+ Cevap Ver
2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Peygamberİmİz (sav)'İn İnce dÜŞÜncelİ ve nezaketlİ olmasi

 Peygemberimiz (s.a.v) Katagorisinde ve  Peygamber Efendimiz (S.A.V) Forumunda Bulunan  Peygamberİmİz (sav)'İn İnce dÜŞÜncelİ ve nezaketlİ olmasi Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Peygamberimiz (sav)'in döneminde çevresinde bulunan insanların bazılarının görgü ve kültür seviyeleri düşüktü. Bu kişilerin ince düşünceli olmadıkları, rahatsızlık verebilecek tavırları hesaplayamadıkları bazı ayetlerden anlaşılmaktadır. Örneğin evlere ön kapılarından değil de arka kapılarından girdikleri, Peygamberimiz (sav)'in evine yemek saatinde geldikleri ya da uzun uzun konuşup Peygamber Efendimizin vaktini aldıkları ayetlerde bildirilmektedir. ...

  1. #1
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesajlar
    580
    Tecrübe Puanı
    11

    Standart Peygamberİmİz (sav)'İn İnce dÜŞÜncelİ ve nezaketlİ olmasi

    Peygamberimiz (sav)'in döneminde çevresinde bulunan insanların bazılarının görgü ve kültür seviyeleri düşüktü. Bu kişilerin ince düşünceli olmadıkları, rahatsızlık verebilecek tavırları hesaplayamadıkları bazı ayetlerden anlaşılmaktadır. Örneğin evlere ön kapılarından değil de arka kapılarından girdikleri, Peygamberimiz (sav)'in evine yemek saatinde geldikleri ya da uzun uzun konuşup Peygamber Efendimizin vaktini aldıkları ayetlerde bildirilmektedir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) ise, son derece ince düşünceli, nezaketli, sabırlı, bu kişilere hoşgörü ile yaklaşan, içli ve çok medeni bir insandır. Çevresindeki kişilerin rahatsızlık verici tavırlarını her zaman güzellikle uyarmış, onların gönüllerini almış ve büyük bir sabır ve emekle onları eğitmiştir. Ve bu ahlakıyla da tüm müminlere çok güzel bir örnek olmuştur.
    Sonsuz merhamet ve şefkat sahibi olan Rabbimiz, Peygamberimiz (sav)'e bu konuda da yardımcı olmuş, onu ayetleri ile desteklemiştir. Bu konudaki ayetlerden biri şöyledir:
    Ey iman edenler (rastgele) Peygamberin evlerine girmeyin, (Bir başka iş için girmişseniz ille de) yemek vaktini beklemeyin. (Ama yemeğe) çağrıldığınız zaman girin, yemeği yiyince dağılın ve (uzun) söze dalmayın. Gerçekten bu, peygambere eziyet vermekte ve o da sizden utanmaktadır; oysa Allah, hak (kı açıklamak)tan utanmaz. (Ahzap Suresi, 53)
    Sahabelerin birçok rivayetinde de Peygamber Efendimizin nezaketli, ince düşünceli tavırlarına örnek verilmektedir. Peygamber Efendimiz, hem bir peygamber olması, hem de bir devlet başkanı olması itibariyle, her kesimden insanla sürekli irtibat halinde olmuş; devlet ve kabile reislerinden zengin kimselere, fakir, zayıf, kimsesiz yetimlerden kadın ve çocuklara kadar herkesle görüşmüştür. Tüm bu sosyal yapıları, yaşayış tarzları, huyları, alışkanlıkları birbirinden tamamen farklı olan insanlarla, her alanda iyi bir diyalog kurmuş, hepsinin gönlünü hoş tutmuş, her birine karşı nezaketli, anlayışlı, sabırlı ve güzel bir tavır göstermiştir.
    Peygamber Efendimizin çevresinde bulunan yakın sahabelerinin aktardıkları olaylardan da anlaşıldığı gibi Peygamber Efendimiz, "son derece nazik, nezih, zarif, latif ve ince düşünceli" idi. Edep, terbiye ve görgü kurallarını hayatında en güzel ve en ideal şekliyle uyguluyordu.
    Hz. Ayşe (ra), "Resulullahtan daha güzel ahlâka sahip hiç kimse yoktur. Ashabından ve ailesinden birisi kendisine seslenince, 'Buyurun' diye karşılık verirdi. Bu sebeple Allah, ona, 'Sen yüksek bir ahlâk üzeresin' buyurmuştur"[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın] diyerek Peygamber Efendimizde gördüğü güzel ahlakı anlatmıştır.
    Peygamber Efendimizin evinde yetişen ve yıllarca ona hizmet eden Hz. Enes (ra), Peygamberimiz (sav)'in eşsiz nezaketini şöyle anlatmıştır:
    "Kendisine bir şey soranı can kulağıyla dinler, soruyu soran yanından ayrılmadıkça, onu terk etmezdi. Resulullah ile bir kimse tokalaşırsa veya bir kimse tokalaşmak için elini uzattığında, karşısındaki kişi elini çekmeden Resulullah elini çekmezdi. Biriyle yüz yüze gelince de, karşısındaki, yüzünü çevirip ayrılmadıkça Resulullah o kimseden yüzünü çevirmezdi. Önüne oturan kimseye hiçbir zaman ayaklarını uzatmazdı. Karşılaştığı kimseye önce kendisi selâm verirdi. Ashabıyla tokalaşmaya önce kendisi başlardı."
    "Sahabîlerine güzel unvanlar verirdi. Hz. Ali'ye 'Ebû Turab', bir başka Sahabîsine 'Ebû Hüreyre' gibi lâkaplar vermişti. Onlara şeref kazandırmak için, hoşlarına giden isimle çağırırdı."
    "Kimsenin sözünü kesmezdi. Konuşmasını yarıda bırakmazdı. Konuştuğu kişi sözünü bitirmeden yahut gitmek üzere ayağa kalkmadan sohbetine devam ederdi.
    "Resul-i Ekrem'e on sene hizmet ettim. Vallahi, bana 'Öf' bile demedi. Yapmakta geciktiğim veya yapmadığım bir emrinden dolayı beni azarlamadığı gibi, ailesinden azarlayan olursa, onlara da, 'Ona dokunmayın. Bu işi yapması takdir edilmiş olsaydı yapardı' buyururdu."

