Peygamberimiz (sav), içinde bulunduğumuz ahir zamanı çok detaylı olarak tarif etmiştir. Ahir zamanın en önemli özelliklerinden biri bu dönemde Müslümanların pek çok zorluk, sıkıntı ve acıyla karşılaşacak olmasıdır. Çünkü bu dönem, Peygamberimiz (sav)'in haber verdiği üzere, dinsizliğin yaygınlaşacağı, materyalist ve Darwinist ideolojilerin yoğun propagandasının yapılacağı, insanların büyük kısmının din ahlakından uzaklaşacağı, samimi olarak iman edenlerin sayıca çok az olacağı, Allah'ın açıkça inkar edileceği (Allah'ı tenzih ederiz), Irak, Afganistan gibi İslam ülkelerinin işgal edileceği, Beytül Makdis'de Müslümanların kuşatma altına alınacağı, pek çok İslam ülkesinde zalim idarecilerin halka zulüm edeceği, tüm dünyayı kargaşa ve terörün kaplayacağı, fitnelerden biri sona ererken diğerinin başlayacağı, masum insanların haksız yere öldürüleceği, kadınların ve çocukların dahi katledileceği, insanların korku ve dehşet içinde olacakları, tüm bunlara rağmen Müslümanların dağınık olacağı bir dönemdir.

Ancak Peygamberimiz (sav), Müslümanları karşılaşacakları bu zorlukları çok detaylı anlatarak uyarırken, bu sıkıntılardan nasıl kurtulabileceklerinin çözümünü de göstermiştir. Ahir zamanda musibetlerin en şiddetlendiği dönemde Yüce Allah Hz. Mehdi (as)'ı göndererek İslam alemini ve tüm insanları her türlü zorluk ve sıkıntıdan kurtaracaktır. Hz. Mehdi (as), Peygamberimiz (sav)'in soyundan, hadislerde ve İslam alimlerinin açıklamalarında haber verildiği üzere Hicri 1400'de yani bu yüzyılda ortaya çıkacak, insanlığı içine düştüğü karanlıklardan aydınlığa ulaştıracak olan mübarek bir zattır. Resulullah (sav), Hz. Mehdi (as)'in fiziksel özelliklerini, nasıl bir mücadele yürüteceğini, nereden çıkacağını, neler yapacağını çok detaylı olarak anlatmıştır. Hatta tüm bu konularda hayret uyandıracak kadar çok detay haber vermiştir. Buna göre, Hz. Mehdi (as), İstanbul'da görev yapacak, Darwinizm ve materyalizme karşı ilmi mücadele yürütecek, insanları din ahlakından uzaklaştıran bu fitneleri tam anlamıyla etkisiz hale getirecek, dağınık olan İslam alemini birleştirerek Türk İslam birliğini tesis edecek, her türlü haksızlığa ve adaletsizliğe son verecek, insanların maddi ve manevi yönden müthiş zenginleşmesine ve gelişmesine vesile olacak, Hz. İsa (as)'la birlikte İslam ahlakını tüm yeryüzüne hakim kılacaktır. Allah'ın Hadi (hidayet veren) sıfatının yeryüzünde tam anlamıyla tecelli ettiği, insanların Allah'ın emrettiği güzel ahlakı mükemmel şekilde yaşadığı, her yeri bolluk ve bereketin kapladığı, mutluluk, neşe ve sevincin hakim olduğu, Asrı Saadet döneminin bir benzerinin tüm dünya çapında yaşanacağı bir döneme vesile olacaktır.

Dolayısıyla bugün İslam aleminin genelinde yaşanan acılar, dünyanın dört bir yanındaki kargaşa ve fitne bu mübarek zatın gelişinin bir habercisi niteliğindedir. Peygamberimiz (sav)'in Hz. Mehdi (as)'ın ortaya çıkış alametleri olarak haber verdiği yüzlerce olayın her biri, Hicri 1400 yılı itibariyle arka arkaya gerçekleşmiştir. Tam Peygamber Efendimiz (sav)'in haber verdiği şekilde Fırat'ın suyu kesilmiş; İran-Irak Savaşı yaşanmış; Kabe'de kanlı baskın olmuş; Ramazan Ayı'nda 15 gün arayla Ay ve Güneş tutulmaları olmuş; Afganistan işgal edilmiş; Irak işgal edilmiş; Bağdat alevlerle kuşatılmış; Halley Kuyruklu Yıldızı çıkmış; Irak'ın Kuveyt'i işgali sırasında petrol kuyularının ateşe verilmesiyle Doğu'dan bir ateş görülmüş; 11 Eylül'de Amerika'daki ikiz kulelerin saldırıya uğramasıyla tozlu, dumanlı, karanlık bir fitne zuhur etmiş; Şam ve Mısır melikleri öldürülmüş; Azerbaycan işgal edilmiş; iki kuyruklu, diğer yıldızların ters yönünde hareket eden Lulin kuyruklu yıldızı görülmüş ve daha bu şekilde yüzlerce alamet tahakkuk etmiştir. Tüm bu yaşananlar Hz. Mehdi (as)'ın çağında olduğumuzun delilidir.
Peygamberimiz (sav) tarafından müjdelenen bu kutlu çağın içinde olup, Hz. Mehdi (as)'ı aramamak, O'nun öncüsü olarak İslam aleminin birliği, beraberliği, kurtuluşu için gayret göstermemek Peygamberimiz (sav)'e tabi olmuş samimi bir Müslüman için kabul edilir bir durum değildir. Tüm İslam alemi Hz. Mehdi (as) çağında olmanın şevki ve heyecanıyla birlik olmalı, Hz. Mehdi (as)'ı arayıp bulmalı, O'nun vesilesiyle dünyanın huzura, barışa ve esenliğe kavuşmasını sağlamalıdır. Unutmamak gerekir ki, Hz. Mehdi (as)'ın zuhuru ve İslam ahlakının yeryüzüne hakim olması Allah'ın takdir ettiği kaderdir. İnsanlar Hz. Mehdi (as)'a destek olsalar da olmasalar da Allah onu başarılı kılacak, küfrün tüm fitnelerini onun vesilesiyle ortadan kaldıracak ve İslam ahlakını hakim edecektir. Dolayısıyla, Hz. Mehdi (as)'ın yardımcılarından olmak için niyet eden, bunun için çaba gösteren, Türk İslam aleminin birlik olmasını isteyen, dünyanın dört bir yanında eziyet gören Müslümanları kurtarmak için fikren mücadele eden herkes aslında kendi nefsi için mücadele etmektedir. Rabbimiz'in Ankebut Suresi'nde buyurduğu gibi, "Kim cehd ederse (çaba gösterirse), yalnızca kendi nefsi için cehd etmiş olur. Şüphesiz Allah, alemlerden müstağnidir." (Ankebut Suresi, 6)