+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Ferdi sosyal ve manevi açıdan namaz.

 İslami Konular ve kaynakları Katagorisinde ve  Namaz ve Abdest Forumunda Bulunan  Ferdi sosyal ve manevi açıdan namaz. Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Ferdi sosyal ve manevi açıdan namaz. Ferdi sosyal ve manevi açıdan namaz. Bilindiği halde ihmal edilen bir gerçektir ki, insan maddi ve manevi olarak iki yöne sahiptir. Et, kemik ve kandan müteşekkil olan beden maddi yapıyı oluştururken, ruh ise insana hayat ve mana kazandıran manevi yönü oluşturur. İnsana can ve ...

  1. #1
    Administrator £laf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Yer
    Benim sessizliğim içimde
    Mesajlar
    5.612
    Tecrübe Puanı
    10

    Post Ferdi sosyal ve manevi açıdan namaz.

    Ferdi sosyal ve manevi açıdan namaz.

    Bilindiği halde ihmal edilen bir gerçektir ki, insan maddi ve manevi olarak iki yöne sahiptir. Et, kemik ve kandan müteşekkil olan beden maddi yapıyı oluştururken, ruh ise insana hayat ve mana kazandıran manevi yönü oluşturur. İnsana can ve kimlik bahşeden ruh bedenden ayrılınca, kişilik sona erer, cesetlik başlar. Manevi gıda ve miraç hediyesi namaz, insanın yüceliği ve yükselişi için kaçınılmazdır. Namazını kılamayan müslümanın bu manada manevi varlığından bahsetmek mümkün olmaz.

    Manevi değerlerden mahrum olan insan, kendisinden beklenen güzellikleri ortaya koyamaz. Stres ve sıkıntı, insani gerçekleri iman ve salih amelle perçinleştiremeyen kişilerde görülür. Maneviyattan uzaklaşanlar insanlığa bile zarar getirmekte, bazı tutum ve davranışları ile hayvanlardan bile aşağı duruma düşebilmektedirler. Müslüman’daki stres ve sıkıntının sebebi ise yine kendi günahlarıdır. Günahlardan istiğfar ve hayırlı işler yapmak suretiyle uzaklaşan Müslüman bu tür manevi sıkıntılardan kendini koruyabilir.

    Namaz insanı hem ferdi ve hem de sosyal parçalanmışlıktan korur. İnsan kişiliği maddi ve manevi yönüyle parçalanamaz bir bütündür. Parçalanmış kimlik sahibi olanlar, hem kendileri ve hem de toplum için potansiyel tehlike oluştururlar. Ferdi parçalanmışlık intihara götürürken, sosyal parçalanmışlık da toplumsal çöküntüye sebebiyet verir. Psikolojik olarak namaz vasıtasıyla Rabbi ile manevi iletişime geçen kişi, imanının gücünü gönlünde hisseder. Cami ve cemaat ise, Müslümana toplumsal kaynaşma ve güçlenme zemini hazırlar.

    Kendi nefsiyle hesaplaşıp netleşmeyen kişinin iç ve dış iletişimi de bozuk olur. Tevbe ve istiğfar sonrası yapılan hayırlı işler, psikolojik iç parçalanmışlığına son verir. Kişi, hem Rabbine ve hem de topluma karşı dürüst ve erdemlice davranarak da gönül huzuruna erişebilir. İnsan, daima şuurlu ve iradeli olarak iyi işler yapmaya çalışmalıdır. Bilinçsiz hareket ve davranışlar, insanlığa yakışmaz. Bu noktada aklı devre dışı bırakan içkilerin yasaklanması ve ne yapıp söylediğinin farkına varıncaya kadar namaza yaklaşılmamasının (Nisâ, 4/43) emredilmesi, şuurlu hareket ve davranışın önemini vurgulamak açısından manidardır.

    Namaz dinimizin en başta gelen emirlerinden birisidir. İslâm’ın emirlerini ciddiye almamak, onun hükümlerini işine geldiği şekilde anlamak da bir zulüm ve istihzadır. Bu yaklaşım tarzı, kişinin ciddi hatalara düşmesine ve ziyana uğramasına sebebiyet verir. Nitekim ilahi rehberimizde; “Kendilerinden sonra yerlerine öyle bir nesil geldi ki, namazı zâyi ettiler, şehvetlerinin peşine düştüler. İşte bunlar da azgınlıklarının cezasını bulacaklardır” (Meryem, 19/59) ayetiyle inananlar ikaz edilmektedir. Namazı kılmayıp şehvete tabi olmak, müslümanın kendine yapacağı en büyük ihanettir. O böylelikle manevi yardım bağlarını kesmiş, Rabb’iyle arasına duvarlar örmüş, nefis ve şeytana yaklaşmıştır.