    Mahmud Celaleddin. Celi sülüs levha. Arapça beyit; "Muhammed insandır ama, her insan gibi değildir. Taşlar arasında yakut ne ise öyledir."
    "Bir gün bir iş için bir yere gitmemi emir buyurdu. Huzurlarından çıktıktan sonra sokakta birkaç çocuğun oynadığını gördüm ve onları seyretmeye daldım. Derken arkadan birisi iki eliyle başımı tuttu. Döndüğümde baktım ki, kendisi. Gülüyor. Bana: 'Enesçiğim sana söylediğim yere gittin mi?' dedi.
    'Hayır, daha gitmedim, gideceğim' dedim.
    'Ben ona senelerce hizmet ettim. Vallahi bir defa olsun yaptığım bir iş için 'Niçin yaptın?', yapmadığım bir iş için 'Niçin yapmadın?' dediğini hatırlamıyorum."[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın]
    Peygamberimiz (sav) hayatı boyunca binlerce insanı eğitmiş, dini, güzel ahlakı bilmeyen insanların güzel tavırlı, ince düşünceli, fedakar, üstün ahlaklı insanlar olmalarına vesile olmuştur. Kendisinden sonra da sözleri, tavrı ve ahlakı ile milyonlarca insanın eğitimine vesile olan Peygamberimiz (sav), çok hayırlı bir yol gösterici ve eğiticidir.
    De ki: "Ey mülkün sahibi Allah'ım, dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden mülkü çekip-alırsın, dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; hayır Senin elindedir. Gerçekten Sen, herşeye güç yetirensin."
    (Al-i İmran Suresi, 26)
    Onlardan öylesi de vardır ki: "Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik (ver) ve bizi ateşin azabından koru" der. İşte bunların kazandıklarına karşılık nasibleri vardır. Allah, hesabı pek seri görendir.
    (Bakara Suresi, 201-202)

  2. #2
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Yer
    allahın arzı
    Mesajlar
    1
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart ibrahımı ıman

