NAMAZDA HUŞU NASIL OLUR

Sa’d b. Muaz (r.a.): Ben namazda iken -ta ayrılıncaya kadar- nefsimin dünya işlerini hatırıma getirdiği bir namaz asla kılmadım.

İbn-i Sîrin (rh.) namaza duracağı zaman, Allâhü Teâlâ’dan korkusundan yüzünün rengi solardı.

Âmir bin Abdi Kays: “Omuzlarımın arasına hançerlerin batırılması, namazda iken dünya işlerini düşünmekten bana daha sevimlidir.”

Mücâhid (rh.): İbn-i Zübeyr (r.a.) namaza durduğu zaman, Allâhü Teâlâ’dan korkusundan sanki bir direk gibi dururdu.

Vehb bin Verd (rh.) namazı sanki cehennemi görüyormuş gibi kılardı.

Utbetü’l-gulâm (rh.) kış mevsiminde namaza durduğu zaman vücudundan terler boşanırdı. Sebebini sordular, “Allâhü Teâlâ’dan hayâ ettiğimden dolayı” dedi.

Müslim bin Yesâr (rh.) namaza durduğu zaman, Allâhü Teâlâ’dan korkusundan ve namazla meşgul olduğundan dolayı ne bir ses duyardı ne de başka bir şey...

Müslim bin Yesâr’ın (rh.) mahallesinde bir yangın çıktı. O evinde namaz kılıyordu. Basralılar korkup kaçtılar. Nihayet yangını söndürdüler. Müslim (rh.) ancak namazdan sonra yangının farkına varabildi.

Yine bir gün mescidde namaz kılıyordu. Yanına bir direk düştü. Orada bulunanlar korktular. Ama Müslim (rh.) bunun farkına bile varmadı.

Rabi' bin Haysem (rh.) bir gün nafile namaz kılıyordu. Yirmi bin dirhem değerindeki atı da önünde bağlı idi. O esnada hırsız gelip atını alıp götürdü. Haberi duyan insanlar ertesi gün gelip taziyede bulundular. Rabi' ‘Ben atımı alıp götüreni gördüm. Fakat ben o esnada atımdan daha sevgili olan bir şeyle meşgul idim’ dedi. Bir müddet geçtikten sonra atın gelip onun önünde durduğunu gördüler.