+ Cevap Ver
5 sonuçtan 1 ile 5 arası

Keffaretler hakkında genel bilgiler

 Dini Gün ve Gecelerimiz Katagorisinde ve  Oruç Ve Ramazan Forumunda Bulunan  Keffaretler hakkında genel bilgiler Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Keffaretler hakkında genel bilgiler Yanlışlıkla, bilerek veya zorlama sonucu işlenen bazı günahların affedilmesi için İslâm'da gösterilen telâfi yollarından her birine "keffaret" denir. Keffaret, lügatta: Mahvetmek, izale etmek manasındadır. ALLAH Teâlâ, kullarından sudur eden bazı kusurları, günahları birtakım güzel ameller sebebiyle örttüğü, afv-ü mağfiret buyurduğu için buna vesile olan bu güzel ...

  1. #1
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    13.484
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Keffaretler hakkında genel bilgiler

    Keffaretler hakkında genel bilgiler

    Yanlışlıkla, bilerek veya zorlama sonucu işlenen bazı günahların affedilmesi için İslâm'da gösterilen telâfi yollarından her birine "keffaret" denir.

    Keffaret, lügatta: Mahvetmek, izale etmek manasındadır. ALLAH Teâlâ, kullarından sudur eden bazı kusurları, günahları birtakım güzel ameller sebebiyle örttüğü, afv-ü mağfiret buyurduğu için buna vesile olan bu güzel amellerden her birine keffaret denilmiştir. Bu keffaretler, yapılması yasak olan şeyleri yapmaktan insanları men etmeye, vazgeçirmeye sebeb olur ve işlenen günaha bir ceza mahiyetinde bulunur. Aynı zamanda bir ibadet mahiyetinde bulunduğu için de günahların bağışlanmasına vesile olur. Binaenaleyh bütün keffaretlerde hem ukubet yani ceza hem de ibadet manası vardır. Keffaretler beş çeşittir:

    1- Oruç keffareti: Ramazan-ı şerif ayında bile bile, kendi isteğiyle ve dinen geçerli bir özrü bulunmaksızın orucunu bozan kimseye gerekli olan keffarettir. ALLAH Teâlâ

    "Amellerinizi iptal etmeyiniz."64 buyurmuştur. Orucu kasten bozan kimse bir suç işlemiş olur. Ebu Hureyre (R.A.) den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz: Ramazan ayında orucunu bozan kimseye, zıhar kefareti gibi kefareti emretmiştir."65

    Oruç keffareti sırasıyla şunlardan ibarettir:

    a- Varsa bir köle veya cariye azat etmek yani hür kılmak.

    b- Köle yoksa ardarda iki ay oruç tutmak.

    c- Yaşlılık, zayıflık veya hastalık sebebiyle oruç tutulmazsa; altmış fakiri sabahlı-akşamlı doyurmak, ya da altmış fakire birer oruç fitresi vermek.66

    Buna da güç yetmezse ALLAH Teâlâ'dan afv, mağfiret istenir. Nitekim Ebû Hureyre (R.A.) diyor ki: Bizler Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin yanında oturmuş bulunduğumuz sırada, O'na bir adam geldi de:

    -Ya Resûlellah! Helak oldum! dedi. Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz ona:

    " Sana ne oldu ki?" diye sordu. O kimse:

    -Oruçlu olduğum halde hanımımın üzerine düştüm yani onunla cinsel ilişkide bulundum, dedi. Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:

    "Azad edeceğin bir köle bulabilir misin ?" buyurdu. O zat:

    - Hayır! Bulamam, dedi. Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:

    "Öyle ise iki ay ardarda oruç tutmaya gücün yeter mi?" diye sordu. O zat:

    -Hayır, buna güç yetiremem, dedi. Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:

    "Altmış fakiri doyurmak imkânını bulabilir misin?" buyurdu. O zat:

    -Hayır! Bulamam, dedi. Ebû Hureyre diyor ki: Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz bir süre bekledi. Bizler de bu bekleyiş üzerinde iken Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize içinde hurma dolu büyük bir sepet getirildi. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

    " O soru soran kimse nerededir? buyurdu. O zat:

    -Benim! Buradayım diye ayağa kalktı. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

