+ Cevap Ver
9 sonuçtan 1 ile 9 arası
Like Tree1Beğeniler
  • 1 Post By teSnim

Rasulullah s.a.v. abdest ve gusul alışı

 İslami Konular ve kaynakları Katagorisinde ve  Namaz ve Abdest Forumunda Bulunan  Rasulullah s.a.v. abdest ve gusul alışı Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Rasulullah (s.a.v.)in Gusul Abdesti 7- Cunubluk Yıkanmasında Ağzı Çalkalama Ve Buruna Su Çekme Babı 12-.......Bana Salim, Kurayb'den; o da İbn Abbâs (r.anh)'tan tahdîs etti. O da bize Meymûne tahdîs etti demiştir. Meymûne (r.anha) şöyle demiştir: "Peygamber'e yıkanmak için su döktüm. O sağ eliyle sol eli üzerine su boşalttı da ellerini ...

  1. #1
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yaş
    29
    Mesajlar
    1.479
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Rasulullah s.a.v. abdest ve gusul alışı

    Rasulullah (s.a.v.)in Gusul Abdesti


    7- Cunubluk Yıkanmasında Ağzı Çalkalama Ve Buruna Su Çekme Babı

    12-.......Bana Salim, Kurayb'den; o da İbn Abbâs (r.anh)'tan tahdîs etti. O da bize Meymûne tahdîs etti demiştir. Meymûne (r.anha) şöyle demiştir: "Peygamber'e yıkanmak için su döktüm. O sağ eliyle sol eli üzerine su boşalttı da ellerini yıkadı. Sonra apışarasını yıkadı. Sonra eliyle yere vurdu da elini toprağa sürdü. Sonra elini yıkadı. Sonra ağzını çalkaladı ve burnuna su çekti. Sonra yüzünü yıkadı ve başı üzerine su akıttı. Sonra yerinden uzaklaşıp ayaklarını yıkadı. Sonra kendisine bir havlu getirildi, fakat o bununla silinmedi"
    (Mindîl ve mindel, el silinecek destmâle denir... Mısbâh'ın beyânına göre nakl ma'nâsından ve bâzı aharın beyânına göre kir ma'nâsından alınmıştır. Ve bu hâlen havlu ve çevre ta'bîr olunan dülbendin mecmûuna şâmildir (Kaamus Tercemesi)
    (Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Gusul, 7, Ötüken Yayınları: 1/375-376)

    8- Daha Temiz Olması İçin Eli Toprakla Sürtmek Babı


    13-.......Bize A'meş, Salim ibn Ebi'l Ca'd'den; o da Kurayb'den; o da İbn Abbâs'tan; o da Meymûne'den tahdîs etti ki (o şöyle demiştir):
    "Peygamber (s.a.v.) cunublukten dolayı yıkandı. Şöyle ki: Eliyle apışarasını yıkadı. Sonra elini duvara sürttü. Sonra elini yıkadı. Sonra Namaz Abdesti gibi abdest aldı. Nihayet yıkanmasını bitirince ayaklarını da yıkadı."
    (Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Gusul, 7, Ötüken Yayınları: 1/376)

    18-.......İbn Abbâs şöyle demiştir: Meymûne (r.anha) şöyle dedi:
    "Ben Rasûlullah için yıkanacağı suyu koydum. Kendisi elleri üzerine su boşalttı ve onları ikişer defa veya üçer defa yıkadı. Sonra sağ eliyle sol eli içine su boşalttı da bu su ile hayalarını yıkadı. Sonra elini toprakla sürttü. Sonra ağzını çalkaladı ve burnuna su çekti. Sonra yüzünü ve ellerini yıkadı, başını da üç defa yıkadı. Sonra bedeni üzerine su döktü. Sonra durduğu yerden ayrıldı da ayaklarını yıkadı." (Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Gusul, 7, Ötüken Yayınları: 1/378)


    11- Yıkanma Sırasında Sağ Eliyle Sol Eli İçine Su Boşaltan Kimse Babı

    19-.......Bize A'meş, Salim ibn Ebi'l-Ca'd'dan; o da İbn Abbâs'ın azâdlısı Ebû Kurayb'den; o da İbn Abbâs'tan; o da Haris kızı Meymûne'den tahdîs etti. O şöyle demiştir:
    "Ben Rasûlullah için yıkanma suyu koydum ve kendisine perde yaptım. Kendisi eline su döktü de bir veya iki defa yıkadı.
    -Suleyman ibn Mıhrân el-A'meş: Salim ibn Ebi'l-Ca'd'ın üçüncü defayı zikredip etmediğini bilmiyorum dedi.-
    Sonra Rasûlullah sağ eliyle, sol eli üzerine su boşalttı da fercini yıkadı. Sonra elini yere yâhud da duvara sürttü. Sonra ağzını çalkalayıp burnuna su çekti. Yüzünü ve ellerini yıkadı, başını yıkadı. Sonra bedeni üzerine su döktü. Sonra kenara çekildi de ayaklarını yıkadı. Bu sırada (silinmesi için) ben kendisine bir bez uzattım. Fakat o eliyle şöyle yapıp onu istemediğini işaret etti.
    (Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Gusul, 7, Ötüken Yayınları: 1/379)

  2. #2
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yaş
    29
    Mesajlar
    1.479
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Cevap: Rasulullah s.a.v. abdest ve gusul alışı

