Ramazan Kur’an ayıdır. Allah c.c.’ye yakınlaşma ayıdır. Olmayana yedirme, yoksulu doyurma, elindekini paylaşma ayıdır. Biz bu nekadar uyguluyoruz, sorgulama zamanıdır.
Resûlullah (sav)’ın on sene hizmetinde bulunan Enes (ra) şöyle demiştir:
“Resûlullah (sav) orucunu namazdan önce birkaç yaş hurma ile yaş hurma bulamadığı hallerde kuru hurma ile onu da bulamaz ise birkaç yudum su ile iftar ederdi.” (1)Daha sonra mı? Sonrası Allah kerim… İslam ülkelerinin açlıktan öldüğü, bu Ramazanda Pakistan’ın iftarda ve sahurda yiyecek bir şeyler bulamadığı bugünlerde biz evdeki yemeklerimizi nereye koysak diye onun tasasına düşüyoruz.
Mübarek Ramazan ayındayız ve kardeşlerimiz Pakistan’da açlıktan ölürken bizler kuş sütü eksik sofralarımızda iftar mı yapıyoruz? O zaman vay halimize… Pakistan’da toplu ölümler başladı. Kardeşlerimiz gözlerimize baka baka ölüyorlar! Allah’ın gazabından korkuyoruz. (2) İsrafın yasaklandığı bir dinde, paylaşmanın ön plana çıktığı bir ayda, insanın beklentisi elbette ki çok güzel örneklere tanık olmaktır. Oysa Ramazan’daki iftar menülerini gördükçe, gerçeklerin beklentilerinizi yerle bir ettiğini hissedersiniz.(3)
Açık büfe iftar menüleri, gün boyu aç kalmış nefis için Ramazan’ın ruhuna aykırı bir çığırtkanlık yapar. Sanki “gün boyu aç kal, sonra da patlayıncaya kadar ye” tarifi ile eş değer olur. Bir tas çorba, bir tabak yemek ile doyacak olan mideye işkembe muamelesi yapılır. Gözü aç insanoğlu, “güya acın halinden de anlasın” diye tuttuğu orucu, “aç maç, bana ne” edasıyla silip süpürerek açar. İftariyelik diye isimlendirdiğimiz tabakla başlarız işe. Hurma, pastırma, sucuk… Sanki pastırma yemezsek orucumuz, oruç olmayacaktır. Ardından çorba, ara sıcak, ana yemek, salata, zeytinyağlılar… Aman sakın, su dışında bir şeyler içmeyi unutmayınız ve ardından tatlı. Genellikle “çok şiştim” cümleciği ile biten bu iftar sonrası, üzerine içilen kahve ve çaylarla bedenimiz zavallı bir hal alsa da, “meyve yiyemeyecek miyiz yoksa” korkusu yaşarız.
Bu mudur bizim anladığımız? Komşusu açken tok yatamayacak kadar insancıl bir ilkeyi biz unutmak için Ramazan’ı mı bekleriz? Oysa kıtlıktan çıkmışçasına doldurduğumuz masamızda, biz şişip mahvolduktan sonra bile en az bir kişinin daha doyacağı şey bırakırız. Hani açları düşünüyorduk ya, halden anlayacaktık ya… işte o bıraktıklarımız, eğer evimizin dışındaysak, hoop çöpe gider. O yiyecekler çöpe giderken bir yerlerde birilerin masası boş bekler.
Evlerinde Ramazan’dan Ramazan’a misafir ağırlayanlar erken iftar vakitleri sebebiyle epeydir bundan da uzak kalmışlardı veya sadece hafta sonlarında yapılacak merasime dönmüştü olay. Bu yıl iftar birçok kişinin evine ulaşabileceği saatte olacak, ümidimi yitirmeden bu sene masalarımızın yemeğimizi paylaşacağımız insanlarla güzelleşeceğini düşünüyorum. Burada olay yine Ramazanın asıl manasını aşar ve iftar yemekleri 5 yıldızlı otel mutfaklarıyla yarışır bir tarzla gösterişle sunulur… 3 çeşit salata, 4 çeşit yemek, 2 çeşit tatlı, aman çay kahve meyve… Dışarıda yediğinde masada kalanların çöpe atılmasından irkilmeyen, evindeki israfı da olağan karşılayabilir. Misafir demişken, en son ne zaman hiç tanımadığınız bir ihtiyaç sahibi ile masanızı paylaştınız? Hadi devir değişti evinize buyur edemediniz, alıp bir yere götürüp birlikte ne zaman yediniz?
Ramazan, envai çeşit gıdanın resmigeçit yaptığı bir iklim değildir, olmamalıdır. Ramazan öğün sayısının yarıya indirilip yemek miktarının iki katına çıkarıldığı, diğer aylardan daha fazla yemek yenen, daha fazla para harcanan, daha fazla israf edilen bir ay değildir. Ramazan, az da olsa yemeğin paylaşıldığı, israfın hiç olmaması gereken bir aydır.(4)
Ramazan ayı Müslümanlar için bereket ve iktisat ayı anlamına geliyor aynı zamanda. Ancak, birçok Müslüman ülkesinde en fazla gıda israfının yapıldığı ay olduğuna dikkat çeken bazı organizasyonlar, Ramazan ayında gıda israfına karşı kampanyalar düzenliyor. Çünkü iftar sofralarında hergün yüz binlerce ton yemek israf oluyor.
