+ Cevap Ver
5 sonuçtan 1 ile 5 arası

Ramazan-i Serif ve Oruç

 Dini Gün ve Gecelerimiz Katagorisinde ve  Oruç Ve Ramazan Forumunda Bulunan  Ramazan-i Serif ve Oruç Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Ramazan-i Serif ve Oruç Oruç ayi olan Ramazan-i Serîf, feyizli bir hayatin yasandigi mübârek bir mükâfât ayidir. Nâil oldugumuz sayisiz nîmetlerin kadrini hatirlatan bu ayda, fânî lezzetlerden vazgeçip bâkî lezzetlere nâil olmanin sirrina, Hakk Teâlâ’nin emir buyurdugu oruç nîmeti ile kavusulur. Oruç, fazîleti ve aslî gâyesi dâimî bir ibâdet suûru ...

  1. #1
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    13.484
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Ramazan-i Serif ve Oruç

    Ramazan-i Serif ve Oruç

    Oruç ayi olan Ramazan-i Serîf, feyizli bir hayatin yasandigi mübârek bir mükâfât ayidir. Nâil oldugumuz sayisiz nîmetlerin kadrini hatirlatan bu ayda, fânî lezzetlerden vazgeçip bâkî lezzetlere nâil olmanin sirrina, Hakk Teâlâ’nin emir buyurdugu oruç nîmeti ile kavusulur.
    Oruç, fazîleti ve aslî gâyesi dâimî bir ibâdet suûru içinde nefs engeliyle mücâdele etmek ve nefsi baski altinda tutarak te’sîrini asgarîye indirebilmektir.
    Oruç, hayat mücâdelesinde zarûrî olan "sabir, irâde, nefsî arzulardan uzaklasma" gibi hallerin tâlimi ile ahlâkî durumumuzu kemâle erdirir. Yine bu ibâdet, nefsin bitmez tükenmez arzularina karsi insanin seref ve haysiyetini koruyucu bir kalkandir.
    Yine oruç; sahibini, azm ü sebât, kanâat, hâle rizâ, metânet, sabir gibi ahlâkî güzelliklere erdirmenin fazîleti ile beraber mahrûmiyyet ve açlikla nîmetlerin kadrini hatirlatir ve bu vesîle ile yoksullarin hallerini düsündürüp onlara merhamet ve sefkat hisleriyle yüreklerimizi hassaslastirir. Sükrân duygularini canlandirir. Bu vasfiyla oruç, sosyal hayattaki kin, hased, kiskançlik gibi kitleyi huzûrsuzluga bogan menfîlikleri bertaraf etmekte en müessir bir ilâhî emirdir.
    Ashâb-i kirâmin oruca karsi çok büyük ragbetleri vardi. Onlar, tahammülü güç sicak günlerde dahî nâfile oruç tumaya gayret ederlerdi. Bir kisminin, günes isiginin yakiciligindan korunacak ölçüde elbiseleri bile yoktu. Elleri ile günes isigindan ve sicaktan korunmaya çalisirlardi. Bütün bunlara ragmen büyük bir mânevî haz ve lezzet içinde nâfile de olsa oruçlarini devam ettirirlerdi.
    Sakîk-i Belhî buyurur:
    "Ibâdeti lâyikiyla îfâ edebilmek, bir san’attir. Onun kazanç mekâni, halvet; vâsitasi ise açliktir."
    O açlik ki, modern tipta bile diyet adiyla sihhatli kalmanin en birinci sartidir. O açlik ki, tahammülü en zor olan bir mahrûmiyyettir. Rivâyet olunur ki, nefis, yaratildigi zaman çesitli iptilâ ve mahrûmiyetlere ragmen Cenâb-i Hakk’a {REF Sen sensin, ben benim..} deme cür’et ve cehâletinde bulundu, ancak ve ancak açlik sebebiyle aczini kabûl etti. Bu sebepledir ki, irâde terbiyesinde açliga katlanabilmek kadar müessir baska bir husûs yoktur. Irâde ise, tabiî ve nefsânî meyillere karsi koyabilmenin temel sartlarindan biridir.

  2. #2
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    13.484
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Hazret-i Mevlana -kuddise sirruh- buyurur

    Hazret-i Mevlana -kuddise sirruh- buyurur

    "Insanin asil gidâsi Allâh’in nûrudur. Ona asiri ten gidâsi vermek lâyik degildir. Insanin asil gidâsi, ilâhî ask ve ilâhî akildir."