    19- Gusulde Başının Sağ Yanını Yıkamakla Başlayan Kimse Babı

    29-.......Âişe (r.anha) şöyle demiştir:
    "Biz kadınlardan birimize cunubluk isabet ettiği zaman, iki eliyle üç defa su alıp onu başı üzerine dökerdi. Sonra eliyle su alır, sağ tarafı üzerine ve diğer eliyle su alır, sol tarafı üzerine döküp yıkanırdı".
    (Sahih-i Buhari ve Tercemesi, Gusul, 7, Ötüken Yayınları: 1/385)


    Gusul Abdestinden Sonra Abdesti Yenilemezdi

    Hz. Âişe (r.anhâ) demiştir ;
    "Rasulullah (s.a.v.) gusleder, 2 rekat (sunneti)'i ve sabah namazını(n farzını) kılardı. O'nun guslettikten sonra Abdesti yenilediğini hatırlamıyorum."
    (Ebu Davud, Taharat, 98 (245); Nesai, Taharat, 159; İbn Mace, Taharat, 96; Ahmed b. Hanbel, Musned, VI, 68, 192, 253,258)

    Nafile ibadetlere düşkün olmasına rağmen Hz. Peygamber (s.a.v.)'in boy abdestinden sonra abdest almayı terketmeye devam etmesi son derece manidardır.

    Tirmizî (Tirmizi, Tahâret 79), bu hükmün Sahâbe ve Tâbiînden pekçok zâtın ortak görüşü olduğunu bildirir. Hadislerin çoğunda gusle başlarken Resulullah (asv)'ın abdest aldığı belirtilmiştir. Bu sebeple gusülden önce abdest almak, herkesçe bilinen sünnetlerden biridir. Fakat, rivayetlerde gusülden sonra da abdest aldığına dâir açıklık gelmemiştir. Aksine Hz. Âişe (r.anha)'den, az önce kaynaklarını verdiğimiz, "Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm) gusulden sonra abdest almazdı." dediği rivayet edilmiştir. Öyleyse, Gusul esnasında Abdesti bozacak bir hal olmadıkça bu ilk abdest geçerli olmakta, onunla Namaz kılınabilmektedir.

    Bu hadis-i şeriften anlaşıldığına göre, ister cünüplükten dolayı, isterse başka bir nedenle yıkandıktan sonra Namaz kılmak veya başka bir ibadet yapmak için yeniden abdest almaya gerek yoktur. (Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ, 10/541; Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 1/ 449-50)

    Mezheblere Göre Guslun Farzlarının Özeti:

    Hanefî mezhebi: Gusulde on bir şey farzdır:
    Ağzın ve burnun yıkanması, bedenin bir defa yıkanması. Bir özre mebni sünnet olmamış kimsenin gulfesini (sünnette kesilecek yerinin içerisini) -açılmasında zorluk yoksa- yıkaması, göbeğin yıkanması, kapanmamış küpe deliğinin yıkanması, diplerine su ulaştığı takdirde kadının örülmüş saçının iç tarafının yıkanması, sakalın, bıyığın altındaki tenin yıkanması, kaşların yıkanması, fercin dış tarafının yıkanması. Ancak esah olan görüşe göre gulfenin iç tarafının yıkanması mendub olup vacib değildir.

    Malikî mezhebi: Guslün farzları beştir:
    Gusül farzına veya hadesi gidermeye veya yasaklanmış bir şeyin mubah olmasına yapılacak ilk işle birlikte niyet etmek. Bunu da kalbinde guslün farzını eda etmeye niyet ederek yahut büyük hadesi gidermeye veya cünüplüğü kaldırmaya niyet ederek veya büyük hades dolayısıyla yapılması yasaklanmış şeylerin yapılmasına veya namazı mubah kılmaya niyet ederek yapar. Hatırlar ve abdestte olduğu gibi gücü yeterse, muvalât (organların peş peşe yıkanması) vucudun dış tarafının bütünüyle su ile yıkanması, suyu döktükten sonra ve bez parçası ile dahi olsa vücudun ovulması, saçların, el ve ayak parmaklarının hilâllenmesi.

    Şafiî mezhebi: Guslun vacibleri üçtür:
    Niyet, varsa necasetin giderilmesi, görünen tenin üzerine veya ten üzerinde bulunan saçlara ve saçların altlarına varıncaya kadar suyun dökülmesi. Bundan fazlası ise sünnettir.

    Hanbelî mezhebi: Guslun vacibleri:
    Şayet varsa vucudundaki necaseti veya bunun dışında suyun tene ulaşmasını engelleyen maddeleri gidermek, niyet etmek, besmele çekmek. Ağzı ve burun dahil, bütün vücudunu yıkamak. Gusulde de abdestte olduğu gibi, mazmaza ve istinşak vacibtir. Saçının dışını da içini de yıkaması erkek ve kadın için, saçı uzun olsun veya olmasın vacibtir. Bununla birlikte ay başı ve lohusalık sebebiyle gusletmek gerektiğinde saçın çözülmesi de gerekir. Ancak diplerine suyun ulaşması hâlinde, sadece cünüplük dolayısıyla gusletmek gerektiğinde saçın çözülmesine gerek yoktur.

