Resulullah Efendimizin yaptığı umreler

Abdullah b. Abbas (R.A.) ve Enes b. Malik (R.A.)'den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz dört umre yapmıştır. Veda haccı ile birlikte olan dışında, hepsi de Zilkade ayında olmuştur. Bu dört umre şunlardır:
1- Hicretin altıncı senesi Hudeybiye'den yapılan umre: Gerçi bunda umre için niyet edilip ihrama girildiği halde, Mekke müşriklerinin izin vermemesi yüzünden tavaf ve sa'y yapılmamıştır, ama kurban kesilmiş, tıraş olunmuş ve ihramdan çıkılmıştır. Bu sebeple bu da bir umre kabul edilmiştir. Bu umre, Hudeybiye sulh anlaşması gereğince ertesi yıla bırakılmıştır.
2- Hudeybiye sulh anlaşması gereğine ertesi yıl yani hicretin yedinci senesi yapılan umre, Umretu'l-kaza. Buna Umretül-kazıyye ve Umretüs-sulh adları da verilir.
3- Huneyn ganimetlerinin taksim edildiği yer olan Ci'râne'den yaptığı umre. Bkz. "Ya Rabbi! Ben Senin rızan için ZİYARET yapmak istiyorum" isimli eserimiz.
4- Veda haccı sırasında Hacc-ı kıranla yaptığı umre. İşte bu umresi zilhicce ayında olmuştur. (Buhari; Megazi:33; No:3917; 4/1525, Müslim; Hac: 35; No:217; 2/916, Ebû Davud; Menasik: 80; No:1994; 1/610, Tirmizi; Hac: 6; No:816; 2/221, İbn-i Mace; Menasik: 50)
Mahremsiz umreye gitmek
Şer'an seferi bir mesafede ikamet eden kadınlar, ister genç, ister yaşlı olsunlar, umreye gidebilmeleri için yanlarında eşleri veya fâsık olmayan akıllı, bülûğ çağına ermiş veya yaklaşmış mahremlerinden yani aralarında evlilik caiz olmayan babası, oğlu, kardeşi, amcası, dayısı, yeğeni, sütoğlu, damadı... gibi yakınlarından birinin bulunması gerekir. Şer'an seferi bir mesafede ikamet eden bir kadın, yanında kocası ya da böyle bir mahremi olmadan umreye gidemez. Günümüzde yaygın fesad sebebiyle, kadın süt erkek kardeşiyle yolculuk yapamaz. Çünkü genç sıhrî hısımlarda olduğu gibi, süt hısımıyla halvet yani başbaşa kalmak mekrûhtur.
Esasen kadın, yanında mahremi olmadıkça, ne olursa olsun şer'an seferi olan bir mesafeye gidemez. Kadınların mahremsiz şer'an seferi olan bir mesafeye veya hacca-umreye gidememesi, kadına karşı bir suizan değil, kadının itibarını korumaya yönelik ihtiyatî bir hükümdür. Çünkü Abdullah b. Ömer (R.A.)'den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V) Efendimiz:
"ALLAH Teâlâ'ya ve ahiret gününe iman eden hiç bir kadına, yanında mahremi olmaksızın üç gecelik yani seferi olan bir yere sefer etmek helâl değildir." (Müslim; Hac:74; No:1338; 2/975, Buhari, Taksiru's-Salat:4, Mescid-ü Mekke:6, Sayd:26, Savm:27; Ebû Davud, Menasik:2; Tirmizi, Reda:15, İbn-i Mace, Menasik:7) buyurmuşlardır.
Ebu Saidi'l-Hudri (R.A.)'den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V) Efendimiz:
"ALLAH Teâlâ'ya ve ahiret gününe iman eden hiç bir kadına yanında babası, oğlu, kocası, erkek kardeşi veya başka bir mahremi olmaksızın üç günlük veya daha fazla yani seferi olan bir yere sefer etmek helâl değildir." (Müslim; Hac; 74; No:1340; 2/977; Ebû Davud; Menasik:2; No:1723;1/538) buyurmuşlardır.
Şimdi bu hadis-i şerifler varken ve zaruri bir sebeb yokken: "Kadının yanında mahremi veya kocasının bulunmasının şart koşulması da kadının güvenliğinin sağlanması amacına yöneliktir." gibi bir değerlendirme yaparak: "Bu itibarla diğer şartları taşıyan müslüman bir kadın; can, mal ve namus güvenliği sağlandığı takdirde yanında kocası veya mahremi bulunma şartı aranmadan umreye gidebilir." görüşünü kabullenmek mümkün değildir. Hele hele zamanımızda...
Çünkü yolculuğun her devirde kendine mahsus sıkıntı ve tehlikeleri bulunmaktadır. Bu nedenle kadınların, şer'an seferî olan mesafelere yanlarında kocaları veya mahremlerinden biriyle birlikte çıkmaları gerekir. Umre, şer'an seferî olan yolculuğu gerektiren bir ibadettir. Kadının tek başına bu yolculuğa çıkması bazı olumsuz sonuçlar doğurabilir. Bunlar da zaman zaman görülmektedir.
Değil yolculukta, umreyi yaparken bile olabilecek izdihamdan kadını kurta-racak bir mahremin koruyuculuğuna şiddetle ihtiyaç vardır. Böyle zamanlarda mahreminin kendini bizzat koruması, elinden tutması gerekmektedir. Mahremi bulunmayanlar ise namahremlerin elini tutmak ve buna benzer haramlar işlemek suretiyle günah işlemiş olurlar. Bu da dinimizde haramdır. Umre yapıp sevap kazanayım derken günah işlenmemelidir. Hacca, umreye mahremsiz giden hanımlar, çoğu zaman sefil ve perişan olmaktadırlar.
Kadını umreye götürecek olan mahremin yol ve nafaka masrafları kadın tarafından ödenir. Mahremi bulunup masraflarını karşılayabilecek durumda olan kadına umre sünnet olur. Kocası izin vermese, umre sünnet olmaz, gidemez.
Bu bakımdan kadın zengin de olsa, yanında kocası veya bir mahremi olmaksızın, Mekke-i Mükerremeye sefer mesafesi veya daha uzak yerden gelerek umre yapması caiz değildir. Kadın ne kadar yaşlı olursa olsun, bu hüküm değişmez.
Kadının yanında kocası veya bir mahreminin bulunması şartı, umrenin sahih olma şartlarından olmadığı için, kadının yanında kocası veya bir mahremi olmaksızın, tek başına veya diğer kadınlar arasına katılıp yaptığı umre, tahrîmen mekrûh olmakla birlikte sahih olur. Bir kadının, kocası veya bir mahremi yoksa, umreye gidebilmesi için evlenmesi gerekmez.