Âlemlere Rahmettir Efendimiz…



u Zülcelâl ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “(Ey Muhammed!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik!” (Enbiya; 107)

u Zülcelâl Hz. Peygamber sallu aleyhi ve sellemi on sekiz bin âleme rahmet olarak göndermiştir. İnsanların zulmetten, küfürden; iman, nur ve aydınlığa çıkmasına sebep olan zat, Hz. Muhammed sallu aleyhi ve sellemdir.
Bir gün, Hz. Ömer radıyu anh ağlayarak, Hz. Peygamber sallu aleyhi ve sellemin üzerine salâvat getiriyordu. Yanında bulunanlar:

— Ya Emirelmüminin, niçin hem ağlıyor hem de salâvat getiriyorsun? Dediler. Hz. Ömer radıyu anhu şöyle cevap verdi:
— Nasıl ağlamayayım, nasıl salâvat getirmeyeyim! Ömer öyle bir kişiydi ki kendi kızını diri diri toprağa gömüyordu. Kabri kazarken, o masum kız çocuğu benim yüzüme gelen toprakları siliyordu. O öyle şefkat ve merhamet sahibiyken, benim kalbim de o kadar katı ve zulmetle dolu idi. Şimdi ise Ömer, bir karıncaya bile basmaya cüret edemiyor. Kalbimin bu hale gelmesi Hz. Peygamber sallu aleyhi ve sellem vasıtasıyla oldu. Ona nasıl salâvat getirmeyeyim, nasıl ağlamayayım.

Hz. Ömer radıyu anh: “Diri diri gömülen kıza sorulduğunda, hangi suçtan öldürüldü diye…” (Tekvir; 8–9) ayetini okuduğu zaman bayılırdı. Cemaatten birkaç kişi onu evine cenaze şeklinde getirirdi.

Anlatıldığına göre, Ebu Leheb'in bir cariyesi vardı. Hz. Peygamber sallu aleyhi ve sellem dünyaya geldiği zaman cariyesi, “Senin kardeşinin bir oğlu oldu” diye ona müjde verince, u Zülcelâl kardeşine bir oğul verdiği için sevindi ve cariyesine:
— Seni azat ettim, dedi. Ebu Leheb ölünce, onu rüyada gördüler ve:
— Senin durumun nasıldır? Dediler. Onlara:

— Halim cehennemde azap çekmektir. Yalnız her hafta, pazarı pazartesiye bağlayan gece, Hz. Peygamber sallu aleyhi ve sellemin doğumuna sevinip cariyemi azat ettiğimden dolayı, azabım hafifliyor.”
Bakınız, aleyhinde nice ayetler nazil olan bir kimse, Hz. Peygamber sallu aleyhi vesellemin doğumuna sevinip: “Cariyemi azat ettiğimden dolayı azabım hafifliyor.” demektedir. Bakınız, hakkında birçok ayet nazil olmuş ve azaba müstahak olmuş olan bu kimse, Hz. Peygamber sallu aleyhi ve sellemin doğumuna sevinince, üzerindeki azap hafifliyor da mümin olan bir kimse ona sevinince, nasıl sevap kazanmaz, günahları nasıl af olmaz?

Günahkârların ümidi

Hz. Peygamber sallu aleyhi vesellem, dünyadayken bizlere rahmet vesilesi olduğu gibi ahirette de şefaatçi olacaktır inşa.

Nitekim u Zülcelâl, ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: ‘Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüt namazı kıl ki Rabbin seni Makam-ı Mahmud’a ulaştırsın.’ (İsra; 79)
Makamı Mahmud; ahirette Hz. Peygamber'e verilecek olan, “övülen makam”. Bu makam onun önce bütün insanlara umumî; sonra da kendi ümmetine hususi surette şefaat edeceği makamın adıdır. (Suyûtî, el-Hasaîsu'l-Kübra, Beyrut 1405/1985, II, 378 ).

İmam Taberî'nin rivayet ettiği bir Hadiste Hz. Peygamber, “Makam-ı Mahmud ümmetime şefaat edeceğim bir makamdır” buyurmuştur. İmam Tirmizî'den gelen bir rivayette de Hz. Peygamber'e Makam-ı Mahmud sorulmuş; “O şefaattir” cevabını vermiştir. Şefaat ise Kadı İyaz'ın ifadesine göre ya hesabı kolaylaştırıp kulun affını veya derecesinin yükselmesini sağlamaktır.
Ayet-i kerimeden de anlaşılacağı gibi u Zülcelâl, Hz. Peygamber sallu aleyhi veselleme büyük şefaat yetkisi ve övülecek bir makam verecektir, inşa.





