Peygamberimizin Cebrail'i Yaratıldığı Surette Görmesi


Ahmed, îbn-i Ebû Hatim ve Ebû'ş-Şeyh îbn-i Mes'ûd'dan rivayet ediyorlar. O şöyle diyor: "Peygamber (s.a.v.) Cebrail (a.s.)'ı yaratıldığı şekil ve surette iki defa görmüştür. Bunlardan birincisi: Peygamberimiz ona, kendisini yaratıldığı şekilde göstermesini istemişti de o da göstermişti ve bütün ufku kaplamıştı. Diğeri ise: îsrâ Gecesinde Sidre-i Müntehâ yanında olmuştur." '
Yine Ahmed'in tek başına Ibn-i Mes'ud'dan rivayeti de şöyledir: "Peygamber Efendimiz Cebrail'i yaratıldığı şekilde gördüğü zaman, ona altı yüz kanadı ile ve bütün ufku kapatmış bir vaziyette ve her bir kanadından renk renk inci ve yakutların döküldüğü bir şekilde görmüştür. Ki bunların çeşit, renk ve miktarını ancak Allah bilirdi."
Yine Ahmed ve Taberâni'nin îbn-i Abbas'tan bir rivayeti var. O şöyle diyor: "Peygamber Efendimiz Cebrail'e kendisini göstermesini istediği zaman, "Allah'a bu hususta dua et!" cevabını almıştı. Peygamberimiz de dua etmişti. Derken doğu ufkundan bir karaltı yükselip yayılmaya ve bütün ufku kaplamağa başladı."
Buhari ve Müslim Aişe'den şöyle rivayet ederler: "Peygamber Efendimiz Cebrail'i yaratıldığı şekil ve surette ancak iki defa görmüştür. Onu, semâdan yere inerken ve bütün semâ ile arz arasını doldurmuş bir vaziyette görmüştür. Çünkü Cebrail, çok büyük olarak yaratılmıştır."
îmam-ı Ahmed'in Aişe'den rivayetinde ise, o bunu, Peygamberimi­zin ağzından naklen şöyle ifâde etmiştir: "Peygamberimiz buyurdu: "Ben Cebrail'i gökten yere iner bir vaziyette ve arz ile semâyı tamamen, doldurmuş bir şekilde gördüm. Üzerinde ise inci ve yakutlarla süslenmiş ince ve has ipekten bir elbise vardı."
Ebu'ş-Şeyh'in rivayetinde ise Aişe şöyle demektedir: Peygamberi­miz buyurdu: "Ben, Cebrail'e: "Seni yaratıldığın şekilde görmek istiyorum" dedim. Cebrail de kanatlarından birini açıverdi. Semânın ufkunu tamamen kapladı. O kadar ki, semadan hiç bir şey görünmüyordu."
Ebu'ş-Şeyh'in bir rivayetinde îbn-i Mes'ud demiş ki: "Peygamber Efendimiz Cebrail'i gördüğü zaman, Onun üzerinde yeşil renkte bir elbise vardı ve O, yerle gök arasını tamamen kaplamış idi."
Yine Ibjı-i Mes'ud'dan Ebu'ş-Şeyh'in ve îbn-i Merdüye'nin rivayetleri de şu mealdedir: "Peygamber Efendimiz Sidre-i Müntehâ'da Cebrail'i iki ayağını Sidre üzerine -atmış bir vaziyette ve üzerinde bitki üzerindeki çığ dâneleri gibi, inciler dizlln+iş bir şekilde görmüştür."
Yine Ebû'ş-Şeyh'in rivayetine göre, Şüreyh bin Ubeyd'in bu husus­taki sözü de şu mealdedir: "Peygamber (s.a.v.) Efendimiz semaya çıktık­ları zaman Cebrail'i yaratıdığı şekilde gördü. Cebrail'in kanatlarında bir nûr gibi parlayan zeberced, inci ve yakutlar vardı. Kendileri bu hususta buyurmuştur'ki: "Cebrail o kadar büyüktü ki, sanıyorum sadece iki gözü arası bütün ufku kaplamıştı. Ben onu, daha önceleri muhtelif şekillerde görüyordum. En fazla olarak da onu Dıhyetü'l-Kelbi sûresinde görmüştüm. Zaman zaman da onu, bir kimsenin arkadaşını tül perde, arkasından görmesi gibi görüyordum."
îbn-i Sa'd ve Nesai sahih bir sened ile îbn-i Ömer'den şöyle rivayet eder: "Cebrail (a.s.) Peygamber Efendimiz'e Dıyhe el-Keîbi suretinde gelirdi."
Taberâni'nin Enes'ten rivayetinde ise şöyle denilmiştir: "Peygamber Sfedimiz buyurdular ki: "Cebrail hana, Dıhye el-Kelbi suretinde geliyordu. Dıkye, yaratılışı güzel bir adamdı."
El-Uceli'nin tarihinde Uuâııe bin Hakemden naklen: "İnsanların en güzeli; vahiy meleği olan Cebrail kimin suretinde gelir idiyse işte. odur" diye kaydedilmiştir." [4]