    "Bu hurmayı al da, yoksullara sadaka et," buyurdu. O adam:

    -Benden daha fakir olana mı vereceğim, ya Resûlellah? ALLAH Teâlâ'ya yemin ederim ki, Medine'nin iki kara taşlığı arasında benim ev halkımdan daha fakir bir ev halkı yoktur, dedi. Bu sözü üzerine Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, kesici dişleri meydana çıkıncaya kadar güldü. Sonra da o zata:

    "Haydi bu hurmayı al da ailene yedir!" buyurdu67

  2. #2
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    13.484
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Keffaretler hakkında genel bilgiler

    2- Yemin keffareti: Yaptığı bir yemine riayet etmeyip onu bozan bir Müslümana lazım gelen keffarettir. Bu konuda Cenab-ı Hak şöyle buyurur:

    "ALLAH-u Teâlâ, sizi yeminlerinizdeki lağv yani dilin sürçmesiyle yanılarak yapılan yeminden dolayı sorumlu tutmaz. Fakat kalblerinizin azmettiği yeminler yüzünden sorumlu tutar. Bunun da keffareti ailenize yedirmekte olduğunuz orta derecesinden on yoksulu doyurmak, ya onları giydirmek, yahud bir köle azad etmektir. Fakat kim bunları bulamaz, bulmaya güç yetiremezse üç gün oruç tutması lazımdır. İşte bu, and ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffaretidir. Yeminlerinizi muhafaza ediniz. ALLAH Teâlâ, ayetlerini size böylece açıklıyor, ta ki şükredesiniz."68

    Ayet-i kerimenin ifadesiyle, yemin keffareti de sırasıyla şunlardan ibarettir:

    a- Varsa bir köle azad etmek.

    b- Köle yoksa, on fakiri giydirmek, veya on fakiri sabahlı-akşamlı doyurmak veya on fakire birer fitre vermek.

    c- Bunlara güç yetmezse, ardarda üç gün oruç tutmak.

    Yemin keffareti için on fakire fıtır sadakası miktarı bir şey verilmesi de yeterli olur. Bir yoksula on gün birer fitre verilmesi veya on gün sabahlı-akşamlı doyurulması da yetişir. Ancak bir yoksula on gün birer elbise verilmesi de caizdir. Fakat on elbise bir günde bir yoksula topluca verilse yalnız bir elbise verilmiş olur. Nitekim bu keffaret için on fitre miktarı bir yoksula bir günde verilse yalnız bir fitre verilmiş sayılır.

    Fakire yemin keffareti için verilecek elbise onun vücudunun tamamını veya çoğunu örtecek bir halde bulunmalıdır. Bu elbisenin iki veya üç parçadan oluşması daha iyidir. Bununla birlikte bir elbise kısa da olsa yiyecek yerine bir bedel olarak da verilebilir.

    Keffaretin, yemin bozulduktan sonra yerine getirilmesi gerekir. Adiyy (R.A.) den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurmuştur:

    "Bir kimse bir şey için yemin eder, sonra da ondan daha hayırlısını görürse yemini bozsun ve keffaret versin."69

  3. #3
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    13.484
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Keffaretler hakkında genel bilgiler - 3

    3- Katillik keffareti: Bir insanı, bir hata neticesinde öldüren bir Müslümana lâzım gelen keffarettir. Bu konuda Cenab-ı Hak şöyle buyurur:

    "Bir mü'minin diğer bir mü'mini öldürmesi ancak hata ile olabilir. Kim bir mü'mini yanlışlıkla, kaza ile öldürürse mü'min bir köleyi azad etmesi ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet, kan bedeli vermesi lâzımdır. Meğer ki onlar, o diyeti sadaka olarak bağışlamış olsunlar. Eğer öldürülen mü'min olmakla beraber size düşman bir kavimden ise o zaman, katilin mü'min bir köle azad etmesi lâzımdır. Şayed kendileriyle aranızda anlaşma olan bir kavimden ise o vakit mirasçılarına bir diyet vermek ve bir de mü'min bir köle azad etmek gerektir. Kim bunları bulamazsa ALLAH tarafından tevbesinin kabulü için birbiri ardınca iki ay oruç tutması icab eder. ALLAH Teâlâ, her şeyi bilendir, gerçek hüküm ve hikmet sahibidir."70

    Ayet-i kerimenin ifadesiyle, katillik keffaret sırasıyla şunlardan ibarettir

    a- Varsa mü'min bir köle veya cariye azad etmek.

    b- Köle yoksa, ardarda iki ay oruç tutmak.

