Miraç ve mescidi el Aksa


Müslümanlar için ders ve ibretlerle dolu olan mübarek Miraç gecesinin yıldönümündeyiz. Miraç; yüce Rasül'ün (s.a.v) en büyük mucizelerden biri. Rabbimiz, en sevgili kulunu, gecenin bir vaktinde Mescid-i Haram'dan alıyor, Mescid-i Aksa'ya götürüyor. Mirac'ın yeryüzündeki bölümüne "İsra" -gece yolculuğu- deniyor. Bu yolculuk "Burak" adı verilen ve asıl mahiyetini bilmediğimiz bir binekle gerçekleşiyor.
Mirac'ın gökler alemine yükseliş noktası, Kudüs'teki Mescid-i Aksa'dan başlıyor. Allah Rasülü (s.a.v) Sidre denilen yere kadar Cebrail (a.s) ile, ondan sonrasını da yalnız devam ediyor. Allah-u Teala ile görüşüp konuşuyor. Şirk koşmadan ölen ümmetleri için cennet vaadini alıyor. Beş vakit namaz ve Bakara Suresi'nin son iki ayeti (Amene'r Rasülü) de biz ümmetlerine Miraç hediyelerinden.
Bu kadar muazzam bir olay, Hz. Aişe (r.a) validemizin ifadesiyle, "Allah Rasülü'nün (s.a.v) yatağının soğumadığı kadar bir süre içinde" cereyan ediyor. Miraç olayı bir mucizedir. Allah-u Teala'nın sonsuz kudret ve azametini ortaya koymaktadır. Bu yüzden, Mirac'ı akılla izah edebilmek mümkün değildir. O imanla anlaşılır ve tasdik edilir. "Şüphesiz, Allah'ın gücü her şeye yeter" ayetindeki mananın bir tezahürüdür.
Müşrikler, Miraç olayından haberdar olunca, ümmetin önde gelenlerinden biri olarak Hz. Ebubekir'e (r.a) gittiler: "Ey Ebubekir! Sen akıllı adamsın. Buna da inanacak mısın?" diye sordular. O da, "Bunları O mu söylüyor?" şeklinde karşılık verdi. Müşrikler "Evet, evet! O söylüyor" deyince, imanın nasıl olması gerektiğini ortaya koyan şu muhteşem sözü söyledi: "O söylemişse mutlaka doğrudur."
Miraç; kulun acizliğini idrak etmesi, Allah-u Teala'nın kudret ve azametini kavramasıdır.
Allah Rasülü (s.a.v) Miraç öncesi, "müşriklerin şiddetini artırması, Hz. Hatice (r.a) ve amcası Ebu Talib'in vefatları" gibi sıkıntılar karşısında bunalmıştı. Allah-u Teala, O'nu yanına alarak pek çok müjdelerle ferahlattı. Miraç, dünyanın sıkıntı ve çileleri karşısında Allah'a sığınmaktır.
Miraç; Allah'a inanan, emirlerine riayet eden ve hakkıyla teslim olanların hangi derecelere yükseleceğinin göstergesidir.
Mescid-i Aksa hüzünlü
Miraç'ta Allah katına yükseliş Mescid-i Aksa'dan başlamıştır. Rabbımız, bu yolculuğun sebebini, "Kulumuz Muhammed'e, ayetlerimizden bazısını gösterelim diye" (İsra,1) şeklinde açıklarken; Mescid-i Aksa için de "Etrafını mübarek, feyizli ve bereketli kıldık" (İsra,1) buyurmuştur. Mescid-i Haram (Kabe), Mescid-i Aksa ve Mescid-i Nebi Müslümanların üç önemli mabedidir. Bunlardan bugün Mescid-i Aksa hüzünlüdür ve uzun süredir üzerinde kara bulutlar dolaşmaktadır.
Mescid-i Aksa, Müslümanların ilk kıblesidir. Kur'an-ı Kerim'de övgüyle anlatılır. Davut (a.s) tarafından yapımına başlanmış, Süleyman (a.s) zamanında tamamlanmıştır. Mescid-i Aksa, Müslümanlar için kutsal bir mekandır. Müslümanların onurudur.
Özellikle 1948'den bu yana Mescid-i Aksa tehdit altındadır. Defalarca kundaklama girişimi yapılmış, patlayıcı madde konulmuş, gizli yerlerden girmek için tüneller açılmış, saldırılar düzenlenmiştir. Bu kutsal mabede girişler çok kere yasaklanmış veya kontrollü hale getirilmiştir. Siyonistler, Mescid-i Aksa'nın bulunduğu Kudüs şehrini başkent yapma hevesine kapılmış, kazdıkları tünellerle bu kutsal mabedi yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmışlardır.
Müslümanların sorumluluğu
Geçmişte Hz. Ömer (r.a.), Selahaddin-i Eyyubi, Sultan Abdülhamit gibi Müslüman öncüler, Kudüs ve Mescid-i Aksa'yı özgürlüğüne kavuşturmak konusunda büyük hassasiyet göstermişler ve Müslümanların onurunu korumuşlardır. Özellikle, Kudüs'ün işgali günlerinde Selahaddin-i Eyyubi'nin uykuları kaçmış, yüzü gülmez olmuş, yemek yiyemez duruma gelmiş ve Kudüs konusunu öncelikli gündemi haline getirmiştir. Allahü Teala da, bu kadar samimi bir komutana, tam bir Miraç gecesinde, Kudüs'ü fethetmeyi nasip etmiştir.(1189)
Şimdi sorumluluk bizde. Miraç gecesini de fırsat bilerek, Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın özgürlüğü için dualar yapmalı, bu konuda üzerimize düşenin ne olduğu konusunu tefekkür etmeliyiz. Mescid-i Aksa'yı hatırlamadan, Miraç Kandili'nin nasıl ihya edileceğini düşünemiyorum. Yazımı, Mehmet Akif İnan'ın Mescid-i Aksa duyarlılığını yansıtan şu mısralarıyla bitirmek istiyorum: "Mescid-i Aksa'yı gördüm düşümde / Götür Müslüman'a selam diyordu / Dayanamıyorum bu ayrılığa / Kucaklasın beni İslam diyordu."


Şakir Tarım

araştırmacı yazar