  3. #3
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yaş
    29
    Mesajlar
    1.479
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Cevap: Rasulullah s.a.v. abdest ve gusul alışı

    Sünnet olmamış kimsenin gulfe üstündeki derileri açmak mümkün olduğu takdirde, yıkaması vaciptir. Aynı şekilde yüzük ve benzeri şeylerin altının da yıkanması vaciptir. Altına suyun vardığından emin olmak için yüzük oynatılır. Diğer taraftan kadın def-i hacet için oturduğu vakit fecrinden görünen kısmını yıkar. Çünkü bu da dıştan görünen bedenin diğer kısımları hükmündedir. îç kısımlarının yıkanması ise vacib değildir. Gözün iç tarafının yıkanması da vacib değildir. Hatta zarar tehlikesi olmasa da müstehap bile değildir. Abdest azalarında tertib de muvalât da vacib değildir. Çünkü Gusul her ikisinin yerine geçmektedir ve her ikisi de içice girmiş birer ibadettir; dolayısıyla küçüğün hükmü sakıt olmuştur. Hacc'edenin umre ziyaretini de yapmış olması gibi. Eğer suyun bütün vücuduna vardığından emin olursa veya galip zann ile buna hükmederse, ovalaması da vacib değildir.



    Guslun Sunnetleri :


    Peygamber (s.a.v.)'in nasıl guslettiğini üstte açıklamış bulunuyoruz. Bu hem vacibi hem de sünneti içine alan guslun nasıl olacağının delilidir ki, Hanbelîlerin anladığı üzere bu şekilde on husus bir arada bulunmaktadır. (el-Muğni, 1,217; Maliki mezhebine göre eksiksiz bir gusulun şekli için bk. eş-Şerhu'l-Kebîr, I, 137, et-Kavaninu'l-Fıkhİyye, 26)

    Niyet, besmele çekmek, elleri üç defa yıkamak, vücuduna yapışmış olan her hangi bir şeyi yıkamak, abdest almak, saçın diplerini ıslatacak şekilde başına üç defa su dökmek, vücudunun diğer kısımlarına bolca su dökmek, sağ taraflardan başlamak, eliyle bedenini ovmak, ondan sonra guslettiği yerden çekilerek ayaklarını yıkamak, üzerine su dökmeden önce saçın diplerini ve sakalı hilâllemek ise mustehabtır.

    Guslün tam şeklini sağlayan sünnetlerinin tertibi, mezheplerdeki ihtilâflar da göz önünde bulundurularak, aşağıdaki şekildedir. (Fethu'l-Kadîr, I, 39 vd.; ed-Durru'l-Muhtâr, I, 140 vd.; Merâkı'l-Felâh, 17; el-Lubâb, I, 21; eş Şerhu'i-Kebîr, I, 135-137; eş-Şerhu's-Sağîr, I, 170; el-Kavaninu'l-Fıkhıyye, 26; el-Muhezzeb, 1, 31; Muğni'l-Muhtâc, I, 73 vd.; el-Muğnî, I, 217; Keşşâfu'l-Kınâ, 1,173-176)


    1- Elleri ve avret yerlerini yıkayıp eğer bedeninde necaset varsa gidererek başlamak. Şafiîlerin de beyan ettiği gibi ön ve arka avret mahallerini yıkayınca şöyle niyet eder; "Bu iki yerden ve bunların arasındaki yerlerden cunubluğu kaldırmaya niyet ettim."

    2~ Daha sonra Namaz Abdesti gibi abdest alır.
    Hanefîlere göre evlâ olan, eğer büyükçe leğen gibi bir yerde yıkanıyor ve durduğu yerde su toplanıyor ise, ayaklarını yakamayı en sona bırakmaktır. Oradan çekildikten sonra ayaklarını yıkar. Şayet meselâ, bir tahta üzerinde durmakta veya ayağında takunya bulunuyor veya bir taşın üzerine çıkmış da yıkanmakta ise ayaklarını da yıkar. Abdest alırken Hanefi'lerle, Hanbelî'lere göre vacib olan mazmaza ve istinşakı da gerçekleştirir.

    Malikîlere göre, kulak deliklerini mesh eder. Ancak aşırıya gitmez, çünkü bu işitmeye zarar verebilir. Kulakların dış ve iç tarafları ise vücudun dış kısmındandır, onlara göre yıkanması vaciptir.

  4. #4
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yaş
    29
    Mesajlar
    1.479
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Cevap: Rasulullah s.a.v. abdest ve gusul alışı

    3- Bundan sonra Şafiî'lere göre vucudun girintili çıkıntılı yerlerine dikkat eder. Meselâ, eliyle su alır ve bunu kıvrım bulunan kulak gibi, karnın katları, göbeğin iç tarafı gibi yerlere ulaştırır. Çünkü bu şekilde davranmak bu gibi yerlere su vardığından emin olmasını sağlar. Kulakta da bundan emin olacak şekilde dikkat gösterir. Bir avuç su alır, suyun, girintilerine, köşelerine varmasını sağlaması için yumuşak bir şekilde kulağını oraya koyar. Boğazının altına, koltuk alüanna, göbek kıvrımına, apış aralarına suyun varmasına dikkat eder.

    4- Sonra başına su döker ve başını hilâller. Vucudunun diğer bölgelerine de üçer defa su döker. Önce sağ tarafından başlar, sonra sol tarafina döker. Çünkü Peygamber (s.a.v.)'in daha önce görmüş olduğumuz hadis-i şerifinde olduğu gibi "Abdest alırken sağdan başlamak, onun hoşuna giderdi."
    Saçları hilâllemek ve diplerine varmasını sağlamak ise, şu hadisin gereğidir: "Her saçın altında cunubuk vardır." Elleriyle bedeni ovmak sünnettir, çünkü böylelikle daha iyi temizlenir ve bu vesile ile suyun vücudundaki kıvrımlarına ve bütün bedenine varışından emin olur ve Malikîlcrin vacip görmüş olduğu bir hilaftan kurtulmuş olur.
    Suyun tene ulaşması konusunda kanaat yeterlidir. Çünkü kesin bilgiyi esas almak, bu konuda zorluk ve meşakkati gerektirir.

