Lanet olsun demek, Allah’ın rahmetinden uzak olsun demektir. Lanet etmek, beddua etmek iyi değildir. Çünkü hadis-i şerifte, “Bir kimse lanet edince, lanet edilen buna müstahak değilse, kendine döner” buyurulmuştur.
Lanet etmek! İbni Mübarek hazretleri, çocuğunu şikâyet edene, “Çocuğa beddua ettin mi?” dedi. O da, ev.
et deyince, “Çocuğun bu hale gelmesine sen sebep oldun!” buyurdu.
Ebûdderdâ hazretleri buyurdu ki: “Herhangi bir kimse, yere lânet okursa, yer ona: ‘İkimizden hangisi Allah’a daha âsi ise, Allah ona lânet etsin!’ der.”
Hazreti Âişe validemiz şöyle anlatır: “Resulullah, Ebubekir Sıddîk’ın bir kölesine lânet okuduğunu duyunca dönüp Hz. Ebubekir’e baktı ve şöyle dedi: “Ey Ebubekir! Hem sıdk, hem lânet edicilik bir arada olur mu? Hayır! Kâbe’nin Rabbine yemin ederim ki olmaz!”
Resulullah efendimiz bu sözünü iki veya üç defa tekrar etti. Bunun üzerine Hz. Ebubekir o gün kölesini âzâd ederek Hz. Peygambere gelip ‘Bir daha böyle yapmayacağım’ dedi.”
Lanet etmek, ister hayvana, ister nebata, ister insana olsun kötüdür. Nitekim Hazreti Peygamber şöyle buyurmuştur:
“Ne Allah’ın lânetiyle, ne gazapla ve ne de cehennemle birbirinize lânet okumayınız.”
Hazreti Peygamber şöyle buyurmuştur: “Lânet edenler, kıyamet gününde ne bir kimseye şefaat edebilirler ve ne de şahid olurlar.”
Huzeyfe bin Yeman şöyle buyurdu: “Birbirlerine lânet okuyan bir kavim, Allah’ın azabına müstahak olur!”
Lanet etmek uygun olmamakla beraber hak edenlere söylemek caizdir. Nitekim âyeti kerimelerde lanetlenilenler olmuştur:
“Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun!” (Araf 44)
“Allah, ikiyüzlü erkek ve kadınlara ve inkârcılara, ebedi kalacakları Cehennem ateşini hazırlamıştır. O, onlara yeter. Allah lanet etsin! Onlara devamlı azap vardır.” (Tevbe 68)
“Bilin ki, Allah’ın laneti zalimlerin üzerinedir!” (Hud 18)
“Yeryüzünde bozgunculuk yapanlara lanet olsun!” (Rad 25)

“Lanet için gönderilmedim!”

Uhud gazasında Resulullah Efendimizin mübarek yüzü yaralanıp, mübarek dişi kırılınca, Eshab-ı kiram çok üzüldüler. “Dua et, Allahü teâlâ, cezalarını versin” dediler. “Lanet etmek için gönderilmedim. Hayır dua etmek için, her mahluka merhamet etmek için gönderildim“ ve “Ya Rabbi, bunlara hidayet et, tanımıyorlar, bilmiyorlar” buyurdu. Düşmanlarını af etti. Lanet etmedi.
Zulmedeni af etmek, hilmin, merhametin ve şecaatin en üstün derecesidir. Kendisine iyilik etmeyene hediye vermek de, ihsanın en üstün derecesidir. Kötülük edene ihsanda bulunmak, insanlığın en yüksek derecesidir. Bu sıfatlar, düşmanı dost yapar.
Peygamber Efendimiz ile yürüyen bir kimse devesine lânet okudu. Bunun üzerine Hazreti Peygamber kendisine şöyle dedi: “Ey Allah’ın kulu! Lanete uğramış bir devenin sırtında olduğun halde bizimle beraber yürüme!”
Şeyh İbn-ül Arabi diyor ki: “Kötülük edene iyilik yapan kimse, nimetlerin şükrünü yapmış olur. İyilik edene kötülük yapan kimse, küfran-ı nimet etmiş olur.”
Hakkını alandan, yalnız hakkını geri almak, fazlasını almamak, (intisar) olur. Af etmek, adaletin yüksek derecesi, intisar ise, aşağı derecesidir. Adalet, salihlerin en yüksek derecesidir. Af etmek, bazen zalimlere karşı aczi gösterebilir. Zulmün artmasına sebep olabilir. İntisar, her zaman zulmün azalmasına, hatta yok olmasına sebep olur. Böyle zamanlarda, intisar etmek, af etmekten daha efdal, daha sevap olur. Kişi yakınlarına, çocuklarına beddua etmekten, lanetlemekten her zaman kaçınmalıdır.
Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
“Bir babanın duası, ilahi hicaba erişir ve bu hicabı da aşar.”
“Ana-babanın çocuğuna ve mazlumun zalime olan bedduaları, red olmaz.”
“Kendinize, malınıza ve çoluk çocuğunuza beddua etmeyin! Duaların kabul olduğu bir saate rastlar da bedduanız kabul olur.”

