+ Cevap Ver
2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Gülümse ey güzeller güzeli!

 Peygemberimiz (s.a.v) Katagorisinde ve  Naat ı Şerifler Forumunda Bulunan  Gülümse ey güzeller güzeli! Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Gülümse ey güzeller güzeli! Gülüm şöyle gülüm böyle demektir yâre mutadım Seni ey gül sever canım ki canana hitabımsın Gülümse ey güzeller güzeli! Lâyık olmasak da merhamet ve şefâat nazarlarından mahrum eyleme bizi. Seni seviyoruz ve sana hasretiz… Asırlardır gülmedi, derya coşar, göl ağlar. Yüzümüz güle hasret, mecnûn ağlar, çöl ...

  1. #1
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2010
    Mesajlar
    227
    Tecrübe Puanı
    9

    Lightbulb Gülümse ey güzeller güzeli!

    Gülümse ey güzeller güzeli!



    Gülüm şöyle gülüm böyle demektir yâre mutadım
    Seni ey gül sever canım ki canana hitabımsın


    Gülümse ey güzeller güzeli!

    Lâyık olmasak da merhamet ve şefâat nazarlarından mahrum eyleme bizi.

    Seni seviyoruz ve sana hasretiz…

    Asırlardır gülmedi, derya coşar, göl ağlar.

    Yüzümüz güle hasret, mecnûn ağlar, çöl ağlar.

    Giden dostlar gelmedi, mızrap vurur tel ağlar.

    Gözümüz güle hasret, sazımız güle hasret.

    ‘O gül’e hasret duymayan, ne Yaratan’ı, ne de yaratılış gayesini anlamıştır.

    “Kurtulamam üç nesnenin elinden: Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm”

    diyor âşık… Her üç nesneyi de bir arada saydığına göre, demek ki birinden kurtulsa diğeri sarılıyor yakasına. Hangisinin daha zor olduğunu elbette çeken bilir.

    Aşk ve iman şâiri aziz dostum ve üstadım Abdürrahim Karakoç ise;

    “Ayrılıktan zor belleme ölümü, Görmeyince sezilmiyor Mihriban.”

    derken, kağıda yazamadığı aşkı uğuruna ölüm sınırında nöbet tutuyor da, ayrılığın, hasretin ne olduğunu anlatmaya çalışıyor sevgiliye.

    Hasret nedir sahi?.. Hasret ayrılık mıdır, özlem midir?.. Hasret dert midir, derman mıdır?.. Yoksa Yaratan’ın ehl-i derde yazdığı ferman mıdır?.. Cânı cânâna pazarlıksız hasretmek diyebilir miyiz?.. Umudun ufkunda hasret gidermek için beklediğimiz nöbet saatleri değil midir hasret?..

    Hasret kala kala, hasret gitmek acıların ve ızdırapların en acısı, en hüzünlü olanıdır bence.

    Her cânın bir cânânı, cânânın cânı vardır.

    Müşerref olduğumuz bir eşref ânı vardır.

    Dostlar gücenir diye cân atar gül atamam,

    Her gülün yaprağında bin bülbül kanı vardır.

    Ya hasretiyle yanmak! Nasıl bir duygu, nasıl bir sevda?.. Yananlara sorsak söylerler mi?..

    Veya hicran ateşiyle yananların hâlinden anlayanlar, can evini yangına verenler midir?..

    Bülbüllerin feryâdı, âşıkların iniltisi, sümbülün, sarı çiçeğin boyun büküşü, suların dertli akışı, ceylanların mahzun bakışı…

    Şu gök kubbe altındaki âhlar, enînler, feryâd u figânlar firak ateşiyle yananların kendi dillerince cânâna yazdıkları birer hasretnâmedir…

    Düşüncelerini, duygularını; acılarını, sevinçlerini bazen söz, bazen de yazıyla anlatmaya çalışan insanoğlu:

    “Güle hasretim güle,

    Bülbüller misâli hasret

    Ele denmeyecek hâller var bende,

    Artık sen kıyas et.”

    der de sözü sükûta bırakır. Zîrâ hâlini ifade edecek kelimeleri bulamaz lügâtlerde. Şâirin dediği gibi:

    “Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem,

    Zîra kalbimin dili yok ‘ah ey yâr ondan ne kadar bî-zârım.”

    Ama şu varlık âleminde her şeyin bir dili var: Uçan kuşların bir dili var. Bakan gözlerin bir dili var. Esen rüzgarın, coşan ırmakların, renklerin kemerini kuşanan çiçeklerin bir dili var.



    Gülden karanfile, sümbülden lâleye, nergisten menekşeye, gelincikten kardelene kadar bildiğiniz bütün kır çiçeklerini, yâr çiçeklerini gözlerinizin önüne getiriniz. Farkında olmadan ya;

    “Ben gülü deste bağladım

    Desteye beste bağladım.”

    diye bir şarkı dökülür dudaklarınızdan ya da

    “Ben yârime gül demem

    Gülün ömrü az olur.”

    diye bir türkü.