    Hanefîlere göre: Eğer akan bir suya veya onun hükmündeki bir suya dalar ve bir süre kalırsa, gusuldeki sünnetleri tamamlamış olur.

    Malikîlere göre: Büyük hadesi kaldırmak niyetiyle küçük hadese niyet etmeyecek dahi olsa -şayet erkeklik organına dokunmak ve buna benzer abdest bozan bir hal olmadığı sürece- cunubukten dolayı gusletmek, abdestin yerine de geçer.

    Şafıî'ler de şu şekilde söylemişlerdir: Gusletmekle birlikte abdeste ister niyet etmiş isterse etmemiş olsun, Gusul yeterlidir.

    Hanbelîlere göre : Mazmaza ve istinşak yapıp hem gusül, hem de abdeste niyetten sonra gusletmek abdestin yerine de geçer. Bununla birlikte, böyle yapacak olursa efdal ve evlâ olanı da terketmiş oîur.

    Malikîlerin dışındaki mezheblerde, vücudun bütün kısımlarını yıkarken muvalât (peşpeşe yıkamak) sünnettir. Çünkü Peygamber (a.s.) böyle yapmıştır. Malikîlere göre ise muvalât farzdır.

    Önce baştan başlamak, sonra sağ omuz, ondan ronra da sol omuza su dökmek suretiyle tertipte bulunmak sünnettir. Ancak ittifakla bu tertip vacib değildir. Çünkü beden abdcstteki organların hilâfına bir tek organ hükmündedir. Buna binaen vücutta bir yeri yıkamaksızın bırakacak olursa veya sargı yerinden çıkacak olursa, sadece orayı yıkamakla yetinir, ondan sonrasını yıkamaz.

    Saç örgülerini çözmeye gelince: Çok sık olmadığı sürece Malikîlere göre bu iş vacib değildir. Hanbelîlerin görüşüne göre ise cunublukten dolayı guslederken örgüleri çözmek vacip olmamakla birlikte, ay başı sebebiyle yıkanırken vacibtir. Şayet su saçın diplerine varacak olursa, Hanelilere göre kadının saçlarını çözmesi vacib olmamakla birlikte, erkek için örgülerini çözmek mutlak olarak vacibtir.

    Şafıîlere göre şayet az önce açıklamış olduğumuz gibi su saçın diplerine ulaşmıyor ise çözmek vacibtir. Genel olarak örgülerin çözülmesi sünnettir. Çünkü Hz. Aişe'nin rivayet ettiği hadiste Peygamber (s.a.v.) ona hayızlıyken şöyle demiştir. "Saçlarını çöz ve guslet." (İbni Mace sahih bir isnatla rivayet etmiştir. Neylul-Evtâr, I, 249)

    Hanbelîlere göre İslam'a giren bir kâfirin yıkanması esnasında suya sidr (Arabistan kirazı denen bir bitki) katması sünnettir. Çünkü az önce gördüğümüz Kays b. Âsim'm hadisinde şöyle denmektedir: "Kendisi İslama girmiş, Peygamber (a.s.) de ona sidr katılmış su ile yıkanmasını emretmişti. " (Ahmed, Ebu Dâvud ve Tirmizî rivayet etmiş olup, Tirmizî hasen olduğunu belirtmiştir)
    Aynı şekilde böyle bir kimsenin saçlarını kesmesi sunnettir. Şayet erkek ise başını tıraş eder, eteğini ve koltuk altlanın da mutlak olarak alır. Çünkü Peygamber (a.s.) İslama giren bir adama şöyle demiştir: "Üzerinden küfrün saçlarını at ve sünnet ol." (Ebu Dâvud rivayet etmiştir) İslama girdiği takdirde kâfirin sünnet olması, mukellef çağda bulunması ve kendisine bir tehlike geleceğinden korkmaması şartıyla vacibtir.
    Yine Hanbelîlere göre ay hâlinden ve lohusalıktan dolayı gusleden bir kadının suyuna sidir katması sünnettir. Çünkü Hz. Aişe'nin az önce geçen hadisinde şöyle denilmektedir:
    "Peygamber (a.s.) ona dedi ki: "Ay başı isen, suyunu ve sidrini al ve iyice taran." (Buhari)
    Hz. Esma ise Peygamber (a.s.)'e ay başından yıkanmaya dair soru sorduğunu ve Hz. Peygamber'in ona: "Her hangi biriniz suyunu ve sidrini alır, iyice temizlenir" dediğini rivayet etmektedir. (Muslim)

  5. #5
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yaş
    29
    Mesajlar
    1.479
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Cevap: Rasulullah s.a.v. abdest ve gusul alışı

    Şafıîlerle Hanbelîlere göre ihramda bulunmayan veya ölen kocası sebebiyle iddet bekleyen bir kadının (İhramda bulunan kadına ise bütün çeşitleri ile koku kullanmak haramdır. Ölen kocası dolayısıyla iddet bekleyen kadın ise iddet süresince koku kullanamaz.) hayız veya lohusalık kanının kesilmesinden sonra misk yahut her hangi bir güzel koku veya su kullanması sünnettir. Bunu bir pamuk veya bir bez parçasına koyar, guslunden sonra fercine koyar ki, hayız veya lohusalığın kokusunu gidersin.
    Çünkü Buharî ve Muslim, Hz. Aişe (r.anha)'den şunu rivayet etmektedir:
    "Bir kadın Peygamber (a.s.)'in yanına gelip hayızdan dolayı gusletmeye dair soru sordu. Peygamber ona söyle dedi: "Misk katılmış bir pamuk veya bez parçası alıp onunla temizlen!"
    Kadın: "Onunla nasıl temizleneyim?" diye sorunca,
    Peygamber (a.s.) Subhanallah" dedi ve elbisesi ile üzerini örterek: "Onunla temizlen işte" dedi.
    Bunun üzerine Hz. Aişe kadını kenara çekti ve kan kesildikten sonra onu süreceğini söyleyerek tarif etti."

