Örnek bir eş Hazreti Muhammed s.a.v

Günümüz dünyasında siyasete atılıp devlet başkanı olmak isteyenlerin aile hayatını da kamuoyunun gözleri önüne sererler. Yani bir aileyi idare edemeyen bir adamın bir ülkeyi idare edemeyeceği kanaati vardır.Onun için kendine güvenen siyasiler, eşlerini de beraberlerinde getirirler siyaset sahasına. Peygamber Efendimiz, peygamber olmadan önce 15 sene Hz. Hatice validemiz ile beraber evli kalmış, peygamberlik verildikten sonra 12 yıl beraber mutlu bir hayat yaşamışlar, toplam 27 yıl birlikte olmuşlar.
Örnek bir aile yaşamı vermişlerdir. Bugün bile Türkiye'de yapılan nikah dualarında damat ile geline "Allahım, Muhammed aleyhisselam ile Hazreti Hatice validemizin ülfetini, muhabbetini bu evlenenlere de ver" diye dua edilir.
Sevgili peygamberimizin siretini/hayatını okurken bilgi edinmek için değil, örnek almak için okuyacağız ve 27 yılda eşine bir tokat vurmayan peygamberimizi izlemek için okuyacağız.
Kırk yaşında iken Hıra dağının tepesindeki mağarada inzivada iken kendisine Cebrail aleyhisselamın gelerek "Yaratan Rabbinin adıyla oku. İnsanı bir alak'tan yarattı. Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir. O kalemle/kalemi öğretendir. İnsana bilmediğini öğretti. (Kur'an-ı Kerim Alak suresi: 1-5) ayetini indirmesi insanlığın ancak ilimle kurtarılacağının işaretidir.
İlk Müslüman olanların kadınlardan Hz. Hatice, çocuklardan Hz. Ali, zenginlerden Hz. Ebu Bekir, kölelerden Hz. Zeyd olması insanlığın her kesiminin aynı değerde olduğunun bir işaretidir.
İlk nazil olan Alak suresinin beş ayetini Mekke insanına duyurmuş. Bütün insanların spermden yaratıldığını bildirmiş, makam, zenginlik, ırk veya rengin üstünlük sebebi olamayacağına ilk ayetler dikkat çekmiş.
Kendi kölesini hemen özgür kılmış ve ona kardeşi gibi davranmış. Zaten dinde kardeş olduğunu bildirmiş.
"Biz insanı en güzel kıvamda yarattık." (Tin 4)
"Muhakkak biz, Ademoğullarını değerli kıldık. Karada ve denizde onları taşıdık. Onlara güzel rızklar verdik. Yarattıklarımızın birçoğu üzerine üstün kıldık." (İsra 70)
Ayetlerini okumuş. Bu ayetleri "Hepiniz Adem'densiniz, Adem de topraktandır. Arabın, Arap olmayana üstünlüğü yoktur" diyerek tefsir etmiş.
En önemlisi de Ebu Cehil'in "köledir" diyerek değer vermediği Bilal-i Habeş'iyle yan yana oturmuş, aynı sofradan yemek yemiş,
"Elinizin altındakilere yediğinizden yediriniz, giydiğinizden giydiriniz, güçlerinin yetmediği yükü yüklemeyiniz" (Buhari, Sahih, Itk 15) buyurmuş ve piyasaya alışmış, sosyalleşen bu köleleri azad etmeyi teşvik etmiş, kendisi 63 tane köleyi satın alıp özgürlüğüne kavuşturmuş.
Ben bu yazımda sizlere o rahmet peygamberinin hayat kronolojisini vermek ve siret kitaplarının bahsettiği gibi yalnız Bedir, Uhud, Hendek gibi harplerinden bahsetmeyeceğim.
Bütün harplerinin zamanını toplasanız üç ayı geçmiyor.
23 yıl peygamberlik görevini yerine getiren, bedevileri medeni yapan, insan kanıyla yaşayan vahşilere örnek bir hayat sunan sevgili peygamberimizin birkaç konuda söylediklerini vermeye çalışacağım.
Günümüzde siyasilerimizin belirli makamlara gelebilmeleri için en yakın dostlarını sattıkları, "Dost veya düşmanımız yoktur, çıkarlarımız vardır" dedikleri bir ortamda Mekke parlamentosunun üyeleri kendisine "Seni devlet başkanı yapalım, dilersen en güzel kadınlarla evlendirelim veya şehrin en zengini sen ol" dediklerinde "Vallahi, eğer güneşi sağ elime, ay'ı sol elime koysalar ben bu İslâm davetini, Allah onu izhar (açıklayıp üstün getirinceye) edinceye kadar veya ben bu yolda yok oluncaya kadar terk etmem" demiştir. (Beyhaki, Delail-un-Nübüvve 2/187, ibni Hişam, sire 1/266)
Su, ölü toprakları dirilttiği gibi, Kur'an ayetleri de ölü ruhları diriltir. Gökyüzünden yağan yağmurlar, yağarken gül ile diken, bülbül ile akrep arasında ayırım yapmadan yağdığı ve hepsine rahmet olduğu gibi, Kur'an ayetleri de Mü'min ve Kafir üzerine yağarsa her ikisine de rahmet olur.
Sevgili rahmet peygamberimiz dünyanın en bedevi insanlarını eğitim yoluyla en medeni hale getirmiş. Medine'de kurduğu on yıllık devleti bir buçuk milyon kilometre kare toprak fethetmiş ve harp meydanlarında ölenlerin sayısı iki taraftan iki yüz elliyi geçmemiş. (Bak, Prof. Dr. Muhammet Hamidullah, Hz. Peygamberin Savaşları, sayfa:11, Dr. Salih Tuğ çevirisi, Yağmur yayınları, İst.1962)