    Müminin Rabbi ile irtibata geçmesini sağlayan iletişim vasıtası namaz olmazsa kalbe nur gelmez, insan karanlıkta kalır ve ruh gıdasını alamaz. Yukarıdaki ayet, ümmetlerin çöküşlerinin, namazı gevşetmekle başladığına işaret etmek suretiyle namazın toplumsal boyutuna dikkat çekmektedir. “İnsana bir darlık gelince, yan yatarken, oturur veya ayakta iken bize yalvarıp yakarır; biz darlığını giderince, başına gelen darlıktan ötürü bize hiç yalvarmamışa döner. İşlerinde tutumsuz olanlara (haddini aşanlara), yaptıkları böylece güzel görünür” (Yûnus, 10/12). Bu anlamda bela ve sıkıntılar, mümine Rabb’ini hatırlatma misyonu taşırlar. Kötülük ve günah işlediği halde başına bela ve musıbetin gelmemesi, o kuldan Rabb’inin yüz çevirmesi anlamına gelmesi muhtemeldir. Nitekim Allah inanmayanlara ve aşırı gidenlere mühlet vermektedir. “Onları bırak; yesinler, eğlensinler ve boş ümit onları oyalaya dursun. (Kötü sonucu) yakında bilecekler!” (Hicr, 15/3).

    Mü’minlerin dost ve yardımcısı Allah’dır (Âl-i İmrân, 3/68). Böylesi müminlerin kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşur. İnananlar huzur ve mutluluğu başka şeylerde değil Yaratan’ı zikretmekte bulurlar. Bu anlamda namaz en büyük zikir ve Allah’ı hatırlama vesilesidir. “Onlar inanmışlar, kalpleri Allah'ı anmakla huzura kavuşmuştur. Dikkat edin, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzura kavuşur” (Ra’d, 13/28). Bu zikir müslümanın bütün hayatında, hal ve davranışlarında Rabb’inin emir ve hükümlerine riayeti de içine almaktadır. Mesela, günlük hayatında Müslüman, namaza ve kurtuluşa çağıran ezana, duyarlılık gösterip icabet ederek camiye koşar. Nitekim Rabb’imiz ehemmiyetine binâen; “Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığı (ezan okunduğu) zaman, hemen Allah'ı anmaya koşun ve alış verişi bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır” (Cum’a, 62/9) buyurarak, bilhassa Cuma Namazı’nın ve cemaatin müslümanın toplumsal hayatındaki önemine dikkat çekerek, kurtuluşu buna bağlamıştır.

    Cemaatle namaz kılındıktan sonra, imamın mihrapta cemaate dönerek oturmasının bir anlamı vardır. O mahalde, cemaatte bulunması gerektiği halde namaza gelemeyen kişinin mutlaka önemli bir mazeret veya sıkıntısı olduğuna işarettir. Zira mümin mazeretsiz olarak cemaati terk etmez. Namaz, müminin vazgeçilmez vasıflarından birisidir.

    Manevi yüceliş vesilesi olan namaz, insanın iç ve dış iletişimi güçlendiren bir özelliğe sahiptir. Kendini düzeltemeyen insanın, başkalarını ıslahı mümkün değildir. Kişi, kendine yazık etmekten vazgeçip Rabb’inin buyrukları doğrultusunda hareket ettiğinde; arzulanan güzelliklere erişecektir. Günahı vücut değil, irade işler ve günahsız olan korkusuz yaşar. Ölmek felaket değildir, asıl felaket öldükten sonra başa gelecekleri bilmemektir. Namazı terk ederek kendine yazık edenler bu durumdan vazgeçmek istediklerinde, tövbe onlara en iyi ilaçtır. “Allah'ın kabul edeceği tövbe, ancak bilmeden kötülük edip de sonra tez elden tövbe edenlerin tövbesidir; işte Allah bunların tövbesini kabul eder; Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.” Kendilerine ihanete son vermek isteyenlere bu kapı hayatta oldukları müddetçe açıktır. Namaz insana manevi güç ve gıda sağlar.