    4- Zıhar keffareti: Zıhar: Bir erkeğin kendi hanımının tamamını veya onun yarısı gibi yaygın bir parçasını veya boyun gibi şahsiyetinin tamamını bildiren bir uzvunu, mahremlerinden, nikâhı ebediyyen haram olan bir kadının tamamına veya o kadının karnı, sırtı, uyluğu gibi bakılması caiz olmayan bir uzvuna benzetmesidir. Mesela bir adam karısına: "Sen, bana anam gibisin.", "Sen, bana anamın arkası gibisin.", "Sen, bana annemin veya kız kardeşimin veya halamın veya teyzemin karnı gibisin.", "Senin boynun, bana annemin sırtı gibidir." ve benzeri sözleri sarf ederse zıhar yapmış olur ve keffaret vermesi gerekir.

    Zıhar; İslâmın gelişi sırasında arap toplumunda bir boşama yolu idi. Bir erkek karısını boşamak istediği zaman ona: "Sen, bana annemin sırtı gibisin" veya "Sen, bana annem gibisin" derdi. Bu sözle boşamanın gerçekleşmesi örf halini almıştı. Ashab-ı kiramdan Evs b. Sâmit (R.A.) eşi Havle binti Sa'lebe'ye kızarak: "Sen, bana annemin sırtı gibi ol" der ve evi terkeder. Havle binti Sa'lebe (R.Anha) Resûlullah (S.A.V.) Efendimize başvurarak; yaşlılığını, fakirliğini ve çocuklarına bakacak durumu olmadığını bildirir ve bu boşanmaya bir çare bulunmasını ister. Bu arada Cenab-ı Hakk'a da dua eder. Bunun üzerine zıharla ilgili şu âyeti kerimeler inmiştir:

    "Ey Muhammed! Kocası hakkında seninle mücadele eden ve ALLAH Teâlâ'ya şikayette bulunan o kadının sözünü ALLAH işitmiştir. Zaten ALLAH, ikinizin arasında geçen münakaşayı işitiyordu. Şüphesiz ki ALLAH, Semi'dir, Basir'dir, her şeyi işiten ve görendir. Ey iman edenler! Sizden karılarını annelerine benzetip "zıhar" yapanlar bilsinler ki, karıları onların anneleri değildir. Onların anneleri ancak kendilerini doğuranlardır. Muhakkak ki "zıhar" yapanlar, asılsız ve çirkin bir söz söylüyorlar. Şüphesiz ALLAH, çok affeden ve bağışlayandır. Karılarına zıhar yapıp sonra sözlerini geri almak isteyenlerin karılarıyla temasta bulunmadan evvel bir köle azat etmeleri gerekir. İşte böylece size öğüt verilmektedir. Şüphesiz ALLAH yaptıklarınızdan haberdardır. Azad edecek köle bulamayanın ise, karısıyla temasta bulunmadan önce aralıksız iki ay oruç tutması gerekir. Buna da gücü yetmeyenin altmış yoksulu doyurması gerekir. Bu açıklama ALLAH Teâlâ'ya ve Resûlüne hakkıyla iman etmeniz içindir. İşte bunlar, ALLAH Teâlâ'nın koyduğu sınırlardır. İnkar edenler için can yakıcı bir azap vardır."71

    Bu âyet-i kerimelerden de anlaşılacağı gibi zıhar keffareti oruç keffareti ile aynıdır. Eşine karşı zıhar yoluna başvurmuş olan mükellef bir erkeğin keffareti yerine getirmedikçe onunla cinsel temasta bulunması caiz olmaz. Zıhar yapan kimse yalan söylemiş, gerçekte kendisine helâl olan bir şeyi haram göstermiş olmaktadır."72

    Sonuç olarak zıhardan vazgeçmek isteyen erkek azat edecek köle bulamazsa, peşpeşe iki ay oruç tutar. Eğer sağlığı buna elverişli değilse altmış yoksulu doyurur. Bu sıranın gözetilmesi zorunludur.

