şafii mezhebine göre Namazin Rükunlari nelerdir

şafii mezhebine göre Namazin Rukünlari nelerdirislamseli.net İslami forum Arşivi Namazin Rükunlari nelerdir

Namazin Rükunlari nelerdir

Rükün, birşeyin esas olan parçalarından biri demektir Tıpkı duvarın, odanın bir rüknü (parçası) olduğu gibi, namazın rükû, secde gibi parça*ları da namazın rükûnlarıdır Namazın varlığı ve sahih olması, bütün rük-ûnların Cebrail'in Hz Peygamber'e öğrettiği şekil ve tertipte, o namaz içinde olmasıyla mümkündür Namazın onüç tane rüknü vardır Bunları aşağıda ayrı ayrı izah edeceğiz:
1 Niyet
Niyet birşey yapılmaya başlandığında niyetle beraber o şeyi kasdet-mektir Niyetin yeri kalptir Bunun delili Hz Peygamber'in 'Ameller niyetle (mutebeOdir'[1] hadîsidir Niyetin sahih olması için tahrim tekbiriyle beraber olması gerekir Öyle ki kişi tahrim tekbirini telaffuz ettiği esnada namaza da niyet etmeli, onun farziyetini hatırlamalıdır Bu niyet için dilin kıpırdatılması şart değildir
2 Güç yettiği takdirde farz namazı ayakta kılmak
Bu rüknün delili, İmran b Husayn'ın rivayet ettiği şu hadîstir: "Benim basurum vardı Hz Peygamber'e nasıl namaz kılacağımı sorduğumda 'Ayakta kıl Eğer buna gücün yetmiyorsa oturarak kıl, buna da gücün yetmiyorsa bir tarafına uzanarak kıl' dedi"[2]
Kişi ancak vücudunu tamamen dik tuttuğu zaman kaini sayılır Mazereti olmadığı halde ellerinin ayası diz kapaklarına değecek şekilde eğilirse namazı fasid olur Çünkü namazın rükûnlarından biri de ayakta dimdik durmaktır Eğer buna riayet edilmez de eğilinirse namazın bir rüknü (parçası) eksik olur Namaz kılan kimsenin bir rahatsızlığı varsa, mümkün olduğu kadar ayakta durmalı, diğer kısmında oturmalıdır
Farz namazlar kaydı, nafile namazları bu hükümden hariç tutar Çünkü nafile namazları, hastalık olsa da olmasa da ayakta kılmak mendub'chır Kişi, ayakta kılmaya gücü yetse de nafile namazları oturarak kılabilir Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
Kim namazı ayakta kılarsa bu daha efdaldir Kim de oturarak kılarsa ayakta kılanın ecrinin yarısını elde eder Uzanarak kılanın ecri, oturarak kılanın ecrinin yarısı kadardır[3]
3 İhram (tahrim) tekbiri
İhram tekbirinin delili Hz Peygamber'in şu hadîsidir:
Namazın anahtarı temizlik, tahrimi (dışarı ile ilgiyi kesen kısmı) tekbir, tahlil'i (dışarı ile ilgilenmeyi helal kılan kısmı) selam'dır[4]

Tahrim Tekbiri'nin Keyfiyeti


Allahu Ekber lafzını söylemek gerekir İsme mani olmayacak Aîlahu el-ekber, AUahu el-celil el-ekber gibi fazlalıklar zarar vermez Eğer Allah'ın sıfatlarından olmayan Allahu huve'l-ekber gibi veya ekberullahu gibi sigayı bozacak birşey söylenirse tekbir sahih olmaz, tekbir sahih ol*mayınca namaz da sahih olmaz Bunun delili de Hz Peygamber'in fiiline uymanın zorunlu olmasıdır; zira Hz Peygamber tahrim tekbiri olarak Allahu ekber lafzını kullanıyordu