    Verilen sözlere riayet ve namazları vaktinde, cemaatle eda etmek müminin vazgeçilmez vasıflarındandır. Müslümanlar Kur’ân ile tanışmalı ve namaz ile buluşmalıdır. Bu iki değerden mahrum olan kişiler, ancak isim olarak Müslüman olurlar. “Sana vahyedilen Kitabı güzel güzel oku ve namazı kıl! Muhakkak sahih namaz edepsizce davranışlardan ve uygunsuz işlerden kişiyi alıkoyar” (Ankebût, 29/45). İlahi rehber olan Kur’ân’ı okumayan ve ondan habersiz olan kişi, kendisine cehaleti yakıştırmaktadır. Her türlü uygunsuz davranıştan namaz kalkanıyla korunmak mümkün olur.

    Ancak bu manevi korunma için namazı bütün şart, rükün, sünnet ve âdâbına riayet ederek kılmak lazımdır. Bilhassa tadîl-i erkan hususuna mübalağa ile dikkat etmek ve onu tam bir dikkat ile muhafaza etmek icab eder. İnsanların bir çoğu tadîl-i erkanı za'y ettikleri (tam manasıyla hakkını vermedikleri) için, namazlarını da za'y ettiler (boşuna kılmış oldular). Tadîl-i erkana uymayan bu insanlar hakkında şiddetli tehditler varid olmuştur. Eğer namaz sağlam ve kâmil olursa, azaptan kurtuluş için büyük bir ümit hasıl olur. Çünkü o zaman dinin direği olan namaz ikame edildiği, hakkıyla kılındığı için din ikame edilmiş, ayakta tutulmuş olur (Mektûbât 2/20). Görüldüğü üzere tadîl-i erkan o kadar önemlidir ki; ona riayet etmemek dinin direği olan namazın boşa gitmesine sebep oluyor. Dinin direğinin yıkılması ise, Mevlâ muhafaza eylesin, iman nurunun zayıflamasına belki de sönmesine sebep olur.

    Namazdan manevi haz duyanlar, namazda tadîl-i erkana riayet ederler, acele etmekten sakınırlar. Acele etmeyi saygı ve edebe aykırı görürler Bu itibarla, namazlarımızda tadîl-i erkana azamî derecede dikkat etmemiz lazımdır.

    İnsan bir düşünmeli, her an Yüce Allah'ın sayısız nimet ve ihsanlarına kavuşmaktadır. Öyle ikramı bol, merhameti geniş olan yaratıcımızın tükenmeyen lûtüflarına karşı teşekkürde bulunmak gerekmez mi? İşte insan, namaz yolu ile şükür borcunu ödemeye, yaratıcısının lûtuf ve nimetlerini tatlı bir dil ile anarak kulluk görevini yerine getirmeye çalışmış olur. Bu bakımdan: "Namaz, şükrün bütün çeşitlerini bir araya toplar" denilmiştir.

    Bununda beraber namaz ruhu temizleyen, kalbi aydınlatan, imanı yüksek duygulardan haberdar eden, insanı kötülüklerden alıkoyan, insanı hayırlara, düşünceye, tevazu ve intizama götüren en güzel bir ibadettir. İnsan namaz sayesinde nice günahlardan kurtulur ve Yüce Allah'ın nice ihsan ve ikramlarına kavuşur.

    Namaz, manevi hayattan başka maddi hayata da canlılık verir. İnsanın temizliğine, sağlığına ve intizamla hareket etmesine sebep olur. Namazın meşru kılınmasındaki hikmetler ve yararlar her türlü düşüncenin üstündedir. Fakat bir müslüman namazını yalnız Yüce Allah'ın rızası için kılar, yalnız yaratıcısına şükür ve saygı için kılar. Namazın insana yararı olmadığı düşünülse dahi, yine bunu bir kulluk görevi bilerek sadece Allah'ın emrine uymak için yerine getirmeye çalışır. Bu kutsal görevin dakikalarını, hayatının en mutlu ve neş'eli anları olarak kabul eder.

    Doğrusu, geçici hayatın son bulmayacak birçok kazançları ancak namaz sayesinde elde edilir. Namaz için ayrılan vakitler, sonsuzluk aleminin tükenmez mutluluk günlerini hazırlamış olur. Bu çok mübarek ve pek feyizli ibadete gereği üzere devam edenlere müjdeler olsun!...

    Dr.Hüseyin Emin SERT

    Kalbi Fani Şeylere Anmış Bir Zavallıyım

    Aklımdan çıkmasın diye, kalbime tembihledim;- Fânisin ! Acizsin ! Emanetsin !


    Bugün hazirim olmeye diyebilecek miyiz acaba?

+ Cevap Ver

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349