Reformcu yazar diyor ki:
(İbni Teymiye’nin belirttiği gibi, tembellikle kılınmayan namazları kaza etmek gerekmez. Tevbe etmek yeterlidir. Kılmak gerekir diyen Sünnî âlimlere itibar edilmez.)

CEVAP
(Tembellikle kılınmayan namazları kaza etmek gerekmez) demek dini yıkmak olur. O zaman hiç kimse, hiçbir farzı yapmaz. Nasıl olsa, tevbe ile bu iş hallediliyor diye namaz kılmaz, zekât vermez, hacca gitmez, oruç tutmaz, sonunda da tevbe edip kurtulur. Böylece reformcu da muradına kavuşur.


Namazları vaktinde kılmak farz olduğu gibi, vaktinde kılınmayanı kaza etmek de farzdır. Bu husus, bütün fıkıh kitaplarında bildirilmiştir. Birkaçı şöyledir:

1- Farz namazı, özürsüz vaktinden sonra kılmak, büyük günahtır. Bu günah, yalnız kaza edince affolmaz. Kaza ettikten sonra, ayrıca tevbe veya haccetmek de gerekir. Kaza edince, yalnız namazı kılmamak günahı affolur. Kaza kılmadan, tevbe edince, terk günahı affolmadığı gibi, geciktirme günahı da affolmaz, çünkü tevbenin kabul olması için, günahı terk etmek şarttır. (Dürr-ül-muhtar)


2- Tembellikle kılınmayan namazlar için tevbe etmek ve bu farz namazları hemen kaza etmek lazımdır. Kazayı geciktirmek de ayrıca büyük günah olur. (Berika)


3- Özürsüz de olsa, farz namazı terk edenin, bunu kaza etmesi şarttır. (Halebî)


4- Unutarak veya kasten kılınmayan her farz namazı kaza etmek farzdır. (Hindiyye)


5- Özürlü, özürsüz kılınmayan farz namazların kazası farzdır. (Mezahib-i Erbaa)


Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Farz namaz borcu olanın, nafile namaz kılması, hamile kadına benzer. Doğumu yaklaşırken çocuğu düşürür. Artık bu kadına hamile de, ana da denmez. Kaza borcu olan kimse de böyle olup, farz namazlarını kaza etmedikçe Allahü teâlâ onun nafile namazlarını kabul etmez.) [Fütuh-ul-gayb]