Tahrim Tekbiri'nin Şartları


Tahrim tekbirinin sahih olması için aşağıdaki şartlara riayet edilmesi şarttır:
a Allahu ekber lafzı ayakta dimdik durup söylenilmelîdir
Namaza kalkıldığında tekbir alınırsa bu sahih olmaz Önce ayağa kalkıp dimdik durmalı, sonra tekbir almalıdır
b Kıble'ye yönelindiği zaman tekbir alınmalıdır
c Tekbir lafzı Arapça olarak söylenmelidir
Ancak tekbir lafzını Arapça olarak söyleyemeyen ve öğrenme imkanı da olmayan kimse tekbir lafzını tercümesini bildiği lisanda söylemelidir; daha sonra Arapça olarak söylemeyi öğrenme imkanı olursa öğrenmesi vacib'dir
d Kişi sağır değilse tekbir'in bütün harflerini duyacak şekilde söyle*melidir
e Tekbir ile niyet aynı anda olmalıdır
Daha önce de söylediğimiz gibi niyet bitirilir bitirilmez tekbir alınmalıdır
4 Fatiha okumak
Fatiha farz ya da nafile namazın her rekatında rükündür Bunun de*lili şu hadîstir:
Namazda Fatihatu'l-Kitab'ı okumayanın namazı yoktur[5]
Bu 'Kur'an'ın açılış sûresi olan Fatiha sûresini okumayan kişinin na*mazı sahih olmaz' demektir
Besmele (=Bismillahirrahmanirahim), Fatiha sûresinden bir ayettir Namaz kılan kişi besmele çekmeden Fatiha'ya başlarsa, namazı sahih olmaz Çünkü Ümmü Seleme'nin rivayet ettiğine göre Hz Peygamber besmeleyi Fatiha'dan bîr ayet saymıştır2

Fatiha'nın Sahih Olmasının Şartları


Fatiha sûresi okunurken aşağıdaki şartlara riayet edilmesi gerekir:
a Kulakları normal ise, en az duyacağı kadar açıktan okumalıdır
b Varid olan tertib gibi, kıraati müretteb olarak devam ettirmelidir Harflerin mahreç ve şeddelerine dikkat ederek okumalıdır
c Manayı bozacak şekilde lahn yapılmamalıdır
Manaya zarar vermeyecek şekilde lahn yapılırsa namaz fasid olmaz
d Fatiha, Arapça okunmalıdır
Fatiha'nın tercümesini okumak sahih olmaz Çünkü Fatiha'nın tercü*mesi Kur'an olmaz
e Namaz kılan kimse Fatiha'yı ayakta iken tamamlamalıdır
Eğer Fatiha tamamlanmadan rükû'ya gidilirse kıraat fasid olur Bu durumda tekrar kıyam'a dönmeli ve Fatiha'yı yeniden okumalıdır Namaz kılan kişi Arap olmadığından ötürü Fatiha'yı okumaktan aciz ise, onun yerine ezbere bildiği yedi ayet okumalıdır Eğer Kur'an'dan hiçbir şey bilmiyorsa, Fatiha'nın okunduğu müddet kadar ayakta Allah'ı zikredip sonra rükû'ya gitmelidir
5 Rükû
Şer'an rükû, namaz kılan kimsenin mümkün olduğunca -ellerinin ayasının diz kapaklarına yetişecek kadar- eğilmesidir Bu, rükû için yapılması en az olan harekettir En mükemmeli ise sırtın tamamen düz olup kuyruk sokumu ile başın aynı hizaya gelmesidir Rükû'nun farz olduğunun delili şu ayettir:
Ey iman edenler! Rükû edin, secde edin (namaz kılın) (Hac/77) Hz Peygamber de namazı öğrettiği kişiye şöyle demiştir:
Sonra rükû'ya varıp mutmain oluncaya (bütün azaların yatişıncaya) kadar dur![6]
Hz Peygamber'in rükû'yu böyle yaptığı sayılmayacak kadar sahih hadîsle sabit olmuştur