    Özürsüz yere bu işlerin terkedilmesi mekruhtur.
    Guslun yenilenmesi sünnet değildir. Çünkü bu konuda herhangi bir şey nakledilmediği gibi, bunda ayrıca zorluk da vardır. Ancak abdestte durum böyle değildir. İlk Abdesti ile herhangi bir Namaz kıldıysa, onu yenilemesi sünnettir.



    Guslün Âdabı:

    Maliki'lerle, Hanefî'ler guslun sunnetleri, âdab ve faziletleri arasında fark görmüşlerdir.

    Malikî'lere göre (Buharî ve Muslim tarafından rivayet edilmiştir. Neylu'l-Evtâr, I, 251) Guslun sünnetleri beştir.
    Bunlar: Ellerini su kabına sokmadan önce yıkamak, mazmaza, istinşak, kulakların içlerini meshetmek, altlarına parmaklan sokmak suretiyle saç diplerini hilâllemek. Saçların altına parmaklan sokmaksızm hilâllemek ise, daha önce açıklamış olduğumuz gibi, Malikîlere göre guslun farzlarındandır.

    Hanefî'lerle Hanbeli'ler mazmaza ve istinşakı vacib kabul ettikleri gibi, Şafiî'ler de saçlann hilâllenmesini vacib kabul etmişlerdir.

    Guslün Faziletleri :

    Malikî'lere göre beştir: Besmele çekmek, üç defa su avuçlayarak başa dökmek, önce abdest almak, abdestten önce de vucuttaki necasetleri gidermekle başlamak, vucudun üst tarafından ve sağ organlardan başlamak.

    Hanefi'lere göre: (el-Kavânînu'l-Fıkhiyye, 26; eş-Şerhu's-Sağir, I, 170 vd) Gusulde on iki sünnet vardır:
    Besmele ile başlamak, niyel etmek, bileklere kadar elleri yıkamak, necaset bulunması hâlinde avret yerlerini yıkamak, sonra Namaz Abdesti gibi abdest almak, yıkamalan üç defa tekrarlamak, başı da bir defa meshetmek.
    Suyun biriktiği bir yerde bulunuyorsa, ayaklanın yıkamayı sonraya bırakır. Bundan sonra da vucudunun üzerine üçer defa su döker. Önce başının üzerine su dökmekle başlar, ondan sonra sağ omuzuna, sonra sol omuzuna su döker, sonra bedenini ovalar.

    Guslün âdabına gelince: Bunlar da abdestin âdabı gibidir. Şu kadar var ki, guslederken kıbleye yönelinmez. Çünkü genellikle guslederken avret açıktadır.

    5. Guslun Mekruhları:

    Hanefî'lere göre: (Merâkı'l-Felâh, 17) Abdestte mekruh olan şeyler gusulde de mekruhtur:
    Suyu israf etmek, suyu çok az kullanmak, suyu yüze çarpmak, sıradan sözlerle konuşmak, özürsüz olarak başkasından yardım istemek. Aynca gusulde dua okumak da mekruhtur. Rivayetlerde belirtilen dualar ile her organ ile birlikte açıklamış olduğumuz gibi besmele çekmek, abdestte mendubtur.

    Malikîlere göre : (Merâkı'l-Felâh, 18) Guslun mekruhları beştir: Fazla su dökmek, başta yapılması gereken işi sona, sonda yapılması gerekeni ise başa almak, bütün vucut yıkandığı takdirde tekrar gusletmek, helada gusletmek, Allah'ın zikrinden başka sözlerle konuşmak.

    Şafıî'lere göre : (el-Hadramiyye, 21 vd) Hem su dökmekte hem de yıkamakta israf mekruhtur. Durgun suda abdest almak, üç defadan fazla su dökmek, mazmaza ve istinsah terket-mek mekruhtur. Aynı şekilde cunub kimse ile hayız ve lohusalığı sona ermiş olan kadının fercini yıkayıp abdest almadan önce yemesi, içmesi, uyuması ve cimada bulunması da mekruhtur.

  6. #6
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yaş
    29
    Mesajlar
    1.479
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Cevap: Rasulullah s.a.v. abdest ve gusul alışı

    Hanbelî'lere göre: (Keşşâfu'l-Kınâ, 1,179 vd; el-Muğnî, I, 229)
    Bir nehirde dahi olsa suyun israfı mekruhtur. Çünkü İbni Ömer şöyle bir hadis rivayet etmektedir:
    "Peygamber (a.s.) abdest aldığı sırada Hz. Sa'd'in yanından geçti. Ona: "Ne oluyor bu israf?" deyince; Hz. Sa'd: "Abdest almakta da israf olur mu?" diye sorunca, Peygamber Efendimiz: "Evet, akıp giden bir nehir kenarında dahi olsan israf olur." (ibni Mâce rivayet etmiştir)
    Gusulden önce abdest alan bir kimsenin gusülden sonra abdest Alması mekruhtur. Çünkü Hz. Aişe'nin bir rivayetinde: "Peygamber (a.s.) gusulden sonra abdest almazdı." denilmektedir. Ancak avret yerine dokunmak veya başka bir sebep ile şehvetle kadına dokunan veya ön ve arkadan her hangi bir şeyin çıkması sebebiyle Abdesti bozulan kimsenin durumu mustesnadır. Böyle bir kimsenin Namaz ve benzeri ibadet için abdestini yenilemesi vacibtir.