Kimlere lanet edilir!

İmam-ı Gazali hazretleri buyurdu ki: Laneti hak eden kötü kimselere genel olarak lanet etmek caizdir. Fakat bunun da şartları vardır. Bu şartlardan birisi “Allah’ın laneti, Yahudilerin, Hristiyanların, Mecusilerin, zanilerin, zâlimlerin, din düşmanlarının üzerine olsun demek gibi isim bildirmeden genel olarak söylemek.
Kafir de olsa belli şahıslara lanet ederken dikkatli olmak lazımdır. Burada ancak şer’an lanet etmenin caiz olduğu insana lanet okumak caizdir. “Allah, Firavun’a ve Ebû Cehil’e lanet etsin” gibi. Çünkü bu kimseler küfür üzerinde ölmüşler ve bu durum kesin bilinmektedir.
Yaşayan Yahudi ve Hristiyan kimseye lanet etmek caiz değildir. Çünkü bu sözde tehlike vardır. Bunun dönüp Müslüman olma ve Allah nezdinde Müslüman olarak ölme ihtimali vardır. O halde onun mel’un olduğuna hükmedilemez. Önemli olan sondur. Bunun için lanet etmekten kaçınmalıdır. Ayrıca kâfir lanetlenmediği için lanetlemeyene bir vebal yoktur.
Küfür üzerinde öldüğü kesin bilinen bir kimseye lanet okumak caizdir. Fakat Müslüman bir yakınına eziyet vermemek şartıyla. Eğer bir Müslüman akrabası rahatsız oluyorsa caiz olmaz. Peygamber aleyhisselam Tâif’e giderken bir kabrin yanından geçti ve kime ait olduğunu Hz. Ebu Bekir Sıddîk’tan sordu. O da, ‘Bu kabir, Allah’a ve Hz. Peygambere âsi olan Said bin Âs’ın kabridir’ dedi. Bu söz üzerine Amr bin Said üzüldü. Bu kimse ayrıldıktan sonra Resulullah Hz. Ebu Bekir’e, “Ey Ebu Bekir! Kâfirlerden bahsettiğiniz zaman umumî bir şekilde bahsediniz. Çünkü isim zikrettiğiniz zaman evlâtlar babaları için kızarlar” buyurdu.
İbni Ömer hazretleri şöyle demiştir: “Allah nezdinde insanların en sevimsizi, halka ta’n eden (kötüleyen, küfreden) ve lânet okuyanlardır.”
Bir insanın aleyhinde beddua etmek de mesuliyet bakımından lanete yakındır. Hatta zâlimin aleyhinde beddua etmek bile böyledir. İnsanın meselâ, “Allah ona sıhhat vermesin”, “Allah ona selâmet vermesin” demesi ve benzeri sözler gibi. Çünkü böyle söylemek kötüdür.