Rükû'nun Şartları


Rükû'nun sahih olması için namaz kılan kişinin aşağıdaki hususlara riayet etmesi gerekir:
a Avuçlar diz kapaklarına değecek kadar eğilmelidir
Ebu Humeydî es-Saidî 'Hz Peygamber rükû'ya vardığı zaman avuç*larıyla dizlerini tutardı1 demiştir[7]
b Rükû niyetiyle eğilmelidir
Eğer kişi başka bir nedenden dolayı eğilip de bunu rükû sayarsa, bu, rükû olmaz Ayakta dimdik dururken rükû'ya gitmeyi kasdederek eğilmelidir
c Rükû'ya gittikten sonra bütün bedeni subhane rabbiye'Uazİm diye*cek kadar mutmain (sakin, yatışmış) olmalıdır
Bu rükû'nun en azıdır Bunun delili daha önce geçen hadîste Hz Peygamber'in 'Rükû'ya gittiğinde bütün bedenin mutmain olmalıdır' de-mesidir Yine Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
En kötü hırsız namazından çalandır Sahabîler 'Ey Allah'ın Rasûlü! Kişi namazından nasıl çalar?' diye sorduklarında, Hz Peygamber 'Rükû ve secdesini tam yapmaz' buyurdu[8]
Huzeyfe şöyle demektedir: Hz Peygamber rükû ve secdesini tam yapmayan bir kişi görünce şöyle dedi: 'Sen namaz kılmadın Eğer bu du*rumda ölürsen Allah'ın Muhammed'i üzerinde yarattığı fıtrat üzerinde öl*memiş olursun'[9]
Bu hadîsin anlamı 'Senden istenen namazı eda etmemiş, Muhammed'in yolunda ölmemiş olursun' demektir Yoksa bu 'Sen kafir olarak ölmüş olursun' anl----- gelmez
Rükû'nun en mükemmel şekli ise sırt ve ense aynı hizada dümdüz, dizler dimdik, eller de diz kapaklarını tutmuş vaziyette olduğu halde üç defa subhane rabbiye'1-azim diyecek kadar sakin bir şekilde durmaktır
Huzeyfe şöyle diyor: "Bir gece Hz Peygamber ile beraber namaz kıldım Bakara sûresini okumaya başladı Sonra rükû'ya varıp subhane rabbiye'l-azim dedi Sonra semiallahu îimen hamideh dedi Sonra rükû'una yakın derecede ayakta durdu Sonra secde edip subhane rab-biye'î-a'İa dedi Secdesi de kıy----- yakındı"[10]
Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
Sizden biriniz rükû'ya varınca rükû'da üç defa subhane rabbiye'U azim derse rükûu tamam olur ve bu en azıdır[11]
Ebu Humeydî'nin rivayet ettiği daha önce geçen hadîste şu ibare vardır: 'Sonra sırtını meylettirip yere doğru eğildi1


6 Rükû'dan sonra itidal


İtidal rükû ile secde arasını ayıran bir sakinliktir İtidal'in delili, Hz Aişe'nin şu rivayetidir: 'Hz Peygamber başını rükû'dan kaldırdığında dümdüz dikilmedikçe secde'ye gitmezdi1[12]
Namazın erkanına riayet etmeyen bir kişiye Hz Peygamber şöyle demiştir:
Sonra başını rükû'dan kaldır ve dimdik ayakta duruncaya kadar secde'ye gitme[13]
İtidal'in Şartlan
İtidal'in sahih olması için aşağıdaki hususlara riayet edilmesi şarttır:
a Rükû'dan doğrulduğunda ibadetten başka birşey kasdetmemelidir
b İtidal'i fazla uzatmamahdır
İtidal müddeti, Fatiha'yi okuyacak kadar bir zamanı geçmemelidir Çünkü itidal uzun değil, kısa bir rükûn'dur Onu fazla uzatmak caiz ol*maz

7 Her rekat'ta iki defa secde etmek


Secde'nin şer'î anlamı, namaz kılan kimsenin alnının secde yerine değmesidir Secde'nin delili (Ey iman edenler! Rükû edin, secde edin' (Hac/77) ayetidir
Hz Peygamber, namazın erkanına riayet etmeden namaz kılan bir kişiye şöyle demiştir:
Sonra secde'ye git ve azaların yatışıncaya kadar bekle, sonra başını kaldır azaların yatışıncaya kadar otur Sonra yine secde'ye git ve azaların yatışıncaya kadar bekle

