Peygamberimiz (sav)in kutlu soyu olan seyyidleri tanıttığımız yazı dizimizin üçüncü ve son bölümünde seyyidlikleriyle bilinen değerli İslam alimlerimizden bir kısmının hayatlarına yer vereceğiz.

Seyyid Abdülhakim Arvasi

Seyyid Abdülhakim Arvasi, 1865 yılında Van’ın Başkale ilçesinde doğmuştur. Irak’ın çeşitli yerlerinde eğitim almıştır. Arapça, Arap Edebiyatı, kelam, matematik, geometri, tefsir, hadis, fıkıh ve tasavvuf, Arvasi'nin eğitim aldığı alanlardır.

Hem dini hem de tasavvufi eğitimde olgunluk kazanan Abdülhakim Efendi, yirmi yaşında Vana geri dönmüştür. Memleketinde medrese yaptırmış ve büyük bir kütüphane kurmuştur. Yirmi yıl boyunca tüm öğrencilerinin masraflarını da karşılamak suretiyle bu medresede öğretmenlik yapmıştır.

Birinci Dünya Savaşı sırasında İstanbul’a yerleşmiş, Süleymaniye Medresesi'nde de tasavvuf hocalığı yapmaya başlamıştır.

Kurtuluş Savaşı sırasında, eli silah tutanların Anadolu’ya geçip Kuva-yi Milliye'ye katılması, para ve mal ile de yardım yapılması konusunda halkı teşvik etmiş ve birçok insanın İstanbul’dan Kuva-yi Milliye'ye katılmasına öncülük etmiştir.

Seyyid Abdülhakim Arvasi, 1943 yılında rahatsızlanmış ve bu rahatsızlığı sonucu vefat etmiştir. Abdulhakim Arvasi Efendi, arkasında örnek ahlakı ve nasihatlarının yanında Er-Riyazüt-Tasavvufiyye ve Rabıta-i Şerife isimli iki eser de bırakmıştır.

Seyyid Abdülkadir Geylani

Büyük İslam alimlerinden Seyyid Abdülkadir Geylani Hazretlerinin künyesi, Ebu Muhammed'dir. Muhyiddin, Gavs-ül-a'zam, Kutb-i Rabbani, Sultan-ul-evliya, Kutb-i a'zam gibi lakabları vardır. İran'ın Geylan şehrinde 1078de doğmuş olup babası Ebu Salih bin Musa Cengidost'tur. Hazreti Hasanın oğlu Hasan-ı Müsenna'nın oğlu, Abdullah'ın soyundandır. Annesinin ismi Fatıma, lakabı Ümm-ül-hayr olup seyyidedir. Bunun için Abdülkadir Geylani, hem seyyid, hem şerifdir.

Çok küçük yaşlardan itibaren üstün ahlaki yapısı ile öne çıkması önemli kaynaklarda belirtilmektedir. Bağdat'ta dönemin tanınmış âlimlerinden dersler alarak hadis, fıkıh ve tasavvuf eğitimini geliştirmiştir. Hocalarından Ebu Said Mahzumi'nin medresesinde haftada üç gün verdiği dersler çok yoğun ilgi görmüştür. Abdülkadir Geylani, tasavvuf bilgilerini herkesin anlayacağı şekilde sunmuştur. Ondan ilim ve feyz alan binlerce öğrencisi çeşitli memleketlere giderek İslam ahlakını anlatmışlardır. Maddi ve manevi ilimlerdeki derinliği ve üzerindeki manevi lütuf ve rahmetle din ahlakının esaslarının canlandırılmasına vesile olduğu için kendine "dinin dirilticisi" anlamında "Muhyiddin" denmiştir. Ehl-i sünnet itikadını ve din bilgilerini her tarafa yaymıştır. Fıkıh ve hadis ilimlerinde müçtehidtir (içtihad eden, açıklayan). Abdülkadir Geylani Hazretleri 1166'da Bağdat'da vefat etmiştir.