    Cunub bir kimse ile hayız ve lohusalık kanı kesilmiş olan kadının, yalnızca uyku için abdest almayı terketrnesi mekruhtur. Yemek, içmek ve tekrar cinsî ilişkide bulunmak maksadıyla abdest almanın terkedilmesi ise mekruh değildir. Bununla birlikte hayız ve nifas kanı kesilmiş olanın abdest Alması mustehabtır.
    Bunun delili ise Abdullah İbni Ömer'in şu hadisidir:
    "Hz. Ömer dedi ki: "Ey Allah'ın Rasulu! Bizden her hangi bir kimse cunub olduğu hâlde uyuyabilir mi? Hz. Peygamber (a.s.): "Evet! Abdest aldığı takdirde uyusun." buyurdu."
    Hz. Aişe'den ise şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Peygamber (a.s.) cunub olarak uyumak istediği zaman Namaz Abdesti alırdı." (Her iki hadis de Buharî ve Muslim tarafından rivayet edilmiştir)

    Yemek ve içmek için abdest almanın mustehab oluşuna gelince:
    Bu hükmün sebebi ise yine Hz. Aişe'nin şu rivayetidir: "Hz. Aişe dedi ki: "Peygamber (a.s.) cunub bir kimseye yemek veya içmek istediği zaman -namaz Abdesti Alması şartıyla- ruhsat vermiştir." (imam Ahmed sahih bir isnadla rivavet etmiştir)

    Tekrar cinsî ilişki kurmak için abdestin mustehab oluşuna gelince:
    Bunun sebebi de Ebu Said'in rivayet ettiği hadistir. Dedi ki: "Peygamber (a.s.) şöyle buyurdu: "Sizden her hangi bir kimse hanımına yaklaşır, sonra tekrar yaklaşmak isterse her iki yaklaşma arasında bir abdest alsın." (Muslim, Ibni Huzeyme ve Hâkim rivayet etmiştir. Subulu's-Selâm, I, 89)
    Hakim ise şunu ilâve etmektedir: "Bu tekrarlamak için daha bir dinçleştiricidir." Ancak cinsî ilişkiyi tekrarlamak için gusletmek abdestten faziletlidir, çünkü bu daha da dinçleştiricidir.

    Hanbeli'lere göre cunub veya hayız ve lohusa olan kadının saçını kısaltmasının, tırnaklanın kesmesinin bir mahzuru yoktur. Gusulden önce kına yakmasının da bir mahzuru yoktur.

    Gazalî, İhyâu Ulumi'd-Din'de şunları söylemektedir: "Kişinin cunub olarak tırnaklannı kesmemesi, sakal ve etek tıraşı olmaması, kan aldırmaması, vucudundan her hangi bir parçayı ayırmaması gerekir. Çünkü ahirette vücudunun diğer kısımları ona iade edileceği vakit, bunlar ona cunub olarak iade edilir ve denildiğine göre her bir kıl, niçin cunub bırakıldığını sorar." (Muğni'l-Muhtâc, I, 75)

  7. #7
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yaş
    29
    Mesajlar
    1.479
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Cevap: Rasulullah s.a.v. abdest ve gusul alışı

    Hastalık, Yara, Soğuk Gibi Sebeblerle Teyemmumle Gusledilir :



    Hz. Cabir'in rivayet ettiği şu hadis örnektir.
    "Hz. Cabir dedi ki:
    Bir sefere çıkmıştık. Bizden birisine bir taş isabet etti, kafasını yardı. Sonra ihtilâm oldu, arkadaşlarına:
    Teyemmüm etmek konusunda benim için ruhsat var mıdır? ne dersi*niz? Onlar:
    - Sen su kullanmak imkânına sahip olduğun için sana ruhsat olduğunu sanmı*yoruz, dediler;
    o da gusletti ve akabinde öldü.
    Rasulullah (s.a.v.)'ın yanına varınca bu durum ona bildirildi, o da şöyle buyurdu:
    - Onu öldürdüler, Allah kahretsin onları, bilmedikleri bir konuda kendilerine soru sorulunca ne diye onlar da sormadılar? Şunu biliniz ki ne söyleyeceğini bilememenin (Hadis-i şerifte zikredilen "el-ıyy" ne söyleyeceğini bilememek demektir, iyice açıklamanın tam zıddı manasına geldiği de söylenmiştir) çaresi soru sormaktır. O kişiye, teyemmum etmesi ve yarasının üzerine bir bez bağlayıp ondan sonra da orayı meshetmesi vücudunun sair kısımlarım da gusletmesi yeterdi."
    (Ebu Dâvud, Darekutnî ve Ibni Mace tarafından rivayet edilmiştir. Ibnu's-Seken sahih olduğunu söylemiştir, Neylu'u-Evtâr, I, 257)
    Bu hadis-i şerif zarar görmekten korkulduğunda teyem*müm etmenin caiz olduğuna delâlet etmektedir.