    İki ay peşpeşe oruç tutarken gece veya gündüz, özürlü veya özürsüz, unutarak veya kasten ailesi ile cinsel temasta bulunsa, iki aylık oruca yeniden başlaması gerekir. Çünkü zıhar âyetinde: "...birbirleriyle cinsel temasta bulunmadan önce.. " keffâretin yerine getirilmesinden söz edilmiştir.

    Bir erkeğin eşine: "Sen bana annem gibisin veya annemin benzerisin" sözünü kullanması halinde şu ihtimaller ortaya çıkar. Bununla eşinin iyiliğini kasdetmişse bir şey gerekmez. Zıharı kasdetmişse zıhar hükümleri uygulanır. Boşanmayı kasdetmişse bir bâin talak meydana gelir. Hiç bir niyet taşımamışsa, bu sözü ile bir hüküm meydana gelmez.73

  4. #4
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    13.484
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Keffaretler hakkında genel bilgiler - 4

    Keffaretler hakkında genel bilgiler - 4

    5- Traş Keffareti: Hac için ihrama girip hastalık gibi bir özre binaen saçlarını vaktinden ev vel traş ettiren veya soğuk, hastalık gibi bir özür sebebiyle dikilmiş elbise giyen kimseye gerekli olan keffarettir. Bu hususta Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:

    "İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur da tıraş olmak zorunda kalırsa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir."74

    Ka'b b. Ucre (R.A.) şöyle demiştir: Hudeybiye musalahası esnasında Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz yanımda durdu. Başım bit kaynıyordu. Bana:

    - Başındaki haşereler seni rahatsız ediyor mu? diye sordu. Ben:

    - Evet, deyince:

    - Başını tıraş et veya tıraş ol, buyurdu. İşte bu, Bakara sûresi:196 ayet-i kerimesi indi. Sonra Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

    "Üç gün oruç tut veya altı fakire sadaka ver, yahut mümkün olan bir kurbanı kes"75 buyurdu.

    Ayet-i Kerime ve hadis-i şerifin ifadesiyle, traş keffareti şu üç şeyden biri ile olmaktadır. Keffareti ifa edecek olan hacı muhayyerdir:

    a- İsterse bir koyun keser. Harem dahilinde kesilmesi gerekir.

    b- Dilerse altı fakire birer fitre miktarı sadaka verir. Mekke-i Mükerremenin fakirlerine verilmesi efdaldir.

    c- İsterse üç gün oruç tutar. Bu orucun ardarda tutulması şart değildir ve istenen yerde tutulabilir.76

    Dinimizce meşru kılınan ve ifa edilmesi ALLAH Teâlâ'nın kulları üzerinde bir hakkı olan bu keffaretler, görüldüğü üzere fakirleri, köleleri ne kadar korumaktadır, sosyal adaleti ne kadar sağlamakta ve toplum yapısındaki boşlukları ne kadar doldurmaktadır!..

    Koca, farz oruca mani olamaz.

    Ebû Hureyre (R.A.) den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

    "Kadın, kocası yanında iken onun izni olmadan Ramazanın dışında oruç tutamaz, tutmasın ve kocası yanında iken onun izni olmadan hiç kimsenin evine girmesine müsade edemez, etmesin, buyurmuşlardır."77

    Kendisine Ramazan orucu farz olan bir kadına, kocası bu orucu tutmasına mani olamaz. Mani olmaya kalkışırsa, ona itaat edilmez. Çünkü ALLAH Teâlâ'ya isyan olan yerde, kim olursa olsun, mevki ve makamı ne olursa olsun, kula itaat edilmez.78 ALLAH Teâlâ'nın emrini yerine getirmek, her şeyden evveldir.

