Ramazanı şerifi coşku ile yaşamak

Bizim inancımızda ve ona göre oluşan kültürümüzde, Ramazanın çok önemli yeri vardır. Ona o kadar değer vermişiz ki, ona "Onbir ayın sultanı." demişiz. Geri kalan onbir ay içinde eksilen manevi performansımız, bu ayda yükselir. Bu ayda adeta yeniden doğmuş gibi bir zindeliğe erişiriz. Ramazan'a verdiğimiz önem sebebiyle, onu, daha iki ay evvelinden, kandillerle hazırlıklarla karşılarız. Recep, Şaban ve Ramazan'dan oluşan ve insanımızın "Üç aylar" diye isimlendirdiği günlerde, farklı bir zaman dilimi içerisine gireriz. İlk iki ay içinde, an be an yaklaşan Ramazanın heyecanını duyup ona hazırlık yaparız.
Ramazanda ise, manevi duyguların doruğuna erişiriz. Böylelikle Rabbimizle kulluk noktasında kayba uğrayan performansımızı tekrar elde ederiz.
Ramazanda, maddi ve manevi anlamda baştan aşağı yenilenmek suretiyle, hayat mücadelemize devam ederiz. Ramazanda, ibadetle yoğun bir hayat yaşarız. Ramazanın bütün günlerini oruçla, gecelerini ibadetle geçiririz. Oruç, teravih, zekât, sadaka-i fıtır bu ayda eda edilir.
Salat-ı ümmiyeler, tekbirler, tehliller, kandiller, Ramazan davulları bu ayın getirdikleridir.
Diğer aylarda namazlarını çok kere ihmal eden insanlar bu ayda otuz gün 20 rekât teravih namazını hiç usanmadan, gönül hoşluğu içinde kılar, Ramazan biterken de onu göz yaşları ile uğurlarlar.
Dedelerin, babaların, ağabeylerin, torunlarını, oğullarını, kardeşlerini nasıl ellerinden tutup camilere koştuklarını görürüz. Bu neşeli ve coşkulu günler, küçüklerin manevi dünyalarında o kadar güzel hatıralar oluşturur ki, onları hayatları boyunca unutmazlar.
Ramazanda fakirler hatırlanır. Onların ihtiyaçları giderilmeye çalışılır. Sosyal adalet ve toplumsal dayanışma ve kaynaşma adına güzel faaliyetler yapılır. İftarlar verilir. Ramazan kumanyaları dağıtılır. Rama-zan, farklı bir zaman dilimidir. Onu doya doya yaşamalı ve Rabbimizin rızasını kazanarak noktalamalıyız. Bu aya rengini veren en temel ibadet şüphesiz oruçtur. Mümin oruçlu iken ahlakî, ruhsal ve duygusal bir başkalaşım içerisine girmektedir. Bir kulluk tezahürü olan oruç, insana benliği ve ihtirasları ile mücadele etmeyi öğreterek, nefsin bitmez tükenmez arzularına karşı insanın şeref ve onurunu koruyan bir kalkandır. Aynı zamanda oruç, insanın huzur ve mutluluğu için gerekli olan sabır, kanaat, merhamet ve şefkat duygularını geliştiren ve sosyal hayattaki; kin, haset ve kıskançlık gibi insanları huzursuzluğa sevk eden olumsuzlukları bertaraf eden ilahî bir emirdir.
Oruç ayı olan bu ayda, insanlarımızın "hayırseverlik" özelliği öne çıkmalıdır. Ülkemizin her yanından yükselen yoksulluk ve sefalet manzaralarının görüntüleri karşısında daha çok duyarlı olmak durumundayız. Kur'an-ı Kerîm'in indirilişıyle şereflenen Ramazan Ayının, mali ve bedeni ibadetleri yerine getirerek, Kur'an-ı Kerim'in lafzının yanında anlamı ve maksadını anlamaya çalışarak, toplumumuz, ülkemiz ve bütün insanlık için dualar ederek, ALLAH rızası için, eş, dost, akraba, komşu ve ihtiyaç sahiplerine iftarlar vererek ve ahlaki güzellikleri yaşayarak geçirmeliyiz. Müslüman olarak, İslam'ı dünya kamuoyu önünde sevimsiz gösterecek ve Müslümanlara yakışmayacak davranışlardan uzak durmalıyız.
Ramazan ayına girerken, onu yaşamak isteyen müminlerin psikolojik duyarlılıklarına saygı göstermek, herkesin en azından görevidir. İnsanlarımızın gönlü ve zihni, anlamsız münazara ve münakaşalarla meşgul edilmemeli, onlar kendi şahsî dünyaları içerisinde dinleri ile başbaşa bırakılmalı ve faydası olmayan konular üzerinde durmaktan azami derecede kaçınılmalıdır. Bilimsel toplantılarda konuşula cak hususları ekranlarda, kamuoyu önünde tartışmanın sonuç alma açısından hiçbir mantığının olmadığı bilinmelidir. Muhterem okuyucu!
Dünyanın en kazançlı ve getirisine paha biçilemeyecek bir ayın içindeyiz. Bu, Ramazan ayıdır. Ramazan ayının geceleri ayrı bir kazanç gündüzleri ayrı bir kazanç fırsatıdır. ALLAH, her kuluna bir fırsat daha lütfetti. Kurtuluş fırsatı, arınma fırsatı, cenneti kazanma fırsatı, Cemalullah'ı görme fırsatı ikram etti. Bu fırsatları nasıl değerlendirmemiz lâzım geldiğini de iki kılavuz vererek bize kolaylaştırdı. Bu kılavuzlardan biri Hz. Muhammed (S.A.V.)Efendimiz, diğeri de Kur'ân-ı Kerîm'dir. Elinde Kur'ân, önünde Hz. Muhammed (S.A.V.)Efendimiz varsa, sana müjde veriyorum: Yolun doğru, istikametin doğru, menzilin cennettir. İşte bunu anlayalım diye ALLAH, bize Ramazan ayını ikram etti.