    "Insan, asil rûhânî gidâsini unuttugu ve ten gidâsina düstügü için huzûrsuzdur. Doymak bilmez. Ihtirasindan yüzü sararmis, ayaklari titremekte, kalbi telasla çarpmaktadir. Nerede yeryüzü gidâsi, nerede sonsuzlugun gidâsi?!."

    "Allâh sehîdler için: {REF Riziklandilar} diye buyurdu. O mânevî gidâ için ne agiz, ne de cesed vardir."

    Hazret-i Lokmân, ogluna söyle nasîhat ederdi:

    "Miden doyunca, fikrin uykuya dalar, hikmet susar, âzâlar ibâdetten geri kalir."

    Velîlerden bir zât söyle derdi:

    "Çesit çesit yiyeceklerle midesini fesâda ugratan zâhidden Allâh’a siginirim."

    Âise -radiyallâhü anhâ-:

    "Melekût kapisini açmak için gayret edin!" demisti.

    Sordular:

    "–Ne ile?"

    Mü’minlerin annesi söyle cevap verdi:

    "–Açlik ve susuzlukla!"

    Sayili günlerden ibaret olan oruç, yine sayili günlerden ibaren olan hayatimiza incelik, derinlik ve zerâfet kazandirir.

    Çünkü tokluk, nefsânî arzulari tahrîk ederken; açlik, -çok had safhaya varmadikça- tefekkür ve tehassüs melekesini güçlendirir. Bundan dolayi akil hastalarina ilk tatbîk edilen tedâvî perhizdir.

    Bununla beraber oruç, bir ibâdet oldugundan, sirf o gâye ile icrâ edilmelidir. Onun faydalari gâye hâline getirilirse, oruç, ibâdet olmaktan çikar. Yâni oruçlarimizda mide dolgunluklarini önlemek, kilo vermek gibi gâyeler olmamalidir. Böyle oruçlarda rizâ-yi ilâhî düsünülemez.

    Bedenî hareketlerin faydasini kasdederek veya gaflet ve kasvet-i kalb ile kilinan namazlar bile bu kabîldendir.

    Ibâdetler, yalniz rizâ-yi ilâhiyyeyi tahsîl gâyesi ile yapilir. Bu gâyenin gerçeklesmesi için, kalbin seviye kazanmasi, hamliktan kurtulup kemâle erismesi zarûrîdir.

    Ramazan-i Serîfte Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem-’in de tavsiyelerinde yer alan belli basli birtakim husûslara dikkat etmek îcâb eder:

    a. Kelime-i sehâdet,

    b. Istigfâr ve zikir,

    c. Cenneti tahsîl edebilmek için bolca amel-i sâlih,

    d. Cehennemden kurtulus için harâmlardan ve kerâhetten sakinmak,

    e. Imkânlar nisbetinde çokça hayir ve hasenatta bulunmak, kirik ve mahzûn kalblerin duâsini almak,

    f. Oruçlu bir kimseye iftar ettirmek.

    Ve emsâli...

    Ramazan-i Serîf, mü’minlere fazîlet ve olgunluk kazandirabilecek ilâhî bir rahmet mevsimidir. Oruçlu iken agiza bir sey girmemege dikkat edildigi gibi agizdan çikan kelâma da dikkat edilmelidir. Dedikodu ve incitmeden son derece sakinmali ve orucun fazîletini azaltmamalidir.

  3. #3
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    13.484
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Allah Rasulü -sallallahü aleyhi ve sellem- buyurur

    Allah Rasulü -sallallahü aleyhi ve sellem- buyurur

    "Oruç, oruçluya yakismayan seylerle zedelenmedikçe (tutan için) bir kalkandir."

    Denildi ki:

    "(Oruçlu) onu ne ile zedeler?"

    Buyurdular:

    "Yalan ve giybetle..." (Nesaî; Mu’cemu’l-Evsat)

    Çünkü yalan ve giybet sahipleri, gündüzleri helal yiyeceklerden nefislerini mahrum birakarak oruç tutarlar, ancak yalan ve giybetleri sebebiyle de insan eti yiyerek manen haramla iftar etmis sayilirlar. Bu sekilde zahiren oruçlu olup manen giybet sebebiyle iftar etmis olanlar hakkinda Süfyan-i Sevrî Hazretleri, takva ölçülerine göre:

    "Giybet edenin orucu bozulur." demistir.

