Ramazan yeme, içme, eğlenme ayı değil , Yememe içmeme ayıdır
Ramazan, yeme, içme, eğlenme ayı değil, bilâkis, yememe, eğlenmeme ayıdır. Zira, Ramazan bir uhrevî pazar, bir İlâhî fuardır.

Bu pazar ve fuarda ebedî hayatı kazandıracak çok kârlı ticaret yapabiliriz.
Ancak, bazı yayın organları, tv kanalları, Ramazanı “çal oynasın, vur patlasın!” havasına büründürüyor.
Hiç şüphesiz mü’min, meşrû dairede eğlenir, eğlenmeli. Fakat, iş gezisine çıkan bir iş adamının, bir diplomatın ana düşüncesi işine odaklanarak sonuç almaya çalışmak değil midir? Ancak, bu, tâlî meşgaleler bulmasına engel teşkil etmez. Hedefinden saptırmayacak uğraşlar, hobiler bulabilir. Ki, ana mesele için aşk ve şevk unsuru olabilir.
Bu örneklerden hareketle dünyaya gönderilişimizin asıl gayesi “imtihan, ibadet, duâ ve ilim” vasıtasıyla gelişmek şeklinde özetlenebilir. Tabiî ki, bu temel görevin yanında meşrû çerçevede eğlence gibi bazı tâlî meşgalelerimiz de olabilir ve hatta olmalı.
Dünya meşgaleleri, iç içe yaşadığımız maddî-manevî sıkıntılar bizi bunaltır. “Kalbimiz yorulur; fikir kendisini eğlendirmek için rastgele bir şeyle meşgul olmak ister” ve hemen hayallerin renkli, pembe dünyasına dalarız. Öte yandan, uçmak, hesapsız mal/mülke sahibi olmak, sonsuz lezzet ve zevklere dalmak, hatta sonsuza dek yaşamak isteriz. Ancak ahirete iman ve Kur’ân’ın bahsettiği gerçekleri, Cennette yaşama imkânına kavuşacağımızı düşünüp dünyanın faniliğini, hayal kırıklıklarını tamir ve tedavi edebiliriz.
Eğlenceye meyletmenin diğer psikolojik temeli, insan olarak “geçmiş, şimdiki ve gelecek” olmak üzere üç boyutlu zaman dilimlerinde yaşamamızdır. Yani, geçmişten hazin üzüntüler, istikbalden endişe okları, bulunduğumuz andan çeşitli problemler hücum eder. Düşmanlarımız sayısız; ihtiyaçlarımız ise her tarafa dağılmış. Buna mukabil, son derece aciz, zayıf, güçsüz yaratıklarız.
Öte yandan, şuurlu fakat aklımız, fikrimiz kısa varlıklar olmamız yanında, “Nereden geldim, kim gönderdi, sonum ne olacaktır; bütün sevdiklerimden, sahip olduğum güzelliklerden sonsuza dek ayrılacak mıyız?” gibi sorular zihnimizde yankılanır.
İşte, sonsuz kudret, merhamet Sahibine lâyıkıyla inanıp tevekkül edemeyen insan; gerçeklerden, problemlerden ve sıkıntılardan kaçmak ister. Bu çerçevede, kimilerince oyun, eğlence ve gayr-i meşrû vasıtalardan olan alkol veya uyuşturucu bir kaçış kapısı olarak görülür.