Secde'nin Şartları


Secde'nin sahih olması için aşağıdaki şartlara riayet edilmesi gerekir
a Secde esnasında alın açık olmalıdır
b Secde yedi aza üzerine yapılmalıdır Hz Peygamber şöyle demiştir:
Alın (alnını gösterirken eliyle burnu üzerine işaret etti), eller, dizler ve ayak uçları olmak üzere yedi kemik (yedi aza) üzerine secde etmekle emrolundum[14]
Bu azalardan sadece alnın açık olması şarttır Diğer azaların açık ol*ması gerekmez Bu bakımdan eldivenli olarak namaz kıhnabilir
c Mümkün olduğu kadar secde'de kuyruk sokumu, baş'tan yüksek tutulmalıdır Bunun delili Hz Peygamber'in böyle yapmış olmasıdır
d Kişinin kıpırdaması ile kıpırdayan elbise ve benzeri şeylerin üze*rine secde edilmemelidir
e Secde'ye, secde'den başka, korku ve benzeri sebeplerle gidilme*melidir
f Karın ile yer arasında bir açıklık kalmalıdır
g Secde'de, en az subhane rabbiye'1-a'la diyecek kadar kalmalıdır
Secde'nin en mükemmel şekli şöyledir: Kişi secde'ye giderken tekbir getirip önce dizlerini, sonra ellerini, sonra alnını, sonra burnunu yere koymalıdır Elleri omuzlan hizasında ve parmaklan bitişik olarak kıble'ye doğru olmalıdır Yanlar, uyluk ve karına dokunmamah, dirsekler yerden yüksek olup iki yandan da uzak tutulmalı ve üç defa subhane rabbiye'l-a'îa demelidir Ebu Hüreyre şöyle demiştir: 'Hz Peygamber secde'ye git*mek istediği zaman Allahu Ekber derdi'[15]
Hz Peygamber de şöyle buyurmuştur:
Secde'ye gittiğin zaman avuçlannı yere koy ve dirseklerini kaldır[16]
Abdullah b Malik b Buhayne şöyle demiştir: 'Hz Peygamber namaz kılarken koltuklarının beyazlığı görünecek kadar pazulannı açardı'[17]
Ebu Humeydî şöyle diyor: 'Hz Peygamber ellerini yanlarından uzaklaştırıp avuçlarını omuzlarının hizasına koydu'[18]
Yine Ebu Humeydî şöyle demektedir: 'Hz Peygamber secde ettiği zaman karnını uyluklarından hiçbir şey üzerine yüklemeden uyluklarının arasını açardı'[19]
Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
Sizden biriniz secde ettiğinde, secdelerinde üç defa subhane rab-biye'1-a'la derse secdeleri tamam olur ve bu en azıdır[20]
Kadın ise, secde halinde azalarını birbirine bitiştirmelidir Hz Peygamber namaz kılan iki kadının yanından geçerken şöyle demiştir:
Secde'ye gittiğinizde vücudunuzu yere yapıştırın Çünkü kadın bu hususta erkek gibi değildir[21]

8 İki secde arasında oturmak


Her rekat'ta bulunan iki secde arasında oturmak farzdır, bunun delili, Hz Peygamber'in daha önce geçen hadîsinde 'Sonra başını kaldır mutmain oluncaya kadar otur' sözüdür
İki secde arasındaki oturmanın sahih olması için aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gerekir:
a Korku ve başka nedenlerden ötürü değil, ibadet kasdıyla oturul-malıdır
b İki secde arasındaki oturmayı fazla uzatmamalıdır
Bu oturma teşehhüd miktarından daha fazla olmamalıdır
c En az subhane rabbiye'1-a'îa diyecek kadar oturulmalıdır