    Hazret-i Mücahid de, ayni hassasiyete binaen:

    "Giybet ve yalan orucu bozar!" buyurmustur.

    Yani giybet edip yalan söyleyerek oruçlarini manen sakatlayanlar, orucun asil matlub olan bir kisim yüksek fazîletinden tamamen mahrum kalirlar.

    Bunun içindir ki, dünya gayeleri ile bulandirilmis, riya, gösteris ve gafletle kirlenmis oruçlar ve namazlar hakkkinda Hazret-i Peygamber -sallallahü aleyhi ve sellem- Efendimiz söyle buyururlar:

    "Nice oruç tutanlar vardir ki, kendisine orucundan kuru bir açliktan baska bir sey kalmaz! Geceleri nice namaz (teravih ve teheccüd) kilanlar olur ki, namazlarindan kendilerine kalan yalniz uykusuzluktur." (Taberanî)

    Namazlar, bilhassa gece namazi olan teravih ve teheccüdler, kalbe huzur saglamalidir. Bu mübarek ayda namazlara daha da itina etmeli, Kur’an-i Kerîm’i husu ile okumali, zikirle ruhumuzu inceltmeli, zekat ve sadakalar ile de, vicdan huzuruna kavusmaliyiz. Kur’an-i Kerîm Ramazan ayinda dünya semasina indirildigi için bu mübarek ayda Kur’an terbiyesine girmeli, o istikamette ibadetler degerlendirilmelidir.

    Kur’an-i Kerîm, asil kalble okunur. Gözün vazîfesi, kalbe gözlük olabilmektir.

    Ramazan-i Serîf’in diger bir kiymeti de mü’minlere feyz ü bereket dolu bir Kur’an hayati yasatmasi bakimindan mütalaa olunmalidir.

    Ramazan-i Serîf, oruç ve Kur’an arasinda ince bir rabita ve derin bir yakinlik vardir. Hayat ve ölüm ögütlerini, Kur’an-i Kerîm’den baska hangi salahiyetli kürsüden dinlemek mümkündür?

  4. #4
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    13.484
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    Hazret-i Peygamber -sallallahü aleyhi ve sellem-:

    "Oruçla Kur’an, kiyamet gününde kula sefaat edecektir. Oruç, sabrin yarisidir." buyurmuslardir.

    Orucun ecri Cenab-i Hakk katinda mahfuzdur. Hadîs-i kudsîde buyurulur:

    "ademoglunun her amel ve hareketi kendisine aiddir. Oruç ise böyle degil! Çünkü o, benim içindir. (Çünkü ben yemem, içmem ve bütün beserî sifatlardan münezzehim.) Dolayisiyla ben, onun mükafatini (hususî bir sekilde) bol bol verecegim."

    Bu hadîs-i kudsînin ardindan Rasulullah -sallallahü aleyhi ve sellem-, söyle buyurdular:

    "Oruçlunun sevinecegi iki ferahlik vardir:

    1. Iftar ettigi zaman (Cenab-i Hakk’in nîmetlerine kavustugu için) sevinir.

    2. Rabbine kavustugunda da orucu berekatiyla nail oldugu yüksek derece için sevinir." (Buharî)

    Görüldügü üzere Cenab-i Hakk, oruca olan ragbeti beyanin yaninda ona verecegi mükafat ve karsiligi, beserin oruca olan ragbetini te’mîn zimninda sakli tutmustur. Tipki bir müsabakada cazibeyi artirmak için sakli tutulan çok büyük bir mükafat gibi...

    Oruç, nîmetlerin kadrini bildiren, sükran hisleri uyandiran, yoksullarin, çaresizlerin halinden anlama suuru veren, nefsanî arzu ve temayülleri bertaraf eden, maddenin esaretinden kurtarip "sabir" denilen en yüksek ahlakî bir meziyyete eristiren bir ibadettir.

    Ramazan-i Serîf orucu, teravih namazi, sahur ve seher uyanikligi bakimindan çok mühimdir. Hadîs-i serîfde buyurulur:

    "Allah -celle celalühu-, size Ramazan-i Serîf orucunu farz kilmistir. Ben de gece namazini, teravihi sünnet kildim. Eger bir kimse îmanli bir yürekle ve sevabina ermek emeli ile Ramazan-i Serîf orucunu tutar, teravih namazini kilarsa, anadan dogdugu gibi günahlarindan kurtulur."