    Daha sonra güle dâir ne söylenmişse, birer birer sıralamak geçer içinizden. Gül derken gülümsersiniz. Gülüm derken ağzınız tatlanır. Ten kafesindeki gönül kuşunuz, uçup da yeşil kubbeye konmak için hasretle kanat çırpmaya başlar.

    Hiç şüphesiz, çiçeklere en erişilmez mevkileri bağışlayan, bizim hissiyât ve düşünce dünyamızdır.

    Takdir edersiniz ki, doyumsuz bir rengi, iç açıcı bir güzelliği, rahatlık ve huzur veren görünümü ve sevda dolu kokusuyla çiçekler arasında en güzeli ve en çok sevileni güldür.

    Bütün bu özelliklerini nübüvvet gülzârının tek gülü olan Hz. Muhammed (s.av.) efendimizden aldığı için de âşıkların ve şâirlerin ilham kaynağı ve baş tacı olmuştur.



    Bir gül medeniyeti kurmuşuz. Bizim medeniyetimiz, sevgi, şefkat, merhamet ve hoşgörü temeline oturmuş, “Gül Medeniyeti” adını almış bir yücelişin ifadesidir.

    Tarihimizi, coğrafyamızi, kültür ve medeniyetimizi tayin ve tespit eden hemen her unsura, yine güller renk vermişlerdir.

    Peygamber’in kutlu müjdesine mazhar olan Fatih Sultan Mehmed’in Nakkaş Sinan tarafından gül koklarken çizilen minyatürünü görüyoruz. Fatih’in güllerle ilgisinin bundan ibaret olduğunu zannedersek yanılırız.

    Babası İkinci Murad’ın bir sabah namazı sonrası Kur’an okurken bir oğlu olduğu haberini alınca Allah’a hamd ve şükür içerisinde gözleri yaşararak, “Murad bahçesinde bir gülî Muhammedî açtı” sözleri ne kadar anlam dolu.

    Ve gün gelecektir, o koca Fatih büyük babası Ertuğrul’un “İstanbul’u aç, gül-zâr yap.” vasiyetini yerine getirmekle mesrûr olacaktır. Üstelik fethettiği dünyanın bu en eski şehrinde, yine dünyanın en güzel güllerinin yetiştirildiği gül bahçeleri yaptıracaktır.

    Bir destan şâirimizin ifadesiyle:

    “Bursa tomurcuktu, Edirne gonca,

    İstanbul gülümüz açmadan önce.”

    On dört yaşındayken on dördüncü Osmanlı padişahı olan ve on dört sene padişahlık yapan Sultan Ahmed’in, bu geceyi armağan ettiğimiz, âlemlerin efendisine aşk derecesinde öyle bir bağlılığı ve muhabbeti vardır ki… Bulunduğu meclislerde Rasûlullâh’ın ism-i şerîfinin her anılışında, ona olan hürmetinden dolayı ayağa kalkardı. Efendimiz aleyhi’s-salâtü ve’s-selâmın mübârek ayak izlerinin resmi içine:

    “N’ola tâcım gibi başımda götürsem dâim,

    Kadem-i resmini ol Hazret-i Şâh-ı Rasûlün.

    Gül-i gülzâr-ı nübüvvet o kadem sahibidir,

    Ahmed â durma yüzün sür kademine ol gülün.”

    şiirini yazdığını ve bunu ölünceye kadar kavuğunun içinde taşıdığını o ecdâdın nesli olarak bugün kaçımız biliyoruz.

    Gül, kokudur…

    Gül, tazeliktir…

    Gül, canlılıktır…

    Gül, güzelliktir…

    Gül, hasrettir…

    Gül, zarâfettir ve gül, letâfettir. Her halde bunun için olmalı ki eskiler “Gülü tarife ne hâcet, ne çiçektir biliriz.” demişler.

    Manevî atmosferimiz de baştan başa güllerle doludur. Bir yanda güle “seyyidü’l-ezhâru’l-cenneh” unvanı bahşedilir, öte yanda gül kokusu; misk ve amberle birlikte Kur’ân-ı Kerim’de zikredilen üç hoş kokudan biri olma imtiyazına erişmiştir. O inanç, öyle muhteşemdi ki kokusunu Peygamber’imizin teri diye kutsadığı gül yapraklarının yere dökülmesini dahi günaha yakın sayıp özel bir itinaya muhatap etmiştir.

