Alemlere rahmet Hazreti Muhammed s.a.v - 1

Yağmurun adı Kur'an'da rahmettir. (Araf suresi: 7/57, Furkan suresi: 25/48)
Sevgili peygamberimiz, Kur'an'a göre "Alemlere rahmettir" (Enbiya suresi: 21/107)
Kur'an ayetleri de rahmet olarak indirilmiş. (İsra suresi: 17/82)
Yağmur, yağarken "Ben akrebin üzerine yağmam, bülbülün üzerine yağarım" demez.
Yağmur yağar, güle de dikene de, yılana da, serçeye de rahmet olur.
Tabiat yeşerir, yeşerenler meyveye döner.
Rahmet peygamberi de insanlığın üzerine rahmet gibi yağmış.
Ebubekir'le, Ebucehil arasında ayırım yapmadan yağmış ama birinin doğruluğunu artırmış ve "Sıddık" olmuş öbürünün kinini artırmış "Cehalet babası" olmuş.
Kur'an ayetleri indirilmiş ve binlerin, milyonların, milyarların gönlünde İman ışığı olarak parlamış ve küfrün karanlığını boğmuş.
Gönül kandilimiz, Sevgili peygamberimiz, Hazreti Adem'le başlayan peygamberlik silsilesinin son halkası olduğunu söylemiş ve iyiliğin, güzelliğin devamlılığına dikkatimizi çekmiş.
Bu İslam yolunun yeni bir yol olmadığını, İbrahim aleyhisselamın gittiği yol olduğunu, önden gelen peygamberlerin bu yoldan gittiğini ve bizim de "Milleti İbrahim'e" tabi olmamız gerektiğini öğretmiş.
Yahudi ve Hıristiyanların, hazreti İbrahim'in oğlu olan İshak aleyhisselamdan geldiğini, Sevgili peygamberimizin İsmail aleyhisselam soyundan geldiğini dinimiz bize bildirerek Yahudi ve Hıristiyanlarla amcaoğlu olduğumuzu, bütün insanlığın hazreti Adem ve Hazreti Nuh neslinden olduğundan bütün insanlarla kardeş olduğumuzu hatırlatır ve ırk kavgalarının anlamsız olduğunu vurgular.
Ot bitmez, kuş ötmez, kervan geçmez bir yerde, Mekke kum denizinde Abdullah ve Amine'den dünyaya gelen sevgili peygamberimizin hayatı bize umut verir.
En zor zamanlarımız bile sevgili peygamberimizin zamanlarından daha bolluktadır.
Yağmurların yağdığı, mahsullerin bol olduğu, üç aylık yolların üç saatte uçaklarla yapıldığı bu zamanda şartlarımızın kısıtlılığından şikayet, cepheden kaçmanın bir başka şeklidir.
12 Rabi'ül Evvel 571'de pazartesi günü doğan, ana karnında iken babasını, altı yaşında annesini kaybeden sevgili peygamberimizin bu durumu işleri hep evirip çevirenin Allah olduğunu bize işaret eder.
Anadan ve babadan yetim birinin ne yapabileceğini düşünün ve Allah'ın izniyle yaptıklarını hatırlayın da kendi durumunuzdan vazifesizlik çıkarmayın.
Peygamber Efendimiz, Peygamberliğinin öncesinde ve sonrasında kimseye yük olmamıştır. Maddi yönden de yük olmamıştır. Çocukluğunda Mekkelilerin koyunlarını güderdi büyüyünce ticarete atıldı. Zaten evlenmesine vesile olan şeylerden biri de ticarettir. Hz. Hatice validemizle bir ticari anlaşma yapmışlar ve bu münasebetlerin neticesinde evlenmişlerdir.
Peygamberliğini ekmek kapısı yapmamış kendi elinin emeğini yediği gibi ihtiyaç sahiplerine de yardım elini uzatmış.
Çağdaş dünyamızda devletin bir yerinden tutabilenlerin sülalesi zengin olurken sevgili peygamberimiz vefat ettiğinde bir buçuk milyon metre karelik bir devlet bırakırken miras olarak birkaç kapkacak olan ev eşyasından başka bir şey bırakmamış ve "Biz Peygamberler topluluğu, bir dinar veya dirhem miras bırakmayız," buyurmuş. (Ahmet, Müsned: 2/463.)