Oruçlunun dikkat etmesi gereken önemli meseleler -2 -Seferilik, yolculuk halinde oruç

2- Seferilik, yolculuk: Ramazan ayında seferî olan kimse oruç tutmayabilir. Seferîlik hali bitince, tutmadığı günleri kaza eder. Yukarıda zikredilen ayet-i kerime bunu ifade etmektedir.

Her türlü zahmete rağmen oruç tutmasında bir sakınca yoksa, gerek hasta ve gerekse seferî olan kimsenin kendi arzusu ile gönülden oruç tutması daha hayırlıdır, faziletlidir. Bu konuda Cenab-ı Hak:

"...Eğer bilirseniz, güçlüğüne rağmen oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır." (Bakara Sûresi: 184) Buyurmaktadır.

Geceden oruç tutmaya niyetlenip gündüz ise yolculuğa çıkmak zorunda olan kimse yolculukta zorluk çekerse orucunu bozabilir. Ancak orucunu tamamlaması daha uygundur. Abdullah b. Abbâs (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz, Mekke-i Mükerreme'nin fethi seferine Ramazan ayında çıktı. Tâ Kedîd mevkiine ulaşıncaya kadar oruç tuttu. Ancak sahâbelere oruç çok ağır gelince, orada iftar etti, O'nun beraberinde sahabeler de iftar etti. (Buharî, Savm:34; Müslim, Sıyam:15)

3- Gebelik ve emziklik. Hamile bir kadın, oruç tuttuğu takdirde kendisine veya çocuğuna bir zarar geleceğinden korkarsa, oruç tutmayabilir, sonra kaza eder. Çocuk emziren bir kadın da oruç tutması halinde sütü azalırsa oruç tutmayabilir, sonra kaza eder. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz buna müsaade etmiştir. (Nesâî, Sıyam:50-51, 62; İbn-i Mace, Sıyam:3)

İyileşme umudu olmayan hastalar da aynı hükme tabidir.

4- Düşkünlük ve ihtiyarlık. Vücutça günden güne zayıflayan ve oruç tutmaya gücü olmayan düşkünler, ihtiyarlar ileride de bu orucu kaza edemeyecekleri sebebi ile her gün için bir fidye verirler. Yukarıda zikredilen ayet-i kerime bunu ifade etmektedir.

İyileşme umudu olmayan hastalar ile oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlıların verecekleri Fidyenin tutarı aynen fitre kadardır. Bu fidyeler Ramazanın başlangıcında verilebileceği gibi, Ramazanın içinde veya sonunda da verilebilir. İsterlerse fidyenin hepsini bir fakire topluca verirler, ayrı ayrı fakirlere de verebilirler. Bu durumda olan kimseler, fidye vermeye gücü yetmiyorsa ALLAH Teâlâ'dan bağışlanmalarını isterler. Oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlılar ile iyileşme ümidi olmayan hastalar eğer ileride tutabilecek duruma gelirlerse tutamadıkları oruçları kaza etmeleri gerekir. Önceden verdikleri fidyelerin hükmü kalmaz, bunlar nafile sadaka sayılır.

5- Bir başkasının zor kullanması. Dediğini yaptırma gücüne sahip bir kimse tarafından orucu bozması, bozmadığı takdirde kendisini öldüreceği veya vücuduna bir zarar vereceği söylenirse, orucunu bozabilir.

6- Şiddetli açlık ve susuzluk. Oruç tutarken kendisinde şiddetli açlık ve susuzluk hissederek oruca dayanamayan ve devam ettiği takdirde ölmekten veya akli dengesinin bozulmasından, sağlığına bir zarar gelmesinden korkan bir kimse de orucunu bozabilir, sonradan kaza eder.

Bir zorunluluk olarak, ağır işlerde çalışmak zorunda olan kişilerin oruçlu olarak çalıştıkları takdirde sağlıkları gerçekten risk altında kalacaksa Ramazan ayında tutamadıkları oruçlarını uygun bir zamanda kaza ederler.

Not: Düğün veya ziyafete davet edilmek, sadece nafile oruç tutanlar için bir özürdür. Nafile oruç tutanlar bu durumda oruçlarını bozarlar ve kaza ederler.
Oruçtan beklenen güzel neticelere nail olabilmek

Soru: Oruçtan beklenen güzel neticelere nail olabilmek için nelere dikkat edilmesi gerekir?

Cevab: Bismillâhirrahmanirrahim.

İçinde bulunduğumuz Ramazan ayında emredilen oruç ve bu ayda yapacağımız diğer tüm güzel davranışlar, temelde bireyin arınmasını ve genel olarak toplumsal dayanışmayı ve kardeşliği sağlayan en önemli ibadetlerden biridir.

Oruçlu insan; yalan, gıybet, iftira, hile, aldatma, her türlü kötü söz ve davranışlardan uzak, bütün sosyal ilişkilerinde, söz ve sözleşmelerinde, iş ve işlemlerinde dürüst ve dosdoğru olmalıdır.

Oruç, insanın beden ve ruh dengesini sağlayan en kolay ve en pratik yoldur. İradenin güçlenmesinde oruç önemli bir yer işgal eder. Zira oruçlu iken başka zamanlarda terk edilmesi imkansız gibi görünen birçok kötü ve zararlı alışkanlıklardan uzaklaşılabilmektedir.

İrade zayıflığının insanı birçok kötülüklere sevk ettiği bir gerçektir. Hatta zayıf iradeli insanlar, rüzgarın önündeki yaprak gibi sağ sola savrulur. Hayatlarında başarıyı yakalama şansları çok düşüktür. İnsanı hakimiyeti altına alarak ona esaret hayatı yaşatan içki, kumar, sigara gibi zararlı alışkanlıklardan kurtulma ve bilinçlenme provası olan oruç, başka hiçbir motivasyonun gerçekleştiremeyeceği kazanımları sağlar. İşte oruç, iradeyi güçlendirmek için en güzel egzersizdir.