9 Son oturuş


Son oturuştan maksat, namazın sonundaki, arkasından selam gelen oturuştur

10 Son oturuşta teşehhüd okumak


Abdullah b Mes'ud şöyle diyor: Hz Peygamber ile beraber namaz kılarken namaz (oturuşun)da 'es-Selamu alellahi, es-selamu ala fulanin' derdik Günün birinde Hz Peygamber şöyle dedi: "Selam, Allah'ın kendi*sidir Biriniz namazda oturduğunda 'Ettehiyyatu lillahi' desin"[22]
Teşehhüd bize farz kılınmadan önce 'es-Selamu alellahi kable'I-iba-dihi' derdik[23]
Allah selarn'm kendisidir sözünden maksat, selam, Allah'ın İsimlerin*den biridir demektir Bazı alimler selam'ın manası hakkında şöyle
demişlerdir: 'Selam, insanların müptela olduğu ayıp ve kötülüklerden berî olmaktır'[24]
Teşehhüd lafzının en azı şöyledir:
Bütün tahiyyeler, selamlar Allah'a mahsustur Ey Nebî! Allah'ın se*lamı, rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun Bize ve Allah'ın salih kullarına selam olsun Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur Yine şehadet ederim ki Muhammed, Allah'ın rasûlüdür
Teşehhüd lafızları hakkında birçok sahih rivayet vardır İmam Şafii'ye göre teşehhüd'ün en mükemmel ve en üstün şekli İbn Abbas'ın rivayet ettiği şu lafızdır:
Hz Peygamber bize Kur'an'dan bir sûre öğretir gibi teşehhüd'ü öğretirdi Hz Peygamber, teşehhüd'ü şu lafızlarla söylerdi: Bütün ta*hiyyeler, bereketler, salavatlar ve güzel şeyler Allah'ındır Ey Nebî! Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun Bize ve Allah'ın salih kullarına selam olsun Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yotur Yine şehadet ederim ki Muhammed, Allah'ın rasû*lüdür[25]

Teşehhüd Okunurken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar


a Kendi duyabilecek şekilde okumalıdır
b İbareler peşpeşe okunmalıdır
Okumaya ara verip sonra devam edilirse veya araya başka bir zikir sokulursa teşehhüd fasid olur; yeni baştan okunması gerekir
f Kelimeler, rivayetlerdeki tertibe riayet ederek okunmalıdır

11 Son teşehhüd'den sonra Hz Peygamber'e salat u selam getirmek


Teşehhüd'ü yukarıda anlatıldığı gibi tamamladıktan sonra ve selam 'vermeden önce Hz Peygamber'e salat ve selam getirmelidir Hz Peygamber'e salat etmenin farz olduğunun delili şu ayettir:
Allah ve melekleri peygamber'e salat ederler Ey iman edenler! (Sizde) ona salat edin(Ahzab/56)
alimler, Hz Peygamber'e salavat getirmenin namazdan başka bir yerde farz olmadığında ittifak etmişlerdir Bu bakımdan farz olan salat, namazdaki salat'tır
Sahabîler, Hz Peygamber'e 'Ey Allah'ın Rasûlü! Namazda sana salat etmek istediğimizde nasıl yapalım?' dediler Hz Peygamber şöyle deyin dedi: 'Allahumme salli ala Muhammedin1[26]
Bu hadîs, Hz Peygamber'e salat etmenin sadece namazda farz olduğuna delalet eder Hz Peygamber'e salat etmeye en uygun yer son teşehhüd'dür Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
Biriniz namaz kıldığı vakit, aziz ve celil olan Allah'ı ululamak ve öv*mekle başlasın, sonra peygambere salat u selam etsin Bundan sonra dilediği şekilde dua etsin[27]
Hz Peygamber'e getirilen salat selam'ın en azı şöyledir-Allahumme sallı ala Muhammedi
Hz Peygamber'e getirilen salat u selam'ın en fazlası da şöyledir:
Allahumme sahi ala Muhammedin ve ala al-i Muhammed Kema sal-leyte ala İbrahim'e ve ala al-i İbrahim; ve barik ala Muhammedin ve ala al-i Muhammed Kemabarekte ala İbrahime ve ala al-i İbrahim-fi'î-alemîne inneke hamîdu'n-mecîd
Ey Allahım! Muhammed'e ve aline, İbrahim ve aline salat ettiğin gibi salat et! Muhammed^e ve aline, İbrahim ve aline bereket verdiğin gibi bereket ver alemler içinde şüphesiz sen kendisine çok hamdedilen ve çok medhedilensin
Salat u selam'ın bu lafzı Buharı, Müslim ve başka muhaddislerin ri*vayet ettikleri birçok sahih hadîsle sabit olmuştur Rivayetlerin bazılarında fazlalık, bazılarında da eksiklik vardır[28]

