Ezanı muhammedin nin mesru olması

Hicretin birinci yılında Medine'de; Mescid-i Nebevi'nin inşaatı tamamlanmış ve mü'minler cemaat halinde namaz kılmaya başlamışlardır. Şimdi bundan sonraki gelişmeyi Abdullah İbn-i Ömer (ra)'in, Sahih-i Buhari'de yer alan haberinden dinleyelim. Şöyle demiştir: "Müslümanlar muhacir olarak Medine'ye geldikleri zaman, bir araya toplanıp, namaz vaktini gözetlerlerdi. Birgün bu husus hakkında aralarında müşavere ettiler. Bazıları Hristiyanların çan'ı gibi, çan kullanılsın, diğer bazıları da çan olmasında Yahudilerin nefirisi gibi boru çalınsın teklifinde bulundu. Hz. Ömer (ra) ise; "- Öyle amma, namaza insanları çağırmak için niçin bir adam görevlendirmiyoruz" dedi. Resûl-i Ekrem (sav) bunun üzerine: "- Haydi Bilal kalk, namaz için nida et" buyurdu"(60) İmam-ı Kasani; Abdullah b. Zeyd'in, bu müşavereden sonra ezanı rüyasında gördüğünü ve bu durumu Resûl-i Ekrem (sav)'e bildirdiğini kaydettikten sonra, Hz. Ömer (ra)'in de aynı günlerde ezanı rüyasında işittiğini kaydediyor.(61) İbn-i Abidin bu konuda şunları kaydediyor: "Fethû'l Kadir sahibi, Abdullah b. Zeyd kıssasını "Sirac"tan naklen ve tamamen isnadlariyle nakletmiştir. Bu kıssada aynı rüyayı o gece Hz. Ömer (ra)'in de gördüğü bildirilmektedir. Ezan rüya ile isbatı müşkil görülmüş ve "Peygamberlerden başkasının rüyası üzerine şer'i hüküm kurulamaz" denilmişse de, buna şöyle cevap verilmiştir; ihtimal bu rüya ile birlikte vahiy de gelmiştir."Minhac" haşiyesinde Hafız İbn-i Hacer'den naklen şöyle deniliyor: Bunu Abdurrezzak ile Ebû Davûd'un "Murasil" inde rivayet ettiği şu haber tey'id eder: Hz. Ömer (ra) Ezan rüyasını görünce haber vermek için Peygamber (sav)'e geldi. Fakat bu hususta vahyi gelmiş buldu. Onu Bilal'in Ezanından başka şaşırtan şey olmadı. Bunun üzerine Peygamber (sav): "Bu hususta vahiy seni geçti" buyurdu.(62)
Ezan'ın lûgat manası "bildirmek, ilam etmek" demektir. İslami ıstılahta: Özel bir şekilde namazın vaktini bildirmektir. "Ezan"; hususi sözlere verilen isimdir.(63) Ezan arapça'nın dışında (Farsça, Türkçe, İngilizce vs.) hiçbir lisanla okunamaz. Feteva-ı Kadıhan'da da böyledir. Zahir ve sahih olan da budur. Cevheretü'n Neyyire'de de böyledir.(64) Dolayısıyla başka lisanlarla namaz vakti ilan edilse, duyanlar üzerine namaz vacib olmaz. İmam-ı Merginani: "Ezan beş vakit farz namazlar ve Cum'a namazı için sünnettir. Bunlardan başkası için değildir. Zira bu hususta mütevatir haber varid olmamıştır. Ezanın sıfatı ise bilinmektedir. Bu Cebrail'in okuduğu ezan gibidir"(65) hükmünü zikretmektedir. İbn-i Abidin; "Günah hususunda ezan vacib gibidir. Hatta bazıları ona vacib demişlerdir. Çünkü İmam-ı Muhammed (rh.a): "Bir belde halkı Ezanı okunmamak için ittifak etse, ezan için onlarla harb ederim. Onu bir kişi terk etse kendisini döver ve hapsederim" demiştir. Ekseri ûlema ezanın sünnet olduğunu tercih etmişlerdir. Ezan için harb edilmesi, dinin alametlerinden olduğu içindir. Dinin nişanı sayılan bir şeyi terk etmek, açık açık dinle alay olur"(66) buyurmaktadır.
Ezan'la birlikte ele alınması gereken bir vecibe'de "ikamet"tir. İkamet'te; beş vakit namaz ve Cum'a namazının sünnetidir. Yalnız "Hayye ale'l felah"tan sonra iki defa "Kad kameti's salah" denir.(67)
Ezanı muhammedin nin mesru olması islamseli.net islami forum,dini forum Arşivi