Namazı doyasıya yaşamak

Namaz Müslümanları aynı kıblede birleştiren ve kulluk bilinci veren bir sorumluluktur. Müslüman günde beş defa kıbleye döner ve kulluğunun bilincine varırlar.

Namazı yaşamak -

1-Başlangıç tekbiri: Allahüekber'le başlayan tekbirle birlikte bütün dünya meşgalelerini arkaya atar ve kulluğumuzun farkına varırız. Sıratı müstakim üzere bir yol takip eder ve bu yolda yürüyeceğimize dair söz veririz.

2-Kıyam: Ayakta durmak ayağa kalkmaktır ki, Rabbimize olan saygı ve tazimi ifade eder. Kulluk edilmeye layık olan sadece odur ve onun huzurunda durmaktayızdır.

3-Kıraat: Namazda Kurandan bir miktar okumaktır. Çünkü namaz vahyin ruhudur ve bizler namazlarda bu ruhu yaşarız. Her rekâtta okunan Fatiha, efendimizin de ifade ettiği gibi Allah ile kulun diyaloğunu temsil eder.

4-Rükü: Kulun boyun eğerek Rabbine saygısını ifade etmesidir. Yani kişi, secde ile teslimiyetini, bağlılığını ifade eder.

5-Secde: Namazda kişi Allaha saygısını bağlılığını ifade eder ve kulluk vazifesini yerine getirir. Secde ise, saygının zirvesini temsil eder. İnsan alnını yere koyarak Allahın huzurunda durmakta ve kulluğunu ikrar etmektedir.

6-Ka'de: Oturuşta dua daha yoğundur. Dua ise namazın kalbidir. Oturuş sonunda sağınıza ve solunuza selam vererek bir miraç yolculuğunuzu tamamlamış olursunuz.
NAMAZ FARKINDALIK KAZANDIRIR

Namaz kişiye sorumlulukları konusunda farkındalık verir.

Namaz kılan kişi haddini bilir ve Allahın koyduğu sınırları korumaya çalışır.

Namaz kişiye otokontrol mekanizması sağlar.

Namaz kişiye sorumluluğunu hatırlatır.

Namaz aidiyat duygusu verir.

Hazreti Ali şöyle rivayet etmektedir: "Hazreti Peygamber ile birlikte mescide namaz vaktinin girmesini bekliyorduk. Birden bire aramızdan biri kalkarak 'Ben bir günah işledim' dedi. Allahın Resulü onunla ilgilenmedi. Namazdan sonra adam tekrar aynı şeyi söyleyince Hazreti Peygamber, ona 'Sen biraz evvel güzelce abdest alıp namaz kılmadın mı? dedi. Adam 'kıldım' dedi. Allah (C.C) Resulü bu defa 'İşte o kıldığın namazın evvelce işlediğini söylediğin günahına kefarettir" buyurdu.
NAMAZI HAKKIYLA KILANLAR

Sahabe namaz konusunda çok hassastı. Namaz kılarken, korku, ölüm, tehlike tanımazlardı. "Zâtü'r-Rikâ" Savaşı'nda, Müslümanlardan biri, müşrik bir adamın muharebe yerinde bulunan eşini öldürmüştü. Ölen kadının içi kinle dolu olan kocası:

- Vallahi ben de bir Müslüman'ı öldüreceğim diye yemin etmişti.

Bir süre Resulullah (a.s.m.) ve arkadaşlarının arkasından onları izlemeye devam etti. Bir yerde mola verilmişti. Efendimiz (a.s.m.)

- Bu gece istirahatimizde bize kim nöbetçilik yapacak, diye sordu. Muhacir ve Ensar'dan iki sahabe, Ammar bin Yasir (r.a) ile Abbâd bin Bişr (r.a.) cevap verdiler:

- Ya Resulallah, biz nöbet tutarız. Efendimiz (a.s.m.):

- Öyleyse şu vadinin giriş kısmında nöbet tutun, dedi.

Bunun üzerine nöbet yerlerine büyük bir sevinçle gittiler. Nöbete başlayacakları sırada Abbâd, Ammar'a:

- Gecenin hangi bölümünde nöbette olmamı istersin, diye sordu. Ammar da:

- Gecenin ilk bölümünde sen nöbet tut, dedi.

Bunun üzerine Ammar, kendi nöbeti gelinceye kadar arkadaşının yanında uyumaya başladı. Nöbete duran Abbâd da, çevrenin sakin olduğunu görünce vaktini değerlendirmek için gece namazına durdu.

Abbâd bin Bişr, gecenin sessizliğinin verdiği huzurla namaza kendini vermiş, bütün benliğiyle Allah'a ibadet etmenin hazzını yaşıyordu.

Bu sırada, eşi öldürülen müşrik, çok uzak mesafedeki karartıyı görünce, yayına bir ok yerleştirdi ve bıraktı. Ok eliyle koymuş gibi, Hz. Abbâd'ın vücuduna saplandı. Bu sırada Abbâd, on bir sayfalık Kehf Suresi'nin ortalarına gelmişti. Eliyle oku çıkardı ve namaz kılmaya devam etti.

Biraz bekleyen müşrik, önceki okun yerini bulmadığını sanarak Abbâd'a ikinci okunu da fırlattı. İkinci ok da eliyle koymuş gibi namazda olan Abbâd bin Bişr'e saplanmıştı.

Bu oku da aldırmadan çıkardı ve namazına devam etti. Sanki atılan oklar onun vücuduna saplanmamış gibi huşu içinde namaz kılıyordu.

Büyük bir öfkeye kapılan müşrik, bu okun da isabet etmediğini düşünerek üçüncü bir ok fırlattı. Üçüncü okun da eliyle koymuş gibi isabet ettiği Abbâd bu oku da çıkardı. Bir müddet sonra arkadaşı uyandı. Müşrik, onların iki kişi olduklarını görünce kaçtı.

Ammar, saplanan üç oku ve arkadaşından akan kanları görünce şaşkına dönmüştü:

- Sübhanallah! Sana ilk oku atınca beni niye uyandırmadın, diye sordu. Hz. Abbâd, yaptığından gayet memnun ve huzur dolu bir sesle şu ibretli cevabı verdi:

- Öyle bir sure okuyordum ki kesmek istemedim. Eğer Resulullah'ın verdiği görevin aksamasından korkmasaydım, ölünceye kadar namaz kılmaya devam ederdim.