    Amr b. As'ın hadisi de teyemmummun sünnetten meşruyietinin örneklerin*dendir:
    "Kendisi Zâtu's-Selâsil gazvesine (Vadi'l-Kurâ'nın arkasında kalan bir yerdir. Bu gazve hicretin 8. yılı cemaziyelevvel ayında olmuştu) gönderilmişti; (Başından geçen biı olayı anlatarak) dedi ki:
    "Oldukça soğuk gecede ihtilâm oldum.(Gusledecek olur*sam) ölmekten korktum. Bu bakımdan teyemmüm ettim, sonra da arkadaşlarıma sabah namazını kıldırdım."
    Rasulullah (a.s.)'ın huzuruna varınca ona bu durumu zikrettiler, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle sordu:
    - Ey Amr! Sen arkadaşlarına cunub olduğun hâlde mi Namaz kıldırdın?
    Ben şu cevabı verdim:
    - Yüce Allah'ın: "Kendinizi öldürmeyiniz, çünkü Allah size karşı çok merha*metlidir." emrini hatırladım. Bunun üzerine ben de teyemmum ettikten sonra onla*ra Namaz kıldırdım.
    Rasulullah (a.s.) güldü ve hiç bir şey söylemedi."
    (imam Ahmed, Ebu Dâvud, Darekutnî, İbni Hibban ve Hakim rivayet etmişlerdir. Buharî bunu talikan rivayet etmiştir. Neylu'l-Evtâr, I, 258)

    Bu hadis aynı zamanda aşın soğuk sebebiyle teyemmumun caiz olduğuna ve bu şekilde kılınacak namazların iade edilmesi gerekmediğine delâlet etmektedir. Bu İmam Malik ile Ebu Hanife'nin görüşüdür.




    Su değmesi sağlık açısından sakıncalı olan kısma su değdirmeden gusül alınır. Vücudun diğer kısımları yıkanır ancak yara üzerine su değdirilmez. Üzerinde sargı varsa sargının üzeri mesh edilir. Sargı yoksa hiç dokunmaya gerek yoktur. Sargı üzerine mesh etmek de zararlıyısa mesh edilmez.

    Gusülde yıkanması gereken yerler eğer ıslanmaması gerekiyorsa bu yerler ıslak elle meshedilir eğer meshetmek de zarar veriyorsa o takdirde terkedilir.

    Abdest veya gusül âzaları üzerinde bir zaruretten dolayı sargı varsa ve bu sargıyı açıp altını yıkamak da mahzurlu ise, sargının üzerine meshedilir, böylece o âzalar yıkanmış hükmünü alır.
    Kırık ayaklar üzerindeki alçı veya tahta veya madenî sargılar da aynı hükümdedir. İlâçla örtülü yara için de durum aynıdır.
    Sargının tamamını meshetmek gerekmez. Sargının ekser kısmının üzerinin meshedilmesi kâfi gelir.
    Üzerine mesih yapılan sargı için, belli bir müddet yoktur. Özür hâli devam ettiği üddetçe meshe devam edilir. Sargı çevresinde kalan sağlam yerler ise yıkanır.

    Sargıların abdestli iken sarılmış olması da gerekmez.

    Henüz iyileşmemiş yara üzerindeki sargı, düşer veya değiştirilirse mesh bozulmaz. Yeni sargı sarılmasıyla meshin yenilenmesi gerekmez. Abdestlilik hâli devam eder. Sargı üzerine meshi bozan şey; üzerine sargı sarılan yara veya özrün tamamen iyileşmesidir.

    Eğer ameliyat ya da bir yaradan dolayı banyo yapmak zarar verecekse, sadece teyemmum ederek ibadetlerini yerine getirir.
    Mesh bir zamanla kayıtlı değildir. Abdest bozulduktan sonra yeni bir abdest alındığında sargılı bulunan kısım meshedilir. Her vakit abdest almaya gerek yoktur.
    (Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/101.)

  8. #8
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yaş
    29
    Mesajlar
    1.479
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Cevap: Rasulullah s.a.v. abdest ve gusul alışı

    ZÂTU'S-SELASÎL SAVAŞI (Cumâde'l-âhir 8 H./629 M.)

    Kudâa kabîlesi'nin Uzre ve Belî kolları, Medine hayvanlarını yağmalamak üzere, Vâdi'l-Kurâ yakınlarında toplanmışlardı. Rasûlullah (s.a.v.) durumdan haberdâr olunca, bunların üzerine Amr b. As (Âs oğlu Amr) komutasında 30'u atlı 300 kişilik bir seriyye gönderdi. Bunlar arasında Sa'd b. Ebî Vakkas, Useyd b. Hudayr, Sa'd b. Ubâde, Sâid b. Zeyd, Âmir b. Rabîa.. gibi ensâr ve muhâcirlerden ileri gelen kimseler de vardı.

    Amr b. Âs. ashâbın büyüklerinden değildi. Henüz bir yıl kadar önce Müslüman olmuştu. Fakat dedesi Vâil'in annesi Belî kabîlesinden olduğu için Amr'ın bu kabîle ile ilgisi vardı. Amr, aynı zamanda savaş usûlünü iyi bilen, son derece zekî bir kimse idi. Bu sebeple Rasûlullah (s.a.v.), komutanlığa O'nu seçmişti.

    Amr, Vâdi'l-Kurâ civarında Selâsil suyu'na varınca, düşmanın sayıca üstün olduğunu öğrendi. Burada konaklayarak, bir haberci ile Rasûlullah (s.a.v.)'den yardım istedi. Rasûlullah (s.a.v.)'de Ebû Ubeyde b. Cerrâh komutasında 200 kişilik ek kuvvet gönderdi. Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer de bunlar arasındaydı.
    Rasûl-u Ekrem (s.a.v.) Ebû Ubeyde'yi gönderirken:
    - Ayrılığa düşmeyin, işbirliği yapın, buyurmuştu.
    Amr b. Âs, Ebû Ubeyde'nin, askerlere imâm olarak Namaz kıldırmasına itirâz etti.
    - Sen bana yardıma geldin, kumandan benim, namazda ben imam olacağım, dedi.
    Ebû Ubeyde yumuşak tabiatlı bir zâttı, hiç itirâz etmedi.
    - Yâ Amr, Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz, ihtilâfa düşmememizi emretti. Sen bana uymazsan, ben sana uyarım, telâşa gerek yok, diye cevâp verdi.