Hz Peygamber'e Getirilen Salat u Selam'ın Şartları


Hz Peygamber'e salat u selam getirirken aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir:
a Sesini duyabileceği kadar yükseltmelidir
b Muhammed, rasûl, veya nebî kelimesi kullanılmalıdır Eğer Allahumme sallı ala Ahmed derse yeterli olmaz
c Salat u selam, Arapça olarak getirilmelidir
Eğer Arapçasmı bilmiyorsa, bildiği dilde tercümesini okumalıdır Mümkünse hemen Arapçasım öğrenmek vacibdir
d Salat ederken tertibe riayet edilmelidir
Salat ile teşehhüd arasındaki tertibe de dikkat edilmelidir Çünkü salat u selam'ı, teşehhüd'den önce getirmek sahih olmaz

12 Birinci Selam


Bu selam, namaz kılanın sağ tarafa dönüp es-selamu aleykum ve rahmetullahi demesidir Birinci selamın farz (rükün) olduğunun delili, daha önce geçen Hz Peygamber'in 'Namazın tahrimi tekbirdir, tahlili selamdır' sözüdür Selam lafzının en azı bir defa es-selamu aleykum de*mektir En efdali ise hem sağa, hem sola dönerek iki defa es-selamu aleykum ve rahmetullahi demektir
Sa'd şöyle diyor: 'Ben Hz Peygamber1! sağ ve sol tarafına selam ve*rirken gördüm Hatta (bu sırada) yanağının beyazlığını da gördüm11
İbn Mes'ud şöyle rivayet ediyor: 'Hz Peygamber sağ ve soluna es-selamu aleykum ve rahmetullahi, es-selamu aleykum ve rahmetullahi diye, yanağının beyazı (arkadan) görünecek şekilde selam verirdi12

13 Sayılan rükûnların tertibine -varid olduğu şekilde- riayet etmek


Bu tertib şöyledir: Önce niyet, sonra tahrim tekbiri, sonra Fatiha, sonra rükû, sonra itidal, sonra secde ve diğerleri yapılmalıdır Eğer bu rü*kûnların bir kısmının yeri bilerek değiştirilirse o namaz fasid olur Rükûnların yeri bilerek değiştirilmemişse, tertibi bozulan rüknün başlangıcından itibaren namaz fasid olur Bu bakımdan o noktadan İtibaren yapılanların tümünün yeniden yapılması gerekir Eğer namaza devam edilirse sahih olan rekat, fasid olan rekatın yerine geçer Bu durumda namazı bir rekat artırmak vacib olur
1 Müslim/582
2 Ebu Davud/996; Tirmizî/295 ve başka muhaddisler (Tirmizî hasen-sahih olduğunu söylemiştir)


[1] Buharî/l; Müslim/1907

[2] Buharî/l 066

[3] Buharî/1065

[4] Tirmizî/3; Ebu Davud/6l

[5] Buharî/723; Müslim/394 İbn Huzeyme (sahih isnadla)


[6] Buharî/72'i; Müslim/397

[7] Buharİ/794

[8] İmam Ahmed, Taberanî ve başka muhaddisler

[9] Buharî/758

[10] Müslim/772


[11] Tirmizt/261; Ebu Davud/886 ve başka muhaddisler, (İbn Mes'ud'dan)

[12] Müslim/498

[13] Buharı/724; Müslim/397

[14] Buharî/779; Müslim/490

[15] Buharî/770; Müslim/292

[16] Müslim/494, (Bera'dan)

[17] Buharî/383; Müslim/495

[18] Ebu Davud/734; Tirmizî/270

[19] Ebu Davud/735

[20] Tirmizî/26l; Ebu Davud/886

[21] Beyhakî, 11/223

[22] Buharî/5806; Müslim/402 ve başka muhaddisler

[23] Beyhakî 11/138; Darekutnî, 1/350

[24] İbn Esir, en-Nihaye

[25] Müslim/403


[26] İbn Hibban/515; Hakim, 1/268

[27] Tirmizî/3475; Ebu Davud/İ481 ve başka muhaddisler

[28] Buharî/1390; Müslim/406