BEŞ S, BİR K
(BEŞ SIKINTINA BİR KURTULUŞ)

[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın]
Yaradılış gerçeğinde en çok düşünmeniz gereken beş sıkıntıyı belirleyin deseler, listenizi oluşturacak maddeler arasında kim bilir neler, birincilik almak adına bir biriyle yarışır. Belki de vakit gelip kapınızı çalmasa hiç aklınıza getirmeyeceğiniz sıkıntılardır, listenin sonlarına bıraktıklarınız…
Hayat işte, hengâmesine öylesine kaptırıyoruz ki benliğimizi, hakiki üzüntü ikliminde sırılsıklam olmak dururken, sureti elemin kapısında çiğ taneleriyle boğulduğumuzu zannediyoruz. Gözyaşlarımızın dinmeyişinin sebebidir belki de, hakkıyla düşmesi gereken mevsimi bulamayışı…
Her zaman baharın o nazlı yağmurlarındaki soğukla kalacağımızı zannediyoruz, hazanın ayazla dolu uzun gecelerini hatırdan silivererek. Yazın kavurucu güneşine sitemkâr bakıyoruz, karla kaplı kışın koynunda sıcak günlerin hayallerini kurduğumuz vakitleri unutuvererek…
Oysa ne sıkıntılar, ne gözyaşı dökülmesi gerekenler, ne düşüncesinden uykuların kaçtığı vakitler bizleri beklemekte. Düşüncesi bile Ashabın gözlerine geceyi uğratmaz, dillerinde figanları bir an durdurmaz, gözyaşlarını saniye dindirmezdi. Cennetle müjdelenenlere bile boyun kaldırtmazdı.
Bir düşün bakalım sıkıntı öyle faniliğin gelip geçici koynunda mı, ebediyet yurduna varan geçiş yollarında mı?
Şimdi faniliğin sıkıntılarına bürüdüğün listene bir göz at, hangisi senden seni götürecek kadar büyük, hangisi bir şans daha verilmeyecek kadar dönüşümsüz ve hangisi telafisi mümkünsüz. Gözyaşı dökeceksen eğer insan şu beş sıkıntıya gözyaşı dökmeli;

Her şeyi geride bırakıverdiğin, zamanla sana dairlerin silindiği ölüm sıkıntısı,
Yalnızlıkların en koyusunu hissettiğin, herkesin seni terk ettiği kabir sıkıntısı,
Dillerin korkudan dolandığı, gözlerin çaresizlikten sönüp kaldığı sorgu sual sıkıntısı,
Yapılanların bir bir haykırıldığı, sağ, sol, ön ve arkanın birbirine karıştırıldığı hesap sıkıntısı,
Ayakların kaymaktan sakındığı, gözlerin pişmanlıklardan yaşardığı sırat sıkıntısı,

İşte kendini paralayacaksan, gözyaşı dökeceksen, pişmanlığın mahcupluğuna bürüneceksen, uykuların kaçacaksa, bu sıkıntılardan kaçmalı, bu sıkıntıların tan ağarışlarını uzak vakitlere savurmayacaksın, gözlerin her seherde, her mehtapta gelecek olanları aramalı, her an çat kapı yaparak misafirliğin bittiğini fısıldayabilir soğuk bir rüzgârın dudakları…
[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın]
Bu rüzgârın soğukluğuyla yürekleri titreyen Ashabın gözlerinden yaşlar dökülürken, bir meltem eşliğinde kurtuluşun sıcaklığını yüreklerine dolduran müjde gelmişti, kullarına sıkıntıyı reva görmeyen Hak’tan, gözyaşlarını Hak Habib’inin avuçlarına bırakanlar, verilen müjdeyle yaşlı gözlerine mutluluk sürmelerini çekerek huzurdan ayrılıyordu. Bilinen şu ki, her sıkıntının muhakkak bir dermanı vardır. Faniliğin sıkıntılarına çözümler yaratan Yüce Rabbim, bizi bu sıkıntılarda devasız bırakmadı Elhamdülillah…

Şimdi bu sıkıntıların devasını öğrenmek istiyorsan gözlerini kapa ve düşün, sal kendini aralanmamış ufuk deryana, seni sen yapanları düşün, mutluluğun manasını bulduğun diyarlara git, huzurun zemzem tadını aldığın kuyu başlarını hayat et, kısacası yüreğini sesinin dilini susturuverdiği anda ara bu sıkıntının çözümünü… Bulamadıysan, her gün yılmadan yorulmadan, vakit atlatmadan kapını çalana sor sana getirdiklerini ve ısrarla anlatmak istediklerini…
İşte beş sıkıntına bir kurtuluştur NAMAZ, hem faniliğin koylarında, hem ukbanın çetin yollarında ellerini bırakmayandır NAMAZ… Her sıkıntına ayrı bir vaktini ayırıvermiştir, seni mahcupluktan çıkarmak adına…
Ölümü bahtiyarlık kılar, bir sabah namazı
Kabrini aydınlatıverir, bir öğle namazı
Sorgu sualini hafifletir, bir ikindi namazı
Mizanın sağ kefesinde karşılar seni, bir akşam namazı
Sıratı müstakim de kuş gibi uçurur seni, bir yatsı namazı
Ey kurtuluşlarımıza vesile ettirilen, Ey her düştüğümüzde ellerimize bırakı verilen, Ey huzursuzluğu bağrında unutturuveren, Ey Âlemlerin Sahibi Olanın, kapısına acizliğimizle bizleri getiren, ne olur hiç yorulmadan, hiç vakit atlatmadan kapımızı çalmaktan vazgeçme, vazgeçme ki, kaybedenlerden olmayalım, vazgeçme ki, O(c.c), Cemalin huzurunda birlikte bulunalım…


İLKNUR DOĞANAY