    Hali ile oruç ve namazin îfasinin kabulünde kalbin seviye kazanmasi, yani "husu" sarttir. Namazlar, sür’atli kilinarak bir hazim vasitasi olmamalidir.

    Ramazan-i Serîf’in hakîkatine erebilmek için o mevsime mahsus olan gufran yagmurlarindan istifade zarurîdir. Zîra tasa veya denize yagan nisan yagmurunun hiçbir faidesi yoktur. Ancak takva nes’esiyle bu sükran ve gufran faslinin tadini çikarabiliriz.

    Allah Rasulü -sallallahü aleyhi ve sellem- buyurur:

    "Ramazan ayi girdigi zaman cennet kapilari açilir; cehennem kapilari kilitlenir; seytanlar zincire vurulur." (Buharî, Müslim)

    Yani beserî suçlar ve günahlar, gerçek oruç tutanlarda en asgarî bir seviyeye iner. Seytanin serri de biter. Ancak nefsin serrine dikkatli olmak gerekir...

    Hadîs-i serîfte buyurulur:

    "Cennet seneden seneye Ramazan için süslenerek söyle der:

    {Allah’im! Bizim için bu ayda kullarindan bizde kalacak insanlar kil!..}......" (Taberanî)

    Yine Rasulullah -sallallahü aleyhi ve sellem- buyurur:

    "Oruç tutunuz ki, sihhat bulunuz!" (Taberanî)

    "Iftari acele ediniz; sahuru geciktiriniz!.."

    Oruçlarimizi sakatlayacak ihmallerden kaçinmak îcab eder. Öfkeden siddetle uzaklasmalidir.

  5. #5
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    13.484
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Hadîs-i serîfde buyurulur

    Hadîs-i serîfde buyurulur

    "Oruç, sadece yemek, içmek vesaireden kesilmek degildir. Kamil ve sevabli oruç, ancak faydasiz laftan, bos vakit geçirmekten, kötü söylemekten (dedikodudan) ve nefs-i emmarenin bütün temayüllerinden vazgeçmektir. Sayet biri sana söver, yahut sana karsi cahilce herhangi bir harekette bulunursa, kendi kendine: {_F deüphesiz ki ben oruçluyum!} de; sabret!" (Hakim , Beyhakî)

    Zîra Ramazan-i Serîf’in bir adi da {_F feehru’s-sabir}dir.

    Sabir, güzel ahlakin agirlik merkezidir. Îmanin yarisi, ferah ve seadetin anahtaridir. Cennet nîmetlerine kavusturan büyük bir nîmettir.

    Dîn ve ahlakda sabir, hosa gitmeyen ve izdirap veren hadiseler karsisinda muvazeneyi bozmadan sükunete bürünmek, Hakk’a teslîm olmakdir.

    Enbiya ve evliya, sabirla Allah’in yardimina nail oldular. Onlar bizim yüksek örneklerimiz olmalidir.

    Sabrin dünyevî tarafi aci, ahiret tarafi çok parlaktir. Sabrin acilarini sîneye çekenler, ebediyyet devleti olan cennete ve Allah’in rizasina kavusurlar.

    Her halukarda Allah’in emir ve yasaklarindaki nîmet, hikmet ve ilahî mükafatlari düsünmek, sabri kolaylastirir.

    Sabrin ilk sarti da, hadise ile ilk karsilasma zamaninda olmasidir. Tavi geçmis bir sabrin, fazla bir mükafati yoktur.

    "Sabur" ism-i serîfinin en güzel tecellî merkezi peygamberler ve evliyaullahdir. Nitekim onlardan bizlere intikal eden en güzel ahlak-i seniyyeden biri olarak varlik ve darlik zamanlarinda sabir, çok mühimdir.

    ***

    Oruçlarimizi Allah -celle celalühu- beraberliginde tutmamiz için "sahur, teravih, zikir, Kur’an ve dua" gibi manevî istinadlardan lezzet almak îcab eder.

    Iftar zamani da, dualarin kabul oldugu ince bir vuslat demidir. Bunun içindir ki, bu heyecanli anlarin birlikte yasanmasi da ayrica bir rahmet ve huzur kaynagidir. Hazret-i Peygamber -sallallahü aleyhi ve sellem- buyururlar:

    "Kim bir oruçluya iftar verirse, oruçlunun ecri gibi -oruçlunun sevabindan hiçbir sey eksilmeden- ecir alir." (Tirmizî)

    Bu müjdeyi duyan ashab-i kiramin fakîrleri, Rasulullah -sallallahü aleyhi ve sellem-’e gelerek kendilerinin zenginler gibi oruçluyu doyuracak derecede iftar yemegi vermeye güçlerinin yetmedigini hüzünle arzettiklerinde de Allah Rasulü -sallallahü aleyhi ve sellem-, söyle buyurdular:

    "Kim bir oruçluyu bir hurma ile iftar ettirirse veya bir içecek su ile veya tadimlik bir süt ile iftar ettirirse, Allah Teala, ona ayni sevabi verir."