    Aslında sevilen her ne varsa dünyada, onda gülden bir emâre, bir iz bulunur. Aşıkların vuslata ermeyen hasretleri açan kan kırmızı ve kar beyazı güllerle ifade edilir; üzerlerinde uçan sevda kuşları hep bu hicranı söyleşip dururlar. İnanç dünyamızın doruklarında gezinen Fuzûlî;

    “Suya versün bağban gülzârı zahmet çekmesün,

    Bir gül açılmaz yüzün tek verse bin gülzâre su.”

    derken;

    “Sakın terk-i edebden kûy-ı mahbûb-ı Hüdâdır bu,

    Nazargâh-ı İlâhîdir, makam-ı Mustafâdır bu.”

    diye bir edep yoksulunu ikaz eden Nabî’nin bülbüle değil de canânının sesine ihtiyacı vardır. Bunun için gülü bülbülden ayırmaya hazırdır. Lâkin gülden asla vazgeçemez.

    “Gonca gülsün, gül açılsın, cûy feryâd eylesin,

    Sen sus ey bülbül, biraz gülşende yârim söylesin.” diyor.

    Nedim de o devre mana veren sevgiliyi şöyle anlatmakta:

    “Gülüm şöyle, gülüm böyle demektir yâre mu’tadım,

    Seni ey gül sever cânım ki cânâna hitâbımsın.”

    Yunus’un sarı çiçeğe “Gül sizin nenüz olur” suâline aldığı bir cevap vardır ki, insanın gül olup yerlere serilesi gelir:

    “Çiçek eydür ey derviş!

    Gül Muhammed teridir.”

    Buna nazire olarak Pir Sultan Abdal;

    “Yoksa sevdiğimin ilinden misin?

    Yoksa has bahçenin gülünden misin?

    Güzel Muhammed’in terinden misin?

    Cennet-i âlâda gül safâ geldin.”

    derken insanı ötelerde, gül bulutlarının üzerine çıkarmaktadır.



    Gül, bir manada zamanın elinden tutmaktır. Belki de Akif, “Gül devrini görseydim onun bülbülü olurdum.” diye bunun için iç geçiriyor.

    Sevginin olduğu yerde sitem olmaz mı? Kişi en çok sevdiğine sitemkârdır. En çok ona darılır. En çabuk ona küser.

    Gül bülbülün nazlı yari, bülbül güle kavuşamamaktan bî-tâb. Tükenmek bilmeyen ezelî sitemler içinde yine de onları ayrı düşünmek mümkün değildir.

    “Gel gül dedi bülbül güle, gül gülmedi gitti,

    Bülbül güle gül bülbüle yâr olmadı gitti.”

    Gevherî, bülbülün güle yakarışını;

    “Bülbülün feryâdı gonca gülünden,

    Gülşen ağlar, bülbül ağlar, gül ağlar.”

    diye dile getirirken, Emrah daha mütevekkil;

    “Ezelden mâiliz gonca güllere,

    Bülbül-i şeydâyı zâr eğlendirir.”

    diyor.

    Dâimî’nin şu mısraları türkü olarak hepimizin ezberinde değil midir?

    “Bir gülün çevresi dikendir, hârdır,

    Bülbül gül elinden âh ile zârdır,

    Ne de olsa kışın sonu bahardır,

    Bu da gelir bu da geçer ağlama.”

    Dâimî geleceğe umutla bakarken Hasretî:

    “Baharı bekleyen yaralı bülbül,

    Gül üstüne rahmet yağar sabreyle.”

    diye teselli bulmaktadır.

    Her ikisinin dileklerine biz de gönülden katılarak yağacak rahmeti bekliyoruz.

    “Size gönül bahçemden deste deste gül derdim,

    Güller gibi gülüşün ağlayana gül derdim

    Derdi gül, dermânı gül, bir mü’min kardeşimin.

    Derdiyle dertleneli, diken oldu gül derdim.”



    Güle hasret duyan gönül dostlarını saygıyla selamlıyorum.




    Gül üstüne Gül düğümü/ Abdullah Gülcemal / ilkadımdergisi


  2. #2
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    ~ஐALmanYaஐ~
    Yaş
    30
    Mesajlar
    769
    Tecrübe Puanı
    11

    Standart

    “Kurtulamam üç nesnenin elinden: Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm”


    Ablamm yüregine saglik..
    Cok güzel bir paylasim..

+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. Gitme Güzeller Güzeli
    By sevgi_seli in forum Resimli Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-19-2014, 07:57 PM
  2. Imanin güzeli ve daha güzeli
    By imanilmihali in forum İman
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-07-2014, 01:35 PM
  3. O güzeller güzeli....
    By £laf in forum Peygamber Efendimiz (S.A.V)
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 06-01-2012, 03:10 AM
  4. Ey güzeller güzeli şiiri sesli şiir dinle - sesli dinle
    By Karani in forum Sorular ve Cevaplarla Dini konular Sesli anlatım
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 02-01-2011, 07:11 PM
  5. gülümse
    By meRsinLi in forum Resimli Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12-22-2009, 12:35 AM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379