İşgal altındaki beyinlerimiz!
Günümüzde insanlık maddi ve fikri işgal edilmiştir. Fikri işgal sadece işgal altında olan, kolonileştirilmiş topraklarda yaşayan halklarla sınırlı değildir. Dünya genelinde tüm halkların beyinleri kapitalizmin işgali altındadır.
Kapitalizm beyin işgaline çok büyük önem vermektedir. Çünkü beyinleri işgal edip içerisindeki fikirleri belirlemek, insanı istenilen noktaya getirmek ve kontrol etmek yani kolayca sömürebilmek demektir. Bu işgal ise detaylı kültür faaliyetleri ve medya organları ile güçlendirilmektedir. Planlı, programlı, doğrudan hayat sahasına indirilen çok sinsi hamlelerle gerçekleştirilmektedir.
İslam akidesine iman etmiş beyinlerde bu zulümden paylarına düşeni almışlardır. Ve halen dört bir yandan gelen fikri saldırılara maruz kalmaktadırlar.
İnsanın hayatına yön veren, hayatını şekillendiren fikirlerin bütünü insanın mefhumlarını oluşturmaktadır. Mefhumları bozmak insanın davranışlarını bozmak demektir. Beyin işgali çerçevesinde Müslümanların davranışlarına yön veren ve onları harekete iten fikirleri yani İslami mefhumları saptırılmaya ve içini boşaltılmaya çalışılmaktadır. Böylelikle Müslümanların kendilerine hayat veren vahiyden uzaklaştırılıp, kapitalizmin boyunduruğu altına alınmaları kolaylaşacaktır. Oysaki İslam ve Ümmet için esaret altına girmek tabiatlarına aykırıdır. Zira hakikatler asla kötülüğün karanlığına mağlup olmazlar.
Bazı İslami mefhumlar aslından uzaklaştırılmaya veyahut ta manasından eksiltme yoluyla saptırılmaya çalışılmaktadır. Aynı zamanda birçok İslami mefhumun içi boşaltılmaya çalışılmaktadır.
Mesela; Kur'anı Kerim süslenip en gözde köşelere asılmaktadır. Fakat içeriği unutturulmuştur. Hacc sadece ruhani birliğin değil siyasi birliğinde meydana gelmesi gereken bir yerdir. Camiler sadece kapılarına kilit vurulan ibadethaneler değil ilim yuvalarıdır. Medreseler defilelerin yapıldığı otantik yerler değil alimlerin yetiştiği, İslami ilimlerin kaynaklarıdırlar. Sadece kalp temizliği değil davranışlarda da Şeriata uygunluk şarttır. Ezanlar minarelerden yükseldiğinde, sesleri kısmak değil ezanın davetine icabet etmek gerekmektedir. Ebeveynler arkadaş değil, itaat ve razı edilmesi gereken, ailenin sütunlarıdırlar. İslam sisteminin, demokrasi veya başka herhangi bir sistemle uzlaşan hiçbir yanı yoktur. Çünkü İslam sisteminin temeli vahye dayanır. Kulların akıllarına, heva ve heveslerine değil.
Fikri saldırıların ve neticesinde meydana gelen beyin işgallerinin önüne geçmenin tek yolu Resul'ün Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'in şu sözlerinde yatmaktadır:
تَرَكْتُفِيكُمْأَمْرَيْنِلَنْتَضِلُّوامَاتمَسََّكْ تُمْبِهِمَا: كِتَابَاللّٰهِوَسُنَّةَنَبِيِّهِ:
"Size iki şey bırakıyorum. Onlara sıkı sarıldığınız sürece yolunuzu şaşırmazsınız: Allah'ın kitabı ve Resulün sünneti." (Muvatta)
Atasözünde de geçtiği gibi kapitalizm'in sunduğu, küçük büyük Dini bilgileri, hatta tüm bilgileri ince eleyip sık dokumak gereklidir. Fikirlerimize, hadiste geçen ölçüyü koymalı, ancak oradan çıkacak fikirleri mefhum edinmeliyiz. Başka bir deyişle pazarlanmaya çalışılan bilgilerin, Peygamber Efendimizin Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'in gösterdiği ölçüye dayanarak, Şer'i hüküm olup olmadığından emin olmalı, ardından, varılan Şer'i hükmü tekrar Allahu Teala'nın istediği ve gösterdiği şekilde hayatımızda uygulamalıyız.
İslami mefhumların asıllarından uzaklaştırılmaları, insanoğlunun fıtratına uygun bir şekilde, kalkınmış bir varlık olarak yaşama imkanından uzaklaşması demektir. İnsanın özüne uygun tek yaşam biçimi vahye dayalı bir yaşam biçimidir. Zira insanoğlu da yaratılmıştır ve Rabb'e ait delillerdendir. Dolayısıyla Rabb'in gösterdiği yoldan gittiği zaman fıtratına uygun yaşamış olur, dünya ve ahirette gerçek saadete ulaşır.
Aynı zamanda bir Ümmetin kötü halden iyi hale geçebilmesi, doğrudan nefsindekilerini değiştirmesine, yani bozuk mefhumları atıp yerine doğru mefhumları oturtmasına bağlanmıştır. Allahu Teala şöyle buyurmuştur:
إِنَّاللَّهَلَايُغَيِّرُمَابِقَوْمٍحَتَّىٰيُغَيِّر ُوامَابِأَنْفُسِهِمْ
"Bir toplum bünyesinde olanları değiştirmedikçe Allah o toplumun halini değiştirmez.'' (Rad 11)
Bu ayeti kerimenin pratiğini Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'in bizzat göstermiştir.
Cahilce yaşayan Mekkelileri, "La İlahe İllallah" dedikleri takdirde onlara "bütün insanların arkalarında yürüyecekleri", "boyun eğecekleri", liderler olmayı vaat ediyordu. Akabe'de Peygamber Efendimize Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'in biat edilmesinin ardından Abbas b. Ubade, Resul'ü Sallallahu Aleyhi Ve Sellem'i himayelerine almanın, "dünyaya meydan okumak" anlamına geldiğini söylemişti. Verilen vaatler ve söylenen cümleler gerçekleşti... 1400 yıllık Hilafet!
İşte, bu nedenle Kapitalizm, Müslümanların beyinlerinin işgal edilmesine ayrı bir önem vermektedir. Tıpkı Kureyş gibi zulmüne karşı koyup, saltanatını sonlandıracak bir devletin kurulmasına götürecek yolların İslam ideolojisinde mevcut olduğunu bilmekte ve bu yolları kapatmak için azami derecede çaba göstermektedir. Bilmektedir ki, Müslümanlar bunu yapmaya muktedirlerdir. Ayeti kerimede de belirtildiği gibi, Müslümanlar yanlış mefhumlarını, doğru mefhumlarla değiştirdikleri takdirde Allah mutlaka onlara yardım edecek ve batıl zayi olacaktır.
Esma Sıddık