    PAZARLIKSIZ İMAN:İBRAHİMÎ İMAN
    Pazarlıklı iman "Yahudi imanı"dır.
    Pazarlıksız iman İbrahim imanı, yani "İbrahimî iman"dır.
    İbrahimî imanda Allah'a itimat vardır, güven vardır, emniyet ve teslimiyet
    vardır. Zaten "iman" emniyetin, "islam" teslimiyetin öbür adı değil midir?
    İbrahimî imanda şike yoktur, danışıklı dövüş yoktur, tereddüt yoktur,
    bahane yoktur, mazaret yoktur, taviz yoktur.
    İbrahimî iman sahibi bilir ki, imanda taviz Yahudileşme
    alametidir. İmanından taviz veren felah bulmaz.
    İbrahimî imanda, ateşe atlanması gerekiyorsa göz kırpmadan atlanır. Put
    kırmak bunu göze almayı gerektirir. Tarih boyunca put kırıcı tüm İbrahimî
    iman sahipleri, putçular nezdinde put kırmanın bedelinin çok ağır olduğunu bilirler.
    Ateşe atlarken "şike" ve "şaka" yapmak için değil "yanmak"için
    atlarlar. "Nasıl olsa yanmam" diye değil "yandım" diye atlarlar.
    Allah'la pazarlığa girişmezler. "Rabb'im ben senin için kırdım putları.
    Senin için reddettim nemrutları. Razı olasın diye inkar ettim tağutları.
    Şimdi sıra sende, İbrahimî imana sahip olmak, Allah'a fatura
    çıkarmamaktır. Hele kullara hiç çıkarmamaktır. Allah için yaptığının
    faturasını kullara çıkaran Yahudileşme temayülüne girmiştir.
    Eğer biri böyle yapıyorsa, ya yaptığını, iddia ettiği gibi Allah için
    yapmamış; kullar için, el gördülük yapmış, şan-şöhret için yapmış ama adını
    "Allah rızası" koymuştur. Ya da Allah'a itimadı sarsılmış, bunun sonucunda da
    "ecrini" Allah'tan beklemek yerine işin ucuzuna kaçarak insanlardan devşirme
    yoluna gitmiştir. Bu, imanda pazarlık, yani Yahudileşmektir.
    Eğer ateşe pazarlıksız atlarsa, asıl o zaman yanmayacaktır.
    Yanmayacaktır, çünkü ateşin yakma gücünü yaratan ona seslenecek: "Ey ateş!
    İbrahim'e serin ol, selamet ol!" [Enbiya 69] Bu, Allah'a pazarlıksız iman
    edenlere eşyanın kendi lisanınca teşekkürüdür.
    Bu, imanda pazarlık yaparak "Yahudileşenlere", ateşin verdiği soylu bir derstir.
    Pazarlıksız imanın Hz. İbrahim' de bir başka örneğini daha görüyoruz.
    İsmail'ini, uzun süren evlat hasretinden sonra ömrünün sonunda kavuştuğu
    ciğerparesini Rabb'ine kurban verirken sergilediği tavır.
    Allah biliyordu ki İbrahim, öz evladının boğazına bıçağı çalarken "gitti
    yavrum!.." diye çalıyordu.
    "Şike" yoktu. Bu bir imtihandı. Hz. Yahya da peygamberdi ama koç gibi
    boğazlanmıştı.
    "Şaka" yoktu Allah'ın sünnetinde. Bu bir sınavdı ve sınavların en
    çetiniydi. Ateşe atlamaktan bin beterdi çok sevdiği yavrusunu kurban
    etmek. Kurban, ateşle sınanan imanın son çetin sınavıydı.
    Ben İsmail'i yatırırım, tam kurban edecekken Allah koçu gönderiverir, diye
    düşünmemişti İbrahim. Çünkü o, Rabb'inin ifadesiyle "çok vefalı"idi. [Necm
    37] Bir baba olarak, hem de çocuğunu çok seven bir baba olarak çalmıştı bıçağı.
    Pazarlık yapmamıştı.Ben tam kurban edecekken, sen koçu gönderiverirsin Ya
    Rabb'i dememişti. Pazarlık yapmadığı için koç gonderilmisti.
    Bu örnek de, Allah'a pazarlıksız iman edenlere hayvanın verdiği soylu bir
    dersti. Sen Allah'a candan kurban olursan, senin için kurban olacak koçlar
    gönderilecektir, mesajıydı bu; kurban olanlara, kurban olunur mesajıydı...

+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. Ezanı muhammedinin meşru olmasi
    By LeBBeyK in forum Namaz ve Abdest
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01-26-2014, 11:50 PM
  2. Kilinan namazin kabul olmasi için
    By Karani in forum Namaz ve Abdest
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03-20-2013, 03:02 PM
  3. Cinlerin peygamber efendimize tabi olmasi
    By Karani in forum Peygamber Efendimiz (S.A.V)
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 01-30-2013, 03:05 PM
  4. Kalplerİn allah'in zİkrİ İle mutmaİn olmasi
    By baskentli1969 in forum Akaid
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10-17-2009, 11:59 PM
  5. Kalplerİn allah'in zİkrİ İle mutmaİn olmasi
    By baskentli1969 in forum Akaid
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10-10-2009, 01:49 AM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379