduğu ile kendisi dahi etkilenen maneviyatlı kimselere okutulmalıdır.

  5. #5
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    825
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Mevlid kutlanması, bid'ati seyyie değildir - 7

    Mevlid kutlanması, bid'ati seyyie değildir - 7

    Bunlara riayet edilmezse, mevlid çirkin bir bid'at ve insanları dinden uzaklaştıran bir kandırmaca ve bir günah vesilesi olmuş olur. Günümüzdeki uygulanış biçimi, ne yazıkki genellikle böyledir.

    Zamanımızda dehşetli bir dinden uzaklaşma, irtidat cereyanı vardır. Mevlid törenleri halkı ve gençliği Peygambere ve dine yaklaştırmak için güzel bir vesiledir. Yeter ki, Mevlid bezirgânlığa âlet edilmesin, ruhsuz ve basmakalıp bir şekilde kutlanmasın, törene katılanlar coşturulsun, heyecanlandırılsın, gönüller harekete geçirilsin. Mevlidde bulunan şu sözlere kim karşı çıkabilir:

    "ALLÂH adın zikredelim evvela

    Vacib oldu cümle işte her kula

    ALLÂH adın her kim ol evvel anâ

    Her işi âsan eder ALLÂH anâ

    ALLÂH adı olsa her işin önü

    Hergiz ebter olmaya anın sonu

    Bir kez ALLÂH dese şevkile lisan

    Dökülür cümle günah misli hazan

    İsm-i pâkin pâk olur zikreyleyen

    Her murada erişir ALLÂH diyen

    Aşk ile gel imdi ALLÂH diyelim

    Dert ile göz yaş ile ah edelim."

    Mevlidin sonundaki şu dua cümleleri ne mükemmel!

    "Yâ İlâhi saklagıl îmânımız

    Verelim îman ile tâ cânımız

    Sâna lâyık kullarınla hemdem et

    Ehl-i derdin sohbetine mahrem et

    Hem Süleymân-ı fakîre rahmet et

    Yoldaşın îmân makâmın cennet et

    Yâ İlâhi kılma bizi dâllîn

    Bu dûâya cümleniz deyin âmîn âmîn

    Ümmetinden râzı olsun ol muîn

    Rahmetullâhi aleyhim ecmâin."

    Tek cümle ile özetlemek gerekirse, içinde şeriata aykırı şeyler ve haller olmamak şartıyla mevlid kutlamaları bid'at-i hasenedir. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir. O'nu ne kadar çok zikr edersek, ne kadar fazla anarsak, ne kadar candan seversek o derecede feyiz ve bereket buluruz.

    Tanrılaştırmamak şartıyla O'nu ne kadar yüceltsek yeridir. Resûl-i Kibriya (S.A.V.) Efendimiz bizim ve bütün insanlığın velinimetidir. Bize ebedî saadet yolunu gösteren o zatı ne kadar tebcil etsek azdır. O, ALLAH'ın kulu ve Resûlüdür. Bize en güzel örnek ve model olarak gönderilmiştir. Yeri kalbimizdedir, zikri dilimizdedir.

    Mevlid geleneği, bazı yönleriyle hâlâ çok canlı yaşıyor. Bazı yönleriyle diyorum, çünkü yarım asır içinde sosyal hayatta çok şey değişmiştir. Tabii bu değişim kültüre de yansıdı. Kırk elli sene önce kandil geceleri, camileri hıncahınç dolduran o kalabalıklar artık görülmüyor. Herkes evinde, televizyondan mevlid dinlemeyi tercih ediyor. Cami mevlidleri de, ev mevlidleri de eskisi kadar ilgi çekmiyor, çokça okunmuyor. Büyük sofraların kurulduğu yemekli mevlidler de artık yapılmıyor. Onun yerine, mevlid şekeri veriliyor. Sanıyorum şeker verme âdeti de yakında ortadan kalkar. Çünkü şekerin zehir olduğu söyleniyor. Eskiden mevlid okuyanlara açıktan para verilmezdi. Bir hediye paketi içinde, gizlice takdim edilirdi. Daha önceleri hediye bohçası verilirmiş. Bohçada bir gömlek, bir çift çorap, bir de havlu veya mendil olur, altınlar mendil veya havlu arasına konurmuş. O âdetler unutuldu. Şimdi birçokları, mevlid okuyan hafız efendiye, kapı aralığında taksi şoförüne ücret öder gibi açıktan ödeme yapıyor. Bununla görgü ve nezaket alanındaki gerilemeyi anlatmaya çalışıyorum. Mevlid okunan yer, okuyan kişi, okutan aile ve dinleyen cemaat açısından bir hayli değişiklik olmuştur.

+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09-11-2017, 11:28 PM
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02-01-2012, 12:39 PM
  3. Allah Resulunü övmek ibadettir - Mevlid okumak bidat midir
    By Karani in forum Peygamber Efendimiz (S.A.V)
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 02-11-2011, 07:35 PM
  4. Mevlid okutmak bidat mıdır 3
    By cann in forum Mevlit Kandili
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 05-29-2010, 11:40 AM
  5. Mevlid okutmak bidat mıdır
    By cann in forum Mevlit Kandili
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02-26-2010, 12:33 PM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379