Müezzine icabet etmek nedir

Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Müezzini işittiğiniz vakit, siz de onun dediğini deyin; sonra bana selavat getirin!.. Çünkü bana bir selavat getirene Allah onun sebebiyle on kere selavat eyler. Sonra benim için vesileyi isteyin!.. Zira o cennette bir makam olup, ancak Allah'ın mü'min kullarından birine yaraşır. O kulda ben olmak isterim. İmdi her kim benim için Allah'tan vesileyi isterse, o kimseye şefaatım helal olur"(90) buyurduğu bilinmektedir. Bu Hadis-i Şerifteki Allahû Teala (cc)'nın salat etmesinden murad, afv ve mağfiret buyurmasıdır. Ezanı duyan kimsenin, icabet etmesi vacib olur. İcabet: Müezzin ne söylemişse, onu aynen tekrarlayıp söylemektir. Sadece "Hayya'ale's-Selah" derken "La havle ve la kuvvete illa billahi'l aliyyü'l azim" demesi, "Hayya ale'l Felah" derken, dinleyenin "Maşaaallahû kane ve malem yeşae lem yekûn" demesi gerekir. Serahsi'nin muhiyt'inde de böyledir.(91) Ezanı işiten kimse cünüb bile olsa, icabet etmek durumundadır. Alauddin el Haskafi: "Ezanı işiten kimsenin cünüb bile olsa müezzine icabet etmesi vacibtir. Hulvani mendub olduğunu söylemiş "vacib olan yürüyerek icabettir" demiştir."(92) hükmünü zikretmektedir.
Müezzin sabah Ezanında "Es selatü hayrûn mine'n-nevm" dediği zaman, dinleyen kimse onun sözünü aynen söylemez "Sadakte" veya "Berarte" der. İkamete icabet etmek de müstehabtır.(93) Ezanı işitince ayağa kalkmak mendubtur. Resûl-i Ekrem (sav) "Ezanı işittiğiniz vakit ayağa kalkın. Çünkü o Allah'tan gelen bir emirdir"(94) buyurmuştur. "Hıyle" şarihi münavi bu hadisi "Yani namaza gidin, yahud Ezandan murad ikamettir" şeklinde izah etmiştir. İkamet sırasında müezzin "Kad Kameti's-salat" deyince "Ekamellahu ve edameha" (Allah onu kaim ve daim kılsın) der. Veya ikamet esnasında dua ile meşgul olur. Bunda bir beis yoktur.(95)