    Ancak bir kadının, kocasının izni olmaksızın nafile oruç tutması mekruhtur. Bunun sebebi: Kocasının kendisinden her an faydalanma hakkına sahip olmasıdır. Kocanın bu hakkı, nafile ibadet ile zayi edilemez. Kocası, bu nafile orucu bozdurabilir. Kadın da daha sonra kocası izin verince veya kocasından ayrı düşünce bu orucu kaza eder.79

    Hamile kadın, oruç tutmayabilir

    Ramazan-ı şerif ayında hamile bulunan veya çocuk emziren kadınlar, kendilerine veya çocuklarına bir zararın gelmesinden korkarlarsa, oruçlarını açabilirler. Sonradan münasib bir zamanda gününe gün kaza ederler. Ayrıca fidye vermeleri gerekmez.80 Enes b. Malik (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:

    "ALLAH Teâla, seferî kimseden namazın yarısını ve orucu hemen tutma mecburiyetini kaldırdı. Hamile olan veya çocuk emziren kadından da orucu hemen tutma mecburiyetini kaldırdı."81 Buyurdu.

    Enes b. Malik (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz: Kendisine zarar gelmesinden korkan hamile kadın ve çocuğuna zarar gelmesinden korkan emzikli kadın için Ramazan orucunu tutmama ruhsatını vermiştir.82

  5. #5
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    13.484
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Keffaretler hakkında genel bilgiler - 5

    Keffaretler hakkında genel bilgiler - 5

    Hasta kimsenin oruç durumu

    Ramazan-ı şerif ayında oruçlu iken bir kimse hastalansa ve oruca devam ettiği takdirde hastalığının artmasından veya uzamasından, aklının gitmesinden veya kendisinin ölümünden korkacak olursa; tutmaya başladığı orucunu açabilir ve iyileşinceye kadar oruç tutmayabilir. Sonra iyi olunca yalnız kaza ile mükellef olur yani tutmadığı gün sayısı kadar oruç tutar. Bu konuda Cenab-ı Hak:

    ...Artık sizden kim Ramazan-ı şerif günlerinde hasta, yahut sefer, yolculuk üzerinde olur ve orucunu yemiş bulunursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutarak orucunu kaza etsin..."83 buyurmaktadır.

    Yalnız şunu da hatırlatalım ki: Bu hastalık konusunda sadece bir korku veya kuruntu kâfi değildir. Ya hastanın tecrübesinden veya görülen alametlerden dolayı kendisince kuvvetli bir zan bulunmalıdır. Ya da orucunu tutan, fasıklığı bilinmeyen, Müslüman, mütehassıs bir doktor tarafından haber verilmelidir.

    Doktorlar, oruç bozmayı mubah kılan özürler arasında şu hastalıkları zikretmişlerdir: Şiddetli kalp hastalığı, ağır verem, ciğer iltihabı, kanserler, had safhadaki böbrek iltihabı, idrar yollarında taş bulunan ve düşürmekte olanlar, damar sertliği, şiddetli şeker hastalığı.

    Hastanın hastalığı, şifası umulmayan yani ölüme kadar devam edecek türde ve oruca da mani ise; böyle bir kimse: Ramazanın her bir gününün orucuna bedel olmak üzere bir fidye, fitre vermesi gerekir. Bu konuda da Rabbimiz:

    "...ihtiyarlığından yahud şifa bulması ümit edilmeyen bir hastalıktan dolayı oruç tutmaya gücü yetmeyenler üzerine de bir yoksul doyumu fidye vermeleri lâzımdır..."84 buyurmaktadır.

    Böyle bir hastalığa yakalanan ve fidyesini de vermiş olan kimse, daha sonraları iyileşse oruç tutması ve geçmiş günleri kaza etmesi gerekir. Verdiği fidyenin bir hükmü kalmaz, nafile sadaka olur.

    Oruca mani ve sürekli olan hastalıkları sebebiyle, oruç tutamayıp fidye verecek olan şahıslar, bu fidyelerini Ramazan-ı şerifin evvelinde verebilecekleri gibi, Ramazan-ı şerif ayı içerisinde gün be gün veya daha sonra da verebilirler. Bunda fakirlerin müteaddid olması şart değildir. Binaenaleyh otuz günün fidyesi müteaddid fakirlere verilebileceği gibi, bir fakire bir defada da verilebilir.