    ***

    Nafile oruçlarda ayri bir hassasiyet vardir. Zîra has kullarin amelinin esasi sidktir. Bu da, niyyetin halisiyyeti ve nefsin tezkiyesi nisbetindedir.

    Bu hususda gerek nafile oruç tutmak, gerek oruçsuzluk, gerek oruç tutmayanlarin israri ile nafile orucu bozmak, gerekse bozmamak seklinde saglam bir niyete bagli olan her amel efdaldir.u Saîd -radiyallahü anh- anlatir:

    "Ben Rasulullah -sallallahü aleyhi ve sellem- ve ashabi için bir yemek hazirlamistim. Yemegi kendilerine takdîm edince, aralarindan bir kimse çikip {REF Ben oruçluyum!} dedi. Bunun üzerine Allah Rasulü -sallallahü aleyhi ve sellem-:

    "–Kardesiniz sizi çagirdi ve sizin için hazirlik yapti. Simdi sen {REF oruçluyum} diyorsun. Orucunu boz ve onu bir baska gün kaza et!» buyurdu." (Tirmizî, Ebu Davud)

    Orucu bozmamakla alakali rivayet ise söyledir:

    "Rasulullah -sallallahü aleyhi ve sellem- ve ashabi, Bilal -radiyallahü anh-’in oruçlu oldugu bir mecliste yediler ve içtiler. Hazret-i Peygamber -sallallahü aleyhi ve sellem-:

    { Biz rizkimizi yiyoruz.. Bilal’in rizki ise cennettedir.} buyurdular." (Ibn-i Mace)

    Bu hadîs-i serîfler gösteriyor ki, niyet ve kalbin durumuna göre nafile orucu îcab ettiginde bozup bozmamak hususunda her iki davranis da caizdir.

    Amellerin degerlendirilmesi Allah’a aiddir. Ömrün hayirlisi, O’nun yaninda geçen ve O’nun ugrunda harcanandir. Insan, mezara indirilirken fanî hayatin ancak hatiralari ile gömülecektir. Mezarlar, amel-i salihden baska hiçbir seyin giremedigi mekanlardir.

    Allah rizasina uygun düsmeyen bir hayat, çöllerdeki seraplara benzer. Hakîkatten nasîbsiz hayalden ibarettir.

    Hadîs-i serîfde:

    "Mü’min öldügü zaman, namazi bas ucunda, sadakasi saginda, oruç gögsünde bulunur." buyurulmasi, bunun en güzel bir delîlidir.

    Allah’in sonsuz kereminden umulur ki, Hazret-i Peygamber -sallallahü aleyhi ve sellem-’in buyruklari sebebiyle bizlerin mübarek Ramazan ayinin biraz daha fazla kiymetini bilmemize, ona daha fazla deger verip daha fazla sevap islememize ve daha az günaha girmemize sebep olur.

    Hadîs-i serîfde buyurulur:

    "Eger insanlar, Ramazan-i Serîf’in ne oldugunu layikiyla bilselerdi, senenin tamaminin Ramazan olmasini arzu ederlerdi."

    Günlerimiz mübarek, Ramazan-i Serîf’imiz makbul olsun!..

    Istikbal mü’minlerindir...

+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. Ramazan ayı, Karaciğer ve Oruç
    By LeBBeyK in forum Diyet
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07-18-2013, 07:12 PM
  2. Oruç, Ramazan, İftar, Sahur
    By Furkan in forum Oruç Ve Ramazan
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07-11-2013, 12:10 PM
  3. Ramazan ayi oruç ve teravihin fazileti
    By Karani in forum Oruç Ve Ramazan
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07-06-2013, 01:05 AM
  4. Ramazan oruç ve kuran
    By MuHaMMeD in forum Oruç Ve Ramazan
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-16-2010, 01:36 PM
  5. Oruç Ramazan ve teravih
    By Furkan in forum Oruç Ve Ramazan
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-12-2010, 01:10 PM

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379