RAMAZANIN ARDINDANقاَلَ اللهeُ تَعَالَى فِي كِتَابِهِ الْكَرِيمِ :أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ ، بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ﴿إِنَّ الْمُسْلِمِينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِوَالْقَانِتِينَ وَالْقَانِتَاتِ وَالصَّادِقِينَ وَالصَّادِقَاتِ...[1]صَدَقَ الله ُالْعَظِيمُ.وَ قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى الله ُعَلَيْهِ وَ سَلَّمَ فِي حَدِيثٍ :,الصِّياَمُ وَ الْقُرْآنُ يَشْفَعاَنِ لِلْعَبْدِ يَوْمَ الْقِياَمَةِ-[2]صَدَقَ رَسُولُ اللهِ فِيمَا قَالَ.
Muhterem Mü'minler!Şanıyla, şerefiyle, hoş safa gelen mübarek Ramazan ayını, her şeyin bir sonu olması kaidesiyle geride bıraktık. Bu haftaki Cuma namazımızla ve seneye yine kavuşma dileğiyle uğurlayacağız inşaallah. Ramazanın ne kadar feyizli, bereketli ve huzurlu bir ay olduğunu hepiniz yaşayıp gördünüz. Bu ayda insanlar birbirlerine daha çok saygı duyuyor; birbirlerinin kalplerini kırmıyor, haram olan şeylere el uzatmıyor, yalan sözler sarf edilmiyor, her Müslüman, yaratıcının emirlerini yerine getirmenin huzurunu yaşıyor ve her kes İslâmın bereketinden payını alıyor... Ne mutlu sizlere ki, Ramazan ayını ihya ederek, bu günlere kavuştunuz.Aziz cemaat! Rabbimiz Ahzab suresinin 35. ayetinde meâlen şöyle buyurur:“Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkekler ve Allah’ı çok zikreden kadınlar var ya; İşte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.” Evet, yaratılmışların en şereflisi olan insan, yeryüzünde Allah'ın halifesi olduğuna göre, ayette sıralanan özelliklerle, Onun rızasına uygun olarak yaşamaya mecburdur. Bu mecburiyet sadece Ramazan ayına mahsus değil, bütün bir ömür için geçerlidir. Bu ayın özel bir feyiz ve bereketi olduğundan, Kur'an bu ayda indirilmiş ve “Kadir gecesini” içine almıştır. Fıtır sadakası bu ayda ve şeytanların zincire vurulması da bu aydadır. Allah'ın rahmeti, mağfireti, günahları silip; azaptan kurtarması bu ayda daha fazladır. Zengin Müslümanlar çoğunlukla bu ayda zekâtlarını verirler. Değerli Kardeşlerim! Bunu iyi bilelim ki, İslâm, sadece Ramazana mahsus bir yaşantı biçimi değildir. Sadece camilerin dört duvarının içinde yaşanması gereken Rabbani bir nizam değildir. Onun için, Ramazan bitti diye İslâmi gereklerden uzaklaşmayalım. İslâmı Kur'an'la; Kur'an'ı da İslâm’la hayatımızın her zaman ve mekânında yaşayalım. Ramazanın bize hediyesi olan "Kur’an’ı, gönüllerimize bir şifa" olarak bilelim. Hem okuyup hem okutalım. İyi bilelim ki kişi bilmediğinin düşmanıdır. İslâmı bilen ve yaşayan, İslâmın düşmanı olamaz. Gerçek şu ki; ebedi kurtuluş ve saadet, Allah'a, Kur'ana ve Resulüne iman edip, hayatını bu yolda geçiren kimselerindir.Peygamberimiz (s.a.v.) bize şu müjdeyi veriyor. "Oruç ve Kur'an kıyamet günü kul için şefaat ederler. Oruç der ki: “Ey Rabbim, ben onun yemesine ve nefsani arzularına mani oldum. Şefaatimi ona kabul et.” Kur'an der ki: “Ben onun gece uykularına mani oldum. Ona şefaatimi kabul et.” Her ikisi de şefaat ederler." [3]Yüce Mevlâ’mız, cümlemizi, bütün bir ömür boyunca İslâmı yaşayan kullarından eylesin, şefaat edenlerin şefaatine ulaştırsın ve bir dahaki Ramazana ulaşmayı, cümlemize nasip eylesin.أَلاَ إِنَّ أَحْسَنَ الْكَلاَمِ وَ أَبْلَغَ النِّظاَمِ...