Gelirim ey dost....


Gelirim ey dost;
ayaklarım kanasa da dikenlerden dar kafeslerden kurtulup kırıp zincirlerimi yine Sana gelirim.
Gelmesem Sana Sensizlikten yok olurum.
Yolunda ölmek için Seni ararken Sende tükenmek için gelirim.
Yalınayak başı açık dosta kavuşmanın hayaliyle çıktım yola. 'Gül'e doğru savurdu rüzgâr beni.
Dağın bağrındaki ateşten kâinatı ısıtan güneşten sordum gül diyarını.
"Güllerin Efendisi'nden destur almak için ne lâzım." dedim. O'nun adını duyunca; dile geldi dağlar ve taşlar tebessüm etti güneş.
Hepsi bir ağızda "Teri gül kokan Gül Sultanı'ndan kabul görmek için seher kapılarının önünde kul olasın bel kırıp boyun burasın. Hakk'a yönelip el pençe divan durasın." dediler.
Sonra "İnsan olana saygı duyasın kırık gönüllerde tahtlar kurasın yaralı gönüllere muhabbetinle merhem olasın." diye nasihatte bulundular.
"Hakk'ın sadık dostuna hidayetin güneşine inayetin gözbebeğine rahmetin timsaline
rububiyet saltanatının dellâlına kâinatın muallimine Habib-i Zîşan'a
ve O'nun âline ve ashabına milyon kere salât ve selâm olsun." dediler.

alıntı