Abdülkadir Geylani Hazretleri:

"İnsanlara rehberlik eden kimsede şu hasletler bulunmazsa, o rehberlik yapamaz. Kusurları örtücü ve bağışlayıcı olması, şefkatli ve yumuşak olması, doğru sözlü ve iyilik yapıcı olması, iyiliği emredip, kötülüklerden men edici olması, misafirperver ve geceleri insanlar uyurken ibadet edici olması, âlim ve cesur olması." ( Altın Prensipler-Zübeyir Gündüzalp-Yeni Asya Neşriyat-İst 1990)

Seyyid Şerif Cürcani

İsmi Ali bin Muhammed Cürcani, künyesi Ebül-Hasandır. Soyu Peygamber Efendimiz (sav)e ulaştığından Seyyid Şerif ismiyle tanınmıştır. 1339 tarihinde Cürcan şehrinde doğdu. 1413 tarihinde Şiraz’da vefat etti.

Küçük yaşından itibaren Cürcan'da ilim öğrenmeye başladı. Gösterdiği üstün başarı karşısında kendisini Mısır alimlerinin en önde gelen alimlerinden Mübarek Şaha gönderdiler. Burada Ekmelüddin Baberti'den de din ilimlerini öğrendi. Seyyid Şerif Cürcani, bu şekilde Kahire’de dört sene kaldı.

Sultan Şah Şüca, Kasr-ı Zerdden Şiraz’a dönerken, Seyyid Şerif Cürcani'yi de yanında götürdü. Onu Şiraz’da yeni yaptırdığı Dar-uş-şifa Medresesine hoca olarak tayin etti. Seyyid Şerif Cürcani, bu medresede on sene hocalık yaptı. Bir taraftan da kıymetli eserlerini yazdı. Zamanının en meşhur alimi olarak tanınıp sevildi.

Timur Han, 1387 tarihinde Şiraz’ı fethedince, Seyyid Şerif Cürcani'ye çok hürmet gösterdi. İlminden istifade etmek için, onu Semerkanda davet etti. Bu davet üzerine Semerkanda gitti. Semerkand'da kaldığı müddet içinde, medreselerde ders verip, yüzlerce kıymetli alim yetiştirdi. Ayrıca çok değerli eserler yazdı. Timur Hanın vefatından sonra, Semerkand ve Maveraünnehir'de çıkan karışıklıklar sebebiyle, Semerkanddan ayrılıp, Şiraz’a döndü. Vefatına kadar Cürcan'da kalıp, ders vermek ve eserlerini yazmakla meşgul oldu.

Seyyid Şerif Cürcani'nin talebelerinden Afifüddin el-Cerhi, onun hakkında şöyle demiştir:

"Asrının bir tanesi, alimlerin sultanı, müfessirlerin (tefsircilerin) iftiharı, ahlak ve faziletin örnekleri, çok mütevazi ve fakirlerin hamisi (koruyucusu) idi." ([Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın])

Seyyid Şerif Cürcani:

"Aklı olan, iyi düşünen bir kimse için, astronomi ilmi, Allah-ü Teala’nın varlığını anlamaya çok yardım eder." ([Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın])

Seyyid Ahmed es-Senusi

Ahmed es-Senusi'nin soyu Peygamber Efendimiz (sav)in torunu Hz. Hasana kadar uzanmaktadır. 1873'te Cağbub'da doğan Seyyid Ahmed es-Senusi, küçük yaştan itibaren çok güzel bir tahsil ve terbiye görmüş, din ilimlerinde alim olmuştur. Güzel ahlakı ile de kısa zamanda çevresinde geniş ilgi toplayan Ahmed es-Senusi, Kuzey Afrika'da İslam dünyasının birlik ve beraberliğini sağlamak için Senusilik hareketini başlatmıştır. Harekete dahil olanlar öncelikle şahsi ahlak ve inançları bakımından en iyi seviyeye getirilmeye çalışılır, sonra da aynı üstünlüğü etraflarına yaymak üzere faaliyete geçirilirlerdi. Senusilik hareketinin hedefi yalnız Kuzey Afrika değil, bütün İslam dünyasıydı. Müslüman milletlerin sosyal, ekonomik ve kültürel seviyelerinde iyileşme meydana getirerek İslam dünyasını uyandırıp kalkındırmak ve birleştirmek istiyorlardı. Her tarafa yayılan Müslümanlar örnek ekonomik organizasyonlara girişerek, ortak zirai, sınai ve ticari teşebbüsler kurdular. Her yerde okullar açarak örnek bir ahlakın imanlı fertlerini yetiştirdiler. Ahmed es-Senusi, 10 Mart 1933'te vefat etmiştir.

