İran'ın, Amerika'nın Irak ve Afganistan'da Kurduğu Örgütleri
Desteklemedeki Rolü

New York Times gazetesinin, Karzai hükümetinin İran'dan para aldığı
şeklinde bir haber yayınlanmasından iki gün sonra İran Dışişleri Bakanlığı
Sözcüsü Ramin Mehmanparast dün İran'ın, "Afganistan'ın istikrarına katkıda
bulunmak için... büyük yardımlar yaptığını" vurguladı. Afganistan devlet
başkanın, İran'dan para aldığını kabul etmesinin ardından bu paranın,
"bazı siyasilerin, milletvekillerinin, Afgan kabile liderlerinin
borçlarını üstlenmek ve Taliban hareketindeki unsurları cezp etmek için"
kullanıldığı nitelendirilmiştir.

İran dışişleri bakanlığının açıklamaları, İran rejiminin Amerika'nın Irak
ve Afganistan'da kurduğu örgütleri ta başından beri lojistik, güvenlik, siyasi
ve mali olarak desteklemedeki rolünü "şirin gösterme" yönünde verdiği
çabadaki bir sırrı ifşa etmemektedir. Aynı şekilde İran-Amerikan ilişkilerinin
"normalizasyonunun" ivme kazandığı ve İran'ın, Amerika'nın Afganistan
ve Irak'taki çıkarlarına katkıda bulunma rolünün açığa çıktığı yönündeki yeni
bir şeyi de ortaya çıkarmamaktadır. Nitekim daha önce eski savunma bakanı Ali
Şemhani, Uzmanlar Konseyi ve eski devlet başkanı Haşimi Rafsancani ve eski
devlet başkanı yardımcısı Muhammed Ali Ebtahi dahil birçok İranlı liderler
İran'ın, Amerikan'ın Afganistan ve Irak işgalini desteklemedeki rolünü
açıklamışlardır. Nitekim Ali Ebtahi, 15.01.204'te şu açıklamada bulunmuştur:
"Şayet İran'ın desteği olmasaydı Amerika, Afganistan ve Irak'ı bu kadar
kolay işgal edemezdi!" [Körfez Konferansı ve Geleceğin Zorlukları]

2008 yılında yayınlanan Baker-Hamilton raporunda, Amerikan yönetimine
Afganistan'daki İran-Amerikan "işbirliğini" alıntılayıp Irak'ta
aynısını yapması çağrısında bulunulmuştur. Nitekim öyle de olmuştur. Zira İran
ve Amerikalı yetkililer arasında açıkça yapılan güvenlik görüşmeleri sırasında
bundan maksadın, "Irak'ın istikrarını ve güvenliğini korumak" ve
kesinlikle Amerikan işgali üzerindeki baskının hafifletilmesi olduğu
açıklanmıştır. Bu ise bir taraftan güvenlik işbirliği yapmak ve etnik çatışmayı
beslemek -ki bunları yapmakla İran rejimini görevlendirmiştir- ve diğer
taraftan 'es-Sahve' gurubunu oluşturmak ve 'Sünnileri' siyasi sürece dahil
etmek -ki bunu yapmakla da Suriye rejimini görevlendirmiştir- yoluyla
Amerika'yı Irak bataklığından kurtarmak amacıyla Amerika'nın Bağdat'ta kurduğu
fasit ajan nizamı pekiştirmek içindir...
İşte Obama yönetimi, direnişçilerin yoğun saldırılarıyla gittikçe kızışan
Afganistan bataklığından çıkmaya çalışmakta dolayısıyla Amerikan işgali
üzerindeki baskıyı hafifletmek, "ulusal uzlaşı" ve "barış
süreci" denilen siyasi süreci kolaylaştırmak için Pakistan'ın yanı sıra
İran'daki rejimle de işbirliği yapmaktadır. Ki Amerika, bu siyasi süreç yoluyla
bariz askeri işgal hegemonya şeklini siyasi, ekonomik ve güvenlik hegemonyasına
ve güvenlik anlaşmaları, danışmanlar, Afgan ordu güçleri ile polisini eğitecek
eğitmenlerle gizlenen uzun erimli askeri varlığa dönüştürerek Afganistan
halkını aldatmayı ümit etmektedir. Aynen Irak'ta yaptığı gibi. Hatta Amerika,
Irak'taki "es-Sahve Konseyi" benzeri "Şura Evlatları
Konseyi" adında bir konsey oluşturmaya başladı bile.

İran'ın, bu ay 18.10.2010'da yapılan ve geçiş sürecinin ele alındığı
Afganistan Uluslararası Temas Gurubu Konferansı'na ilk defa katılmasıyla
Afganistan'daki rolü dikkat çekici bir şekilde ortaya çıkmıştır. Nitekim
19.10.2010'daki haber ajanlarına göre Amerikan Temsilcisi Richeard Holbrooke,
"Afganistan'da istikrarın" gerçekleşmesi için uluslararası çabalara
dikkat çekerek Afganistan ve Pakistan'a yönelik şu açıklamada bulunmuştur:
"İran'ın, Afganistan'daki barış sürecinde oynayacağı bir rolü
vardır." Tabii ki bu da askeri, insani ve mali direncini kırmaksızın ve
uluslararası heybetini sarsmaksızın hem Amerikan çıkarlarına göre hem de
Amerika'nın hegemonyası ile çıkarlarını gerçekleştirecek şekilde olacaktır!