    Hayatta iken gerekli fidyeleri vermemiş olan kimse, malı varsa bu fidyelerin verilmesini vasiyyet etmesi gerekir. Fidye vermesi gerekli olan böyle bir kimse, fidye veremiyecek kadar fakir ise: "Rabbim! Hastalandım, gücüm, takatim yok ki oruç tutayım. Param yok ki fidye vereyim. O halde beni affeyle, mağfiret eyle" diye Cenab-ı Hakk'a yalvarması, yakarması ve bağışlanmasını istemesi gerekir.

    Not: Fidye vermek suretiyle oruç borcundan kurtulabilmek için: Hastalığın şifası beklenmeyen yani ölüme kadar devam edecek türde ve oruca manî olması, ayrıca bu hususun da orucunu tutan, fasıklığı yaygın olmayan, Müslüman ve branşında mütehassıs bir doktor tarafından teşhis edilmesi şarttır.

    Yaşlı kimsenin orucu

    Yılın bütün mevsimlerinde oruç tutmaktan aciz olan şeyh-i fani, pîr-i fani yani çok yaşlı erkek ve kadınların oruç tutmamaları caizdir. Bunların oruçlarını kaza etmeleri de gerekmez. Çünkü oruç tutabilecek durumda değildirler. Bunların tutamadıkları her günün orucuna bedel bir fidye vermeleri gerekir. Çünkü ALLAH Teâlâ:

    "...ihtiyarlığından yahud şifa bulması ümit edilmeyen bir hastalıktan dolayı oruç tutmaya gücü yetmeyenler üzerine de bir yoksul doyumu fidye vermeleri lâzımdır..."85 buyurmaktadır.

    Abdullah b. Abbas (R.A.) bu âyet-i kerimenin çok yaşlı ve oruç tutamayan erkek ve kadınlarla ilgili olduğunu söylemiştir. Bunlar her bir güne karşılık bir yoksulu doyururlar.86

    Bu fidye, Ramazan-ı şerifin evvelinde verilebileceği gibi sonra da verilebilir. Bunda fakirlerin müteaddid olması şart değildir. Binaenaleyh, otuz günün fidyesi müteaddid fakirlere verilebileceği gibi bir fakire de bir defada verilebilir. Hayatta iken gerekli fidyeleri vermemiş olan kimse, malı varsa bu fidyelerin verilmesini vasiyyet etmesi gerekir.

    Fidye vermesi gerekli olan böyle bir kimse, fidye veremeyecek kadar fakir ise: "Rabbim! İhtiyarladım, gücüm, takatim yok ki oruç tutayım, param yok ki fidye vereyim. O halde beni affeyle, mağfiret eyle" diye Cenab-ı Hakka yalvarması, yakarması ve bağışlanmasını istemesi gerekir.

    Şunu da hatırlatalım ki: Şeyhi fani; ölünceye kadar vücuduna eksiklik gelen ve tekrar kuvvet bulmadan vefat eden kimsedir. Kendisini şeyh-i fani sanıp fidye vermiş olan kimse, daha sonraları oruç tutmaya gücü yetse oruç tutması, geçmiş günleri kaza etmesi gerekir. Verdiği fidyenin bir hükmü kalmaz, nafile sadaka olur.87

    83 Bakara Sûresi: 184, 185

    84 Bakara Sûresi: 184

    85 Bakara Sûresi: 184

    86 Buharî, Tefsîru sûre: 2/25; Ebû Dâvud, Savm: 3; Tirmizi, Edahî: 10; Ahmed b. Hanbel, 2/183; İbn-i Mace, sıyam: 50

    87 Alemgir, el-Fetava'1-Hamdiyye, 1/207

+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. Hürmet-i Musahara Hakkında Genel Bilgiler
    By Karani in forum Doğru İslam Bilgileri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03-24-2012, 01:35 AM
  2. Rahmet Hakkında genel bilgiler
    By MuHaMMeD in forum Soru ve Cevaplarla İslam
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-20-2011, 08:51 PM
  3. Peygamber - peygamberlik hakkında genel bilgiler
    By Karani in forum Soru ve Cevaplarla İslam
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 03-11-2011, 02:54 AM
  4. Özürlünün addesti hakkında genel bilgiler
    By Karani in forum Namaz ve Abdest
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11-05-2010, 12:44 PM
  5. Allah'ın isimleri hakkında genel bilgiler
    By Karani in forum Allaha iman etmek
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10-26-2010, 12:08 PM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379