Abu Dabi Çevre Ajansı da (EAD), ‘’İsraf etmeden önce düşün!’’ adlı bir kampanya başlatarak Müslümanları gıda israfına karşı tedbir almaya davet etti. Birçok uzman, bu veriler ışığında iftar sofralarından çöpe atılan milyonlarca ton gıdanın ekonomik ve çevre boyutunun yanı sıra manevi sorumluluğuna da vurgu yapıyor.(5)
Ramazan aylarında tüketim ortalama yüzde yirmi artmaktadır. Oruçlu iken yeme içme isteği çoğalmaktadır. Dinimizde israf haramdır bu nedenle tüketicilerimizin dikkat etmesi ve alması gereken önlemler çok önemlidir. Ramazanda neyi yanlış yapıyoruz? Ne yapmamız lazım peki?
• Fazladan alınan gıda ürünleri yapılan yemekler uygun bekletme, saklama koşullarına uyulmadığı ya da tam anlamıyla tüketilmediği için de çöpe gitmektedir buda hem israf hem de aile bütçesine verilen zarardır.
• Ekmeği luzumundan fazla almayın. Türkiye İsrafı Önleme Vakfına göre; tüm Türkiye’de alınan ekmeklerin %5i israf ediliyor. Kalan ekmekleri su dolu bir tencerenin içinde kevgire koyup buharda yumuşamasını sağlayarak tazecik hale getirebilirsiniz. (6)
• Ramazandan önce müminlerin kerih gördüğü müsrif harcamaları ramazanın gölgesinde mübahlaştırmak hatalıdır. Ramazan bir açlık terbiyesi iken, onu açlık edebiyatına dönüştürmemeliyiz..
• Misafir geliyor aman, kusursuz bir sofram olmalı telaşına düşüp yensin yenmesi tüm yemek çeşitlerini sıralamayın. Hem emeğinize yazık hemde israf. Zaten herkesin bir yeme kapasitesi var. Ne kadar çok yaparsanız yapın illaki bir nihai nokta olacak.
• Gelen misafirlerin yemeklerinizi beğenip yemesi kadar evlerine gittiklerinde rahat uyuyabilmeleri de önemli. Misafirlere acıyın ve onlara hazımsızlık yaşatmayın. Birbiriyle uyumlu, makul ölçülerde menüler seçin. Hem beyaz et hem kırmızı et hem meyve hem süt ürününü aynı anda yüklemeyin.
• Ramazan alışverişlerini günlük ve haftalık olarak yapmakta fayda vardır. Bu hem tüketicilerimizin açısından hem de ülke ekonomisi açısından önemlidir. Tüketicilerimiz günlük ihtiyacı kadar alışveriş yapmalıdır. Tüketicilerimizin toplu alışveriş yaparak stokçuları ve spekülatörleri zengin etmeye fırsat vermesinler.
• Tüketicilerimiz alacakları ürünleri bildikleri, güvendikleri yerlerden fiyat araştırması yaparak almalarında fayda vardır. (7)
• Ramazan alışverişlerinde özellikle ürün etiketlerine dikkat etmelidirler. Son kullanma tarihi ve ürün içeriği ile katkı maddeleri bilinerek ürün alınmalıdır. Geçen ramazandan kalma ürünleri aman almayın!
• Normal zamanda tüketmenin bile sakıncalı olduğu kola ve asitli içecekleri iftar sofralarından uzak tutulmalı, orucun vücudumuza sağlamış olduğu sıhhat ve zindeliği bir anda yok edip kendimize zulmetmeliyiz.
• Zararını bildiğimiz ama bir türlü vazgeçemediğimiz ürünlerden kurtulmak için ramazan bulunmaz bir fırsat. Nefsinize hakim olup yenilebilir şeyleri bile yemiyorken yenmesi dinen şüpheli, sağlık açısından da şüphesiz zararlı olan özellikle siyah kola,sarı gazoz, sade gazoz, sosis, salam, jambon, krem şanti, jöle,Cips, jelibon,sakız draje türünden uzak durun. Bu ramazanda fırsat bu fırsat bunları hayatınızdan çıkartın.Bu ramazan miladınız olsun.
• Mümkün olduğunca koruyucu katkılı ürünlerden uzak durun. Bunlar aç olan bünyenize daha çok zarar verecektir. Bisküvi, şekerleme ,gofret, hazır paket tatlı, mısır gevrekleri, kraker gibi…
• Merdiven altı dökme, açık, etiketsiz ürünler alınmamalıdır. Yaz aylarında olduğumuz ve hava sıcaklığını da göz önüne alırsak etiketsiz kırmızı et, açıkta satılan beyaz et, yine en çok tüketilen açık da satılan süt açık da satılan peynirlere dikkat etmek gerekir.
Herşeye rağmen oruç ayı Ramazan, iftar ayına dönüşmemelidir. İftar, kelime anlamı ile dahi yanlış kullanılmaktadır. İftar sadece açış yapma anlamına gelir. Bizim iftara gösterdiğimiz hassasiyet sahurdadır. Orucun başlangıcı sahur yemeği, bitiş iftarıdır. Bitişi olan iftara gösterilen ilgi, başı olan sahura gösterilmiyorsa bunun anlattığı şey hoş değildir.(8)
Ramazanda malımız ve zamanımız bereketlenmelidir. Önceki on bir ayda yapamadıklarımızı, yapabilmek için vakit ayırmalıyız. Kadınlarımızın en mübarek günleri mutfaklarda ve bulaşık yıkamada geçmemelidir. Mümin bir erkek sıcak bir pide kuyruğunda vakit harcamamalıdır. Malımız, vaktimiz, ibadetimiz, şuurumuz, uhuvvetimiz bereketlenmelidir. Ramazan ayına girerkenki kimliğimiz ve değerimiz değişmiş olarak Ramazandan çıkmalıyız.(9) Ramazan ayının midemize değil kalbimize yaraması, hayatımızda kalıcı hayırlı değişikliklere sebep olması ümidiyle…