    Amr bütün Müslümanlara sefer süresince imam olup Namaz kıldırdı. Böylece Hz. Ömer ve Hz. Ebûbekir de Amr'ın idâresine girmiş oldular. Oysa Rasûlullah (s.a.v.) Amr'ı ilk 300 kişiye; Ebû Ubeyde'yi de 200 kişiye kumandan tâyin etmişti. Ebû Ubeyde'yi Amr'ın emrine değil, yardımına göndermişti.(İbn Hişâm,4/272; Zâdu'l-Meâd, 2/378; İbnu'l-Esir, a.g.e., 2/232)

    Amr, düşmana yaklaşınca gerekli tedbirleri aldı. Hava çok soğuk ve sert olduğu halde, gece ateş yakmayı yasakladı. "Kim ateş yakarsa, onu yaktığı eteşin içine atarım," diye tehdit etti.
    Asker, soğuktan Ebû Bekir ve Ömer'e başvurdular. Hz. Ömer:
    - Bu nasıl şey, herkesi soğuktan kıracak mı? diye Amr'a haber gönderdi. Amr b. Âs:
    - Yâ Ömer, sen bana itâatle memûrsun, İşime karışma, diye , cevâp verdi. Hz. Ebû Bekir de:
    Rasûlullah (s.a.v.) O'nu savaş usûlünü iyi bildiği için kumandan yaptı. Madem ki kumandan O'dur, işine karışmamak gerekir, dedi.
    Böylece gece soğukta geçirildi. Çünkü ateş yakılsaydı, düşman Müslümanların azlığını öğrenecekti.

    Amr, plânını kimseye söylemedi. Sabaha karşı, alaca karanlıkta ansızın düşman üzerine hücûma geçti ve savaşı kazandı. Düşman pek çok ganimet bırakarak kaçtı. Ashâb, düşmanın peşini tâkibetmek istedilerse de Amr buna da izin vermedi. Bir kaç gün orada kalıp etraftaki ganimet hayvan sürülerini topladıktan sonra, Medine'ye döndü.

    Sefer esnâsında Amr b. Âs ihtilâm olmuş, hava soğuk olduğu için gusletmeyerek teyemmümle Namaz kıldırmıştı.
    (Ebû Hanife ve Ebû Yûsuf'a göre abdest alan kimselerin teyemmüm yapana iktidâsı câizdir. İmâm Muhammed'e göre abdestlinin teyemmümlüye uyması câiz değildir. İhtilâf, halefiyyet su ile topraktan ibâret iki âlet arasında mıdır? Yoksa Abdest ve teyemmümden ibâret iki temizlik arasında mıdır? meselesinden doğmaktadır.
    Ebû Hanîfe ve Ebû Yusuf'a göre, halefiyyet su ile toprak arasındadır.
    İmâm Muhammed'e göre ise, iki temizlik (abdest ve teyemmüm) arasındadır. Abdestli teyemmümlüye uyarsa, kuvvetli zayıfa binâ edilmiş olur. Oysa imâm muktediden hâlen ednâ olmamalıdır. Abdest aslî temizlik, teyemmüm ise zarûri temizliktir. Aslî tahâret yapmış olan kimse zarûri tahâret yapmış olandan hâlen daha kuvvetlidir. (Mehmet Zihni Efendi, Kitabu's-Salat,210-211, İst. 1326))
    Dönüşte ashâb, Rasûlullah (s.a.v.)'e, Amr b. Âs'tan:
    1- Hava çok soğuk olduğu halde, gece ateş yaktırmadı,
    2- Galip geldiğimiz halde düşmanı tâkip ettirmedi,
    3- Su bulunduğu halde gusletmeyip, teyemmümle Namaz kıldırdı, diye şikâyette bulundular.

  9. #9
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2011
    Yaş
    29
    Mesajlar
    1.479
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart Cevap: Rasulullah s.a.v. abdest ve gusul alışı

    Amr bu şikâyetlere karşı:
    1- Sayımızın az olduğunu düşman anlamasın diye ateş yaktırmadım.
    2- Yardım için kuvet gönderebileceği düşüncesiyle düşmanı tâkip ettirmedim.
    3- Soğukta yıkanmak tehlikeli olduğu ve Cenâb-ı Hakk "Elinizle kendinizi tehlikeye atmayın." (Bakara , l95) "Kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah size acımaktadır." (Nisâ , 29) buyurduğu için gusletmeyip teyemmüm yaptım, diye cevâp verdi.

    Rasûlullah (s.a.v.) Amr'ın cevâplarını tebessümle karşıladı. (Zâdu'l-Meâd, 2/379; Târih-i Din-i İslâm, 3/406)

+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02-28-2014, 11:09 PM
  2. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 10-21-2012, 05:31 PM
  3. Cevaplar: 13
    Son Mesaj: 04-11-2011, 02:42 AM
  4. Fatihin istanbulu alışı nasıl olmuştur
    By MuHaMMeD in forum Osmanlı Tarihi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03-01-2011, 03:18 PM
  5. Azrailin sahada can alışı ibretlik video izle
    By ŞehadetGüvercini in forum İslami Videolar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-14-2010, 02:46 AM

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277