Seyyid Ahmed es-Senusinin söylediği şu sözler, onun siyasi bir dahi olduğunu göstermektedir:

"Bugün İslam milletleri arasında en kuvvetli ve haşmetlisi ve dini vahdet (birlik) ve idare yönünden en ümit vericisi Türk Milleti'dir. Binaenaleyh, bütün İslami harekat ve dayanışmanın kuvvet merkezi Türkiye olmalıdır. Kahraman Türk Milletini bu yakın alaka ve yardıma, dayanışmaya ve bu çok mühim vazifeye ehil kılan birçok tarihi ve stratejik imtiyazlar vardır. Hilafeti temsil etmiş olması, bütün İslam aleminin kalbgahı olan Haremeyn ve civarının hadim ve hamisi olmak şerefine sahip bulunması ve bütün emanat-ı mukaddeseyi (Mukaddes Emanetleri) hala uhdesinde (ülkesinde) mahfuz bulundurması, asırlar boyunca İslam'ın alemdarlığını (bayraktarlığını) yapması ve onu, İlahi bir lütufla her türlü tehlike ve saldırıdan koruması ve nihayet hali hazırdaki tutumun hala ümid verici olması gibi sebepler, bu büyük milleti bugün de İslami hareket ve dayanışmanın ve İslam alemi için, düşünüp çırpındığımız topyekün bir kurtuluşun yegane kuvveti, rehberi ve lideri olmaya sevk etmektedir. Türkiye'nin ve İslam Aleminin kurtuluşu Allah-ü Teala'nın izniyle, ancak Müslüman Türk Milleti sayesinde mümkün olabilir ve böyle olacaktır." [Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın])

( Seyyid Muhammed Raşid Erol

Muhammed Raşid Erol 1930 yılında Siirt'in Baykan ilçesine bağlı Siyanüs köyünde dünyaya gelmiş, ilk eğitimini babasının yanında almıştır. Babası ünlü İslam alimlerinden Gavs-ı Bilvanis Seyyid Abdulhakim el-Hüseynidir. Babasından sonra Güneydoğuda meşhur olan Molla Muhyiddin, Molla Nasır, Molla Ramazan ve Molla Abdulbaki’den Arapça, mantık, hitabet gibi ilimlerin yanında tefsir, hadis ve fıkıh dersleri almıştır.

Seyda Hazretleri, Seyyid Abdulhakim Hüseyin Hocanın oğlu olması nedeniyle ilim öğrenip talebe yetiştirmenin yanında, medrese hizmetleriyle de uğraşmıştır. İslam ahlakına hizmet etmeyi çok severdi. İslam ahlakının bir gereği olarak çok misafirperverdi. Evinde misafirlerine bakacak yardımcılarının olmadığı zamanlarda kendisi bizzat misafirlerine ikramda bulunurdu.

Tebliğ faaliyetlerinde örnek ahlakı, hal ve tavırları çok etkili olmuştur. Sürekli olarak herkesi hak yola davet eden Seyda Hazretleri'nin, yurt içinden ve yurt dışından birçok ziyaretçisi olmuştur. Arkasında çok değerli talebeler bırakan Seyda Hazretleri, 1993 yılında Ankara’da vefat edinceye kadar tebliğ ve irşad hizmetlerine devam etmiştir.

Bu makale,
İlmi Mercek Dergisi [Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın] (Eylül 2006) 28. sayfada yayınlanmıştır.