Ebu Akil oğlu Abdurrahman radıyu anhu şöyle anlatmıştır: “Bir heyetle Resulullaha gitmek üzere çıktım. Kapısına varınca develerimizi çökerttik. Hz. Peygamber sallu aleyhi vesellemin yanına girerken, dünyada en sevmediğimiz kimse o idi. Fakat yanından çıkarken (İslam’la şereflendikten sonra) yanına gelenlerin içinde onu en çok seven biz olmuştuk. Bir ara bizden biri:

— Ya Resulellah! Rabbinden Süleyman Peygamberin saltanatı gibi bir saltanat istemedin mi? deyince, güldü ve daha sonra:
— Umarım ki Peygamberinize verilen, katında Süleyman Peygamberin saltanatından daha üstündür. gönderdiği her Peygamberin duasını kabul etti. Onlardan bir kısmı dünyada dua etti, istediği verildi. Bazıları iman etmeyen asi kavmine beddua etti, helak oldular, benim de dileğimi kabul etti, ben ahirete bıraktım, kıyamet günü Rabbim katında ümmetime şefaat edeceğim.” (Taberani, Bezzar)

Enes radıyu anhdan rivayetle, Hz. Peygamber sallu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: “Kıyamet gününde sırat köprüsünün başında durur, ümmetimin geçmesini beklerim. O sırada İsa (aleyhisselam) gelerek:

— Ya Muhammed! İşte bütün Peygamberler sana ricaya geldiler. 'ın ümmetleri -amellerine göre- ayırıp dilediği yere göndermesini, onların mahşerin öldürücü sıkıntısından kurtarmasını istiyorlar, der.

O gün insanlar gırtlaklarına kadar tere gömülürler. Müminlere serin bir hava olurken, kâfirleri tamamen öldürücü sıkıntılar kaplar. İsa'ya: “Ya İsa! Ben gelinceye kadar bekle!” Der giderim. Arş-ı âlâ'nın altına varınca, hiç bir meleğin ve hiçbir Peygamberin görmediği şeylerle karşılaşırım. O sırada , Cebrail'e vahiy ederek (emir vererek): “Git Muhammed'e söyle; Başını secdeden kaldır. Dilediğini iste. İstediklerine şefaat et. Şefaatin kabul olunacaktır.” buyurur.

O zaman ümmetime şefaat ederim. Önce (şefaate hak kazananlardan) her doksan dokuz kişiden bir kişiyi kurtarırım. Rabbime yalvarmaya devam ederim.

Hatta Rabbim bana: “Ümmetinden bir gün dahi gönülden ‘Lâ ilâhe ill’ deyip o imanla ölenleri dahi şefaatinle cennete koy!’ diyinceye, kadar yerimden kalkmam.” (Ahmed bin Hanbel)

Kimlere şefaat edilecek?

Resulü aleyhissalatu vesselam başka bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: “Şefaatim ümmetimden büyük günah işleyenleredir.” (Ebu Davud, Bezzar, Taberani, İbn Hıbban, Beyhaki)

Hatta bazılarına göre, büyük günah sahiplerine Hz. Resulullah Efendimiz, küçük günah sahiplerine de melekler şefaat edecektir.
Hz. Peygamber'in şefaatleri; bir kısmını hesapsız cennete koymak için bir kısmı cehennemi hak ettiği halde girmemesi için diğer bir kısmının da cezasını tamamlamadan cehennemden çıkması için diğer bir kısmının da cennette yüksek derece alması için bir diğerine de katında daha üstün derece kazandırmak için şefaat eder.

Görüyorsunuz ki Hz. Peygamber sallu aleyhi vesellem hem bu dünyada ve hem de ahirette bizim için kurtarıcı ve şefaatçi olacaktır. Ama bizim de âlemlere rahmet olarak gönderilmiş olan Hz. Peygamber (sav)'in şefaatine layık olabilmek için onun yolundan gitmek ve onun ahlakı ile ahlaklanmamız lazımdır. Bu mevzuda elimizden gelen gayreti göstermemiz lazımdır.
u Zülcelâl, hepimizi Hz. Peygamber sallu aleyhi ve selemin şefaatine nail eylesin. (Âmin)
Gülistan dergisi